×

Nós usamos os cookies para ajudar a melhorar o LingQ. Ao visitar o site, você concorda com a nossa política de cookies.

Inscreva-se gratuitamente
image

TEDx Turkey, Deneyimsiz Eleman Aranıyor. | Armağan Çağlayan | TEDxBursa

Deneyimsiz Eleman Aranıyor. | Armağan Çağlayan | TEDxBursa

Çeviri: Sessenol Projesi Gözden geçirme: Figen Ergürbüz

Öncelikle hoş geldiniz.

Ben yasakları delmek için varım.

(Alkışlar)

Bursa'da bir Tedx konuşması bana teklif edildiğinde,

ne hakkında konuşayım diye düşündüm uzun süre.

Sonra dediler ki bu yılın konusu deneyim.

Ben de o sırada Kanal D'ye henüz Genel Müdür yardımcısı olmuştum.

Oturdum 2 gün düşündüm ve dedim ki;

ben şöyle bir başlığı olan bir konuşma yapmak istiyorum;

"Deneyimsiz eleman aranıyor."

(Alkışlar)

Herhâlde aranızda bugüne kadar iş başvurusu yapmış olanlar vardır.

Görebilir miyim iş başvurusu yapanları?

Şahane, peki iş başvurusundan ret cevabı alanları görebilir miyim?

Bayağı iyi.

Peki deneyimsizlik sebebiyle ret cevabı alanları görebilir miyim?

Oysa bana gelseydiniz hepinizi işe alırdım.

(Gülüşmeler) (Alkışlar)

Çünkü ben,

deneyimli insanların kendilerine bir konfor alanı yarattıklarını düşünüyorum.

Ayrıca çok fazla kibirli olduklarını düşünüyorum.

Ayrıca yeniliklere açık olmadıklarını düşünüyorum.

(Alkışlar)

Bunu nereden biliyorum kendimden.

(Gülüşmeler)

Ama sadece kendimden değil.

Burada mutlaka işverenler vardır.

Bir onları da görebilir miyim?

Bakın bunların hepsi kendi popolarını sağlama almak için

kendilerine konfor alanı yaratmış insanlardır.

Net.

O kadar net ki ben de öyleyim, kendimden biliyorum.

Ama deneyimsiz insanlar;

yeniliklere açıktır, cesurdur, yenilikçidir. Mesela kendi hayatımdan örnek vereyim yeniliklere açık olmakla ilgili.

Biliyorsunuz ya da bilmek zorunda değilsiniz ben,

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdim.

Onun üstüne de Uluslararası İlişkiler masterı yaptım.

Sonra işletme doktorası yaptım.

Şimdi de sosyoloji öğrencisiyim.

Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra 3 yıl kadar ya da 4 yıl kadar,

bir inşaat şirketinin hukuk müşavirliğini yaptım, İzmit'de.

Sonra dedim ki; bu küçük yerde bana bir hayat yok, ben İstanbul'a gideceğim.

Ve İstanbul'a gittim.

3 yıl kadar işsiz kaldım.

Ama iş arıyorum yani.

O zamanlarda bir yasa var:

5 yıl avukatlık yapmış olanlar direkt Adalet Bakanlığı'na başvuruyorlar

ve sizi hâkim ya da savcı olarak direkt atıyor Adalet Bakanlığı.

Şimdi de galiba öyle zorunluluk tam bilmiyorum.

Ben gittim dedim ki iş bulamayacağım Adalet Bakanlığı'na bir dilekçe yazdım.

Ama dilekçeyi unuttum gitti ben.

Sonra benim çocukluk arkadaşım bana dedi ki;

-Gel, Med Yapım diye bir şirket kuruluyor,

bir televizyon şirketi.

Orada bir hazırlık elemanı arıyorlar, orada sana bir görüşme ayarladım, dedi.

Gittim, görüştüm bana dediler ki; - Gel pazartesi günü işe başla.

- Ne yapacağım, dedim. - Hazırlık elemanı olacaksın, dediler.

Eve gittim evde kapıda bir tane pusula, resmî bir şey olduğu belli,

çıkardım baktım.

Şöyle yazıyor; Sayın, Armağan Çağlayan lütfen Sahra Cidi karakoluna geliniz...

Ciddi korktum, karakol falan karışık işler. Karakola, girdim, ağabey acayip bir şey oldu;

bütün polisler ayağa kalktı önünü falan ilikliyor,

Armağan Bey hoş geldiniz diyor.

Önce bir anlamadım ne olduğunu.

Sonra komiser geldi,

bir kağıt uzattı önüme.

Atama emri, Ali Armağan Çağlayan;

Şırnak Cumhuriyet Savcısı olarak atandınız yazıyor.

(Gülüşmeler)

Şimdi biraz önce de hayatımda hiç bilmediğim

bir iş yerine kabul edilmişim.

