×

우리는 LingQ를 개선하기 위해서 쿠키를 사용합니다. 사이트를 방문함으로써 당신은 동의합니다 쿠키 정책.


image

Barış Özcan 2018, Satürn’ün Halkaları Neden Kayboluyor?

Satürn'ün Halkaları Neden Kayboluyor?

Gezegenleri düşündüğümüzde en akılda kalıcı olanı hangisidir desem pek çoğumuz Satürn deriz herhalde. Okulda resim derslerinde çizimi en zevkli gezegendir. Diğerleri gibi yuvarlak bir top çizmekle kalmazsınız. Bir de etrafına halkalar yerleştirirsiniz onun. Geçen hafta yayımlanan bir analize göre o halkalar kayboluyor. Hem de hızla! Merak etmeyin sizin çocuklarınız ya da torunlarınız da resim derslerinde halka çizmeye devam edebilecek. Ama birkaç yüz milyon yıl kadar sonra Satürn de diğer gezegenlere benzeyecek. Halkasız kalacak.

Peki neden bu halkalar kayboluyor? Bu soruyu cevaplamadan önce başka bir soruyu soralım. Neden Satürn'ün halkaları var? Bazıları bunların gezegenle birlikte oluştuğunu düşünürken bazıları da sonradan bir uydunun parçalanarak oluşturduğunu düşünüyor. Eğer ilk teori doğruysa 4 milyar yıldır orada dönüyor olmaları gerekir. Fakat az sonra açıklayacağım araştırmanın sonuçlarına göre bunların çok daha genç olma ihtimali yüksek.

Şu anda Satürn'de olsaydınız uzaya doğru 400.000 km boyunca uzanan o halkaları görüyor olacaktınız. Yani Dünya'yla Ay arasının tamamen bu halkalardan oluştuğunu hayal edin. Halkaların bazısı sadece 100 metre genişliğinde. 100 metre genişliğinde olan şeyi de biz bir yüzey gibi algılıyoruz ama aslında minik partiküller. Buz ve buzla kaplı kayalar.

Bu halkalar öyle bir yapı ki genişliği 4,5 dünya çapında ama ortalama 10 metre inceliğinde. Satürn'ü bir dosya kağıdı kadar küçültebilseydik, halkaları kağıttan 10000 kat daha ince olurdu. Bunlar toplam 7 gruptan oluşuyor ve bu gruplar da keşif sırasına göre alfabetik olarak A, B, C, D, E, F, G şeklinde isimlendirilmiş.

Satürn çıplak gözle görülebilen 5 gezegenden biri. 1610 yılında Galileo kendi yaptığı teleskopuyla halkaları görememişti ama iki yanında kulak benzeri bir yapılanma olduğunu keşfetmişti. 1659'da Hollandalı astronom Huygens o kulakların halka olduğunu söyledi, böylece resmen onu keşfeden ilk kişi oldu. Hemen sonrasında İtalyan gökbilimci Cassini birden fazla halka olduğunu keşfetti. O günden beri 300 yılı aşkın bir süredir Satürn'ün halkalarını çok daha detaylıca inceliyoruz. Sadece teleskopla değil. Bugüne kadar 4 uzay aracı gönderildi. Pioneer 11, 1979'da Satürn'ün 21.000 km yakınından geçti. Daha sonra Voyager 1 ve Voyager 2 uzay araçları da gezegenin oldukça yakınından geçerek gözlemlerde bulundular.

Ama bir uzay aracı var ki sadece bu gezegeni araştırmak için gönderildi. Yanında başka bir uzay aracı daha taşıyan bu ikili yapıya Satürn'ün halkalarını keşfeden kişilerin isimleri verilmişti. Cassini, 7 yıllık bir uzay yolculuğunun ardından 2004 Haziran'ında Satürn'e ulaştı ve yörüngesine girdi. Yanında getirdiği Huygens uzay aracını Satürn'ün uydularından Titan'a paraşütle indirdi. Cassini 13 yıl boyunca Satürn'ün etrafında döndü. Gezegenin yapısı ve uydularını araştırdı. Onun halkalarının içinden tam 22 kez geçti. Oluşumları hakkında en detaylı bilgileri bize gönderdi.

