×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

ZihinX, Zor gibi görünen işleri yapmaya başlamak için 3 basit yöntem | 5 saniye kuralı | Zeigarnik etkisi

Zor gibi görünen işleri yapmaya başlamak için 3 basit yöntem | 5 saniye kuralı | Zeigarnik etkisi

Bir işi bitirmemize en büyük engel o işe hic başlayamamamızdır.

Peki bir işe başlayabilmek için ne yapmalıyız?

Öncelikle onu belirtmek isterim ki, bir işe başlamadan önce o iş hakkında düşündüğümüz zaman,

bizim beynimiz otomatik olarak, o işin en zor ve bizim için en anlaşılmaz olan kısmına odaklandığı için ,

o iş, bize o kadar zor bir iş gibi gelir ki, farkinda olmadan, sırf o işi erteleyelim diye o işin yerine başka gereksiz işlerle uğraşıp dururuz.

Mesela, Facebook'taki paylaşımları okuruz, birilerine mesaj atarız,

birdenbire içimizde bir şarkı dinleme isteği oluşur, nedense çay içesimiz gelir vs.

Kısacasi o işe başlamak için kendimizi hazır hissetmeyiz

veya şu an onun için motivasyonumuzun olmadığını düşünürüz.

Günler, haftalar, bazense aylar birbirini kovalar,

fakat o işe başlamak için bir türlü kendimizi hazır hissedemeyiz.

Dost acı söyler. Sizinle şu acı gerçeği paylaşmakk zorundayim;

Eger kendinizi hazır hissetmeyi beklerseniz, kendinizi hiçbir zaman hazır hissedemeyeceksiniz.

“Başlamak bitirmenin yarısıdır” deyimini duymuşsunuzdur.

Hatta bence başlamak bitirmenin %80-idir.

Çünkü bir işe başladığımızda, beynimizde Zeigarnik etkisi denen etki gerçekleşiyor.

Zeigarnik etkisi, 20.yüzyılda yaşamış, aslen Litvanya yahudisi olan

Sovyet psikolog ve psikiyatristi Bluma Zeigarnik tarafından bulunmuş. Bu etkiye göre, yarım kalan işlerimiz, tamamladığımız işlere göre daha kolay hatırlanır.

Buna örnek olarak dizilerin her bölümünün bitis sahnesine dikkat edin.

Nedense hep en heyecanli yerinde bölüm biter ve bu yarıda kalmışlığın bize yaşattığı duygu

öbür bölümü sabirsızlıkla beklememize sebep olur.

Bir de üstüne o bölümün sonu hafızamıza kazınır

ve o diziyi izleyen kişilerle konuştuğumuzda bölümün sonunu hatırlar

, ‘ falanca sahnede bitiriverdiler bölümü, Acaba sonraki bölümde neler olacak' deriz. Demek ki, Zeigarnik etkisine göre,

bir işe başladığımızda o işi bitirinceye kadar içimizde bir rahatsızlık duygusu oluşur.

Çünkü onu aklımızdan çıkaramayız.

Bu yüzden o işi tamamlamaya daha çok odaklanır ve bitirene kadar ugrasiriz.

Bu etkiden dolayı işimizi bitirdikten sonra aslında o işin bekledigimiz kadar zor olmadığını düşünürüz

. Çünkü bir işe başladıktan sonra beynimizde gerçekleşen Zeigarnik etkisi,

bizim o işe dogru odaklanmamızı ve işi yapma isteğimizi arttırır.

Kisacasi o işi bizim için kolaylaştırır.

Şimdiyse kendimizi bir işe başlamak için nasıl zorlayabiliriz, bunun hakkında konuşalım.

Bunun için uyguladığım birkaç basit yöntem var. Bunlardan bazılari dünyaca ünlü yöntemler ve çoğu insan için etkili olduğu kanıtlanmış. Bazılarıysa kendi yöntemlerim, bu yüzden sizin için de etkili olur mu onu bilemiyorum.

