×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Nur's Turkish Coffee, New Year, New me/ Yeni Bir Yıl Yeni Bir Ben

New Year, New me/ Yeni Bir Yıl Yeni Bir Ben

YENİ BİR yıl, YENİ BİR BEN

Herkese merhaba. Yeni yılın ilk bölümüyle karşınızdayım. Havalar İstanbul'da çok soğuk. Ama henüz kar yağmadı. Kar yok. Fark ettiğiniz gibi çok sık yeni bölüm yüklemiyorum. Ama instagram'da aktifim. Instagram'da sürekli paylaşım yapıyorum. Instagram hesabım: turkishwithturkishcoffe. Beni oradan takip edebilirsiniz. Çok faydalı paylaşımlar yapıyorum. Beni Instagram'dan takip ederek sürekli yeni kelimeler öğrenebilirsiniz. Dil öğrenme hesaplarını Instagram'dan takip etmek insanın dilini çok geliştiriyor. Çünkü günde pek çok defa Instagram'a giriyorsunuz. Ve her girdiğinizde yeni kelimeler, yeni deyimler gördüğünüzü düşünün. Bu çok faydalı olur öyle değil mi?

Şu anda Şubat ayındayız .Geçen ay, Ocak ayında yeni yıla girdik. 2020 yılına. Yeni yıl demek yeni bir başlangıç demek. Yeni yılın başında insanlar da genelde yeni kararlar alır. Ve yeni yılda bu kararları uygulamaya çalışırlar. Biz de bugün yeni yıl kararlarından, yeni yıl hedeflerinden bahsedeceğiz.

Bölüme başlamadan önce her zamanki gibi öncelikle anlamını bilmediğinizi düşündüğüm, kelimeleri açıklamakla başlayacağım.

Birinci kelimemiz "hedef" kelimesi. Bu kelimeyi bu bölümde sıklıkla kullanacağım, yani sürekli kullanacağım. Hedef demek amaç demek, yapmak istediğimiz şeyler demek. Mesela Türkçe öğrenmek yeni yıl hedeflerinizden biri olabilir. Yani yeni yılda yapmak, gerçekleştirmek istediğiniz şeylerden biri olabilir. Türkçe öğrenmek sizin yeni yıl hedefiniz.

İkinci kelimemiz ise "saçma" kelimesi. Saçma ne demek? Saçma demek anlamsız demek, uygun olmayan demek. Bir örnek vereyim anlamanız için. Mesela yolda arkadaşınızla yürüdüğünüzü düşünün ve onun birdenbire köpek gibi havlamaya başladığını düşünün. Ona dönüp "Ne yapıyorsun? Bu yaptığın çok saçma! Saçmalama!" diyebilirsiniz. "Saçmalama!" ne demek? Saçmalama, yani artık bu saçma şeyi yapma demek. Umarım anlamışsınızdır.

Anlamadıysanız da internet siteme yani websiteme giderek anlamına bakabilirsiniz. İnternet sitemde bu bölümün transkriptlerini, zor kelimelerin anlamlarını,çevirilerini bulabilirsiniz. Bölümle ilgili birçok şey paylaşıyorum. Ayrıca artık her bölüm için kısa kısa testler hazırlıyorum. Bu testleri yaparak, bölümü gerçekten anlamış mısınız anlamamış mısınız bunu görebilirsiniz. Ve tamamen ücretsiz! O yüzden internet siteme gitmeyi unutmayın.

Üçüncü kelimemiz "gayet" kelimesi. Gayet kelimesi "çok" demek. Ama kullanımı biraz farklı. Yani bu kelimeyi "çok" kelimesini kullandığınız gibi kullanamazsınız. Mesela "seni çok seviyorum" diyebilirsiniz ama "seni gayet seviyorum" demeniz biraz garip olur. Yani sizi anlarlar ama bu şekilde kullanmıyoruz genelde. Nasıl kullandığımızı açıklayayım. Mesela kardeşinizi sizin en sevdiğiniz tişörtünüzü alırken gördünüz ve ona sordunuz. "Tişörtüm nerede? Tişörtümü gördün mü?" Ve o da size "Bilmiyorum." dedi. Siz de ona şöyle diyebilirsiniz; "Gayet iyi biliyorsun" yani çok iyi biliyorsun. Ya da arkadaşlarınızla buluştunuz ve eve geldiniz. Anneniz size sordu "Buluşmanız nasıl geçti?" Siz de annenize "Gayet güzel geçti" diyebilirsiniz. Yani çok güzel geçti.

Son kelimemizse "sır" kelimesi. Sır gizli olan, kimseye söylemediğimiz şeylere denir. Mesela 20 yaşındasınız ve geceleri altınıza yapıyorsunuz. Bunu kimseye söyleyemiyorsunuz çünkü çok utanıyorsunuz. İşte bu sizin sırrınız!

Kelimeleri anladıysanız, bölüme başlayalım!

-----

Yeni yıla girdiğimizde yeni kararlar almayı çok seviyorum. Yeni hedefler belirlemeyi çok seviyorum. Yeni bir yıla girmek beni çok motive ediyor. Yeni bir sayfa gibi geliyor, temiz bir sayfa. Hedeflerime ulaşmam için daha çok çalışmamı sağlıyor.Ama herkes benim gibi düşünmüyor. Farklı düşüncelere sahip insanlar da var.