Televizyonculuk diye bir şey o zaman yok,

yani çok yeni Türkiye'de özel televizyonlar

ve ben hiç bilmiyorum öyle işler.

Bana dedim beş dakika izin verin.

Dışarı çıktım o zamanlar cep telefonu filan yok, ankesörlü telefonlar var.

Bu salonun yaş ortalaması yeter herhâlde.

Bir jeton aldım, annemi aradım.

Şimdi büyük ya annemize danışacağız deneyimli hayat konusunda;

anne dedim böyle böyle, iki seçenek var:

Ya Şırnak'a gideceğim Cumhuriyet Savcısı olacağım ya da hayatımda hiç bilmediğim bir işi yapacağım ve televizyoncu olacağım.

Benim annem öğretmen, hiç düşünmedi,

Şırnak'a git dedi tabii ki savcı olacaksın, dedi.

Telefonu kapattım annem böyle diyorsa tersini yapmam lazım dedim.

(Gülüşmeler)

(Alkışlar)

Ve atama emrini imzalamadım, televizyoncu oldum.

Bakın; işte bu deneyimsiz insanın yeniliklere açık olmasıyla ilgili bir şey.

Oysa bugünkü aklım olsa, aynı şey bugün başıma gelse,

bu kadar, 25 yıldır televizyonculuk yapıyorum,

ne yaparım biliyor musunuz, imzalarım ve Şırnak'a giderim. Çok ciddi söylüyorum bunu.

Deneyimsiz insanlar bence deneyimli insanlara göre daha cesurlar.

Televizyonculuğa başladım o zaman doktoram var ama kimse beni takmıyor.

Elime bir tane otobüs bileti veriyorlar,

- Git Eminönü'nden top al gel, diyorlar,

ben gidiyorum Eminönü'nden top alıp geliyorum,

böyle işler yapıyorum.

Huysuz Virjin de namıdiğer Seyfi Dursunoğlu,

bizim şirketle anlaşmış, benim çalıştığım yapım şirketiyle.

10 bölüm bir bizden önce televizyon programı yapmış ama

parayı da cebine koymuş yeni transfer olmuş ama sürekli şunu söylüyor;

- Benim malzemem yok,

10 bölümden fazla bir şey yapamam ben, diyor.

Gitti bizim şirkettekiler Gani Müjde'yle anlaştılar.

Şimdi Gani Müjde deyince,

hani Gani Müjde yani...

Gani bey bir şeyler yazdı getirdiler.

Şirkette okundu, herkes karınlarını tuta tuta güldü.

Sonra bunu Seyfi Bey'e götürdüler.

Seyfi Bey dedi ki; - Bunlar olmamış. Sonra Necef Uğurlu'ya gittiler.

Necef Uğurlu çok şahane şeyler yazdı gerçekten.

Bunu yine Seyfi Bey'e götürdüler Seyfi bey dedi ki yine;

- Bunlar olmamış.

Ben de hep bunları dinliyorum, oturdum orada bilgisayarın başına,

ofiste bir köşede bir şeyler yazdım.

Seyfi Bey'in kostümlerini yapan patronun karısı vardı,

yani bizim şirketin patronunun karısı.

Ona dedim ki;

- Bu yazılanları götürüp Seyfi Bey'e verir misin?

Seyfi Bey şöyle yapmış okuduktan sonra;

- Bu çocuğu bana getirin, demiş.

Ben gittim ve benim televizyonculuk kariyerim öyle değişti.

Deneyimsiz insan her zaman daha cesurdur.

Bugün olsa bu deneyimimle hayatta hiç kimseye bir şey yazıp

beni de dene diye yollamam.

Çünkü kariyerimi kaybetmekten korkarım.

Çünkü güvenli alanımı kaybetmekten korkarım,

çünkü reddedilmekten korkarım.

Ayrıca deneyimsizlik,

insana çok acayip bir saflık, bir hümanizm kazandırıyor.

Bu salonda hepiniz ilk Popstar'ı kuşkusuz seyretmişsinizdir.

O zamanlar biliyorsunuz şarkı yarışmaları Türkiye'de yeniydi.

Jüri kavramı Türkiye'de yeniydi,

yarışmacı olmak Türkiye'de yeniydi.

Biz dört jüri üyesi,

gittik Türkiye'nin çeşitli yerlerinden 13 tane insan seçtik.

İşte o bildiğiniz ve unutamadığınız; Bayhanlar, Firdevsler hepsini

hiçbir hesap kitap yapmadan.

İşte mesela şunu düşünmedik;

Bayhan'ı seçelim de Bayhan da öteki Türklerin kahramanı olsun,

onun karşısına da beyaz Türklerin kahramanı Barış'ı koyalım,

bir de kadın kahraman; Firdevs koyalım diye düşünmedik.

Gerçekten onları istediğimiz için onları seçtik.