Ama yine de bu yöntemleri de anlatmaya karar verdim, denemek ise size kalmış.

1.yöntemin ismi- 5 saniye kuralı.

Bu yöntemle ilgili daha detaylı bilgiyi,

Birleşik Devletlerin CNN kanalınının sunucusu Mel Robins'in kitabından alabilirsiniz.

Ben size, bu yöntemi nasıl uygulayabileceğimizi anlatıcam.

5 saniye kuralı aslında çok basit bir kural.

Sadece 5den 0a geriye dogru sayıyorsunuz ve 0 dediğinizde

yapmak istediğiniz iş için ilk adımı atıyorsunuz.

Yani diyelim ki, bu videonun seslendirmesini yapmam gerek ,

fakat hep erteliyor, sonraya bırakıyorum.

O zaman 0 der demez işe başlayacağıma karar veriyor ve geri sayıma başlıyorum; 5-4-3-2-1-0 ve mikrofunu açıyor, diktafonu alıp işime başlıyorum.

Bu yöntemin çalışma sebebi ve bilimsel taraflarını detayli bilmiyorum.

Fakat kendim de uyguladığımdan ve gerçekten de işe yaradığıni bildigim icin

bu yöntemin kesinlikle etkili olduğunu söyleyebilirim.

İşe başlamak için 5ten 0'a kadar saydığımız zaman

0 dediğimizde sanki 0'i söylememiz bizi işe başlamaya itiyor.

Çocukken yaptığımız koşu yarışında, hatirlarsaniz

hep 1 2 3 diyerek başlardık koşmaya.

Havaya roket atıldığında da aynı şekilde 10dan 0'a doğru sayılıyor ve 0 dendiğinde roket atılıyor.

Büyük ihtimal, bunların hepsi aynı prensibe dayanıyor.

Bu kurala göre, 1den 5e kadar saymak değil de

5ten başlayıp 0'a geriye doğru saymak daha efektif sonuç veriyor,

çünkü 5'ten sonra gelen rakamlar var.

Belki de gerçekten de bir farkı yoktur bu sekilde saymanın

ve sadece böyle söylenmiş diye inanıp, kendimi böyle telkin etmişimdir,

fakat, ben de 5den 0a doğru saydığımda daha efektif oldugunu dusunuyorum.

Bu kuralın ismi 5 saniye kuralı olsa da, bunun illa 5 olmak gibi bir zorunluluğu yok tabi ki,

bu 3 de olabilir, 4 de.

Hangi sayıyı kendinize daha yakın hissediyorsanız

veya hangi sayıyla işe başlamak isterseniz o sayıyla uygulayın bu yöntemi.

2. Yönteme, ‘En basit adım' diyorum ben. Bu ismi kendim uydurdum. Yani biraz garip bir isim seçmiş olabilirim.

Asıl amaç bu yöntemle ilgili konuştuğumda, yontemi hatirlatacak bir isim kullanmak.

“En basit adım” tekniğini nasıl kullanıyorum?

Herhangi bir işi bitirmek için gerekli en kolay ve en basit 3 tane aşamayı yazıyorum

ve bir işe başladığımda o sıkıcı ve hep ertelediğim seye başladığımı düşünmüyorum. Sadece en kolay 3 tane aşamayı yapmaya odaklanip,

istersem sonrasinda bu işi durdurma veya yapmama konusunda kendime izin veriyorum.

Hiç kimse beni bu işi tamamlamak için zorlayamaz, Her şey benim elimde diye kendi kendime söylüyorum.

Böyle söylemekle aslinda kendime yalan söylemiyorum

ve gerçekten de 3 aşamayı tamamladıktan sonra devam etmek istemezsem o işi bırakıyorum.

Fakat nedense şimdiye kadar hiç bıraktığım olmadı diyebilirim.

Başladıysam devam ediyorum ve bitiriyorum her işi.

Mesela diyelim ki Google'da reklam kampanyası oluşturmam gerek.

