×

우리는 LingQ를 개선하기 위해서 쿠키를 사용합니다. 사이트를 방문함으로써 당신은 동의합니다 쿠키 정책.


image

Barış Özcan 2018, 11 dakika'da Mars Turu

11 dakika'da Mars Turu

Mars, binlerce yıldır insanların ilgisini çeken bir gezegen. İlk kez 4000 yıl önce kayda geçirilen bu gezegeni 17. Yüzyılda teleskopun icadından sonra çok daha yakından incelemeye başladık. 1877'de Mars'ın ilk haritasını 22 cm'lik bir teleskop kullanarak İtalyan astronom Giovanni Schiaparelli yaptı. Bu haritanın en önemli özelliği içinde kanalların olmasıdır. Uzaylı deyince aklımıza ilk kez Marslıların gelmesinin sebeplerinden biri de budur. Uzunca bir süre bu kanalların orada yaşayan gelişmiş bir medeniyet tarafından yapıldığı düşünüldü. 15 yıl kadar sonra Percival Lowell tarafından daha detaylı bir haritalama çalışması yapıldı. 1930'da Eugène M. Antoniadi daha da detaylı bir Mars haritası yayınladı. İşte bu haritadan sonra Mars'taki kanalların optik bir yanılgı olduğu ortaya çıktı. 1960'larda önce Sovyetler Birliği sonra da ABD Mars'a uzay araçları göndermeye başladı. Bunlar Mars'a yaklaşıp sonra da yoluna devam eden türden “flyby” araçlardı. Sovyetler Birliği'nin gönderdiği 9 uzay aracının hiçbiri amacına ulaşamadı. ABD'nin gönderdiği Mariner 5 ise 1965'te Mars'ın yakınından geçerek Dünya dışındaki bir gezegenin yakından çekilmiş ilk fotoğraflarını yolladı. 1971'de Sovyetler Birliği bu kez Mars 2 adlı bir uzay aracı gönderdi. Ancak o da bilgisayarında meydana gelen bir arıza nedeniyle yine amacına ulaşamadı ve neredeyse tam 47 yıl önce 27 Kasım 1971'de Mars'a çakıldı. Çakıldı çakılmasına ama yine de Dünya dışında bir gezegene inen ilk insan yapımı araç olma ünvanını kazandı. Ondan bir ay kadar sonra kardeşi Mars 3 gezegene yumuşak iniş yapmayı başardı ama indikten 14,5 saniye sonra onunla da iletişimimiz kesildi. ABD'nin yine aynı yıl, 1971'de gönderdiği Mariner 9 uzay aracı Dünya dışında başka bir gezegenin yörüngesine giren ilk uzay aracı oldu ve sistematik olarak gezegeni haritaladı. Mariner 9 Mars'a ilk ulaştığında yüzeyde büyük bir toz fırtınası vardı. Fırtına yavaşladığında ilk görülen şeylerse devasa volkanların zirveleri oldu. Bu bölgeye “Tharsis Platosu” deniyor. Topografik haritada görebileceğiniz gibi bu volkanlar oldukça yüksek. Bazıları 20km, bazılarıysa Everest'in 3 katı yüksekliğinde. Güneş sisteminde henüz bunlardan daha büyüğünü görmedik. Buraya verilen isim “Tharsis” İncil ve Tevrat'ta geçen bir yerin adı ve bu adın Mersin'deki Tarsus'la da bir ilişkisi kuruluyor. Yani Mars'ta da bir Tarsus bölgesi var diyebiliriz. Mars'a başarıyla iniş yapıp bize sinyal gönderebilen ilk uzay aracı Viking 1 oldu. 20 Temmuz 1976'da Mars'ın “Golden Plain – Altın düzlükler” denilen bölgesine indi ve tam 6 yıldan uzun bir süre görev yaptı. Bu da indikten sonra gönderdiği ilk fotoğraf. Başka bir gezegeni kendi yüzeyinden gördüğümüz ilk an.

