×

우리는 LingQ를 개선하기 위해서 쿠키를 사용합니다. 사이트를 방문함으로써 당신은 동의합니다 쿠키 정책.

image

Turkish YouTube, Daha etkili öğrenmek için ne yapmak gerek? Feynman Tekniği ve Ötesi

Daha etkili öğrenmek için ne yapmak gerek? Feynman Tekniği ve Ötesi

Öğrenmek, bu hayatta kazanabileceğimiz belki de en iyi alışkanlık. O yüzden şu anda bir öğrenciyseniz ne mutlu size!

Tek işiniz öğrenici olmak.

İlerde başka şeyler yapmaya başlayınca bu özelliğinizi

bu huyunuzu kaybetmemeye çalışın!

Peki iyi bir öğrenici olmanın sırrını söyleyeyim mi size?

Öğretmen olmak!

Öğretmen olmak derken sadece bir meslek olarak öğretmenlikten bahsetmiyorum.

Herhangi bir konuyu öğrenmeye çalışırken izlenebilecek bir yöntemden söz ediyorum.

Diyelim ki bir öğrencisiniz ve bir sınava hazırlanıyorsunuz.

Veya bir çalışansınız.

Bir girişimcisiniz ve bir sunuma hazırlık yapıyorsunuz.

Öğrenilecek o konuya nasıl hazırlanmak lazım?

Nasıl ders çalışmak lazım? Soru bu.

Bu soruya benim cevabım sadece üç kelimeden ibaret.

Ünlü fizikçi Richard Feynman dört adımlı bir strateji öneriyor.

Ama bütün bunları açıklamadan önce

nasıl çalışmamak gerektiği konusunda

Stanford Üniversitesi' nde bir öğrenme uzmanı olarak çalışan Profesör Candace Thille' in şu beş uyarısına kulak verelim.

1.- Altını çizme! Not al!

Diyor ki:

Satırların öyle satırların öyle altını üstünü filan çizmeyi bırakın!

Tümü ile bir zaman kaybı bu!

Sırf altını çizdiğiniz için o konuyu daha iyi öğrenmiş olmayacaksınız ki!

Ee peki ne yapalım?

Kitap okurken ya da bir konuyu çalışırken

altını çizmeye değer bulduğunuz bir sözle karşılaşırsanız

bir fikir ile karşılaşırsanız

o fikri kendi sözlerinizi, kendi düşüncelerinizi kullanarak tekrar ifade etmeye çalışın.

Yani notlar çıkartın!

Benim bu videolarda yapmaya çalıştığım gibi.

O konuyu kendi hikayenizin bir parçası haline getirin.

2.- Zor Olduğunu Bil!

Öğrencilerde genellikle şöyle bir yanlış kanı var.

"Eğer bir konuyu çalışırken zorlanıyorsam, demek ki o konuyu öğrenemiyorum!"

Tabii böyle düşününce hemen öyle bir zor konuyla karşılaştığında o konuları atlayıp ya da erteleyip

çalışılması kolay hemen anlaşılabilen hemen öğrenilebilen konulara geçmeye çalışıyorlar.

Yani bir anlamda potansiyellerini ziyan ediyorlar!

Oysa, önce ZOR OLANDAN başlamak lazım.

Ve başlarken o konunun zor olduğunu bilerek ve kabullenerek

Çünkü, "öğrenmek" dediğimiz şey aslında o zorluklarla mücadele sırasında gerçekleşiyor.

3.- Sıkıştırma! SON ANA BIRAKMAAA!

Biliyorum! İşe yarıyor bu teknik.

Son geceye kadar erteleyip son gece şöyle bir güzel yumulup derslerin üzerine

çalıştıktan sonra ertesi gün de hemen sınava girip çok güzel notlar almak mümkün!

Bunu benim de yaptığım oldu öğrencilik hayatımda.

Ama son anda öğrendiğim o konuları artık hatırlamıyorum.

Hayatıma pek de fazla birşey katmadı.

Çünkü o bilgiler sadece ezberlendi.

