×

우리는 LingQ를 개선하기 위해서 쿠키를 사용합니다. 사이트를 방문함으로써 당신은 동의합니다 쿠키 정책.


image

Who is She?, Bölüm On

Bölüm On

CANAN: Onların altı aydır birlikte yaşadıklarını mı söylüyorsunuz? Onlar erkek ve kız arkadaş olmalılar.

CENGİZ: Hiçbir fikrim yok. Abiniz ne zaman size yazmayı bıraktı?

CANAN: O yazmayı bırakalı sadece birkaç hafta oldu.

CENGİZ: Gördünüz mü? Size e-posta yazmayı bırakması bu kız yüzünden değil.

CANAN: Bu, sanırım doğru. Birkaç hafta öncesine kadar düzenli olarak bana yazdı. Peki, neden sonra bıraktı?

CENGİZ: Peki ne olduğunu anlamaya çalışalım. Hangi sıklıkla size e-posta gönderirdi?

CANAN: Bunu söylemek zor. O sık sık yazardı.

CENGİZ: Her zaman ona cevap verir miydiniz?

CANAN: Ben her zaman en kısa sürede cevap vermeye çalışırdım.

CENGİZ: Kaç kez ona cevap vermediniz?

CANAN: Bu, yapmak zorunda olduğum işin miktarına bağlıydı.

CENGİZ: Her zaman e-posta ile mi haberleşirdiniz?

CANAN: Evet, e-posta ile haberleşirdik. Onun nerede yaşadığını bilmeme gerek yoktu.

CENGİZ: Her ay ondan kaç e-posta alırdınız?

CANAN: Her ay bir çok e-posta alırdım. Ben, ondan e-posta aldığımda her zaman heyecanlanırdım.

CENGİZ: Neden onu daha önce ziyaret etmeyi denemediniz?

CANAN: Meşguldüm. Ayrıca, ben onun hala okulda olduğunu düşündüm.


Bölüm On Kapitel zehn Chapter Ten

CANAN: Onların altı aydır birlikte yaşadıklarını mı söylüyorsunuz? CANAN: Wollen Sie damit sagen, dass sie seit sechs Monaten zusammenleben? CANAN: Are you saying that they have lived together for six months? CANAN : Êtes-vous en train de dire qu'ils vivent ensemble depuis six mois ? КАНАН: Вы хотите сказать, что они живут вместе уже шесть месяцев? Onlar erkek ve kız arkadaş olmalılar. Sie müssen Freund und Freundin sein. They must be boyfriend and girlfriend. Ils doivent être petit ami et petite amie. Они должны быть парнем и девушкой.

CENGİZ: Hiçbir fikrim yok. CENGIZ: Ich habe keine Ahnung. CENGİZ: I have no idea. CENGIZ : Je n'en ai aucune idée. ЧЕНГИЗ: Понятия не имею. Abiniz ne zaman size yazmayı bıraktı? Wann hat Ihr Bruder aufgehört, Ihnen zu schreiben? When did your brother stop writing to you? Quand votre frère a-t-il cessé de vous écrire ?

CANAN: O yazmayı bırakalı sadece birkaç hafta oldu. CANAN: Es ist erst ein paar Wochen her, seit er aufgehört hat zu schreiben. CANAN: It's only been a few weeks since he stopped writing. CANAN : Cela ne fait que quelques semaines qu'il a arrêté d'écrire.

CENGİZ: Gördünüz mü? CENGIZ: Hast du gesehen? CENGİZ: Did you see that? CENGIZ : Vous avez vu ? ЧЕНГИЗ: Вы видели? Size e-posta yazmayı bırakması bu kız yüzünden değil. Es ist nicht wegen dieses Mädchens, dass sie aufgehört hat, dir E-Mails zu schreiben. It's not because of this girl that she stopped writing you emails. Ce n'est pas à cause de cette fille qu'elle a cessé de t'envoyer des e-mails. Она перестала писать тебе по электронной почте не из-за этой девушки.

CANAN: Bu, sanırım doğru. CANAN: Das stimmt, glaube ich. CANAN: This is correct, I think. CANAN : C'est vrai, je pense. КАНАН: Верно, я думаю. Birkaç hafta öncesine kadar düzenli olarak bana yazdı. Er hat mir bis vor ein paar Wochen regelmäßig geschrieben. He wrote to me regularly a few weeks ago. Il m'écrivait régulièrement jusqu'à il y a quelques semaines. Он писал мне регулярно до нескольких недель назад. Peki, neden sonra bıraktı? Warum hat er dann aufgehört? So why did he quit then? Так почему же он ушел после этого?