Yaklaşık 20 yıl sonra 1997'de Pathfinder aracı Mars'a iniş yaptı. Daha önce inen uzay araçlarından farklı olarak bu araç yanında küçük bir şey getirmişti. 6 tekerlekli bir gezgin. Bir rover. Artık başka bir gezegende uzaktan kumandalı bir araba dolaştırmaya başlamıştık. Gerçi en fazla 100 metre gidebildi ama Sojourner adlı bu rover ve Pathfinder 16500 fotoğraf çekti ve 8,5 milyon ölçüm yapıp sonuçlarını Dünya'ya gönderdi. 2004 yılında Mars'a iki rover daha indi. Bunlardan ilki olan Spirit'in 90 SOL yani Mars günü görev yapması ve sadece 600 metre ilerlemesi planlanmıştı. Fakat 5 yıldan uzun süre yoluna devam etmeyi başardı ve toplamda 8 km kadar yol kat ettikten sonra yumuşak kuma saplanıp kaldı.

Yine 2004'de ikiz kardeşi Spirit'ten 3 hafta sonra Mars'a inen Opportunity ise bugün hala görev yapmaya devam ediyor. İndikten sonra etrafını keşfedip yola koyulan bu araç önce “Endurance krateri”ni inceleyip fotoğraflarını çekti. Sonra güneye yöneldi ve kendisini indiren aracın parçalanmış olan ısı kalkanlarını buldu. Sonra yoluna kaldığı yerden devam etti ve irili ufaklı pek çok kratere daha uğradı. Mars'ta bir zamanlar su olduğuna dair ilk bilimsel kanıtları bize yolladı. Toplamda 46 km kadar yol aldıktan sonra Haziran 2018'de Mars'ın meşhur kum fırtınalarından birine yakalandı. Bunun üzerine bilim insanları onu derin uyku moduna aldılar. Bugünlerde tekrar uyandırılıp yoluna devam etmesi bekleniyor.

İşte biz de bu tür roverlar, uzay araçları ve yörüngede dolaşan uyduların çektiği fotoğraflar sayesinde Mars'ta ayrıntılı bir tur atabiliyoruz. Şimdi bu turun bir parçası olarak sizi Olympus Mons'a götürüyorum. Güneş sisteminin en yüksek dağına. Kapladığı alan 600 km çapında. Yani şu dairesel alan yaklaşık Fransa büyüklüğünde bir yer. Gördüğünüz konveks kenarları nedeniyle bu tür volkanik dağlara “kalkan volkan”ları deniyor. Dünyada Hawaii adaları bu tür volkanlardan oluşmuş durumda. Türkiye'de de İç Anadolu'daki Karacadağ ve Ağrı Dağı'nın güneyindeki Tendürek Dağı (ki hala aktiftir) tıpkı Mars'taki gibi kalkan volkanları. Olympus Mons'un doğusunda gri bir şerit görüyorsunuz. O bölge daha yüksek çözünürlüklü olarak fotoğraflanmış durumda. Yaklaşarak yüzeyi incelediğinizde akan lavların bıraktığı izleri görebilirsiniz. Bu fotoğraflar Mars'ın yörüngesine 2006'da gönderilen Mars Reconnaissance Orbiter aracındaki yüksek çözünürlüklü kameralarla çekildi. Ancak bu tür fotoğraflarda çözünürlüğü yüksek tutabilmek için renk bilgisinden fedakarlık ediliyor ve o yüzden siyah beyaz görünüyor. Ortada gördüğünüz biraz daha farklı renkli şeritteyse “false color” adı verilen bir fotoğraflama tekniği kullanılıyor. O bölgelerde insan gözünün görebildiği spektrumdan daha farklı spektrumlar da kaydediliyor. Bu da bize özellikle yerin yapısıyla ilgili bilimsel veriler sağlıyor.

