×

우리는 LingQ를 개선하기 위해서 쿠키를 사용합니다. 사이트를 방문함으로써 당신은 동의합니다 쿠키 정책.

image

ZihinX, Dost kazanma ve insanları etkileme sanatı - Dale Carnegie | Kitap Özeti

Dost kazanma ve insanları etkileme sanatı - Dale Carnegie | Kitap Özeti

Dale Karnegi'nin “Dost kazanma ve insanları etkileme sanatı” isimli kitabi,

insan ilişkileri konusunda yazılmış dünyadaki en etkili kitaplardan birisi.

Eğer insanlarla ilişki kurmak becerinizi ve liderlik özelliğinizi geliştirmek istiyorsaniz

bu kitabi mutlaka okumalisiniz.

Kitap 1937 senesinde yazilmiş olsa da,

üzerinden 80 yıl geçmesine rağmen hala günümüzde olduğu gibi uygulanabilir.

Bu sebepten dolayıdır ki,

kitap hala dünyanın şimdiye kadar gelmiş-geçmiş en çok satan kitaplarından biri sayılıyor.

Kitaptan en önemli olan 5 altın kuralı sizlere iletmiş olacağız

Çoğu insan kendileri hakkında konuşmayı çok seviyor.

Her kişinin kendi geçmişi, başarıları, yetenekleri, hobileri ve bunun gibi diğer özellikleri kendileri için çok değerli. Çünkü her kişi kendi hayat filminin baş rol oyuncusudur.

Karnegiye göre, eğer etkili olmak ve karşındakı insanın sevgi ve saygısını kazanmak istiyorsanız,

o zaman o kişi ile yakından ilgilenmeniz,

ona kendisi ile ilgili sorular sormanız ve ona kendisi hakkında konuşması için fırsat yaratmanız gerekiyor.

Aynı zamanda da çok iyi bir dinleyici olmanız gerekiyor.

İnsanlar için iyi bir muhabbet eden kişi, fazla konuşan biri değil,

onları iyi dinleyen ve onlarla ilgilenen insanlardır.

Ben eskiden bunları kaide almazdım

ve sabırsızlıkla karşımdaki kişi ile yalnız kendi ilgi alanlarım hakkında konuşacağım zamanı beklerdim.

Karşımdaki kişi konuştuğu zaman onun lafının bitmesini

ve konuyu hemen değiştirip istediğim konuda konuşa bileceğim anı iple çekerdim.

Benim gibi binlerce, milyonlarca insan bunun aynısını yapıyor.

Bu durumu göz önünde canlandırmak için bir örneğe bakalım;

Diyelim ki, bu Alidir.

O, en çok futbol, sinema ve gitarla ilgileniyor.

Ali de herkes gibi başkaları ile yalnız kendi ilgi alanları hakkındakı konularda konuşmayı seviyor.

Ali Tuğba isimli bir kızdan hoşlanıyor ve Tuğba'nın ilgisini çekmeye çalışıyor.

Tuğbaysa keman, bilgisayar oyunları ve tenis ile ilgileniyor.

Tuğba her seferinde Ali ile kendi ilgi alanları hakkında konuşmaya başladığında Ali ona tepki vermiyor

ve sabırsızlıkla Tuğba'nın lafını bitirmesini bekleyip, konuyu değiştiriyor

ve futbol hakkında konuşmaya başlıyor.

Tuğba Ali ile konuşmanın onun ilgisini çekmediğini anlıyor ve ondan uzaklaşmaya başlıyor.

Şimdi, Ali'nin Tuğba'nın dediklerini çok iyi dinlediğini,

daha çok kendisi değil onun konuşmasına fırsat verdiğini düşünün.

Diyelim ki, Tuğba kemanla ilgili konuştuğu zaman,

ona bu konuda sorular soruyor ve konunun onun ilgisini nasıl çektiğini gösteriyor.

Bununla da Tuğba kendisi hakkında konuştuğu için kendini mutlu hissediyor.

Ali'nin bu davranışı onda oyle bir etki yaratıyor ki, sanki Ali ile zaman geçirmek ona kendini iyi hissettiriyor

ve dolayısıyla Ali'ye karşı pozitif duygular beslemeye başlıyor.