Bazı insanlar her senenin başında, her yılın başında yeni yıl hedefleri hazırlıyor ve onları uygulamaya çalışıyor. Tabii ki hepsi başarılı olamıyor. Çok fazla kişi hedeflerini uygulayamıyor. Başarısız oluyorlar. Vazgeçiyorlar, yoruluyorlar, motivasyonlarını kaybediyorlar ya da artık o hedeflere ulaşmak istemiyorlar.

Bazıları da her senenin başında, her yılın başında yeni yıl hedefleri hazırlıyor ve onları uygulamaya çalışıyor. Ama çok azimli oluyorlar. Çok kararlı oluyorlar ve güçlü duruyorlar. Böylece senenin sonunda hedeflerine ulaşmış oluyorlar. Ulaşamasalar bile en azından yaklaşmış oluyorlar.

Bunların yanında bir de yeni yıl hedeflerini saçma bulan insanlar var. Bu insanlar kendilerine yeni yıl hedefleri belirlemiyorlar. Ve bunu gereksiz görüyorlar, belki de zaman kaybı olarak görüyorlar.

Ve bazı insanlar da yeni yıl hedeflerini saçma bulup, bu hedefleri uygulamaya çalışan insanları da eleştiriyorlar. Onların motivasyonunu düşürmeye çalışıyorlar, onlara başaramayacaklarını söylüyorlar.

Ben genelde her sene yeni yıl hedefleri hazırlayanlardanım. Yani her sene yeni yıl hedefleri hazırlıyorum, yeni yıl kararları yazıyorum. Sadece hedef hazırlamakla kalmıyorum, bu hedeflere nasıl ulaşacağımı da düşünüyorum ve ona göre rutinler hazırlıyorum. Bazen başarılı oluyorum , bazense başarısız oluyorum. Her zaman başarılı olamam değil mi? Bu zaten sıkıcı olurdu.

"Hedefini belirle! O hedefe ulaşmak için her gün bir şey yap! Yaptıktan sonra da önüne bir takvim al ve o günün üstüne kocaman bir çarpı koy! Her gün bu işlemi tekrarla! Takvimini çarpılarla doldur! Yan yana gelen bu çarpılardan güçlü bir zincir oluştur! Yeni amacın bu zinciri kırmamak!"

Böyle düşünmeme rağmen, yeni yıl hedeflerini eleştiren, onları saçma veya gereksiz bulan insanları da gayet iyi anlıyorum. Çünkü etrafta sürekli hedeflerinden bahseden ama hiç bir şey yapmayan, sadece konuşan insanlar var. Bunları duymaktan artık sıkılmış olabilirler ve o yüzden böyle düşünüyor olabilirler.

Dediğim gibi ben genelde her sene yeni yıl hedefleri hazırlıyorum, bu sene de hazırladım. Normalde hedeflerimi hiç kimseye söylemem, onları bir sır gibi saklarım. Çünkü eğer birilerine söylersem başarısız olacağımdan korkarım. Ya da bana yapamayacağımı söylerlerse diye korkarım ve benim motivasyonumu düşüreceklerinden korkarım. O yüzden kimseye söylemem. Ama bu bölümde bir kaç tanesini sizinle paylaşmaya karar verdim.

Hedeflerimden biri Fransızcayı ileri seviyede öğrenmek. Şu anda Fransızca biliyorum ama orta seviyede biliyorum. İleri seviyede öğrenmek istiyorum. Bu hedefime ulaşmak için de kendime şöyle bir rutin belirledim. Her gün en az 10 dakika Fransızca çalışmak! Sadece 10 dakika! Bu biraz az gelebilir size ama önemli olan bunu her gün yapabilmek. Bazı günler çok meşgul oluyoruz, bazı günler daha rahat oluyoruz. Önemli olan her gün, ne olursa olsun 10 dakika Fransızca çalışmak.

Peki bunu nasıl yapıyorum? Bazen 10 dakika Fransızca bir kitap okuyorum. Bazen 10 dakikalık eğlenceli bir video izliyorum Fransızca. Bazense sadece kelime ezberlemeye çalışıyorum veya gramer çalışıyorum. Yani canım nasıl isterse. Ve başladıktan sonra genelde 10 dakikadan daha uzun süre çalışıyorum. Yani çok yoğun olduğum günlerde çok meşgul olduğum günlerde sadece 10 dakika çalışıp bitiriyorum. Ama vaktim varsa zaten çalışmaya başladıktan sonra durmak istemiyorum, daha uzun süre çalışıyorum. Ve bunu bir yıl boyunca devam ettirdiğimi düşünün. Bir yıl boyunca her gün bu şekilde çalıştığımı düşünün. Eğer bunu yapabilirsem Fransızcam ilerlemiş olur ve hedefime ulaşmış olurum. Siz de benim bu yaptığımı Türkçe için yapabilirsiniz. Her gün 10 dakika Türkçe çalışabilirsiniz.