Mars fotoğraflarına baktığımızda lavların izleri dışında bir de Mars tozları görülebiliyor. Bunlar dünyadaki karlar gibi üst üste yığılabiliyor ve yine karlı bölgelerde görülen çığlara benzer toz çığlarının oluşmasına sebep olabiliyor. Bakın şimdi iyice yaklaştığımızda siz de bu çığların izlerini fark edeceksiniz. Şu anda görmekte olduğunuz mavi nokta yaklaşık bir otobüs büyüklüğünde. Mars tozları çığ sonrasında katılaşarak bir kayaya dönüşmüş.

Çok geniş bir alanı kapladığı için yüksekliği yavaş yavaş artan, dolayısıyla eğimi az olan bu dağın kenarlarında dik yamaçlar da var. Şimdi dağın zirvesine bir göz atalım. Dünyadaki dağların zirvesinden daha farklı görünüyor. Bu bölgenin fotoğraflarına bulutlar da beyazlıklar halinde yer yer girmiş. Zirvede toplam 6 “caldera” var. Yani çökmüş krater. Bunlar yaklaşık 3,5 km derinliğinde çukurlar.

Mars'ta büyük olan başka bir şey de kanyonlar. Tharsis bölgesinin doğusunda “Valles Marineris” kanyonu uzanıyor. Onu ilk fotoğraflayan Mariner uzay aracından dolayı Mariner Vadisi ismi verilmiş. 200 km genişlikteki bu yerin uzunluğu -hazır olun- 4000 km. Yani batısında Türkiye olsa ve kanyona girerek doğuya doğru yürüseniz Çin'den çıkarsınız. Güneş sisteminin en büyüklerinden biri olsa da bundan daha büyüğü Dünya'da, Doğu Afrika'daki Rift Vadisi. Nitekim yapı olarak da birbirlerine benziyorlar. Diğer vadi tiplerinden farklı olarak bu muazzam yapılar nehirler tarafından oluşturulmuyor. Jeolojik çatlamalar ve çökmeler nedeniyle meydana geliyor.

Juventae bölgesinde çekilen bu yüksek çözünürlüklü fotoğrafta 2.5 km yükseklikte bir dağı görüyorsunuz. Çok katlı bir pasta gibi. O pastanın her bir katmanı aslında sülfat çökelmesi sonucu oluşmuş. Bilim insanları burada magnezyum sülfat da olabileceğini düşünüyor. Bu madde tıpta ve güzellik ürünlerinde kullanılıyor. Yani bir gün Mars'tan ithal edilen yüz bakım kremlerini tanıtmak için çekilen bir YouTube videosu izlerseniz bilin ki hammaddesi buradan. Mars'ın yüzeyine ilişkin bilgilerimiz her geçen gün daha da artıyor. Ancak bugüne kadar onun iç yapısıyla ilgili pek fazla bilgi edinemedik. Çok yakında bu konuda da bilgi sahibi olacağız çünkü bu videonun yayına girdiği 25 Kasım 2018'de Mars'a yaklaşan yeni bir uzay aracı var. 5 Mayıs'ta Dünya'dan fırlatılışını canlı olarak yayınladığım InSight uzay aracı 26 Kasım 2018 Pazartesi günü TSİ. 22:47'de Mars'ın ekvatoruna yakın düz bir bölgesine iniş yapacak. Ben de tıpkı fırlatışında yaptığım gibi inişinde de bir canlı yayın yapacağım. Dolayısıyla bu tarihi ana yine hep birlikte tanık olacağız. Dünya dışı bir gezegenin derinliklerine doğru yolculuğumuz başlayacak.