Hiç de yapasım yok ve hep erteliyorum.

Olduğum yere göre 3 en basit aşamayı belirliyorum.

Diyelim ki, bilgisayarım kapalı.

O halde ilk aşama bilgisayarı açmak.

2. Aşama Google reklam hesabına girmek, 3. Aşama ‘yeni kampanya oluştur' düğmesine tıklamak. Sadece bu 3 işi yapacağımı düşünüyorum o an.

Sonrası içinse kendime özgürlük tanıyorum, nasıl istersem öyle yaparım diye.

Nedense ‘ Yeni kampanya oluştur' düğmesine tıkladıktan sonra açılan sayfa,

bir sekilde işi yarıda bıraktırtmıyor ve işimi tamamlıyorum.

Sonraysa o işi, yapılacaklar listemden çıkarmanın keyfini çıkarıyorum.

3. Yöntemse ‘Yapay gerçek deadline' yöntemi. Bu da sırf kendim için oluşturduğum bir yöntem ve bu yüzden pek meşhur sayilmaz.

Benim işime çok yaradığından dolayi sizlerle de paylaşmaya karar verdim.

Eğer bu yöntem sizin işinize yaramazsa daha önce söylediğim diğer 2 yönteme odaklanabilirsiniz.

‘Yapay gerçek deadline' yöntemine göre, mesela eğer bir şeyi öğrenmem, araştırmam

ve ya her hangi başka bir işi yapmam gerekiyorsa

birinci yaptığım şey fikirlerini çok önemsediğim ve karşısında sorumluluk duyduğum biri ile bunu tartışmak

ve ya yaptığım işi ona göstermek için vakit ayarlamak oluyor. Böylece bu buluşma tarihi benim için yapay olarak yaratdığım ama gerçek deadline-a dönüşmüş oluyor.

Farz edelim, benim bir sunum hazırlamam gerek.

Hepimiz çok iyi bir sunum hazırlamanın sadece bir kaç saatlik bir iş olmadığını biliyoruz.

Özellikle bunu yapmak için derin bir araştırma yapmamız gerekiyorsa.

İşte öyle zor görünen bir iş olduğu için de bunu en son dakikaya kadar erteleyeceğimizi de çok iyi biliyoruz.

Bu yüzden fikri benim için çok önemli olan biriyle buluşma ayarlıyorum.

Mesela 1 hafta sonrası için buluşma ayarlayıp hazırladığım sunumu

ona göstermekle fikrini almak istediğimi söylüyorum.

Böylece onunla kararlaştırdığımız buluşma vakti benim için deadline-a dönüşmüş oluyor

ve benim o sunumu o tarihe kadar bitirmemden başka bir çarem kalmıyor.

Burada dikkat edilmesi gereken en esas şey şu:

Buluşma ayarladığımız insan rahatlıkla buluşmayı iptal edebileceğimiz birisi olmamalı.

Yani karşısında sorumluluk duyduğumuz birisi olmalı ki, buluşmayı ertelemek gibi bir seçimimiz olmasın.

Veya başka bir örnek vermek gerekirse.

ZihinX'e yeni başladığımda video hazırlamaya kendimi zorlamak amacıyla tanıdıklara,

falanca gün falanca saatte video yukliycem, izleyip bana fikirlerinizi söyleyebilir misiniz? derdim.

Fakat bunu söylediğim sirada, daha video için bir cümle bile yazmamış olurdum. Böylece kendim için gerçek bir deadline belirlemiş oluyordum.

Bu yöntemde deadline'in gerçek deadline olması çok önemli.

Kendi kendime bir işi şu zaman bitirmeliyim diye söyleyip kendimi kandırmışlığım çok oldu.

Böyle yaptığınızda ilk zamanlar efektif olabilir, fakat sonra işe yaramadigini siz de goreceksiniz. Bu yüzden bu deadline'ın gerçek bir deadline olması

ve bu belirlenen süre zarfinda yapamadığınız takdirde kendinizi çok kötü hissedeceğiniz

ve ya kaybedeceğiniz bir şeylerin olması gerek.

