×

Nous utilisons des cookies pour rendre LingQ meilleur. En visitant le site vous acceptez nos Politique des cookies.


image

Who is She?, Bölüm Yirmi Bir

CANAN: Dairelerinin kapısı hangisi?

CENGİZ: Soldaki ikinci kapı, yeşil kapılı olan.

Bu taraftan.

CANAN: Acele edelim.

Çabuk içeri girmemize izin verin.

CENGİZ: Ne yapacaksınız?

Peki param nerede?

Şimdi paramı istiyorum.

CANAN: Selin, pijamalarını giy ve yatağa gir.

CENGİZ: Hadi be.

Başımız belaya girecek.

Ben gidiyorum.

CANAN: Koridordan birinin geldiğini duyuyorum

CENGİZ: Burada kalamam.

Hoşçakalın.

SELİN: Eyvah.

Kızın bir saat içinde geri gelmeyeceğini söyledi.

Sanırım erken döndü.

CANAN: Ne olacağı umurumda değil.

Sadece abimi utandırmak ve bu kızla olan ilişkisini kesmek istiyorum.

CANAN: Dairelerinin kapısı hangisi? هل: ما هو باب شقتك؟ CANAN: Wo ist die Tür zu ihrer Wohnung? CANAN: Which is the door of their apartment? CANAN : Quelle est la porte de leur appartement ? カナンアパートのドアはどちらですか? CANAN: Qual é a porta do apartamento deles?

CENGİZ: Soldaki ikinci kapı, yeşil kapılı olan. سنغيز: الباب الثاني على اليسار هو الباب ذو الباب الأخضر. CENGIZ: Die zweite Tür auf der linken Seite, die mit der grünen Tür. CENGİZ: The second door on the left is the one with a green door. CENGİZ : La deuxième porte à gauche est celle avec la porte verte. CENGIZ:左の2番目のドア、緑色のドア。 CENGIZ: A segunda porta à esquerda, a que tem a porta verde.

Bu taraftan. Hier entlang. This way. Par ici. こっちだ。 Assim.

CANAN: Acele edelim. CANAN: Wir sollten uns beeilen. CANAN: Let's hurry. CANAN : Dépêchons-nous. CANAN: Vamos despachar-nos.

Çabuk içeri girmemize izin verin. Lassen Sie uns schnell reinkommen. Let us come in quickly. Laissez-nous entrer rapidement. 早く入ろう。 Vamos entrar rapidamente.

CENGİZ: Ne yapacaksınız? CENGIZ: Was werden Sie jetzt tun? CENGIZ: What will you do? CENGIZ : Qu'allez-vous faire ? CENGIZ:どうするつもりですか? CENGIZ: O que é que vão fazer?

Peki param nerede? Wo ist also mein Geld? So where is my money? Où est mon argent ? Então, onde está o meu dinheiro?

Şimdi paramı istiyorum. Jetzt will ich mein Geld. I want my money now. Maintenant, je veux mon argent. Agora quero o meu dinheiro.

CANAN: Selin, pijamalarını giy ve yatağa gir. CANAN: Selin, zieh deinen Pyjama an und geh ins Bett. CANAN: Selin, put on your pajamas and go to bed. CANAN : Selin, mets ton pyjama et va te coucher. カナンセリン、パジャマを着てベッドに入りなさい。 CANAN: Selin, veste o teu pijama e vai para a cama.

CENGİZ: Hadi be. CENGIZ: Kommen Sie. CENGİZ: Come on. CENGIZ : Allez. CENGIZ:さあ。 CENGIZ: Vamos lá.

Başımız belaya girecek. Wir werden Schwierigkeiten bekommen. We're in trouble. Nous allons avoir des ennuis. トラブルに巻き込まれる Vamos meter-nos em sarilhos.

Ben gidiyorum. Ich gehe jetzt. I'm going. Je vais. Vou-me embora.

CANAN: Koridordan birinin geldiğini duyuyorum CANAN: Ich höre jemanden aus dem Korridor kommen CANAN: I hear someone coming down the hall CANAN : J'entends quelqu'un venir du couloir. CANAN: Estou a ouvir alguém a vir do corredor

CENGİZ: Burada kalamam. CENGİZ: Ich kann hier nicht bleiben. CENGIZ: I can't stay here. CENGIZ : Je ne peux pas rester ici. CENGİZ: Não posso ficar aqui.

Hoşçakalın. Auf Wiedersehen. Goodbye. Au revoir. Adeus.

SELİN: Eyvah. FLOOD Oh nein. SELIN: Wow. INONDATION Oh, non. 洪水そんな。 INUNDAÇÃO Oh não.

Kızın bir saat içinde geri gelmeyeceğini söyledi. Er sagte, sie käme erst in einer Stunde zurück. He said the girl wouldn't be back in an hour. Il a dit que la fille ne serait pas de retour dans une heure. 彼は、彼女は1時間は戻らないと言った。 Ele disse que ela só voltaria daqui a uma hora.

Sanırım erken döndü. Ich glaube, er ist früh zurück. I think he's back early. Je pense qu'il est rentré tôt. Acho que ele regressa mais cedo.

CANAN: Ne olacağı umurumda değil. CANAN: Es ist mir egal, was passiert. CANAN: I don't care what will happen. CANAN : Je me fiche de ce qui va se passer. NÃO ME INTERESSA O QUE VAI ACONTECER: Não me interessa o que vai acontecer.

Sadece abimi utandırmak ve bu kızla olan ilişkisini kesmek istiyorum. Ich möchte meinen Bruder nur in Verlegenheit bringen und ihn von diesem Mädchen abschneiden. I just want to embarrass my brother and cut off his relationship with this girl. Je veux juste embarrasser mon frère et couper sa relation avec cette fille. 弟を困らせて、この女と縁を切りたいんだ。 Só quero envergonhar o meu irmão e afastá-lo desta rapariga.