11 dakika'da Mars Turu

Mars, binlerce yıldır insanların ilgisini çeken bir gezegen. İlk kez 4000 yıl önce kayda geçirilen bu gezegeni 17. This planet, first recorded 4000 years ago, is the 17th. Yüzyılda teleskopun icadından sonra çok daha yakından incelemeye başladık. After the invention of the telescope in the century, we started to examine it much more closely. 1877'de Mars'ın ilk haritasını 22 cm'lik bir teleskop kullanarak İtalyan astronom Giovanni Schiaparelli yaptı. In 1877, Italian astronomer Giovanni Schiaparelli made the first map of Mars using a 22 cm telescope. Bu haritanın en önemli özelliği içinde kanalların olmasıdır. The most important feature of this map is that there are channels in it. Uzaylı deyince aklımıza ilk kez Marslıların gelmesinin sebeplerinden biri de budur. This is one of the reasons why Martians are the first to come to mind when we think of aliens. Uzunca bir süre bu kanalların orada yaşayan gelişmiş bir medeniyet tarafından yapıldığı düşünüldü. For a long time it was thought that these canals were built by an advanced civilization living there. 15 yıl kadar sonra Percival Lowell tarafından daha detaylı bir haritalama çalışması yapıldı. 1930'da Eugène M. Antoniadi daha da detaylı bir Mars haritası yayınladı. İşte bu haritadan sonra Mars'taki kanalların optik bir yanılgı olduğu ortaya çıktı. After this map, it turned out that the channels on Mars were an optical illusion. 1960'larda önce Sovyetler Birliği sonra da ABD Mars'a uzay araçları göndermeye başladı. In the 1960s, first the Soviet Union and then the USA began sending spacecraft to Mars. Bunlar Mars'a yaklaşıp sonra da yoluna devam eden türden “flyby” araçlardı. Sovyetler Birliği'nin gönderdiği 9 uzay aracının hiçbiri amacına ulaşamadı. ABD'nin gönderdiği Mariner 5 ise 1965'te Mars'ın yakınından geçerek Dünya dışındaki bir gezegenin yakından çekilmiş ilk fotoğraflarını yolladı. Mariner 5, sent by the USA, passed by Mars in 1965 and sent the first close-up photos of a planet other than Earth. 1971'de Sovyetler Birliği bu kez Mars 2 adlı bir uzay aracı gönderdi. Ancak o da bilgisayarında meydana gelen bir arıza nedeniyle yine amacına ulaşamadı ve neredeyse tam 47 yıl önce 27 Kasım 1971'de Mars'a çakıldı. However, he also failed to achieve his goal due to a malfunction in his computer and crashed on Mars on November 27, 1971, almost exactly 47 years ago. Çakıldı çakılmasına ama yine de Dünya dışında bir gezegene inen ilk insan yapımı araç olma ünvanını kazandı. It crashed but still earned the title of being the first man-made vehicle to land on a planet other than Earth. Ondan bir ay kadar sonra kardeşi Mars 3 gezegene yumuşak iniş yapmayı başardı ama indikten 14,5 saniye sonra onunla da iletişimimiz kesildi. About a month after that, his brother succeeded in making a soft landing on Mars 3 planet, but we lost communication with him 14.5 seconds after landing. ABD'nin yine aynı yıl, 1971'de gönderdiği Mariner 9 uzay aracı Dünya dışında başka bir gezegenin yörüngesine giren ilk uzay aracı oldu ve sistematik olarak gezegeni haritaladı. Mariner 9 Mars'a ilk ulaştığında yüzeyde büyük bir toz fırtınası vardı. When Mariner 9 first reached Mars, there was a huge dust storm on the surface. Fırtına yavaşladığında ilk görülen şeylerse devasa volkanların zirveleri oldu. When the storm slowed down, the first things to see were the peaks of massive volcanoes. Bu bölgeye “Tharsis Platosu” deniyor. Topografik haritada görebileceğiniz gibi bu volkanlar oldukça yüksek. Bazıları 20km, bazılarıysa Everest'in 3 katı yüksekliğinde. Some are 20km, some are 3 times as high as Everest. Güneş sisteminde henüz bunlardan daha büyüğünü görmedik. We haven't seen any bigger than these in the solar system yet. Buraya verilen isim “Tharsis” İncil ve Tevrat'ta geçen bir yerin adı ve bu adın Mersin'deki Tarsus'la da bir ilişkisi kuruluyor. The name given here, "Tharsis", is the name of a place mentioned in the Bible and Torah, and this name is also associated with Tarsus in Mersin. Yani Mars'ta da bir Tarsus bölgesi var diyebiliriz. In other words, we can say that there is a Tarsus region on Mars. Mars'a başarıyla iniş yapıp bize sinyal gönderebilen ilk uzay aracı Viking 1 oldu. Viking 1 was the first spacecraft to successfully land on Mars and send a signal to us. 20 Temmuz 1976'da Mars'ın “Golden Plain – Altın düzlükler” denilen bölgesine indi ve tam 6 yıldan uzun bir süre görev yaptı. Bu da indikten sonra gönderdiği ilk fotoğraf. This is the first photo he posted after downloading. Başka bir gezegeni kendi yüzeyinden gördüğümüz ilk an. The first time we see another planet from its surface.