Ama “zamanında bitiremeyeceğimiz işler de var,

Onlar için bir deadline belirleyip, ya sonra yetiştiremezsek nolucak?”

diye düşünenleriniz var biliyorum.

Fakat emin olun, yapmak zorunda olursanız illaki yetiştirirsiniz.

Bence birçoğumuzun okul hayatinda sınıf arkadaşları 15-20 gün önceden sınava çalışmaya başladıkları halde,

bizim, sınav gününden sadece 1-2 gun önce calismaya baslayip, bütün konuları öğrenip,ve de istediğimiz notu aldığımız olmuştur. Mesela ben kendim bircok kez yaşadım aynı şeyi.

Bu neden böyle oluyor biliyor musunuz?

Çünkü zamanımız daraldığında ve bir isi bitirmek ölüm kalım meselesine donustugunde,

beynimiz otomatik olarak amaca ulaşabilmek için en kısa yolları bulur ve o yolla ilerler.

İnanın beynimiz bizim düşündüğümüzden cok daha mükemmel bir organ.

Bazen sadece ona güvenmemiz gerek.

Böyle bir durum olustugunda, beyin kendiliğinden, daha önemli şeyleri önceliklendirir. Bu durumda, ne Facebook ne de İnstagram aklınıza gelir, ne de sizi yavaslatacak herhangi birşey.

Üstüne bir de öğrendiğiniz bilgiyi hafızanızda tutma hızınız kat be kat artar.

Mesela okuduklarımız içinde işimize yarayan şeyleri beynimiz hemen belirler

ve gereksiz yerleri geçerek daha önemli şeylere odaklanmamiza yardimci olur.

Sınav örneğini anl atmaktaki asil amacım, size,herhangi bir işi bitirmek için gerekli olan zaman anlayışının

aslinda çoğu zaman göreceli olduğunu ve farkli durumlarda, beynimizin çalışma hızına göre değiştiğini göstermek.

Bu yüzden bazen en iyisi, yapmamız gereken işler için gerçek deadline-lar belirleyerek kendimizi zorlamamız. Umarım videonun az-çok size yararı dokunmuş oldu.

Eğer ZihinX youtube kanalına hala abone olmadıysanız, o zaman 5'ten 0'a geriye doğru sayıp

abone ol butonuna tıklayabiliriz.

Hadi başlayalım 5 4 3 2 1 0.

Dinlediğiniz için teşekkürler 😊


Zor gibi görünen işleri yapmaya başlamak için 3 basit yöntem | 5 saniye kuralı | Zeigarnik etkisi 3 simple ways to start doing seemingly difficult tasks | 5 second rule | Zeigarnik effect

Bir işi bitirmemize en büyük engel o işe hic başlayamamamızdır. The biggest obstacle to finishing a job is that we never started it.

Peki bir işe başlayabilmek için ne yapmalıyız?

Öncelikle onu belirtmek isterim ki, bir işe başlamadan önce o iş hakkında düşündüğümüz zaman,

bizim beynimiz otomatik olarak, o işin en zor ve bizim için en anlaşılmaz olan kısmına odaklandığı için , because our brain automatically focuses on the most difficult and incomprehensible part of the job,

o iş, bize o kadar zor bir iş gibi gelir ki, that job seems like such a difficult job to us that farkinda olmadan, sırf o işi erteleyelim diye o işin yerine başka gereksiz işlerle uğraşıp dururuz.

Mesela, Facebook'taki paylaşımları okuruz, birilerine mesaj atarız, For example, we read the posts on Facebook, we send a message to someone,

birdenbire içimizde bir şarkı dinleme isteği oluşur, nedense çay içesimiz gelir vs. suddenly a desire to listen to a song arises in us, for some reason we come to drink tea, etc.