CENGİZ: Peki ne olduğunu anlamaya çalışalım. CENGİZ: Nun, lassen sie uns versuchen, zu verstehen, was passiert ist. CENGİZ: Well, let's try to understand what happened. CENGİZ : Eh bien, essayons de comprendre ce qui s'est passé. ДЖЕНГИЗ: Что ж, давайте попробуем понять, что произошло. Hangi sıklıkla size e-posta gönderirdi? Wie oft hat er dir eine E-Mail geschickt? How often would he email you? À quelle fréquence vous a-t-il envoyé des e-mails ?

CANAN: Bunu söylemek zor. CANAN: Schwer zu sagen. CANAN: It is difficult to say that. O sık sık yazardı. Früher hat er oft geschrieben. He used to write often.

CENGİZ: Her zaman ona cevap verir miydiniz? CENGIZ: Würden Sie ihm immer antworten? CENGİZ: Would you always answer him? CENGIZ : Lui répondriez-vous toujours ? CENGIZ: Вы бы всегда отвечали ему?

CANAN: Ben her zaman en kısa sürede cevap vermeye çalışırdım. CANAN: Ich habe immer versucht, so schnell wie möglich zu antworten. CANAN: I always tried to answer as soon as possible. CANAN : J'ai toujours essayé de répondre le plus tôt possible. КАНАН: Я всегда старался отвечать как можно быстрее.

CENGİZ: Kaç kez ona cevap vermediniz? CENGIZ: Wie oft hast du ihm nicht geantwortet? CENGİZ: How many times have you not answered him? CENGIZ: Сколько раз вы ему не отвечали?

CANAN: Bu, yapmak zorunda olduğum işin miktarına bağlıydı. CANAN: Das hing von der Menge an Arbeit ab, die ich zu erledigen hatte. CANAN: It depended on the amount of work I had to do. CANAN : Cela dépendait de la quantité de travail que j'avais à faire. КАНАН: Это зависело от объема работы, которую мне приходилось делать.

CENGİZ: Her zaman e-posta ile mi haberleşirdiniz? CENGİZ: Haben Sie immer per E-Mail kommuniziert? CENGİZ: Did you always communicate by e-mail? CENGİZ : Avez-vous toujours communiqué par e-mail ? ДЖЕНГИЗ: Вы всегда общались по электронной почте?

CANAN: Evet, e-posta ile haberleşirdik. CANAN: Yes, we used to communicate by e-mail. Onun nerede yaşadığını bilmeme gerek yoktu. Ich musste nicht wissen, wo er wohnte. I didn't need to know where he lived. Je n'avais pas besoin de savoir où il habitait. Мне не нужно было знать, где он живет.

CENGİZ: Her ay ondan kaç e-posta alırdınız? CENGİZ: Wie viele E-Mails würden Sie jeden Monat von ihm erhalten? CENGİZ: How many e-mails would you get from him each month? CENGİZ : Combien d'e-mails recevriez-vous de lui chaque mois ? ДЖЕНГИЗ: Сколько электронных писем вы будете получать от него каждый месяц?

CANAN: Her ay bir çok e-posta alırdım. CANAN: Früher bekam ich jeden Monat viele E-Mails. CANAN: I would receive many e-mails every month. КАНАН: Раньше я каждый месяц получал много писем по электронной почте. Ben, ondan e-posta aldığımda her zaman heyecanlanırdım. Ich war immer aufgeregt, wenn ich eine E-Mail von ihm bekam. I was always excited when I got e-mails from him. J'étais toujours excité quand je recevais un e-mail de sa part. Я всегда был взволнован, когда я получил электронное письмо от него.

CENGİZ: Neden onu daha önce ziyaret etmeyi denemediniz? CENGIZ: Warum haben Sie nicht schon früher versucht, ihn zu besuchen? CENGİZ: Why didn't you try to visit him before? CENGIZ : Pourquoi n'avez-vous pas essayé de lui rendre visite avant ? CENGIZ: Почему вы не пытались навестить его раньше?

CANAN: Meşguldüm. CANAN: I was busy. КАНАН: Я был занят. Ayrıca, ben onun hala okulda olduğunu düşündüm. Außerdem dachte ich, er wäre noch in der Schule. Also, I thought he was still at school. Aussi, je pensais qu'il était encore à l'école. Кроме того, я думал, что он все еще в школе.