Bilgisayarlardaki RAM gibi.

Geçici bir hafızaya kaydedildi ve kullanıldıktan hemen sonra çöpe atıldı.

Bunun yerine aralıklarla, fasılalarla çalışmak çok daha doğru bir strateji!

Evet, o araları verdiğimiz zaman belki de önceden öğrendiğimiz birtakım bilgileri yine unutacağız

ve onları tekrar çalışmak zorunda kalacağız.

Ama işte bu tekrarlar sayesinde bir daha silinmemek üzere kalıcı belleğimize kaydedilmiş olacak.

Yani hayatımızın, hikayemizin bir parçası haline gelecek.

4.- Geri Bildirimlere AÇIK OL!

Özellikle de hoşuna gitmeyecek olan geri bildirimlere!

Güçlü olduğun tarafları zaten biliyorsun. Öğrenebilmek ve dolayısıyla gelişebilmek için zayıf olduğun tarafları da bilmen lazım,

DOST ACI SÖYLER! Acı söylemelidir de zaten! İleride acı çekmemek için dostunun sesine kulak ver...

5.- Israrcı Ol!

"Benim kapasitem ancak bu kadar!" DEME!

Kimsenin zekası sabit değil! GELİŞTİRİLEBİLİR!

Bir de "Ben sözelciyim." "Yok ben sayısalcıyım." gibi ayırımları çok da fazla önemsememek lazım!

Çünkü bir konuyu öğrenirken bizim zekamız, kendisinin sözelci mi yoksa sayısalcı mı olduğunu pek de bilmez...

Bazı konularda daha çok zorlanır, bazı konularda daha az.

Siz bu zorluklara değil, öğrenilecek konunun kendisine odaklanmaya çalışın.

Merak etmeyin kapasiteniz ona da yeter.

Mesela ben sözel bir bölümden mezun oldum. Ama matematiğe de ilgim var.

Fiziğe de. Hatta sözel konularda aldığım

eğitimin sayısal konuları anlamak konusunda bana yardımcı olduğunu da söyleyebilirim.

Bunun tersi de mümkün...

Öğrenciyken özellikle matematik derslerinden sonra sınıftan çıkınca arkadaşlarla aramızda

"Ya bu konular bizim ne işimize yarayacak. Biz sözelciyiz" gibi şeyler söylerdik.

Ama çok sonraları en sözel konuyu bile çalışırken anladım ki pi (π)' yi de bilmek, "p ise q" yu da bilmek çok işe yarıyor.

Şimdi bir zaman makinesi icat edilseydi ve kendimi lise yıllarına

geri döndürebilseydim, "Ya bu ders bizim ne işimize yarayacak" geyiğini yaparken kendi karşıma çıkar ve

ona "pi sayısı" hakkında yaptığım şu videoyu izletirdim.

( 3.14159265358979323846264338327950288419716939937510582097494459230781640628620899862803482534211706 )

O zaman ki ben de muhtemelen "Ya o kadar okudun, eğitim aldın. Ola ola youtuber mi oldun ileride?"

diye sorardı. Şimdiki ben de o eski kendime şu cevabı yapıştırırdım.

"Yeni bir şeyler öğrenmek için, insanlara öğrendiklerimi öğretmekten daha iyi hangi yöntemi önerirdin?"

O zamanki ben de bu cevabım karşısında muhtemelen "KAL" falan olurdum!

Çünkü o zamanki ben sözelci oldugu için, Fizikçi Richard Feynman ile henüz tanışmamıştı. 20.yy da öğrencilik yaptım ben.

"Bir şeyi basit bir şekilde açıklayamıyorsan onu yeterince iyi anlamamışsın demektir." gibi bir sözü duymamıştı.

Feynman nobel ödüllü bir fizikçi. Feynman diyagramlarını yapmış.

Kuantum, Nano Teknoloji, Parçacık Fiziği gibi konularda çalışmış.

Hatta 1986' da uzay mekiği Challanger in neden infilak ettiğini bile açıklamış.