Kısacasi o işe başlamak için kendimizi hazır hissetmeyiz In short, we do not feel ready to start that business.

veya şu an onun için motivasyonumuzun olmadığını düşünürüz. or we think we have no motivation for it at the moment.

Günler, haftalar, bazense aylar birbirini kovalar, Giorni, settimane, a volte mesi si susseguono,

fakat o işe başlamak için bir türlü kendimizi hazır hissedemeyiz. but we can never feel ready to start that job.

Dost acı söyler. Sizinle şu acı gerçeği paylaşmakk zorundayim; Friend tells pain. I have to share this bitter truth with you;

Eger kendinizi hazır hissetmeyi beklerseniz, kendinizi hiçbir zaman hazır hissedemeyeceksiniz.

“Başlamak bitirmenin yarısıdır” deyimini duymuşsunuzdur. You've probably heard the saying, "Starting is half the battle".

Hatta bence başlamak bitirmenin %80-idir.

Çünkü bir işe başladığımızda, beynimizde Zeigarnik etkisi denen etki gerçekleşiyor. Because when we start something, an effect called the Zeigarnik effect takes place in our brain.

Zeigarnik etkisi, 20.yüzyılda yaşamış, aslen Litvanya yahudisi olan

Sovyet psikolog ve psikiyatristi Bluma Zeigarnik tarafından bulunmuş. Bu etkiye göre, yarım kalan işlerimiz, tamamladığımız işlere göre daha kolay hatırlanır. According to this effect, our unfinished works are remembered more easily than the ones we have completed.

Buna örnek olarak dizilerin her bölümünün bitis sahnesine dikkat edin. For example, pay attention to the ending scene of each episode of the series.

Nedense hep en heyecanli yerinde bölüm biter ve bu yarıda kalmışlığın bize yaşattığı duygu For some reason, the episode always ends in the most exciting part and the feeling that this interruption gives us.

öbür bölümü sabirsızlıkla beklememize sebep olur. makes us wait impatiently for the next part.

Bir de üstüne o bölümün sonu hafızamıza kazınır On top of that, the end of that episode is engraved in our memory.

ve o diziyi izleyen kişilerle konuştuğumuzda bölümün sonunu hatırlar and remembers the end of the episode when we talk to people who watched that show

, ‘ falanca sahnede bitiriverdiler bölümü, Acaba sonraki bölümde neler olacak' deriz. Demek ki, Zeigarnik etkisine göre,

bir işe başladığımızda o işi bitirinceye kadar içimizde bir rahatsızlık duygusu oluşur. When we start a job, we feel uncomfortable until we finish it.

Çünkü onu aklımızdan çıkaramayız. Because we can't get it out of our minds.

Bu yüzden o işi tamamlamaya daha çok odaklanır ve bitirene kadar ugrasiriz. That's why we focus more on getting that job done and work on it until it's done.

Bu etkiden dolayı işimizi bitirdikten sonra aslında o işin bekledigimiz kadar zor olmadığını düşünürüz Because of this effect, after we finish our work, we think that the job is not as difficult as we expected.

. Çünkü bir işe başladıktan sonra beynimizde gerçekleşen Zeigarnik etkisi,

bizim o işe dogru odaklanmamızı ve işi yapma isteğimizi arttırır.

Kisacasi o işi bizim için kolaylaştırır.

Şimdiyse kendimizi bir işe başlamak için nasıl zorlayabiliriz, bunun hakkında konuşalım.

Bunun için uyguladığım birkaç basit yöntem var. Bunlardan bazılari dünyaca ünlü yöntemler ve çoğu insan için etkili olduğu kanıtlanmış. Bazılarıysa kendi yöntemlerim, bu yüzden sizin için de etkili olur mu onu bilemiyorum.

Ama yine de bu yöntemleri de anlatmaya karar verdim, denemek ise size kalmış.

1.yöntemin ismi- 5 saniye kuralı.

