×

우리는 LingQ를 개선하기 위해서 쿠키를 사용합니다. 사이트를 방문함으로써 당신은 동의합니다 쿠키 정책.


image

Who is She?, Bölüm On Bir

Bölüm On Bir

CENGİZ: Abinizin burada yaşadığını nasıl buldunuz?

CANAN: Bir arkadaşım, onun burada yaşadığını söyledi. Bir arkadaşım söyledi bana, onun yaşadığı yeri. Bir arkadaşım bana onun adresini verdi.

CENGİZ: Siz nerede yaşıyorsunuz?

CANAN: Ben başka bir şehirde ailemin evinde yaşıyorum. Yaşadığım ev aileme ait.

CENGİZ: Bu arada, arabanızı nereye park ettiniz?

CANAN: Onu köşede park ettim. Buraya daha yakın park yeri yoktu.

CENGİZ: Caddenin sağ tarafında mı yoksa sol tarafında mı park ettiniz?

CANAN: Ben caddenin sol tarafında, hemen okulun önüne park ettim

CENGİZ: Büyük kamyonun yanına mı park ettiniz?

CANAN: Evet, öyle yaptım. Neden?

CENGİZ: Orada park etmeye izin verilmez. Belediye, oraya yol tamiri yapıyor.

CANAN: Ben gidip arabamı çekeyim. Lütfen, beni bekleyin, size bir kaç sorum daha var.


Bölüm On Bir Глава одиннадцатая

CENGİZ: Abinizin burada yaşadığını nasıl buldunuz? CENGİZ: Wie hast du herausgefunden, dass dein Bruder hier lebt? CENGİZ: How did you find your brother lived here? CENGİZ : Comment avez-vous découvert que votre frère habite ici ?

CANAN: Bir arkadaşım, onun burada yaşadığını söyledi. CANAN: Ein Freund von mir sagte, er lebt hier. CANAN: A friend of mine said that he lived here. CANAN : Un de mes amis m'a dit qu'il habitait ici. Bir arkadaşım söyledi bana, onun yaşadığı yeri. Ein Freund von mir hat mir gesagt, wo er wohnt. A friend of mine told me where he lives. Un de mes amis m'a dit où il habite. Bir arkadaşım bana onun adresini verdi. Ein Freund hat mir seine Adresse gegeben. A friend gave me his address.

CENGİZ: Siz nerede yaşıyorsunuz? CENGIZ: Wo wohnst du? CENGİZ: Where do you live?

CANAN: Ben başka bir şehirde ailemin evinde yaşıyorum. CANAN: Ich lebe im Haus meiner Eltern in einer anderen Stadt. CANAN: I live in my family's house in another city. CANAN : Je vis dans la maison de mes parents dans une autre ville. КАНАН: Я живу в доме моих родителей в другом городе. Yaşadığım ev aileme ait. Das Haus, in dem ich wohne, gehört meiner Familie. The house I live in belongs to my family. Дом, в котором я живу, принадлежит моей семье.

CENGİZ: Bu arada, arabanızı nereye park ettiniz? CENGİZ: Übrigens, wo hast du dein Auto geparkt? CENGİZ: By the way, where did you park your car? CENGİZ : Au fait, où as-tu garé ta voiture ?

CANAN: Onu köşede park ettim. CANAN: Ich habe es an der Ecke geparkt. CANAN: I parked it in the corner. CANAN : Je l'ai garé au coin de la rue. Buraya daha yakın park yeri yoktu. Hier in der Nähe gab es keinen Parkplatz. There was no parking space closer to here. Il n'y avait pas de parking plus près d'ici.

CENGİZ: Caddenin sağ tarafında mı yoksa sol tarafında mı park ettiniz? CENGİZ: Haben Sie auf der rechten oder linken Straßenseite geparkt? CENGİZ: Did you park on the right or left side of the street? CENGİZ : Vous êtes-vous garé à droite ou à gauche de la rue ?

CANAN: Ben caddenin sol tarafında, hemen okulun önüne park ettim CANAN: Ich habe auf der linken Straßenseite geparkt, direkt vor der Schule. CANAN: I parked on the left side of the street, right in front of the school CANAN : Je me suis garé sur le côté gauche de la rue, juste en face de l'école.

CENGİZ: Büyük kamyonun yanına mı park ettiniz? CENGİZ: Hast du neben dem großen Truck geparkt? CENGİZ: Did you park next to the big truck? CENGİZ : Vous êtes-vous garé à côté du gros camion ?

CANAN: Evet, öyle yaptım. CANAN: Ja, das habe ich. CANAN: Yes, I did that. CANAN : Oui, je l'ai fait. Neden? Why is that?

CENGİZ: Orada park etmeye izin verilmez. CENGİZ: Parking is not allowed there. CENGİZ : Le stationnement n'y est pas autorisé. Belediye, oraya yol tamiri yapıyor. تقوم البلدية بإصلاحات الطرق هناك. Die Gemeinde führt dort Straßenreparaturen durch. The municipality is doing road repairs there. La municipalité y répare les routes.

CANAN: Ben gidip arabamı çekeyim. CANAN: Ich gehe und hole mein Auto. CANAN: I'll go and pull my car. CANAN : Je vais tirer ma voiture. Lütfen, beni bekleyin, size bir kaç sorum daha var. Bitte warten Sie auf mich, ich habe noch ein paar Fragen an Sie. Please, wait for me, I have a few more questions for you. S'il vous plaît, attendez-moi, j'ai encore quelques questions à vous poser.