Bu sebeple hem Tuğba kendini daha iyi hissetmiş oluyor, hem de Ali Tuğba'dan yeni, hiç bilmediği şeyleri oğreniyor ve en önemlisi de Tuğba Ali'ni daha yakın hissetmiş oluyor.

Böylece, bu örnekten çıkan en mühim sonuç şu;

‘İnsanlara derinden ilgi göster ve onlara kendileri hakkında konuşmaları için fırsat ver'.

Karnegi'nin 2. En önemli nasihatı;

‘Başkalarının sizin için bir şey yapmasını istediğinizde,

onlara müracaat ederken kendinizin kazanacağı faydadan değil,

bunu yapmakla karşınızdaki kişinin hangi avanatajlar edineceğinden bahsedin.'

Mesela, ben, bu yeni açtığımız Youtube kanalının 1 ay içinde 1000 üyesi olmasını hedef koydum.

Bunun için eğer ben size ‘'Lütfen, kanalıma abone olun. Çünkü hedefim kanalın 1 aya 1000 abonesinin olması,

nolursunuz abone olun' desem, tabi ki,

bu sizin umurunuzda bile olmayacak.

Çünkü hiçkimseyi başkalarının kazanacağı fayda ilgilendirmiyor.

Fakat bu videoyla ben hakikaten size fayda vermiş olsam,

hayatınıza küçücük de olsa pozitif bir katkım olsa ve video bittikten sonra

size ‘'Eger bu türde olan başka videolar yükledikte kaçırmak istemiyorsanız,

hemen bildiri almak için Youtube kanalımdaki Abone ol butonuna tıklayıp

sonra da zil butonuna tıklayın.'' desem

bu daha etkili olacak.

Çünkü ben burada benim hedefimden, 1000 aboneye ulaşmak isteğimden değil,

başka videoları izlemekle kendinizi geliştirebilmek imkanınızdan bahs ediyorum.

Zira bu büyük ihtimalle sizin ilginizi çekecektir.

Karnegi bu konuyla ilgili çok güzel bir örnek veriyor;

Balık tutmaya gittiğimizde oltanın ucuna solucan takmamız gerekir.

Çünkü balığın onu sevdiğini ve sırf onun için oltaya doğru geldiğini biliyoruz

Bizim kendimiz çok şeyi, mesela pasta yemeyi sevebiliriz.

Ama oltanın ucuna pasta koyarsak,

büyük ihtimalle pasta balığın ilgisini çekmeyecektir ve bununla da biz balık tutamayacağız.

Bunun için de hep karşınızdaki kişinin ilgilendiği şeylere hitap edin.

Karneginin 3. çok önemli tavsiyesi şöyle ;

‘İnsanların iyi özelliklerini onlara söyleyin ve onlara önemli kişi olduklarını hissettirin.'

Hayatta insanı motive eden ve hayata bağlayan birkaç şey varsa,

onlardan en önemlisi insanın kendini önemli hissetmesidir.

Mesela, sizin bir tanıdığınız gitar çalıyor ve siz de bunu oğrenmek istiyorsunuz.

Eğer siz ona ‘ben gitarı çok seviyorum ve gitar çalmayı bana da öğretmeni istiyorum' söylerseniz

o kişi belki size bazı şeyleri oğretmeye çalışacaktır.

Fakat, muhtemelen o kişi kendiliğinde zamanının az olmasını

ve oğrenmek istiyorsanız gidip özel hoca tutmanız gerektiğini düşünecektir.

Eğer bu durum uzun süre devam ederse o bir süre sonra ya zamanının olmadığını

ve hoca tutmanız gerektiğini söyleyecek,

ya da kendiliğinde sizin ne kadar yüzsüz biri olduğunuzu ve onun zamanına saygı duymadığınızı düşünecektir.

Her iki durumda siz istediğiniz sonucu almamış olacaksınız.

Bir de duruma şu açıdan bakalım.