Bu yöntemle ilgili daha detaylı bilgiyi,

Birleşik Devletlerin CNN kanalınının sunucusu Mel Robins'in kitabından alabilirsiniz.

Ben size, bu yöntemi nasıl uygulayabileceğimizi anlatıcam.

5 saniye kuralı aslında çok basit bir kural.

Sadece 5den 0a geriye dogru sayıyorsunuz ve 0 dediğinizde You just count backwards from 5 to 0 and when you say 0

yapmak istediğiniz iş için ilk adımı atıyorsunuz. You are taking the first step towards the job you want to do.

Yani diyelim ki, bu videonun seslendirmesini yapmam gerek , So let's say I need to voice over this video,

fakat hep erteliyor, sonraya bırakıyorum. But I always postpone it, I leave it for later.

O zaman 0 der demez işe başlayacağıma karar veriyor Then he decides that I will start work as soon as he says 0. ve geri sayıma başlıyorum; 5-4-3-2-1-0 ve mikrofunu açıyor, diktafonu alıp işime başlıyorum.

Bu yöntemin çalışma sebebi ve bilimsel taraflarını detayli bilmiyorum.

Fakat kendim de uyguladığımdan ve gerçekten de işe yaradığıni bildigim icin But since I have used it myself and know it really works

bu yöntemin kesinlikle etkili olduğunu söyleyebilirim.

İşe başlamak için 5ten 0'a kadar saydığımız zaman

0 dediğimizde sanki 0'i söylememiz bizi işe başlamaya itiyor.

Çocukken yaptığımız koşu yarışında, hatirlarsaniz In the running race we did as a kid, if you remember

hep 1 2 3 diyerek başlardık koşmaya.

Havaya roket atıldığında da aynı şekilde 10dan 0'a doğru sayılıyor ve 0 dendiğinde roket atılıyor.

Büyük ihtimal, bunların hepsi aynı prensibe dayanıyor.

Bu kurala göre, 1den 5e kadar saymak değil de

5ten başlayıp 0'a geriye doğru saymak daha efektif sonuç veriyor,

çünkü 5'ten sonra gelen rakamlar var. because there are numbers that come after 5.

Belki de gerçekten de bir farkı yoktur bu sekilde saymanın Maybe there really is no difference in counting that way.

ve sadece böyle söylenmiş diye inanıp, kendimi böyle telkin etmişimdir, And just because it was said so, I believed, so I inculcated myself,

fakat, ben de 5den 0a doğru saydığımda daha efektif oldugunu dusunuyorum.

Bu kuralın ismi 5 saniye kuralı olsa da, bunun illa 5 olmak gibi bir zorunluluğu yok tabi ki, Although the name of this rule is the 5 second rule, it does not necessarily have to be 5, of course,

bu 3 de olabilir, 4 de.

Hangi sayıyı kendinize daha yakın hissediyorsanız

veya hangi sayıyla işe başlamak isterseniz o sayıyla uygulayın bu yöntemi.

2\. Yönteme, ‘En basit adım' diyorum ben. Bu ismi kendim uydurdum. Yani biraz garip bir isim seçmiş olabilirim.

Asıl amaç bu yöntemle ilgili konuştuğumda, yontemi hatirlatacak bir isim kullanmak. The main goal is to use a name that reminds me of the method when I talk about it.

“En basit adım” tekniğini nasıl kullanıyorum?

Herhangi bir işi bitirmek için gerekli en kolay ve en basit 3 tane aşamayı yazıyorum I'm writing down the 3 easiest and simplest steps needed to finish any job.

ve bir işe başladığımda o sıkıcı ve hep ertelediğim seye başladığımı düşünmüyorum. And when I start a job, I don't think I'm starting that boring thing that I always put off. Sadece en kolay 3 tane aşamayı yapmaya odaklanip, Focusing on doing only the 3 easiest steps,

istersem sonrasinda bu işi durdurma veya yapmama konusunda kendime izin veriyorum. I allow myself to stop or not do this work later if I want.