Hedeflerimden bir diğeri ise daha sosyal olmak ve insan ilişkilerimi geliştirmek. Ben biraz utangaç bir insanım ve insanlardan biraz çekiniyorum. Ve insanlarla kolay iletişim kuramıyorum ve bunu değiştirmek istiyorum ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Bence bu birinci hedefimden daha zor, o yüzden sanırım bu hedef sadece bir hayal olarak kalacak.

Hayal ve hedef arasındaki farkı biliyor musunuz?

Size açıklayayım. Hedeflerinize ulaşmak için bir şeyleri yapmanız gerekir, çabalamanız gerekir, uğraşmanız gerekir. Ancak hayaller öyle değildir. Yatağınızda yatarken bile hayal kurabilirsiniz. Hayal kurmak için bir şey yapmanız gerekmez. O yüzden hedefleriniz için çalışmaz ve onları gerçekleştirmezseniz, sadece hayal olarak kalırlar. Sanırım benim bu insan ilişkilerimi geliştirme hedefim de sadece bir hayal olarak kalacak. Umarım öyle olmaz.

Peki ya siz? Sizin yeni yıl için yeni hedefleriniz var mı? Yoksa sadece hayalleriniz mi var?


New Year, New me/ Yeni Bir Yıl Yeni Bir Ben Neues Jahr, neues Ich/ New Year, New me New Year, New me/ New Year, New me New Year, New me/ Año nuevo, nuevo yo Nouvelle année, nouveau moi/ Nouvelle année, nouveau moi New Year, New me/ 新しい年、新しい私 Новый год, новый я/ Новый год, новый я Nytt år, nya jag/ Nytt år, nya jag 新年,新我/ 新年,新我 新的一年,新的我/新的一年,新的我

YENİ BİR yıl, YENİ BİR BEN A NEW YEAR A NEW ME

Herkese merhaba. Hello to everyone. Yeni yılın ilk bölümüyle karşınızdayım. Ich bin hier mit dem ersten Teil des neuen Jahres. I am here with the first episode of the new year. Я здесь с первой серией в новом году. Havalar İstanbul'da çok soğuk. Das Wetter ist sehr kalt in Istanbul. The weather is very cold in Istanbul. Ama henüz kar yağmadı. Aber es hat noch nicht geschneit. But it hasn't snowed yet. Но снег еще не выпал. Kar yok. No snow. Fark ettiğiniz gibi çok sık yeni bölüm yüklemiyorum. Wie Sie bemerkt haben, lade ich nicht sehr oft neue Episoden hoch. As you noticed, I don't upload new episodes very often. Как вы могли заметить, я не очень часто загружаю новые эпизоды. Ama instagram'da aktifim. But I'm active on Instagram. Instagram'da sürekli paylaşım yapıyorum. I constantly share on Instagram. Instagram hesabım: turkishwithturkishcoffe. Beni oradan takip edebilirsiniz. Mein Instagram-Konto: turkishwithturkishcoffe. Sie können mir dort folgen. My Instagram account: turkishwithturkishcoffe You can follow me from there. Мой аккаунт в Instagram: turkishwithturkishcoffe. Вы можете следовать за мной туда. Çok faydalı paylaşımlar yapıyorum. I do very useful posts. Beni Instagram'dan takip ederek sürekli yeni kelimeler öğrenebilirsiniz. You can constantly learn new words by following me on Instagram. Dil öğrenme hesaplarını Instagram'dan takip etmek insanın dilini çok geliştiriyor. Das Folgen von Sprachlernkonten auf Instagram verbessert die eigene Sprache erheblich. Following language learning accounts on Instagram improves one's language. Подписка на учетные записи по изучению языка в Instagram значительно улучшает ваш язык. Çünkü günde pek çok defa Instagram'a giriyorsunuz. Weil du mehrmals am Tag auf Instagram bist. Because we go to Instagram many times a day. Ve her girdiğinizde yeni kelimeler, yeni deyimler gördüğünüzü düşünün. Und stellen Sie sich vor, dass Sie jedes Mal, wenn Sie den Raum betreten, neue Wörter, neue Sätze sehen. And imagine you see new words, new idioms every time you enter. И представьте, что каждый раз при входе вы видите новые слова, новые фразы. Bu çok faydalı olur öyle değil mi? This is very useful, isn't it?

Şu anda Şubat ayındayız .Geçen ay, Ocak ayında yeni yıla girdik. Wir befinden uns jetzt im Februar, und letzten Monat, im Januar, haben wir das neue Jahr begonnen. We are now in February. Last month, we entered the new year in January. 2020 yılına. By 2020. Yeni yıl demek yeni bir başlangıç demek. New year means a new beginning. Yeni yılın başında insanlar da genelde yeni kararlar alır. At the beginning of the new year, people also often make new decisions. Ve yeni yılda bu kararları uygulamaya çalışırlar. Und sie versuchen, diese Vorsätze im neuen Jahr umzusetzen. And they try to implement these decisions in the new year. Biz de bugün yeni yıl kararlarından, yeni yıl hedeflerinden bahsedeceğiz. Today, we will talk about new year decisions and new year goals. Сегодня мы поговорим о новогодних обещаниях и новогодних целях.

