İNGİLTERE'NİN PROBLEMLERİ
Türkiye'de herkes Birleşik Krallığa (UK) İngiltere (England) der. Onun için ben de İngiltere kelimesini kullanacağım. Öncelikle Allah İngilizlere yardım etsin çünkü onların manyak bir başbakanı var. Onun adı Boris ve onun dedesinin babası Osmanlı Devleti'nde yaşayan bir gazeteci ve siyasetçiydi. Onun büyük dedesini halk linç etti. Bu kötü bir şey. Linçten nefret ederim. Boris eskiden Londra'nın belediye başkanıydı. O zamanlar halka çok fazla söz verdi. Ancak bunların çoğunu gerçekleştiremedi. Şimdi İngiltere'nin başbakanı oldu.
İngiltere'de krallık sistemi olduğundan orada bir cumhurbaşkanı yok. Onların yaşlı bir kraliçesi var, Elizabet. Onların hâlâ krallık sisteminin olması bana garip geliyor. İngilizlerin diğer milletlerden en büyük farkı köklü geleneklere sahip olmalarıdır. Onlar geleneklerine sahip çıkıyorlar. Bu güzel bir şey. Örneğin modern anlamda ilk parlamentoyu İngilizler kurdu. İlk defa krallarını ilan ettiler (Charles). Şimdi biraz da bugünden bahsedeyim. David Cameron'ın başbakan olduğu zamanlar İngilizler bir karar aldı: Avrupa Birliğinden çıkmak veya çıkmamak. İşte bütün mesele bu. İngilizler 2016'da sandığa gittiler. Çünkü bir karar vermeleri gerekiyordu. Küçük bir farkla İngilizler Avrupa Birliğinden ayrılmaya karar verdiler. Referandum sonuçları herkesi şaşırttı. Çünkü kimse böyle bir sonuç beklemiyordu. Ben de şaşırdım açıkçası. Sonra Cameron istifa etti. Onun yerine Muhafazakar Parti'nin başkanı May geldi. Bu arada, İşçi Partisi'nin liderinin ismi Jeremy Corbin. O adam çok sempatik. May ilginç bir şekilde İngiltere'yi Avrupa Birliğinden çıkaracağını vaat etti. Bunun için çabaladı. İngilizlerin çoğu o kadını sevmedi. Brexit sonuçları epey ilginç. Çünkü gençlerin ve büyükşehirlerde yaşayan insanların çoğu Avrupa Birliğinde kalmak istiyorlar. Ama yaşlıların ve köylerde, kasabalarda yaşayanların çoğu ise Avrupa Birliğinden ayrılmak istiyorlar. Demokrasi herkesi memnun edemez. Bir tarafı mutlu, bir tarafı mutsuz eder. Şimdi ise İngilizlerin çoğu, özellikle Londra gibi büyükşehirlerde yaşayanlar, yeni bir referandum istiyorlar. Boris ise 31 Ekim 2019'da Avrupa Birliğinden ayrılacaklarını iddia ediyor. Bunun dışında, ek olarak 20 bin polisin görevlendirileceğini söyledi. Ulusal Sağlık Sistemine (NHS) yatırım yapacaklarını söyledi. Boris popülist bir lidere benziyor. Emin değilim, belki de iyi bir liderdir. Bunu zaman gösterecek. Bu arada Avam Kamarasının başkanı John Bercow'dan bahsetmek istiyorum. O çok komik biri. O adamın ‘Order!' dediği videoları izliyorum ve gülüyorum. Her ülkede olduğu gibi İngiltere'de de aşırı sağ (far-right) güçleniyor. Irkçılık artıyor ve bu çok korkutucu bir şey.
Evet, Londra gibi büyükşehirlerde ırkçılık az olabilir. Örneğin onlar Müslüman birini belediye başkanı olarak seçtiler. İngiltere'de çok fazla göçmen var. Yüz binlerce Polonyalı, Romanyalı, Bulgar vs. (etc.) işçi, mühendis olarak çalışıyorlar. İngiltere'de küçük şehirlerde ve kasabalarda ırkçılığın fazla olduğunu duydum. Bu herhalde sömürgeciliğin bir mirası. Bir başka büyük sorun ise İrlanda sınırı. Eğer İngiltere Avrupa Birliğinden ayrılırsa İrlanda Cumhuriyeti ile Kuzey İrlanda arasındaki sınıra ne olacak? O sınırın ortasında binlerce insan yaşıyor. Orada yüzlerce çiftlik var. İrlanda halkının büyük çoğunluğu Katolik'tir. İngiltere halkı ise genellikle Protestan'dır. Bu durum, tarihte büyük savaşlara yol açtı.
İngilizler yüz binlerce belki milyonlarca İrlandalıyı Avustralya'ya ve Kuzey Amerika'ya sürgün ettiler. Şimdi İrlanda bağımsız bir devlet. Ve Avrupa'nın en zengin ülkelerinden biri.
Ama Kuzey İrlanda ile sınırı Ortak Pazar (The Common Market) anlaşması sebebiyle ticarete açık. Eğer bir anlaşma olmazsa bu sistem bozulabilir. Ve iki İrlanda'nın da ekonomisi bozulabilir. Tek sorun bu değil. Ayrıca IRA tekrar eylemler yapabilir. İnsanlar bundan korkuyorlar. Sonuç olarak, her ülke gibi İngiltere'nin de pek çok problemi var. Şu an onlar olağanüstü bir dönem yaşıyorlar. Umarım bu sorunları diyalog ve demokrasi ile aşabilirler.