Diyelim ki, siz ona ‘yalnız onun gitar çalmasının hayranı olduğunuzu, onu ne kadar çok takdir ettiğinizi

ve başkasının değil yalnız o kişinin size gitar çalmayı öğretmesinin önemli olduğunu söylüyorsunuz.

Üstelik, onun zamanını almayı istemediğinizi

ve onun zamanının ne kadar değerli olduğunu anladığınızı vurguluyorsunuz.

Bu durumda, büyük olasılıkla, karşınızdaki kişi hiçbir karşılık beklemeden

size gitar çalmayı öğretmeyi cani-gönülden isteyecektir

ve bundan hakikaten de zevk alacaktır.

Nitekim, o kendini önemli hissetmekle,

siz ise gitar çalmayı öğrenmekle bu durumdan karlı çıkmış olacaksınız.

Karnegi'nin 4-cü hayatınızı değiştirecek tavsiyesinden biri eleştirmemekle ilgilidir.

Karnegi şöyle nasihat ediyor;

‘'Hiçbir zaman insanları eleştirmeyin.

Aynı zamanda, onlara ‘Senin bu fikrin yanlış.'

Ve ya ‘Senin bu haraketin yanlıştır' demeyin.

Bunu yapmak etrafınızdaki insanların sizden uzaklaşmasına sebep olacaktır.

Çünkü böyle yaptıkta, karşınızdaki kişi otomatik olarak kendini koruma moduna geçecek,

düşüncesinin ve ya hareketinin doğru olduğunu kanıtlamak isteyecektir.

Sonuç itibariyle, kendisi de yaptığı hareketin ve ya savunduğu şeyin doğru olduğuna inananacaktır.

Bunun için her zaman karşınızdaki kişi ile empati kurup,

kendinizi onun yerinde hissedin ve o hareketi niye yaptığını ve ya o fikri neden söylediğini anlamaya çalışın.

Bu durumda, karşınızdaki kişi sizin onu hakikaten anladığınızı görür

ve o da size karşı anlayışlı olmaya başlar

ve istediğinizi yapmaya hevesli olur

Mesela, siz çocuğunuzun yeteri kadar ders çalışmadığını görüyorsunuz.

Eğer siz ona ‘'Niçin ders çalışmıyorsun? Senin yerine ben utanıyorum.

Bak komşunun oğluna. Yine takdir aldı, bütün notları iyi.

Bir de senin yaptığına bak.

Boş gezenin boş kalfası.'' deseniz,

çocuğunuz dersten de, o anda sizden de nefret edecektir.

Çünkü derse göre küçülmüş olacak ve kendisini beceriksiz, yaramaz biri gibi hissedecektir.

Bu durum devam ettikçe çocuğunuz sizi aldatacak

ve sizin gözünüzde başka türlü gözükmeye çalışacaktır.

Aslındaysa derslerini daha da ihmal edecektir.

Karnegi öneriyor ki, her zaman ilk önce kendi yanlışlarınızdan bahsedin,

sonra zamanında sizin de o kişinin yerinde olduğunuzu bildirin,

daha sonra sizin kendi yanlışlarınızı nasıl düzelttiğinizi

ve karşınızdakinin de hangi sebepten dolayı yanlışını düzeltmesi gerektiğini ona izah edin.

Bu kurala uyarak eğer siz çocuğunuza bunu kendi deneyiminize uyarlayıp anlatsanız

büyük ihtimalle başka bir sonucun şahidi olacaksınız.

Örnek verelim.

Mesela, siz zamanında istediğiniz üniversiteyi ve bölümü bitirmemiş oluyorsunuz

ve şimdi de hayal ettiğiniz işte çalışmıyorsunuz.

Bunun için de eğer siz evladınıza ‘Biliyor musun oğlum, ben de okuldayken ders çalışmaya nefret ederdim.

Çünkü arkadaşlarla gezip tozmak, şakalaşmak, oyun oynamak o kadar eğlenceliydi ki,

kesinlikle ders çalışmak istemiyordum.

Ben de ders çalışmanın sıkıcı olduğunu biliyorum.

Ben hatta birilerinin ders çalışmayı sevdiğine inanmıyorum.

Bunun için seni çok iyi anlıyorum.