Bölüme başlamadan önce her zamanki gibi öncelikle anlamını bilmediğinizi düşündüğüm, kelimeleri açıklamakla başlayacağım. Bevor ich mit dem Abschnitt beginne, werde ich wie üblich zunächst die Wörter erklären, von denen ich annehme, dass Sie die Bedeutung nicht kennen. Before I start the episode, I will start by explaining the words, which I think you don't know the meaning, as usual.

Birinci kelimemiz "hedef" kelimesi. Our first word is "target". Bu kelimeyi bu bölümde sıklıkla kullanacağım, yani sürekli kullanacağım. I will use this word frequently in this section, that is, I will use it constantly. Hedef demek amaç demek, yapmak istediğimiz şeyler demek. Goal means goal, what we want to do. Mesela Türkçe öğrenmek yeni yıl hedeflerinizden biri olabilir. For example, learning Turkish can be one of your new year goals. Например, изучение турецкого языка может быть одной из ваших новогодних целей. Yani yeni yılda yapmak, gerçekleştirmek istediğiniz şeylerden biri olabilir. Vielleicht ist das eines der Dinge, die Sie im neuen Jahr tun und verwirklichen wollen. So doing it in the new year may be one of the things you want to accomplish. Так что в новом году это может быть одной из вещей, которую вы хотите выполнить. Türkçe öğrenmek sizin yeni yıl hedefiniz. Learning Turkish is your new year goal.

İkinci kelimemiz ise "saçma" kelimesi. Our second word is "nonsense". Наше второе слово — это слово «ерунда». Saçma ne demek? What does it mean nonsense? Что такое мусор? Saçma demek anlamsız demek, uygun olmayan demek. Unsinnig bedeutet bedeutungslos, unpassend. Nonsense means nonsense, unsuitable means. Бессмыслица значит бессмысленная, неуместная. Bir örnek vereyim anlamanız için. Ich möchte Ihnen ein Beispiel geben, damit Sie es verstehen. Let me give you an example to understand. Позвольте мне привести пример, чтобы вы поняли. Mesela yolda arkadaşınızla yürüdüğünüzü düşünün ve onun birdenbire köpek gibi havlamaya başladığını düşünün. Stellen Sie sich zum Beispiel vor, dass Sie mit Ihrem Freund auf der Straße spazieren gehen und er plötzlich anfängt, wie ein Hund zu bellen. For example, imagine that you are walking on the road with your friend and suddenly start barking like a dog. Например, представьте, что вы идете со своим другом по улице, и он вдруг начинает лаять по-собачьи. Ona dönüp "Ne yapıyorsun? Ich drehte mich zu ihm um und fragte: "Was machst du da? He turned to him and said, "What are you doing? Bu yaptığın çok saçma! Das ist lächerlich! This is ridiculous! Это просто смешно! Saçmalama!" Mach dich nicht lächerlich!" Do not be ridiculous! " diyebilirsiniz. You might say. "Saçmalama!" "Nonsense!" ne demek? what it means? Saçmalama, yani artık bu saçma şeyi yapma demek. Seien Sie nicht dumm, das heißt, machen Sie diese dumme Sache nicht mehr. Don't be ridiculous, which means doing nonsense now. Не будь смешным, значит, больше не делай этой чепухи. Umarım anlamışsınızdır. Ich hoffe, Sie verstehen das. I hope you understand.

Anlamadıysanız da internet siteme yani websiteme giderek anlamına bakabilirsiniz. Wenn Sie das nicht verstehen, können Sie auf meiner Website nachsehen, was das bedeutet. If you do not understand, you can go to my website, that is, to look at my website. İnternet sitemde bu bölümün transkriptlerini, zor kelimelerin anlamlarını,çevirilerini bulabilirsiniz. On my website you can find the transcripts of this section, the meanings of difficult words, translations. Bölümle ilgili birçok şey paylaşıyorum. I share a lot about the episode. Ayrıca artık her bölüm için kısa kısa testler hazırlıyorum. Außerdem bereite ich jetzt für jedes Kapitel kurze Quizfragen vor. Also, I am preparing short quizzes for each section. Кроме того, я теперь готовлю короткие тесты для каждого раздела. Bu testleri yaparak, bölümü gerçekten anlamış mısınız anlamamış mısınız bunu görebilirsiniz. Anhand dieser Tests können Sie feststellen, ob Sie das Kapitel wirklich verstanden haben oder nicht. By doing these tests, you can see if you really understand the chapter or not. Выполняя эти тесты, вы можете увидеть, действительно ли вы поняли главу или нет. Ve tamamen ücretsiz! And it's completely free! И это совершенно бесплатно! O yüzden internet siteme gitmeyi unutmayın. So don't forget to go to my website.