Hiç kimse beni bu işi tamamlamak için zorlayamaz, Her şey benim elimde diye kendi kendime söylüyorum. No one can force me to complete this job, I tell myself it's all in my hands.

Böyle söylemekle aslinda kendime yalan söylemiyorum I'm not actually lying to myself by saying that

ve gerçekten de 3 aşamayı tamamladıktan sonra devam etmek istemezsem o işi bırakıyorum. And if I really don't want to continue after completing 3 stages, I quit that job.

Fakat nedense şimdiye kadar hiç bıraktığım olmadı diyebilirim. But for some reason, I can say that I have never quit.

Başladıysam devam ediyorum ve bitiriyorum her işi. If I started, I continue and finish every job.

Mesela diyelim ki Google'da reklam kampanyası oluşturmam gerek. For example, let's say I need to create an ad campaign on Google.

Hiç de yapasım yok ve hep erteliyorum. I have nothing to do and I always procrastinate.

Olduğum yere göre 3 en basit aşamayı belirliyorum.

Diyelim ki, bilgisayarım kapalı. Let's say my computer is turned off.

O halde ilk aşama bilgisayarı açmak. So the first step is to turn on the computer.

2\. Aşama Google reklam hesabına girmek, 3\. Aşama ‘yeni kampanya oluştur' düğmesine tıklamak. 3\\. The step is to click the 'create new campaign' button. Sadece bu 3 işi yapacağımı düşünüyorum o an. At that moment, I think I will only do these 3 things.

Sonrası içinse kendime özgürlük tanıyorum, nasıl istersem öyle yaparım diye. For the next, I give myself freedom, to do as I want.

Nedense ‘ Yeni kampanya oluştur' düğmesine tıkladıktan sonra açılan sayfa, For some reason, the page that opens after clicking the 'Create new campaign' button,

bir sekilde işi yarıda bıraktırtmıyor ve işimi tamamlıyorum. somehow I don't let go of the work and I complete my work.

Sonraysa o işi, yapılacaklar listemden çıkarmanın keyfini çıkarıyorum. Then I enjoy taking it off my to-do list.

3\. Yöntemse ‘Yapay gerçek deadline' yöntemi. 3\\. The method is 'Artificial real deadline' method. Bu da sırf kendim için oluşturduğum bir yöntem ve bu yüzden pek meşhur sayilmaz. This is a method I created just for myself and therefore it is not very famous.

Benim işime çok yaradığından dolayi sizlerle de paylaşmaya karar verdim. I have decided to share it with you because it is very useful for me.

Eğer bu yöntem sizin işinize yaramazsa daha önce söylediğim diğer 2 yönteme odaklanabilirsiniz.

‘Yapay gerçek deadline' yöntemine göre, mesela eğer bir şeyi öğrenmem, araştırmam

ve ya her hangi başka bir işi yapmam gerekiyorsa

birinci yaptığım şey fikirlerini çok önemsediğim ve karşısında sorumluluk duyduğum biri ile bunu tartışmak

ve ya yaptığım işi ona göstermek için vakit ayarlamak oluyor. Böylece bu buluşma tarihi benim için yapay olarak yaratdığım ama gerçek deadline-a dönüşmüş oluyor.

Farz edelim, benim bir sunum hazırlamam gerek.

Hepimiz çok iyi bir sunum hazırlamanın sadece bir kaç saatlik bir iş olmadığını biliyoruz.

Özellikle bunu yapmak için derin bir araştırma yapmamız gerekiyorsa.

İşte öyle zor görünen bir iş olduğu için de bunu en son dakikaya kadar erteleyeceğimizi de çok iyi biliyoruz.

Bu yüzden fikri benim için çok önemli olan biriyle buluşma ayarlıyorum.

Mesela 1 hafta sonrası için buluşma ayarlayıp hazırladığım sunumu

ona göstermekle fikrini almak istediğimi söylüyorum.

