The sharks that hunt in forests - Luka Seamus Wright
Çeviri: Haktan Can Bayram Gözden geçirme: Gözde Alpçetin
Bahamaların kıyı sularında,
genç bir limon köpek balığı şaşırtıcı bir yırtıcıdan kaçıyor:
kendi türündeki yetişkin bir köpek balığından.
17 kardeşinin yarısını önceki nesiller yemiş bile
ve sanki o da kardeşlerine katılacak gibi görülüyor.
Fakat yırtıcı tam da çevresini sarmışken
mangrov ormanının güvenilir sığınağında,
sualtı köklerinin çalılığında kayboluyor.
Köpek balıklarının habitatları olarak ormanlar pek fazla akla gelmez.
Ancak çeşitli deniz ormanları gezegenin kabaca 4,2 milyon kilometrekaresini kaplar
ve dünyadaki köpek balıklarının yüzde 35'ine yiyecek ve barınak sağlar.
Ölümcül kaplan köpekbalıkları,
deniz ineklerine ve deniz kaplumbağalarına saldırmadan önce
deniz otu çayırlarının arasına karışıyor.
Beyaz köpek balığı, 65 metre yüksekliğinde yosun ormanlarında fokları avlıyor.
Limon köpek balıkları ise okyanusta yaşayan tek ağaç türünün bulunduğu
Mangrove ormanlarını takip ediyor.
Bütün bu ekosistemlerin acayiplikleri var
fakat mangrovlar hepsi arasında en şahsına münhasır olan olabilir.
Kökleri ve taçları arasında yaşam barındıran mangrovlar,
kara ile deniz arasında önemli bir köprü işlevi görür.
Bu dünyalar arasında hayatta kalabilmek için farklı mangrov türleri,
kendilerini ve yerleşik köpek balıklarını koruyan çeşitli adaptasyonlara uğramıştır.
Çamurlu kıyı bölgelerinin dengesiz zemininde kök salmak zordur
bu yüzden mangrov fideleri ana bitkisine bağlı olarak filizlenir.
Kendi başlarına hayatta kalabilecek kadar büyüdüklerinde,
bu kısmen gelişmiş bitkiler akıntıya kapılıp gitmeye başlarlar.
Çoğu yakınlarda kök salarken bazıları da bir yerde konumlanmadan önce
dünyanın farklı bölgelerinde seyahat ediyor.
Mangrovlar bir yere yerleştiklerinde oynak arazilerde kendilerini desteklemek için
uzun, sıska bacak kökleri, koltuk değneği benzeri kökleri
veya dalgalı destek köklerini kullanır.
Bu yeni yerleşmiş mangrovlar iki ek sorunla uğraşmak zorundadır:
deniz suyu dehidrasyon ve potansiyel olarak toksik tuz bakımından yüksektir
ve çamur hemen hemen hiç oksijen içermez.
Bu birleşim, birçok ağaç için ölümcül olabilir
ama mangrovlar bataklık çevrelerinden en iyi biçimde yararlanırlar.
Tamamen gömülmekten ziyade,
mangrov kökleri büyük ölçüde yerin üzerindedir.
Bu, köklerdeki mikroskobik gözeneklerin
gelgit sırasında su geçirmez bir yalıtım oluşturmak için kapanmadan önce
düşük gelgit sırasında oksijen almasını sağlar.
Ayrıca birçok mangrov, aynı mekanizma ile
oksijen sağlayabilen şnorkel kökleri yetiştirir
veya doğrudan fotosentez aracılığıyla oksijen üretir.
Köklerin sistemlerine girmesini durdurmak için
bazı mangrov türleri inanılmaz derecede iyi filtreler kullanır.
Diğerleri tuzu özel hücre bölmelerinde,
ağaç kabuğunda ya da ölmekte olan yaprakta konsantre eder ve sonrasında düşer.
Bazı türler özel olarak adapte edilmiş tuz bezleri aracılığıyla
fazla mineralleri dışarı bile atabilir.
Tüm bu süreç mangrovlara biraz tuzlu olmaktan daha fazlasını yapar
fakat bu kıyı yaşamının kuytu köşelerinde yaşamasını engellemez.
Kuşlar mangrov dalları arasında yuvalarken
balıklar büyüyen karmaşık kök sistemlerinin ortasına yumurta bırakırlar.
Simbiyotik süngerler ve deniz üzümleri,
evleri olan ağaçları aç tahta kurtlarından korur.
Yengeçler, salyangozlar ve karidesler, yosunlar, midyeler, kaya midyeleri
ve tuzlu mangrov döküntüleri.
Bu hayvanlar, bazen vejetaryen deniz otu yemeği olmanın yanı sıra
etrafta dolaşan köpek balığı yavruları tarafından yutulan balıkları besler.
Ancak köpekbalıkları sadece deniz ormanlarının faydalanıcıları değil,
onları bir arada tutan yapıştırıcının da bir parçasıdır.
Köpek balıkları, bu temel bitkileri
aşırı derecede otlayacak hayvanların fazlalığını sınırlar.
Tıpkı deniz ormanlarının savunmasız bebek yırtıcılara barınak sağlaması gibi
bu yırtıcılar da orman habitatlarını korumak için büyürler.
Maalesef, bu hassas dengenin her iki tarafı da tehdit altındadır.
Aşırı avlanma dünya çapında köpek balığı popülasyonlarını yok etti
ve birçok deniz ormanı kıyı endüstrisi için kirleniyor veya kesiliyor.
Bu tahribat oldukça tehlikelidir
çünkü deniz ormanları, iklim değişikliğini azaltmada
en önemli ekosistemlerden biridir.
Mangrovlar ve deniz çayırları karbonu kökleri arasında hapseder
ve hızlı büyüyen yosunlar
okyanusun derinliklerine büyük miktarda karbon aktarır.
Tüm bunlarla, deniz ormanları her yıl yaklaşık 310 milyon ton karbonu hapsederek
yıllık küresel karbon emisyonlarımızın %3'ünü hapseder.
Yani burada yaşayan köpek balıkları gibi
insanlar da bu ana ekosistemleri korumak için dişiyle tırnağıyla savaşmalıdır.