Üçüncü kelimemiz "gayet" kelimesi. Our third word is "fine". Наше третье слово «очень». Gayet kelimesi "çok" demek. The word perfectly means "a lot". Ama kullanımı biraz farklı. But its use is slightly different. Yani bu kelimeyi "çok" kelimesini kullandığınız gibi kullanamazsınız. Sie können dieses Wort also nicht in der gleichen Weise verwenden wie das Wort "sehr". So you cannot use this word as you would use the word "a lot". Так что вы не можете использовать это слово так, как вы используете слово «многие». Mesela "seni çok seviyorum" diyebilirsiniz ama "seni gayet seviyorum" demeniz biraz garip olur. Man kann zum Beispiel sagen: "Ich liebe dich sehr", aber es wäre ein bisschen unangenehm, "Ich liebe dich sehr" zu sagen. For example, you can say "I love you very much" but it would be strange to say "I love you very much". Yani sizi anlarlar ama bu şekilde kullanmıyoruz genelde. Ich meine, sie verstehen dich, aber wir verwenden es normalerweise nicht auf diese Weise. So they understand you, but we usually don't use it that way. Я имею в виду, они тебя понимают, но мы обычно не используем это таким образом. Nasıl kullandığımızı açıklayayım. Lassen Sie mich erklären, wie wir es verwenden. Let me explain how we use it. Mesela kardeşinizi sizin en sevdiğiniz tişörtünüzü alırken gördünüz ve ona sordunuz. Du hast zum Beispiel gesehen, wie dein Bruder dein Lieblings-T-Shirt gekauft hat, und hast ihn danach gefragt. For example, you saw your brother buying your favorite shirt and asked him. Например, вы увидели, как ваш брат покупает вашу любимую футболку, и спросили его. "Tişörtüm nerede? "Where's my shirt? "Где моя рубашка? Tişörtümü gördün mü?" Did you see my shirt? " Ты видел мою рубашку?" Ve o da size "Bilmiyorum." Und er sagt: "Ich weiß es nicht". And he said to you, "I don't know." dedi. said. Siz de ona şöyle diyebilirsiniz; "Gayet iyi biliyorsun" yani çok iyi biliyorsun. You can also say to her; "You know very well" so you know very well. Вы также можете сказать ему: «Ты знаешь очень хорошо» означает, что ты знаешь очень хорошо. Ya da arkadaşlarınızla buluştunuz ve eve geldiniz. Oder du hast deine Freunde getroffen und bist nach Hause gekommen. Or you met your friends and came home. Или вы встретились с друзьями и пришли домой. Anneniz size sordu "Buluşmanız nasıl geçti?" Your mother asked you, "How was your meeting?" Твоя мама спросила тебя: «Как прошло твое свидание?» Siz de annenize "Gayet güzel geçti" diyebilirsiniz. You can say to your mother, "It was very nice." Yani çok güzel geçti. So it was very good.

Son kelimemizse "sır" kelimesi. Das letzte Wort ist "geheim". Our last word is "secret". Sır gizli olan, kimseye söylemediğimiz şeylere denir. Geheimnisse sind Dinge, die verborgen sind, Dinge, die wir niemandem erzählen. Secret is called things that we have not told anyone. Mesela 20 yaşındasınız ve geceleri altınıza yapıyorsunuz. Du bist zum Beispiel 20 Jahre alt und machst es nachts unter deiner Kleidung. For example, you are 20 years old and you do it at night. Например, тебе 20 лет, и ты делаешь это ночью под одеждой. Bunu kimseye söyleyemiyorsunuz çünkü çok utanıyorsunuz. You can't tell this to anyone because you're so embarrassed. İşte bu sizin sırrınız! Das ist dein Geheimnis! This is your secret! Это ваш секрет!

Kelimeleri anladıysanız, bölüme başlayalım! If you understand the words, let's start the chapter!

----- -----

Yeni yıla girdiğimizde yeni kararlar almayı çok seviyorum. I love making new decisions when we enter the new year. Yeni hedefler belirlemeyi çok seviyorum. I love setting new goals. Мне нравится ставить новые цели. Yeni bir yıla girmek beni çok motive ediyor. Der Beginn eines neuen Jahres motiviert mich sehr. Entering a new year motivates me very much. Yeni bir sayfa gibi geliyor, temiz bir sayfa. Es fühlt sich an wie eine neue Seite, ein Neuanfang. Sounds like a new page, a clean page. Hedeflerime ulaşmam için daha çok çalışmamı sağlıyor.Ama herkes benim gibi düşünmüyor. Dadurch arbeite ich härter, um meine Ziele zu erreichen, aber nicht jeder denkt so wie ich. It allows me to work harder to achieve my goals, but not everyone thinks like me. Это заставляет меня работать еще усерднее для достижения своих целей. Но не все думают так, как я. Farklı düşüncelere sahip insanlar da var. Es gibt auch Menschen mit anderen Meinungen. There are also people with different thoughts. Есть и люди с разными мнениями.

Bazı insanlar her senenin başında, her yılın başında yeni yıl hedefleri hazırlıyor ve onları uygulamaya çalışıyor. Manche Menschen setzen sich zu Beginn eines jeden Jahres Ziele für das neue Jahr und versuchen, diese umzusetzen. Some people are preparing new year goals at the beginning of every year and trying to implement them. Tabii ki hepsi başarılı olamıyor. Natürlich sind nicht alle von ihnen erfolgreich. Of course, not all of them are successful. Конечно, не у всех получается. Çok fazla kişi hedeflerini uygulayamıyor. Zu viele Menschen scheitern an der Umsetzung ihrer Ziele. Not many people are able to implement their goals. Başarısız oluyorlar. Sie sind gescheitert. They fail. Vazgeçiyorlar, yoruluyorlar, motivasyonlarını kaybediyorlar ya da artık o hedeflere ulaşmak istemiyorlar. Sie geben auf, werden müde, verlieren die Motivation oder haben keine Lust mehr, ihre Ziele zu erreichen. They give up, get tired, lose motivation or no longer want to achieve those goals. Они сдаются, устают, теряют мотивацию или больше не хотят достигать этих целей.