Güneş sisteminin ikinci büyük gezegeni olan Satürn'ün çapı Dünya'nın 10 katı. Ama bu büyüklüğüne bakıp da aldanmamak lazım. Güneş sisteminin en hafif gezegeni. Çoğunluğu Hidrojen ve Helyum gazlarından oluştuğu için yoğunluğu çok düşük. O kadar ki sudan bile az. Eğer Satürn'ü devasa bir okyanusa indirebilseydik yüzdüğünü görürdük. Öte yandan biz Satürn'e inmek isteseydik inemezdik, çünkü gezegende inilebilecek bir yüzey yok. Çoğunlukla gazlar, sıvılar ve amonyak kristallerinden oluşan bir yapısı var. Bunlar gezegen yüzeyinde güneş sisteminin en büyük ve güçlü fırtınalarına dönüşüyorlar. Kuzey Kutbu civarında yer alan altıgen şeklinde bu fırtına Dünya'nın iki katı büyüklüğünde. Yani orada olmak istemezsiniz. Ay'a ya da Mars'a yerleşme hayalleri kurabiliyoruz ama Satürn bu konuda bizim için pek de misafirperver bir yer gibi gözükmüyor. Tabi Satürn'ün etrafında sadece halkalar yok. Bizim Ay'ımız gibi onun da uyduları var. Hem de 50'den fazla uydusu. Bunlardan en büyüğü Titan -ki uydu olduğuna bakmayın Merkür gezegeninden bile büyük- aynı zamanda bilim insanlarının da en çok merak ettiği uydu. Çünkü Güneş Sistemi'nde bugüne kadar keşfettiğimiz yüzlerce gök cismi içerisinde bulutları ve gelişmiş bir atmosferi olan tek yer. Ayrıca yüzeyinin altında okyanusları olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla bazı canlılar yaşıyor olabilir.

İşte Cassini ve Huygens uzay araçlarının bize gönderdiği bilgilerden öğrendiklerimiz genel olarak bu şekilde. Bilim insanları sadece bu bilgileri değil yeryüzündeki büyük teleskopları da kullanarak araştırmalarına devam ediyorlar. Bunlardan en yenisi daha bir kaç gün önce yayımlandı. Hawaii'deki Keck teleskopu tarafından yapılan gözlemleri kullanan bilim insanları Satürn'ün halkalarının yok olduğunu buldular. Bu araştırmaya göre halkalar gezegenin üstüne yağmur gibi yağıyor. Daha doğrusu dolu gibi. Halkaların buz parçalarından ya da buzla kaplı kayalardan oluştuğunu söylemiştim ya. Güneşten gelen ultraviyole ışınlar ve küçük meteorların çarpışması sonucu oluşan plazma bulutları halkaları oluşturan buz tozlarıyla buluşunca bir anlamda şimşekler çakıyor. Satürn'ün manyetik alanına bağlı olan bu minik buz tozları da yerçekiminin etkisiyle gezegene yağmaya başlıyor. Bu yağmur sırasında Satürn'ün üst atmosferine infrared teleskopla bakınca iyonların parladığı gözlemlenmiş. Üst tarafta parlamanın daha az olduğunu görüyorsunuz. Burada yağmur daha şiddetli anlamına geliyor.

Her saniye 432 – 2870 kg civarında bir yağış kaydediliyor. Yani her yarım saatte bir olimpik havuzu dolduracak kadar çok. Bu yağmurun sürekli olarak yağdığını düşünecek olursak, hızı değişmezse 100 milyon yıl sonra Satürn şöyle bir şeye benzeyecek. 292 milyon yıl sonra halkalar tamamen yok olacak.