Yaklaşık 20 yıl sonra 1997'de Pathfinder aracı Mars'a iniş yaptı. Daha önce inen uzay araçlarından farklı olarak bu araç yanında küçük bir şey getirmişti. 6 tekerlekli bir gezgin. A 6-wheeled traveler. Bir rover. Artık başka bir gezegende uzaktan kumandalı bir araba dolaştırmaya başlamıştık. Gerçi en fazla 100 metre gidebildi ama Sojourner adlı bu rover ve Pathfinder 16500 fotoğraf çekti ve 8,5 milyon ölçüm yapıp sonuçlarını Dünya'ya gönderdi. Although it could go up to 100 meters, this rover called Sojourner and Pathfinder took 16500 photos and made 8.5 million measurements and sent the results to Earth. 2004 yılında Mars'a iki rover daha indi. Bunlardan ilki olan Spirit'in 90 SOL yani Mars günü görev yapması ve sadece 600 metre ilerlemesi planlanmıştı. The first of these, Spirit, was planned to operate on 90 SOL, or Mars days, and only advance 600 meters. Fakat 5 yıldan uzun süre yoluna devam etmeyi başardı ve toplamda 8 km kadar yol kat ettikten sonra yumuşak kuma saplanıp kaldı.

Yine 2004'de ikiz kardeşi Spirit'ten 3 hafta sonra Mars'a inen Opportunity ise bugün hala görev yapmaya devam ediyor. Opportunity, which landed on Mars three weeks after its twin sister Spirit, in 2004, is still operating today. İndikten sonra etrafını keşfedip yola koyulan bu araç önce “Endurance krateri”ni inceleyip fotoğraflarını çekti. After landing, this vehicle explored its surroundings and set out on the road, first examined and photographed the "Endurance crater". Sonra güneye yöneldi ve kendisini indiren aracın parçalanmış olan ısı kalkanlarını buldu. Then he headed south and found the shattered heat shields of the vehicle that had landed him. Sonra yoluna kaldığı yerden devam etti ve irili ufaklı pek çok kratere daha uğradı. Then he continued on his way and visited many more craters, large and small. Mars'ta bir zamanlar su olduğuna dair ilk bilimsel kanıtları bize yolladı. He sent us the first scientific evidence that there was water on Mars once. Toplamda 46 km kadar yol aldıktan sonra Haziran 2018'de Mars'ın meşhur kum fırtınalarından birine yakalandı. Bunun üzerine bilim insanları onu derin uyku moduna aldılar. Scientists then put him into deep sleep mode. Bugünlerde tekrar uyandırılıp yoluna devam etmesi bekleniyor. He is expected to wake up again these days and continue on his way.

