×

우리는 LingQ를 개선하기 위해서 쿠키를 사용합니다. 사이트를 방문함으로써 당신은 동의합니다 쿠키 정책.

신년 할인 최대 50% 할인
image

Turkish YouTube, Daha iyi öğrenmek için SODTİ tekniği

Daha iyi öğrenmek için SODTİ tekniği

İstesek de istemesek de sürekli bir şeyler öğreniyoruz.

Beynimiz hiç durmuyor.

Ayrıca durmak filan da istemiyor.

Geçenlerde sevdiğim YouTuber'lardan biri olan Vsauce bir deney yapmak için kendisini bir odaya kapattı ve dış dünya ile olan tüm irtibatını kesti.

Bu deney için kullandığı oda...

tamamen...

beyazdı.

BEMBEYAZ

Amacı bu odada beynine gelen tüm sinyalleri, uyarıları engellemekti.

Bir çeşit beynini durdurma çabası.

Sonucunu kendiniz izlersiniz.

Bizim konumuzla olan ilgisi ise şu: böyle bir şeyi sakın ama sakın evde tek başınıza denemeyin.

Çünkü beyni durdurabilmek mümkün değil. O sürekli öğrenmek zorunda. “Beynim almıyor” diye onu suçlayamayız.

Bugün sizlere beyninizi geliştirmek, daha iyi öğrenmenizi kolaylaştırabilmek için yepyeni bir teknikten bahsedeceğim.

"SODTİ" tekniğinden.

Ve bu teknik 5 adımdan oluşuyor.

-One (Bir) -One (Bir) -One (Bir)

ÖNCE SEV.

Her şey sevmekle başlar.

Hani derler ya “eğer sevdiğin işi yaparsan, ömür boyu çalışmazsın” diye.

İşte kim söylediyse bunu çok doğru söylemiş.

Bir dahaki sefere çalışman gerektiğinde böyle düşün.

Sanki sevgilinle buluşacakmış gibi.

Peki ya sevgilinin yüzü karmakarışık bir matematik formülü gibiyse?

Çok ayıp.

Güzellik dışta değil içtedir.

Her ne olursa olsun yine de onu sevmeyi öğrenmek gerekir.

Bu adımın ana fikri: “Başarılı olmak için ya sevdiğin şeyleri keşfetmen ya da sahip olduklarını sevmeyi öğrenmen gerekir.”

-Two (İki) -Two (İki) -Two (İki)

Sonra OKU

Klasik bir münazara konusu.

Yetenek mi önemli yoksa çalışmak mı önemli ?

OKUMAK önemli.

Ancak okuyarak büyütebilirsin insanlık ağacını.

Bununla ilgili bir hikaye anlatayım şimdi size.

Zamanın birinde bir satranç oyuncusu varmış.

Adına ne diyelim ?

Bobby olsun.

İşte bu Bobby, yetenekliymiş yetenekli olmasına ama öyle olağanüstü biri de değilmiş.

Sonra birgün, yaklaşık 12 yaşlarında iken birden bire ortadan kaybolmuş ve bir yıl boyunca ortalıklarda gözükmemiş.

13 yaşında sahalara, daha doğrusu tahtalara geri döndüğünde birdenbire parlamış.

Amerika'nın en başarılı satranç oyuncusu haline gelmiş. Evet Bobby Ficher'dan bahsediyorum.

*Mat

Şimdi hepimiz o 1 yıl boyunca onun ne yaptığını merak ediyoruz değil mi?

OKUMUŞ.

Hem de 1800'lü yılların bulabildiği tüm satranç kitaplarını.

Eskilerin her türlü numarasını öğrenmiş.

Onun kadar okumayan rakipleri, o muhteşem açılış hamlelerini görünce şaşkına dönmüşler.

Üstelik sadece İngilizce, kendi dilinde yazılmış kitapları da okumamış.