Bu bulgulara göre halkaların oluşumuyla ilgili başta söylediğim teorilerden ilki zayıflamış oluyor. Bunlar sandığımızdan çok daha genç. Büyük bir ihtimalle 100 milyon yıl kadar önce oluşmuş. Yani Dünya'da dinozorlar yaşarken Satürn'e baktıklarında muhtemelen daha halkaları oluşmamıştı. Bu bakış açısıyla kendimizi çok şanslı hissedebiliriz. Satürn'ün milyarlarca yıllık ömrünü düşündüğümüzde çoğunlukla halkasız bir gezegen. Sadece bir kaç yüz milyon yıl boyunca halkası var olmuş olacak. Ve biz o halkaların tüm ihtişamıyla parladığı bir dönemde yaşıyoruz.


Satürn’ün Halkaları Neden Kayboluyor?

Gezegenleri düşündüğümüzde en akılda kalıcı olanı hangisidir desem pek çoğumuz Satürn deriz herhalde. When we think of planets, I guess most of us would say Saturn if I say which is the most memorable. Okulda resim derslerinde çizimi en zevkli gezegendir. It is the most enjoyable planet to draw in painting classes at school. Diğerleri gibi yuvarlak bir top çizmekle kalmazsınız. You don't just draw a round ball like the others. Bir de etrafına halkalar yerleştirirsiniz onun. And you put rings around it. Geçen hafta yayımlanan bir analize göre o halkalar kayboluyor. Those rings are disappearing, according to an analysis released last week. Hem de hızla! Merak etmeyin sizin çocuklarınız ya da torunlarınız da resim derslerinde halka çizmeye devam edebilecek. Ama birkaç yüz milyon yıl kadar sonra Satürn de diğer gezegenlere benzeyecek. Halkasız kalacak.

Peki neden bu halkalar kayboluyor? Bu soruyu cevaplamadan önce başka bir soruyu soralım. Neden Satürn'ün halkaları var? Why does Saturn have rings? Bazıları bunların gezegenle birlikte oluştuğunu düşünürken bazıları da sonradan bir uydunun parçalanarak oluşturduğunu düşünüyor. Some think that they formed with the planet, while others think that they were formed later by a satellite. Eğer ilk teori doğruysa 4 milyar yıldır orada dönüyor olmaları gerekir. If the first theory is correct, they must have been spinning there for 4 billion years. Fakat az sonra açıklayacağım araştırmanın sonuçlarına göre bunların çok daha genç olma ihtimali yüksek.

Şu anda Satürn'de olsaydınız uzaya doğru 400.000 km boyunca uzanan o halkaları görüyor olacaktınız. If you were on Saturn right now, you would be seeing those rings stretching for 400,000 km into space. Yani Dünya'yla Ay arasının tamamen bu halkalardan oluştuğunu hayal edin. So imagine that the distance between the Earth and the Moon consists entirely of these rings. Halkaların bazısı sadece 100 metre genişliğinde. Some of the rings are only 100 meters wide. 100 metre genişliğinde olan şeyi de biz bir yüzey gibi algılıyoruz ama aslında minik partiküller. Buz ve buzla kaplı kayalar. Ice and rocks covered with ice.

Bu halkalar öyle bir yapı ki genişliği 4,5 dünya çapında ama ortalama 10 metre inceliğinde. Satürn'ü bir dosya kağıdı kadar küçültebilseydik, halkaları kağıttan 10000 kat daha ince olurdu. Bunlar toplam 7 gruptan oluşuyor ve bu gruplar da keşif sırasına göre alfabetik olarak A, B, C, D, E, F, G şeklinde isimlendirilmiş.