Fakat ben yıllar geçtikten sonra anladım ki, ders çalışmamakla büyük yanlış yaptım.

Keşke zamanında birileri bana da bunları anlatsaydı.

Ben de kendimi zorlayıp dersimi çalışsaydım.

Ben doktor olmak istiyordum

Ama okumadığım için univeristenin tıp bölümünü kazanamadım ve aşçılık okumak durumunda kaldım.

Aşçılık kötü bir iş demiyorum.

Fakat ben bu işi sevmiyorum ve sırf size bakabilmek için bu işi yapıp para kazanmak zorundayım. Zamanında 11 sene okumaya kendimi zorlayamadığım için şimdi 50 sene sevmediğim şeyi yapmaya mecburum.

Eğer sen de böyle olmak istemiyorsan o zaman kendin karar ver,

kendini ikna ederek okumak mi daha iyi yoksa diğeri mi?''

cümlelerini söylerseniz o sizin onu hakikaten anladığınızın farkında olacak

ve ona destek olduğunuzu hissedecektir

Bu şekilde okumaya daha hevesli olacaktır.

5-ci en önemli kural-‘'Yalnışınız varsa, en kısa zamanda onu kabul edip karşınızdaki kişiyle empati kurun.'dur

Mesela, bir zamanlar ben restoran işletiyordum.

Oradaki kasiyer kasa işlemlerinde yanlışlık yapmış,

kayıtlara 40 tl yerine 400 tl para dahil oldu diye kaydetmişti.

Bunun sonucunda bizim vergiyi 10 defa daha fazla ödememiz gerekiyordu ve bu hiç de iyi bir durum değildi.

Ben bunu öğrendiğimde haliyle çok sinirlendim ve meseleyi elemanla konuşmak için onun yanına gittim.

Beni görür görmez konuşmama müsaade etmeden hemen özür dilemeye başladı.

Bana ‘'anlıyorum, yaptığım büyük yanlış. Utancımdan n'apacağımı bilmiyorum.

Dikkatsizlik ettiğimin farkındayım.

Çok işe yaramaz biriyim.

Bunu benim maaşımdan iki kat kesin, sonra da beni işten azat edin

Ne yapsanız haklısınız.

Benim gibi işeyaramaz birini işte tutmanız kabahat.'' dedi.

Ben de çocuğu azarlamaya hazırlanıyordum.

Böyle söylediği için çocuğa karşı tavrım hemen değişti ve ona ‘ bu kadar abartmaya gerek yok.

Hepimiz insanız, tabii ki, hata yapa biliriz.

Önemli olan yanlışlarımızdan ders çıkarıp onları tekrarlamamak.

Benim için sen değerli bir çalışansın.

Yaptığın yanlışı anlamak da bir erdemdir.''

Dedim ve bu konuya bir daha değmedim

Tabii ki, eğer kasiyer çocuk ‘restoran o anda çok yoğundu, bayağı müşteri vardı, garsonlar da bir taraftan rahatsız ediyordu,

herkes bir şey soruyordu, onun için o an yanlışlıkla hesapları karıştırdım.' deseydi ben daha fazla sinirlenecektim ve onu azarlayacaktım.

Çalışan çocuksa tam aksini yaptığı için hem benim gözümde daha fazla saygı kazandı, hem de benim sinirlerim yatıştı ve işimize eskisi gibi devam ettik.

Bunun için de ‘hatanız varsa onu hemen kabullenip, karşınızdaki kişiye empati gösterin.

Bunu yapmakla siz daha fazla etkili bir insan olacaksınız.

Eğer videoyu beğendiyseniz ve daha fazla bunun gibi videolar yapmamı istyorsanız

Youtube kanalıma abone olun.

Yeni videolar yüklediğimde hemen bildiri almak için zil tuşuna basın. Ayrıca, eğer videoyla size fayda verebildiysem,

işimizi değerlendiridiğinizi göstermek için videoyu Youtube'da beğenin

ve başkalarının da yararlanmasına yardımcı olmak istiyorsanız Facebook'da da paylaşın.

Teşekkürler.

Learn languages from TV shows, movies, news, articles and more! Try LingQ for FREE