Rus satranç dergilerini karıştırmaya başlamış ve bunun için gerekli olan Rusça'yı da öğrenmiş. Çünkü onun zamanında satrançta en başarılı ilk 20 ismin hepsi de Rusmuş.

Yani sadece kitap okumamış, en iyileri okumuş, onları çalışmış.

Bu adımın ana fikri: “Beşikten mezara kadar oku.”

Hatta mezardan sonra da oku!

-Merhaba.

-Ben Peter.

-Nerelisin ?

Memleketin yani

-Şşşşşşşşşşşşşşşşşş

-Three (Üç) -Three (Üç) -Three (Üç)

BOL BOL DENE

Yap!

En sevdiğim fiillerden biri ve ünlü halk ozanımız Shia Labeouf'un söylediği gibi

-Do it (Yap)

-Yalnızca yap.

Yapıcı ol.

Zor olduğunu biliyorum.

Ama nasıl yapılacağını da biliyorum.

DENEYEREK

Denemeden hiçbir şey yapamazsın !

Suya girmeden yüzmeyi öğrenemezsin.

-Bu yüzden sadece yap.

Nitelik için niceliğin, kalite için kantitenin gerektiği bir adım bu.

O yüzden bol bol dene diyorum çünkü dokuz denemeden sonra, onuncusunda başaracağını biliyorum.

Önemli şeyleri başaran insanlar, kaşifler, mucitler uzaylı falan değiller.

Hepsi de senin benim gibi birer insan.

Bir şeyleri denemekten çekinmeyen, korkmayan cesur insanlar.

Ne kadar çılgınca olursa olsun, ne kadar iddialı görünürse görünsün, DENEMİŞLER.

Bir zamanlar bunu sende yapmıştın hatırlasana.

Emeklerken bir de ayağa kalmayı denemek istemiştin.

Ve... başaramamıştın.

Defalarca deneyip, her seferinde düştükten sonra nihayet bir gün yürümeye başladın.

Basit denemelerle başla.

Mesela romancı mı olmak istiyorsun ? Hiçbir zaman roman yazabileceğini düşünmeyen Hemingway gibi yap.

Önce hikayeleri dene.

Sinemacı mı olmak istiyorsun ? Spielberg gibi yap. Kısa filmler çekerek başla.

Düşünme, sadece yap....

demiyorum.

Çünkü önce bilmeden, düşünmeden bir şeyleri yapmaya kalkarsan, sonun şöyle olur...

Düşünme aşamasını, ''SODTİ'' tekniğinin, ikinci adımında yani okurken geçmiştik ama teori de bir yere kadar.

Bu öğrendiklerini, okuduklarını, gerçek hayatta pratiğe dökmezsen, teorik bir hayat yaşarsın, teoride yaşarsın!

Bu adımın ana fikri: "Bir şeyi anlamanın tek yolu DENEMEKTİR"

-YAP!

-Sadece.....

-YAP!

-Four (Dört) -Four (Dört) -Four (Dört)

Sık sık TEKRARLA.

İlk üç adımı attıktan,

ilk üç aşamayı tamamladıktan sonra, artık bunları tekrar etmekten başka bir şeye gerek yok.

Sevgini TAZELE, çokça OKU, bol bol DENE ve sonra başa dön, hepsini TEKRARLA.

Aynı şablonu başka konulara da uyarlayabilirsin.

O konuyu da sevmeye çalış, sonra hakkında bol bol oku ve denemeler yapmaya başla.

Şimdi size başka bir hikaye,

hayatı boyunca 9 bin kez atış kaçırmış olan bir basketçinin hikayesi.

üç yüz kez maç kaybetmiş üstelik bunlardan yirmi altı tanesinde atacağı basket oyunu kazandırmasına yol açacakken, atamamış.

Anlayacağınız defalarca kaybetmiş ve o yüzden başarılı olmuş.

Michael Jordan'dan bahsediyorum.