Bazıları da her senenin başında, her yılın başında yeni yıl hedefleri hazırlıyor ve onları uygulamaya çalışıyor. Others are preparing new year goals at the beginning of every year and trying to implement them. Ama çok azimli oluyorlar. Aber sie sind sehr entschlossen. But they are very determined. Но они очень решительны. Çok kararlı oluyorlar ve güçlü duruyorlar. Sie sind sehr entschlossen und bleiben stark. They are very stable and stand strong. Они очень решительны и стойки. Böylece senenin sonunda hedeflerine ulaşmış oluyorlar. So haben sie am Ende des Jahres ihre Ziele erreicht. Thus, they reach their goals at the end of the year. Таким образом, они достигают своих целей в конце года. Ulaşamasalar bile en azından yaklaşmış oluyorlar. Selbst wenn sie es nicht schaffen, sind sie wenigstens nah dran. Even if they cannot reach, they are at least approaching. Даже если они не могут достичь, по крайней мере, они приближаются.

Bunların yanında bir de yeni yıl hedeflerini saçma bulan insanlar var. Darüber hinaus gibt es Menschen, die ihre Neujahrsziele lächerlich finden. In addition to these, there are also people who find new year's goals absurd. Кроме них, есть люди, которые считают свои новогодние цели смешными. Bu insanlar kendilerine yeni yıl hedefleri belirlemiyorlar. Diese Menschen setzen sich keine Ziele für das neue Jahr. These people do not set themselves new year goals. Ve bunu gereksiz görüyorlar, belki de zaman kaybı olarak görüyorlar. Und sie halten sie für unnötig, vielleicht sogar für Zeitverschwendung. And they see it as unnecessary, perhaps as a waste of time. И они считают это ненужным, возможно, пустой тратой времени.

Ve bazı insanlar da yeni yıl hedeflerini saçma bulup, bu hedefleri uygulamaya çalışan insanları da eleştiriyorlar. Und manche Menschen finden Neujahrsvorsätze absurd und kritisieren Menschen, die versuchen, sie umzusetzen. And some people find the new year goals absurd and criticize the people who try to implement these goals. Onların motivasyonunu düşürmeye çalışıyorlar, onlara başaramayacaklarını söylüyorlar. Sie versuchen, sie zu demotivieren, sie sagen ihnen, dass sie keinen Erfolg haben können. They try to lower their motivation, they say they cannot succeed. Они пытаются их демотивировать, говорят им, что у них ничего не получится.

Ben genelde her sene yeni yıl hedefleri hazırlayanlardanım. Ich gehöre zu denjenigen, die sich jedes Jahr neue Ziele setzen. I am usually one of those who prepare new year targets every year. Обычно я из тех, кто каждый год готовит новогодние цели. Yani her sene yeni yıl hedefleri hazırlıyorum, yeni yıl kararları yazıyorum. In other words, I am preparing new year's goals every year and writing new year's resolutions. Sadece hedef hazırlamakla kalmıyorum, bu hedeflere nasıl ulaşacağımı da düşünüyorum ve ona göre rutinler hazırlıyorum. Ich bereite nicht nur Ziele vor, sondern überlege auch, wie ich diese Ziele erreichen kann, und bereite entsprechende Routinen vor. I do not only prepare goals, but also think about how to achieve these goals and prepare routines accordingly. Я не только готовлю цели, я также думаю о том, как достичь этих целей и соответствующим образом подготавливаю программы. Bazen başarılı oluyorum , bazense başarısız oluyorum. Manchmal habe ich Erfolg, manchmal scheitere ich. Sometimes I succeed, sometimes I fail. Her zaman başarılı olamam değil mi? Ich kann doch nicht immer erfolgreich sein, oder? I can't always be successful, right? Bu zaten sıkıcı olurdu. Das wäre sowieso langweilig. This would be boring anyway.

"Hedefini belirle! "Setzen Sie Ihr Ziel! "Set your goal! O hedefe ulaşmak için her gün bir şey yap! Tun Sie jeden Tag etwas, um dieses Ziel zu erreichen! Do something every day to achieve that goal! Yaptıktan sonra da önüne bir takvim al ve o günün üstüne kocaman bir çarpı koy! Wenn du das getan hast, nimm einen Kalender und kreuze diesen Tag an! After you do, take a calendar in front of it and put a huge cross on that day! После того, как вы закончите, возьмите календарь перед собой и поставьте большой крест на этом дне! Her gün bu işlemi tekrarla! Wiederholen Sie diesen Vorgang jeden Tag! Repeat this process every day! Takvimini çarpılarla doldur! Füllen Sie Ihren Kalender mit Kreuzen! Fill your calendar with crosses! Yan yana gelen bu çarpılardan güçlü bir zincir oluştur! Bilden Sie eine starke Kette aus diesen Kreuzen nebeneinander! Create a strong chain from these side by side crosses! Постройте прочную цепочку из этих крестов, которые собираются вместе! Yeni amacın bu zinciri kırmamak!" Dein neues Ziel ist es nicht, diese Kette zu durchbrechen!" Your new goal is not to break this chain! " Ваша новая цель — не разорвать эту цепочку!»