İşte biz de bu tür roverlar, uzay araçları ve yörüngede dolaşan uyduların çektiği fotoğraflar sayesinde Mars'ta ayrıntılı bir tur atabiliyoruz. Şimdi bu turun bir parçası olarak sizi Olympus Mons'a götürüyorum. Now I'm taking you to Olympus Mons as part of this tour. Güneş sisteminin en yüksek dağına. To the highest mountain in the solar system. Kapladığı alan 600 km çapında. Yani şu dairesel alan yaklaşık Fransa büyüklüğünde bir yer. So this circular area is about the size of France. Gördüğünüz konveks kenarları nedeniyle bu tür volkanik dağlara “kalkan volkan”ları deniyor. Because of the convex edges you can see, such volcanic mountains are called "shield volcanoes". Dünyada Hawaii adaları bu tür volkanlardan oluşmuş durumda. The Hawaiian Islands are made up of such volcanoes. Türkiye'de de İç Anadolu'daki Karacadağ ve Ağrı Dağı'nın güneyindeki Tendürek Dağı (ki hala aktiftir) tıpkı Mars'taki gibi kalkan volkanları. In Turkey, Karacadağ in Central Anatolia and Tendürek Mountain (which is still active) to the south of Ağrı Mountain are shield volcanoes just like on Mars. Olympus Mons'un doğusunda gri bir şerit görüyorsunuz. To the east of Olympus Mons you see a gray stripe. O bölge daha yüksek çözünürlüklü olarak fotoğraflanmış durumda. That area is photographed in higher resolution. Yaklaşarak yüzeyi incelediğinizde akan lavların bıraktığı izleri görebilirsiniz. When you approach and examine the surface, you can see the traces left by the flowing lava. Bu fotoğraflar Mars'ın yörüngesine 2006'da gönderilen Mars Reconnaissance Orbiter aracındaki yüksek çözünürlüklü kameralarla çekildi. These photos were taken with high-resolution cameras on the Mars Reconnaissance Orbiter, which was sent into orbit around Mars in 2006. Ancak bu tür fotoğraflarda çözünürlüğü yüksek tutabilmek için renk bilgisinden fedakarlık ediliyor ve o yüzden siyah beyaz görünüyor. However, in such photographs, color information is sacrificed in order to keep the resolution high, so it looks black and white. Ortada gördüğünüz biraz daha farklı renkli şeritteyse “false color” adı verilen bir fotoğraflama tekniği kullanılıyor. In the slightly different colored band you see in the middle, a photography technique called “false color” is used. O bölgelerde insan gözünün görebildiği spektrumdan daha farklı spektrumlar da kaydediliyor. In those regions, spectra different from the spectrum that the human eye can see are also recorded. Bu da bize özellikle yerin yapısıyla ilgili bilimsel veriler sağlıyor. This provides us with scientific data, especially about the structure of the earth.

Mars fotoğraflarına baktığımızda lavların izleri dışında bir de Mars tozları görülebiliyor. When we look at Mars photographs, apart from the traces of lava, Martian dust can be seen. Bunlar dünyadaki karlar gibi üst üste yığılabiliyor ve yine karlı bölgelerde görülen çığlara benzer toz çığlarının oluşmasına sebep olabiliyor. These can pile up like snow in the world and cause dust avalanches similar to those seen in snowy areas. Bakın şimdi iyice yaklaştığımızda siz de bu çığların izlerini fark edeceksiniz. Şu anda görmekte olduğunuz mavi nokta yaklaşık bir otobüs büyüklüğünde. The blue dot you see now is about the size of a bus. Mars tozları çığ sonrasında katılaşarak bir kayaya dönüşmüş. Martian dust solidified into a rock after the avalanche.

Çok geniş bir alanı kapladığı için yüksekliği yavaş yavaş artan, dolayısıyla eğimi az olan bu dağın kenarlarında dik yamaçlar da var. There are also steep slopes on the sides of this mountain, whose height gradually increases because it covers a very large area, and therefore has a low slope. Şimdi dağın zirvesine bir göz atalım. Now let's take a look at the top of the mountain. Dünyadaki dağların zirvesinden daha farklı görünüyor. Bu bölgenin fotoğraflarına bulutlar da beyazlıklar halinde yer yer girmiş. Clouds also entered the photographs of this region in places in the form of whites. Zirvede toplam 6 “caldera” var. There are a total of 6 “calderas” at the summit. Yani çökmüş krater. Bunlar yaklaşık 3,5 km derinliğinde çukurlar. These are pits about 3.5 km deep.