Satürn çıplak gözle görülebilen 5 gezegenden biri. Saturn is one of the 5 planets visible to the naked eye. 1610 yılında Galileo kendi yaptığı teleskopuyla halkaları görememişti ama iki yanında kulak benzeri bir yapılanma olduğunu keşfetmişti. 1659'da Hollandalı astronom Huygens o kulakların halka olduğunu söyledi, böylece resmen onu keşfeden ilk kişi oldu. In 1659, Dutch astronomer Huygens said those ears were rings, so he was the first to officially discover it. Hemen sonrasında İtalyan gökbilimci Cassini birden fazla halka olduğunu keşfetti. O günden beri 300 yılı aşkın bir süredir Satürn'ün halkalarını çok daha detaylıca inceliyoruz. Since then, we have been studying Saturn's rings in much greater detail for more than 300 years. Sadece teleskopla değil. Bugüne kadar 4 uzay aracı gönderildi. Pioneer 11, 1979'da Satürn'ün 21.000 km yakınından geçti. Pioneer 11 passed within 21,000 km of Saturn in 1979. Daha sonra Voyager 1 ve Voyager 2 uzay araçları da gezegenin oldukça yakınından geçerek gözlemlerde bulundular. Later, the Voyager 1 and Voyager 2 spacecraft also made observations by passing very close to the planet.

Ama bir uzay aracı var ki sadece bu gezegeni araştırmak için gönderildi. Yanında başka bir uzay aracı daha taşıyan bu ikili yapıya Satürn'ün halkalarını keşfeden kişilerin isimleri verilmişti. Cassini, 7 yıllık bir uzay yolculuğunun ardından 2004 Haziran'ında Satürn'e ulaştı ve yörüngesine girdi. Yanında getirdiği Huygens uzay aracını Satürn'ün uydularından Titan'a paraşütle indirdi. He parachuted the Huygens spacecraft he brought with him to Titan, one of Saturn's moons. Cassini 13 yıl boyunca Satürn'ün etrafında döndü. Cassini orbited Saturn for 13 years. Gezegenin yapısı ve uydularını araştırdı. He studied the structure of the planet and its moons. Onun halkalarının içinden tam 22 kez geçti. It went through its rings 22 times. Oluşumları hakkında en detaylı bilgileri bize gönderdi. He sent us the most detailed information about their formation.

Güneş sisteminin ikinci büyük gezegeni olan Satürn'ün çapı Dünya'nın 10 katı. Ama bu büyüklüğüne bakıp da aldanmamak lazım. But one should not be deceived by its size. Güneş sisteminin en hafif gezegeni. The lightest planet in the solar system. Çoğunluğu Hidrojen ve Helyum gazlarından oluştuğu için yoğunluğu çok düşük. O kadar ki sudan bile az. So much less than water. Eğer Satürn'ü devasa bir okyanusa indirebilseydik yüzdüğünü görürdük. If we could land Saturn in a huge ocean, we would see it floating. Öte yandan biz Satürn'e inmek isteseydik inemezdik, çünkü gezegende inilebilecek bir yüzey yok. On the other hand, if we wanted to land on Saturn, we could not land, because there is no landing surface on the planet. Çoğunlukla gazlar, sıvılar ve amonyak kristallerinden oluşan bir yapısı var. Bunlar gezegen yüzeyinde güneş sisteminin en büyük ve güçlü fırtınalarına dönüşüyorlar. These are turning into the solar system's largest and most powerful storms on the planet's surface. Kuzey Kutbu civarında yer alan altıgen şeklinde bu fırtına Dünya'nın iki katı büyüklüğünde. Located around the North Pole, this hexagonal storm is twice the size of Earth. Yani orada olmak istemezsiniz. So you don't want to be there. Ay'a ya da Mars'a yerleşme hayalleri kurabiliyoruz ama Satürn bu konuda bizim için pek de misafirperver bir yer gibi gözükmüyor. We can dream of settling on the Moon or Mars, but Saturn doesn't seem like a very welcoming place for us in that regard. Tabi Satürn'ün etrafında sadece halkalar yok. Bizim Ay'ımız gibi onun da uyduları var. Like our Moon, it has moons. Hem de 50'den fazla uydusu. And more than 50 satellites. Bunlardan en büyüğü Titan -ki uydu olduğuna bakmayın Merkür gezegeninden bile büyük- aynı zamanda bilim insanlarının da en çok merak ettiği uydu. The largest of these, Titan, which is bigger than the planet Mercury, is also the moon that scientists are most curious about. Çünkü Güneş Sistemi'nde bugüne kadar keşfettiğimiz yüzlerce gök cismi içerisinde bulutları ve gelişmiş bir atmosferi olan tek yer. Ayrıca yüzeyinin altında okyanusları olduğu düşünülüyor. It is also thought to have oceans under its surface. Dolayısıyla bazı canlılar yaşıyor olabilir.