Tüm zamanların en iyi basketbol oyuncusu.

Olmanın sırrı ne ?

-Meşhur sıçrama yeteneği mi ?

-Hayır.

-Saç kesimi mi ?

-Hayır.

-Ayakkabıları mı?

-Hayır.

-Ekstra uzun şortları mı ?

-Hayır.

-Ayakkabıları mı ?

-Hayır.

-Çorapları mı?

-Hayır.

-Yoksa ayakkabıları mı ?

-Ayakkabı -ayakkabı -ayakkabı -ayakkabı

İşin sırrı pratik yapmak.

Egzersiz, idman.

Her hareketi defalarca tekrar etmek.

Sadece iyi bir sporcu olmak için değil, her konuda iyi olmak için tekrar etmek gerekiyor.

İyi bir konuşmacı mı olmak istiyorsunuz ? Bol bol prova yapmalısınız.

Dil öğrenmek için aynı kelimeleri tekrar tekrar söylemelisiniz.

Hedefiniz ne olursa olsun o hedefe ulaşmak için gereken şeyi her gün tekrar etmek gerekiyor.

Bu adımın ana fikri: "Tekrar çarpılarından oluşmuş bir zincir yap ve o zinciri hiç kırma."

-Five (Beş) -Five (Beş) -Five (Beş)

Arada bir izle.

İtiraf edeyim bu aşamayı biraz zorlayarak ekledim çünkü sadece SODT diye bir teknik olsaydı bunu akılda tutmak ve telaffuz etmek çok zor olacaktı o yüzden sonuna bir de "İ" ekleyeyim dedim.

Çok da güzel oldu.

"İZLE"

Şaka bir yana bir şeyleri öğrenmek için bu adım da en az diğerleri kadar çok önemli.

''İZLE'' derken kendi yaptıklarını izlemekten bahsediyorum.

Denemelerin işe yarıyor mu ?

Bunu ölç.

Okudukların yeterli oluyor mu ?

Değerlendir.

Doğru şeyleri mi okuyorsun ?

Karar ver.

Kısaca "gelişimini takip et, izle."

Çılgınca sevmene, binlerce kitap okumana, çokça denemene ve tekrar üstüne tekrar yapmana rağmen,

bütün bunları eğer yanlış bir amaç uğruna ve yanlış bir yerde yapıyorsan neye yarar ki ?

İşte bu yüzden, kendini izlemen de lazım.

Bugün kişisel gelişim dünyasının guruları gibi bir akrostiş uydurdum.

Aslına bakarsanız işin cila kısmıydı bu ama anlattığım şeyler gerçekten inandığım ve hayatımda uygulamaya çalıştığım şeylerdi.

O yüzden hararetle tavsiye ediyorum ve eminim bunun dışında da başka öğrenme teknikleri vardır.

Açıkçası bende bunları sizlerden öğrenmek istiyorum o yüzden yorumlar kısmına bu teknikleri,

bildiğiniz teknikleri, kendinizin de faydalandığında başarılı olduğunu düşündüğünüz teknikleri benimle de paylaşırsanız çok sevinirim.

Yalnız bazen böyle "beynim yandı" falan gibi yorumlar yapıyorsunuz.

Böyle yorumları yapmadan önce lütfen bir kere daha düşünün. Çünkü gerçekten beyninizin yanması için,

3 gün boyunca, bembeyaz bir odada, tek başınıza kalmanız gerekiyor.

Ayrıca kanalıma yeni abone olanlar için, belki bilmiyorlardır kaçırmışlardır diye hatırlatmak istediğim iki video dizisi var geçen yıl yapmıştım.

Takip edenler hatırlayacaktır.

OKU ve İZLE

Gerçi buradaki izlemenin anlamı birazcık daha farklı.

Yoksa değil mi ?

Learn languages from TV shows, movies, news, articles and more! Try LingQ for FREE