Böyle düşünmeme rağmen, yeni yıl hedeflerini eleştiren, onları saçma veya gereksiz bulan insanları da gayet iyi anlıyorum. Obwohl ich das nicht glaube, verstehe ich auch Menschen, die Neujahrsziele kritisieren und sie absurd oder unnötig finden. Even though I think so, I also understand people who criticize the new year's goals and find them absurd or unnecessary. Хотя я так не думаю, я также вполне понимаю людей, которые критикуют новогодние цели и находят их абсурдными или ненужными. Çünkü etrafta sürekli hedeflerinden bahseden ama hiç bir şey yapmayan, sadece konuşan insanlar var. Weil es Menschen gibt, die die ganze Zeit über ihre Ziele reden, aber nichts tun, nur reden. Because there are people who talk about their goals all the time but do nothing, just talk. Bunları duymaktan artık sıkılmış olabilirler ve o yüzden böyle düşünüyor olabilirler. Sie sind es vielleicht leid, diese Dinge zu hören, und deshalb denken sie vielleicht so. They may be tired of hearing them and so they may be thinking that way. Возможно, им надоело слушать эти вещи, и поэтому они могут так думать.

Dediğim gibi ben genelde her sene yeni yıl hedefleri hazırlıyorum, bu sene de hazırladım. As I said, I usually prepare new year targets every year, and this year I prepared it. Как я уже сказал, я обычно готовлю новогодние цели каждый год, в этом году я тоже. Normalde hedeflerimi hiç kimseye söylemem, onları bir sır gibi saklarım. Normally I don't tell my goals to anyone, I keep them like a secret. Çünkü eğer birilerine söylersem  başarısız olacağımdan korkarım. Weil ich Angst habe, dass ich versagen werde, wenn ich es jemandem erzähle. Because I'm afraid I will fail if I tell someone. Ya da bana yapamayacağımı söylerlerse diye korkarım ve benim motivasyonumu düşüreceklerinden korkarım. Oder ich habe Angst, dass sie mir sagen, dass ich es nicht schaffe, und ich habe Angst, dass sie mich demotivieren. Or I would be afraid if they told me I couldn't do it, and I would be afraid they would lower my motivation. Или я боюсь, если мне скажут, что я не могу этого сделать, и я боюсь, что они снизят мою мотивацию. O yüzden kimseye söylemem. So I wouldn't tell anyone. Ama bu bölümde bir kaç tanesini sizinle paylaşmaya karar verdim. Aber ich habe beschlossen, einige von ihnen in diesem Abschnitt mit Ihnen zu teilen. But in this episode, I decided to share a few with you.

Hedeflerimden biri Fransızcayı ileri seviyede öğrenmek. Eines meiner Ziele ist es, Französisch auf fortgeschrittenem Niveau zu lernen. One of my goals is to learn French at an advanced level. Одна из моих целей — выучить французский язык на продвинутом уровне. Şu anda Fransızca biliyorum ama orta seviyede biliyorum. Ich spreche derzeit Französisch, allerdings auf mittlerem Niveau. I currently speak French, but I speak intermediate. Сейчас я говорю по-французски, но на среднем уровне. İleri seviyede öğrenmek istiyorum. I want to learn at an advanced level. Bu hedefime ulaşmak için de kendime şöyle bir rutin belirledim. Um dieses Ziel zu erreichen, habe ich mir eine Routine zugelegt. In order to achieve this goal, I set a routine for myself. Для достижения этой цели я установил для себя режим. Her gün en az 10 dakika Fransızca çalışmak! Work in French for at least 10 minutes every day! Sadece 10 dakika! Just 10 minutes! Bu biraz az gelebilir size ama önemli olan bunu her gün yapabilmek. Das mag wenig erscheinen, aber das Wichtigste ist, dass Sie es jeden Tag tun. This may sound a little bit to you, but the important thing is to be able to do it every day. Bazı günler çok meşgul oluyoruz, bazı günler daha rahat oluyoruz. An manchen Tagen sind wir sehr beschäftigt, an anderen Tagen sind wir eher entspannt. Some days we are very busy, some days we are more comfortable. В некоторые дни мы очень заняты, в некоторые дни мы более расслаблены. Önemli olan her gün, ne olursa olsun 10 dakika Fransızca çalışmak. The important thing is to study French 10 minutes every day, regardless.