Mars'ta büyük olan başka bir şey de kanyonlar. Another thing that is big on Mars is the canyons. Tharsis bölgesinin doğusunda “Valles Marineris” kanyonu uzanıyor. To the east of the Tharsis region lies the “Valles Marineris” canyon. Onu ilk fotoğraflayan Mariner uzay aracından dolayı Mariner Vadisi ismi verilmiş. It is named Mariner Valley because of the Mariner spacecraft that first photographed it. 200 km genişlikteki bu yerin uzunluğu -hazır olun- 4000 km. The length of this 200 km wide place - get ready - is 4000 km. Yani batısında Türkiye olsa ve kanyona girerek doğuya doğru yürüseniz Çin'den çıkarsınız. Güneş sisteminin en büyüklerinden biri olsa da bundan daha büyüğü Dünya'da, Doğu Afrika'daki Rift Vadisi. One of the largest in the solar system, though larger than that, is the Rift Valley in East Africa on Earth. Nitekim yapı olarak da birbirlerine benziyorlar. As a matter of fact, they are similar to each other in structure. Diğer vadi tiplerinden farklı olarak bu muazzam yapılar nehirler tarafından oluşturulmuyor. Unlike other valley types, these enormous structures are not created by rivers. Jeolojik çatlamalar ve çökmeler nedeniyle meydana geliyor. It occurs due to geological cracks and collapses.

Juventae bölgesinde çekilen bu yüksek çözünürlüklü fotoğrafta 2.5 km yükseklikte bir dağı görüyorsunuz. In this high-resolution photo taken in the Juventae region, you see a mountain 2.5 km high. Çok katlı bir pasta gibi. It's like a multi-layered cake. O pastanın her bir katmanı aslında sülfat çökelmesi sonucu oluşmuş. Each layer of that cake was actually formed as a result of sulfate precipitation. Bilim insanları burada magnezyum sülfat da olabileceğini düşünüyor. Scientists think there may also be magnesium sulfate here. Bu madde tıpta ve güzellik ürünlerinde kullanılıyor. This substance is used in medicine and beauty products. Yani bir gün Mars'tan ithal edilen yüz bakım kremlerini tanıtmak için çekilen bir YouTube videosu izlerseniz bilin ki hammaddesi buradan. In other words, if you watch a YouTube video to promote face care creams imported from Mars one day, know that the raw material is from here. Mars'ın yüzeyine ilişkin bilgilerimiz her geçen gün daha da artıyor. Ancak bugüne kadar onun iç yapısıyla ilgili pek fazla bilgi edinemedik. However, we haven't been able to obtain much information about its internal structure so far. Çok yakında bu konuda da bilgi sahibi olacağız çünkü bu videonun yayına girdiği 25 Kasım 2018'de Mars'a yaklaşan yeni bir uzay aracı var. We will know about it very soon, because on November 25, 2018, when this video goes live, there is a new spacecraft approaching Mars. 5 Mayıs'ta Dünya'dan fırlatılışını canlı olarak yayınladığım InSight uzay aracı 26 Kasım 2018 Pazartesi günü TSİ. The InSight spacecraft, which I broadcast live from Earth on May 5, is on Monday, November 26, 2018 at TSI. 22:47'de Mars'ın ekvatoruna yakın düz bir bölgesine iniş yapacak. Ben de tıpkı fırlatışında yaptığım gibi inişinde de bir canlı yayın yapacağım. I'm going to do a live stream on your landing, just like I did on your launch. Dolayısıyla bu tarihi ana yine hep birlikte tanık olacağız. Therefore, we will witness this historical moment together again. Dünya dışı bir gezegenin derinliklerine doğru yolculuğumuz başlayacak. Our journey into the depths of an extraterrestrial planet will begin.