Ve bize gelen yarışmacılar da son derece deneyimsizliği ile

hayatında ilk defa bir şeye katılmak için

bu yarışmaya gelip başvurdular.

Birincisi acayip başarı kazandı sonra ikincisini yapmaya başladık.

Mutlaka görmüşsünüzdür İzmir'de ilk elemeye yedi bin kişi filan geldi.

İşte bütün gazetelere bu manşet oldu;

Popstar umut dağıtıyor filan diye.

Sonra bütün jüri üyeleri büyük deneyimimizle şunu yapmaya başladık;

şimdi biz bunu alırsak bunu Bayhan'ın yerine koyarız,

bu da Firdevs gibi bu,

bayağı bütün deneyimimizi aslında kötüye kullandık. Sonra yarışmacılar da deneyimli gelmeye başladı.

Bayağı kavga çıkartmak için gelen,

işte bana laf sokmak için gelen.

Bursa'da kafama ayakkabı bile attılar Saddam'a ayakkabı atıldığı dönem,

(Gülüşmeler)

ciddi söylüyorum.

Bursa'daki bir elemede, o zaman Saddam'a ayakkabı atmışlardı.

Yarışmacının biri söyledi, ben olmadı dedim.

Ayakkabıyı çıkarttı bir fırlattı bana.

Ve iki yarışma arasında şöyle bir fark var.

İlk Popstar'da hem jüri deneyimsizdi,

hem seyirci deneyimsizdi.

hem yarışmacılar deneyimsizdi.

Ama ilk Popstar'a bir eleme gecesinde gelen oy miktarını söylüyorum;

iki milyon iki yüz elli bin sms.

İkinci Popstar'da jüri deneyimliydi, yarışmacılar deneyimliydi,

seyirci deneyimliydi.

Gelen oy miktarını söylüyorum; bin beş yüz.

Şimdi, deneyimsiz insan mı iyidir?

Deneyimli insan mı iyidir?

Kuşkusuz deneyimsiz olmak deneyimli olmaya göre bir avantaj.

Ben gerçekten böyle düşünüyorum.

İlk Popstar ile ilgili bir deneyim hikâyesi daha anlatayım.

Bayhan yarışıyor.

Bayhan'ın kuzeniydi galiba,

kuzenini kazara öldürdüğü ortaya çıktı.

Bütün gazetelerde manşet; Bayhan Katil.

Şirkette olağanüstü toplantı yapıldı.

Ama hiç öyle toplantı gibi değil,

- Ne yapacağız, dedim ben patrona.

- Hiçbir şey yapmayacağız, çocuk çıkacak, olanı anlatacak, dedi.

Bugün olsa sosyal medya uzmanı, halkla ilişkiler uzmanı,

kişisel gelişim uzmanı ve o olay çözülemez biliyorsunuz.

Böyle kördüğüm olur bırakılır.

Ama o gün o olay orada bir gecede çözüldü.

Çocuk çıktı dürüstçe anlattı;

- Evet kazara kuzenimi bıçakladım,

o da kan kaybından öldü, dedi bitti.

Bugün sekiz tane uzman bu olayı çözmeye çalışır ve çözülemez.

Gerçekten çözülemez.

(Gülüşmeler)

Şunu gerçekten söylemek isterim ki;

deneyimli insanlar, kendi konfor alanlarından kurtulamadıkları sürece,

bu, deneyimsiz insanları işe almamak meselesi de sürüp gidecek.

Benim beyaz yakalılara naçizane kendimin de arada sırada denediği

ama arada sırada denemediği bir şey önermek isterim.

Lütfen konforlu alanlarınızdan kurtulun.

Her sabah yatağınızdan kalktığınızda deneyimi yatağınızda bırakın.

Ama iş yerine bütün deneyimsizliğinizle gidin.

Ve burada deneyimsizliği yüzünden,

iş başvurusu reddedilenlere söylemek istediğim şeyler var:

Lütfen üzülmeyin.

Siz yeniliklere açık, işbirliğine açık,

efendim, zihni bizden daha açık insanlarsınız.

En son yapılan araştırmaya göre,

insanın karşısındaki insanı dinleme süresi

ne kadara düşmüş biliyor musunuz?

Sekiz saniye.

Ama bu sekiz saniye bence deneyimli insanlar için.

Benim de karşımdaki insanı dinleme sürem,

belki sekiz saniye bile yok.

Ama deneyimsiz insanlar bilgiye ve işbirliğine o kadar açıklar ki;

sizi sıkılmadan 3-4 dakika dinleyebilirler.

Gerçekten buna inanıyorum ve bir yazarın dediği gibi,

bütün deneyimsiz arkadaşlara şunu söylemek istiyorum:

"Lütfen korkmayın, tökezlediğiniz yerde hazineniz vardır."

(Alkışlar)

Learn languages from TV shows, movies, news, articles and more! Try LingQ for FREE