Peki bunu nasıl yapıyorum? So how am I doing this? Bazen 10 dakika Fransızca bir kitap okuyorum. Sometimes I read a book in French for 10 minutes. Bazen 10 dakikalık eğlenceli bir video izliyorum Fransızca. Manchmal schaue ich mir ein lustiges 10-minütiges Video auf Französisch an. Sometimes I watch a fun 10 minute video in French. Bazense sadece kelime ezberlemeye çalışıyorum veya gramer çalışıyorum. Manchmal versuche ich nur, mir Wörter einzuprägen oder Grammatik zu lernen. Sometimes I just try to memorize words or study grammar. Yani canım nasıl isterse. Ich meine, worauf ich Lust habe. So whatever my dear wants. Ve başladıktan sonra genelde 10 dakikadan daha uzun süre çalışıyorum. Und wenn ich einmal angefangen habe, arbeite ich normalerweise länger als 10 Minuten. And after starting, I usually work for more than 10 minutes. Yani çok yoğun olduğum günlerde çok meşgul olduğum günlerde sadece 10 dakika çalışıp bitiriyorum. Mit anderen Worten: An Tagen, an denen ich sehr viel zu tun habe, arbeite ich nur 10 Minuten lang und bin dann fertig. In other words, I work only 10 minutes on very busy days when I am very busy. Ama vaktim varsa zaten çalışmaya başladıktan sonra durmak istemiyorum, daha uzun süre çalışıyorum. Aber wenn ich Zeit habe, will ich nicht aufhören, nachdem ich angefangen habe zu arbeiten, sondern ich arbeite länger. But if I have time, I don't want to stop after it has already started, I work longer. Ve bunu bir yıl boyunca devam ettirdiğimi düşünün. Und stellen Sie sich vor, ich würde ein Jahr lang so weitermachen. And imagine that I continued this for a year. Bir yıl boyunca her gün bu şekilde çalıştığımı düşünün. Imagine working this way every day for a year. Представьте, что вы работаете так каждый день в течение года. Eğer bunu yapabilirsem Fransızcam ilerlemiş olur ve hedefime ulaşmış olurum. Wenn ich das schaffe, wird sich mein Französisch verbessern und ich werde mein Ziel erreicht haben. If I can do this, my French will be advanced and I will reach my goal. Siz de benim bu yaptığımı Türkçe için yapabilirsiniz. Sie können tun, was ich für Turkish getan habe. You can do this for Turkish as well. Her gün 10 dakika Türkçe çalışabilirsiniz. You can study Turkish for 10 minutes every day.

Hedeflerimden bir diğeri ise daha sosyal olmak ve insan ilişkilerimi geliştirmek. Ein weiteres Ziel ist es, sozialer zu werden und meine zwischenmenschlichen Beziehungen zu verbessern. Another of my goals is to be more social and improve my human relations. Еще одна из моих целей — стать более общительным и улучшить свои человеческие отношения. Ben biraz utangaç bir insanım ve insanlardan biraz çekiniyorum. Ich bin ein bisschen schüchtern, und ich bin ein bisschen menschenscheu. I am a little shy person and I feel a bit shy of people. Ve insanlarla kolay iletişim kuramıyorum ve bunu değiştirmek istiyorum ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Und ich kann nicht gut mit Menschen kommunizieren, und ich möchte das ändern, aber ich weiß nicht, wie ich das anstellen soll. And I can't communicate with people easily and I want to change this, but I don't know how to do it. И я не могу легко общаться с людьми, и я хочу изменить это, но я не знаю, как это сделать. Bence bu birinci hedefimden daha zor, o yüzden sanırım bu hedef sadece bir hayal olarak kalacak. Ich glaube, das ist schwieriger als mein erstes Ziel, also wird dieses Ziel wohl nur ein Traum bleiben. I think this is harder than my first goal, so I think this goal will remain just a dream.

Hayal ve hedef arasındaki farkı biliyor musunuz? Do you know the difference between dream and goal?

Size açıklayayım. Let me explain it to you. Hedeflerinize ulaşmak için bir şeyleri yapmanız gerekir, çabalamanız gerekir, uğraşmanız gerekir. Um Ihre Ziele zu erreichen, müssen Sie etwas tun, Sie müssen sich anstrengen, Sie müssen sich bemühen. To achieve your goals, you need to do something, you have to strive, you have to struggle. Для достижения своих целей надо что-то делать, надо стремиться, надо работать. Ancak hayaller öyle değildir. Aber Träume sind nicht so. But dreams are not like that. Yatağınızda yatarken bile hayal kurabilirsiniz. Sie können sogar im Bett liegend träumen. You can even dream of lying on your bed. Вы даже можете мечтать, лежа в своей постели. Hayal kurmak için bir şey yapmanız gerekmez. You don't have to do anything to dream. O yüzden hedefleriniz için çalışmaz ve onları gerçekleştirmezseniz, sadece hayal olarak kalırlar. Wenn Sie also nicht für Ihre Ziele arbeiten und sie nicht verwirklichen, werden sie nur Träume bleiben. So if you do not work for your goals and achieve them, they will remain only dreams. Sanırım benim bu insan ilişkilerimi geliştirme hedefim de sadece bir hayal olarak kalacak. Ich schätze, mein Ziel, meine zwischenmenschlichen Beziehungen zu verbessern, wird nur ein Traum bleiben. I think my goal of developing these human relationships will remain just a dream. Я думаю, что моя цель улучшить мои человеческие отношения так и останется мечтой. Umarım öyle olmaz. Ich hoffe nicht. I hope not.

Peki ya siz? Was ist mit Ihnen? So you? Sizin yeni yıl için yeni hedefleriniz var mı? Do you have new goals for the new year? Yoksa sadece hayalleriniz mi var? Or are you just dreaming?