İşte Cassini ve Huygens uzay araçlarının bize gönderdiği bilgilerden öğrendiklerimiz genel olarak bu şekilde. Bilim insanları sadece bu bilgileri değil yeryüzündeki büyük teleskopları da kullanarak araştırmalarına devam ediyorlar. Scientists continue their research using not only this information, but also large telescopes on earth. Bunlardan en yenisi daha bir kaç gün önce yayımlandı. Hawaii'deki Keck teleskopu tarafından yapılan gözlemleri kullanan bilim insanları Satürn'ün halkalarının yok olduğunu buldular. Using observations made by the Keck telescope in Hawaii, scientists found that Saturn's rings had disappeared. Bu araştırmaya göre halkalar gezegenin üstüne yağmur gibi yağıyor. According to this research, the rings rain down on the planet like rain. Daha doğrusu dolu gibi. More like full. Halkaların buz parçalarından ya da buzla kaplı kayalardan oluştuğunu söylemiştim ya. Güneşten gelen ultraviyole ışınlar ve küçük meteorların çarpışması sonucu oluşan plazma bulutları halkaları oluşturan buz tozlarıyla buluşunca bir anlamda şimşekler çakıyor. When the ultraviolet rays from the sun and the plasma clouds formed as a result of the collision of small meteorites meet with the ice dust forming the rings, lightning strikes in a sense. Satürn'ün manyetik alanına bağlı olan bu minik buz tozları da yerçekiminin etkisiyle gezegene yağmaya başlıyor. These tiny ice dusts, which are connected to Saturn's magnetic field, also begin to rain down on the planet under the influence of gravity. Bu yağmur sırasında Satürn'ün üst atmosferine infrared teleskopla bakınca iyonların parladığı gözlemlenmiş. During this rain, when looking at Saturn's upper atmosphere with an infrared telescope, it was observed that the ions glow. Üst tarafta parlamanın daha az olduğunu görüyorsunuz. At the top you see less glare. Burada yağmur daha şiddetli anlamına geliyor. Here, rain means more heavy.

Her saniye 432 – 2870 kg civarında bir yağış kaydediliyor. Around 432 – 2870 kg of precipitation is recorded every second. Yani her yarım saatte bir olimpik havuzu dolduracak kadar çok. That's enough to fill an Olympic pool every half hour. Bu yağmurun sürekli olarak yağdığını düşünecek olursak, hızı değişmezse 100 milyon yıl sonra Satürn şöyle bir şeye benzeyecek. Considering that this rain is constantly falling, 100 million years from now Saturn will look something like this if its velocity does not change. 292 milyon yıl sonra halkalar tamamen yok olacak.

Bu bulgulara göre halkaların oluşumuyla ilgili başta söylediğim teorilerden ilki zayıflamış oluyor. Bunlar sandığımızdan çok daha genç. They are much younger than we think. Büyük bir ihtimalle 100 milyon yıl kadar önce oluşmuş. It probably formed about 100 million years ago. Yani Dünya'da dinozorlar yaşarken Satürn'e baktıklarında muhtemelen daha halkaları oluşmamıştı. So when dinosaurs lived on Earth, when they looked at Saturn, it probably didn't have rings yet. Bu bakış açısıyla kendimizi çok şanslı hissedebiliriz. With this perspective, we can feel very lucky. Satürn'ün milyarlarca yıllık ömrünü düşündüğümüzde çoğunlukla halkasız bir gezegen. Considering Saturn's billions of years of life, it's mostly a ringless planet. Sadece bir kaç yüz milyon yıl boyunca halkası var olmuş olacak. For only a few hundred million years, its ring will have existed. Ve biz o halkaların tüm ihtişamıyla parladığı bir dönemde yaşıyoruz. And we live in a time when those rings shine in all their glory.