Böylece onunla kararlaştırdığımız buluşma vakti benim için deadline-a dönüşmüş oluyor

ve benim o sunumu o tarihe kadar bitirmemden başka bir çarem kalmıyor.

Burada dikkat edilmesi gereken en esas şey şu:

Buluşma ayarladığımız insan rahatlıkla buluşmayı iptal edebileceğimiz birisi olmamalı.

Yani karşısında sorumluluk duyduğumuz birisi olmalı ki, buluşmayı ertelemek gibi bir seçimimiz olmasın.

Veya başka bir örnek vermek gerekirse.

ZihinX'e yeni başladığımda video hazırlamaya kendimi zorlamak amacıyla tanıdıklara,

falanca gün falanca saatte video yukliycem, izleyip bana fikirlerinizi söyleyebilir misiniz? derdim.

Fakat bunu söylediğim sirada, daha video için bir cümle bile yazmamış olurdum. Böylece kendim için gerçek bir deadline belirlemiş oluyordum.

Bu yöntemde deadline'in gerçek deadline olması çok önemli.

Kendi kendime bir işi şu zaman bitirmeliyim diye söyleyip kendimi kandırmışlığım çok oldu.

Böyle yaptığınızda ilk zamanlar efektif olabilir, fakat sonra işe yaramadigini siz de goreceksiniz. Bu yüzden bu deadline'ın gerçek bir deadline olması

ve bu belirlenen süre zarfinda yapamadığınız takdirde kendinizi çok kötü hissedeceğiniz

ve ya kaybedeceğiniz bir şeylerin olması gerek.

Ama “zamanında bitiremeyeceğimiz işler de var,

Onlar için bir deadline belirleyip, ya sonra yetiştiremezsek nolucak?”

diye düşünenleriniz var biliyorum.

Fakat emin olun, yapmak zorunda olursanız illaki yetiştirirsiniz.

Bence birçoğumuzun okul hayatinda sınıf arkadaşları 15-20 gün önceden sınava çalışmaya başladıkları halde,

bizim, sınav gününden sadece 1-2 gun önce calismaya baslayip, bütün konuları öğrenip,ve de istediğimiz notu aldığımız olmuştur. Mesela ben kendim bircok kez yaşadım aynı şeyi.

Bu neden böyle oluyor biliyor musunuz?

Çünkü zamanımız daraldığında ve bir isi bitirmek ölüm kalım meselesine donustugunde,

beynimiz otomatik olarak amaca ulaşabilmek için en kısa yolları bulur ve o yolla ilerler.

İnanın beynimiz bizim düşündüğümüzden cok daha mükemmel bir organ.

Bazen sadece ona güvenmemiz gerek.

Böyle bir durum olustugunda, beyin kendiliğinden, daha önemli şeyleri önceliklendirir. Bu durumda, ne Facebook ne de İnstagram aklınıza gelir, ne de sizi yavaslatacak herhangi birşey.

Üstüne bir de öğrendiğiniz bilgiyi hafızanızda tutma hızınız kat be kat artar.

Mesela okuduklarımız içinde işimize yarayan şeyleri beynimiz hemen belirler

ve gereksiz yerleri geçerek daha önemli şeylere odaklanmamiza yardimci olur.

Sınav örneğini anl atmaktaki asil amacım, size,herhangi bir işi bitirmek için gerekli olan zaman anlayışının

aslinda çoğu zaman göreceli olduğunu ve farkli durumlarda, beynimizin çalışma hızına göre değiştiğini göstermek.

Bu yüzden bazen en iyisi, yapmamız gereken işler için gerçek deadline-lar belirleyerek kendimizi zorlamamız. Umarım videonun az-çok size yararı dokunmuş oldu.

Eğer ZihinX youtube kanalına hala abone olmadıysanız, o zaman 5'ten 0'a geriye doğru sayıp

abone ol butonuna tıklayabiliriz.

Hadi başlayalım 5 4 3 2 1 0.

Dinlediğiniz için teşekkürler 😊