Ne alaka? diye düşünmeyin çünkü onun yaşam felsefesi hayatı anlamaya ve anlatmaya çalışmak.

Sadece bir bilim insanı olarak değil sıradan bir insanın da bu şekilde yaşaması gerek.

Zaten ne alaka diye düşünmeye başlayacak olursak kendisinin aynı zamanda şiirle,

resimle, müzikle ilgilendiğini duyunca iyice

"kal" olmaya başlarız. En büyük hobilerinden biri

"Bongo" çalmak.

Bütün bu özelliklerinin ve o rengarenk kişiliğinin ötesinde ben onun en çok öğretici olan tarafını sevdim.

Bu yönünü henüz bir öğrenciyken geliştirmeye başlamış.

Pɾinceton üniversitesinin sınavlarına hazırlanırken boş bir defter almış. ilk sayfasını açmış ve şunları yazmış: Bilmediğim şeyler defteri

İşte o yıllardan beri geliştirmeye başladığı öğrenme tekniği 4 adımdan oluşuyor.

1.- Öğrenmek istediğin konuyu seç ve onu çalışmaya başla.

Öğrendiklerini bir kenara, daha da iyisi bir deftere yaz.

2.- Çalıştığın konuyu sanki derste başkalarına anlatacakmış gibi açıklamaya çalış.

Mümkün olduğu kadar basit ifadelerle

3.- Açıklamaya çalışırken sahip olduğun bilgide birtakım eksiklikler olduğunu fark edeceksin.

İşte bu boşlukları kapatmak için yine kaynaklara, kitaplara geri dön.

Konuyu eksiksiz anlatabilene kadar bu döngüyü tekrarla.

4) Basite indirge ve anolojiler kullan

Yani konuyu benzerlikler bularak açıklamaya çalış.

Dört adımlı bu öğrenme stratejisini öğrencilik yıllarımda ben kullanamadım maalesef.

Bilmiyordum. Sözelciydim ben.

Ama sonrasında profesyonel yaşamımda hiç farketmeden kullanmaya başladığımı farkettim.

Hatta şöyle bir soru aklıma geldi.

Madem Feynman bu şekilde işleri basite indirgemeyi öneriyor acaba onun bu dört adımlı stratejisini daha da basite indirgeyemez miyiz?

Cevabı yıllarca üzerinde düşündükten sonra üç kelimeye indirgeyebileceğimi fark ettim.

ÖĞRENMEK İÇİN ÖĞRET

Bu üç basit kelime her şeyi özetliyor bence.

Bir şeyi öğrenmek istiyorsan onu öğretmeye çalışmalısın.

Bunu bir öğretmen edasıyla ya da konunun uzmanı iddiasıyla yapmana gerek yok

"Hayat boyu öğreniciyim" de kendine

ve "Ben bugün bunları öğrendim. Gel sana da anlatayım" de arkadaşına

Bunu yapmaya çalıştığın zaman ne olacak biliyor musun?

En başta saydığım o beş uyarı vardı ya

işte onların hepsini dikkate almaya başlayacaksın.

Otomatik olarak

Feynman'ın dört adımlı stratejisini adını bile bilmeden kullanmaya başlayacaksın.

Ve en sonunda da öğrenmek istediğin o konuyu kendi hayat hikayenin bir parçası haline getirmiş olacaksın.

Hayatımızın bir dönemi öğrenci olarak geçti.

ya da geçecek

Ama hayatımızın her döneminde öğrenici olmamız gerek.

Mezun olduktan sonra bir kısmımız öğretmen oldu.

ya da olacak.

Ama yeni bir şeyler öğrenmek için hepimizin öğretici olması gerek.

Yılın bir gününü öğretmenler günü olarak kutluyoruz. Ama aslında her gününü öğretmenler ve öğrenciler günü olarak geçirmemiz lazım.

Çünkü bir şeyi daha iyi öğrenebilmek için

Öğretmek gerek!

Bir de

darbuka çalmak

Learn languages from TV shows, movies, news, articles and more! Try LingQ for FREE