×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Turkish YouTube, Neden Kimse Beni Sevmiyor? - Çirkin Miyim?

Neden Kimse Beni Sevmiyor? - Çirkin Miyim?

Merhaba arkadaşlar, ben Emirhan.

Sanırım ben çirkin bir insanım.

İnsanlar benim yanıma gelmiyor.

Öğretmenlerim beni herhangi bir etkinliğe seçmiyorlar.

Bakalım hikâyemi dinlediğinizde

siz de benim gibi düşünecek misiniz?

Hikâyeme geçmeden önce ufak bir hatırlatma:

"Hâlâ kanalımıza abone değilseniz, abone olup bildirimleri açmayı unutmayın."

İlkokuldayken görünüşümle ilgili hiçbir kötü düşüncem yoktu.

Fakat liseye başlayacağım dönemlerde

kendime daha çok dikkat etmeye başladım.

Birgün aynanın karşısına geçtiğimde

kendime dikkatlice baktım ve dedim ki:

"Ben çirkin bir insanım."

Liseye de bu düşünceler ile başladım.

Liseye başladığımda yeni arkadaşlar edinme ümidindeydim

ama liseye başladığımda durum, umduğum gibi olmadı.

Sınıfımda kimse benim yanıma gelip

benle konuşmuyordu bile.

İnsanlar âdeta sınıfta ben yokmuşum gibi davranıyorlardı

ve bu durum beni çok üzüyordu.

Her okul gününde,

okulda arkadaşlarım mutlu bir şekilde vakit geçirirken

benimse neredeyse tüm günüm

okulun bitmesini beklemekle geçiyordu.

Gerçi okul bittikten sonra da

hiç arkadaşım olmadığı için

yapacak pek bir şeyim olmuyordu.

Birgün yine üzgün bir şekilde okula gittim.

O gün en çok dersimizin olduğu gündü.

Sıkıntıdan âdeta patlamıştım.

Yine okulun bitmesini bekliyordum.

Derslerimiz bitti ve akşam eve döndüm,

elimi yüzümü yıkadım,

odamda aynanın karşısına geçtim.

Uzun bir süre kendime baktım

ve derin düşüncelere daldım,

"Neden benim hiç arkadaşım yok?

Okulda neden kimse benimle arkadaş olmuyor?

Tüm bunlar ben çirkin olduğum için miydi?"

Bu düşünceler sürekli kafamı kurcalıyordu.

O günüm bu düşünceler içerisinde geçti.

Ertesi gün basketbol seçmeleri vardı.

Okula başladığımdan beri ilk defa bu kadar heyecanlanmıştım.

Basketbol oynamayı ve oynayanları izlemeyi

çok seven bir insanım.

Takıma seçilip hem sevdiğim spor olan basketbol oynayacaktım

hem de orada yeni arkadaşlar edinecektim.

Mutlu olabilmem için çok güzel bir fırsat olabilirdi.

O gün sevinçle okula gittim.

Seçmeler öğle arasında olacaktı.

Basketbol kıyafetlerimi de çantamda getirmiştim.

Her şeyim hazırdı.

Öğlen arası vakti geldi ve sahaya indim.

Önce biraz ısınma hareketleri yaptım.

Seçileceğimden çok emindim ve

hocanın gelmesini dört gözle bekliyordum.

Sonunda hoca geldi, çok heyecanlandım.

Bizimle biraz konuştuktan sonra sırayla hocanın istediklerin yapmaya başladık.

Önce uzaktan sırayla basket atmaya çalıştık

sonra topla bazı hareketler yaptık.

Sonra hocamız, bize maç yaptırdı.

Tam maçın önemli bir anında

çok güzel bir basket attım.

Herkes şok olmuştu.

Bu boya rağmen kimse bu basketi atmamı beklemiyordu.

Sonra gururla hocaya döndüm ve

bir de ne göreyim.

Hocamız diğer bir öğretmenle konuşuyordu.

Maça bakmıyor, yanına gelen Türkçe öğretmenimizle konuşuyordu.

Bu atışımı nasıl görmezdi?

Bu atış belki de seçilmeme vesile olacaktı

ama umudum hâlâ devam ediyordu.

Bir süre daha maç devam etti

ve daha sonra hoca bizi yanına çağırdı:

"Hepinizi tebrik ederim çocuklar.

Hepiniz çok başarılıydınız

ama maalesef aranızdan bazıları takıma katılamayacak.

Yapacağım değerlendirmeler sonucunda

yarın takıma seçilenleri listeye yazıp panoya asacağım.

Oradan sonuçları öğrenebilirsiniz." dedi.

O gün büyük bir heyecanla eve gittim.

O gün bütün gecem maçta olanları ve takıma kimlerin seçileceğini düşünmekle geçti.

Çok heyecanlıydım, acaba benim de ismim listede yazacak mıydı?

Sabah olunca heyecandan kahvaltı bile yapmadan

okula gitmek için evden hızla dışarı fırladım.

Okula gider gitmez soluğu panonun önünde aldım.

Listede ismimi arıyordum, arıyordum ama yoktu.

Yoksa... Hızla öğretmenler odasına beden eğitimi öğretmeninin yanına koştum.

"Hocam listede ismimi göremedim, bir yanlışlık mı oldu acaba?" diye sordum.

Hoca da bana baktı: "Evladım maalesef sen kısa olduğun için seni seçmedim." dedi.

O an tüm hayallerim yıkılmıştı âdeta.

Bir süre hocanın yüzüne üzüntüyle baktım.

Ne diyeceğimi bilemedim. Öfke ile kapıyı kapatıp gittim.

O günüm çok mutsuz geçti.

Derslerde dersi dinleyecek hâlde bile değildim.

Eve dönerken hava yağmurluydu.

İnsanlar yağmurdan kaçmak için koşuşturuyordu

ama yağan yağmur benim umrumda bile değildi.

Günlerim bu şekilde geçiyordu.

Bu olaydan 1 ay sonra 18 Mart Çanakkale şehitlerini anma töreni için

öğretmenimiz her sınıftan 1 kişi seçileceğini bize söyledi.

"Çocuklar gün sonunda okul müdürü gün sonunda sınıfları gezip kimlerin seçileceğini belirleyecek." dedi.

Bu haberi duyunca çok heyecanlandım.

Tüm okulun önünde böyle bir gösteride bulunmak benim için çok gurur verici olurdu.

Gösteride beni izlemeye gelen ailem de eminim ki benimle gurur duyardı.

Son dersi bu düşünceler içerisinde beklemeye başladım.

Hoca dersi anlatıyordu ama benim aklım müdürün seçeceği kişideydi.

Günün sonunda müdür sınıfa girdi.

Bütün sınıf heyecanla müdüre bakıyordu.

Öğretmenimizle biraz konuştuktan sonra benim olduğum tarafı göstererek

"Seni seçiyorum, yeni görevin hayırlı olsun." dedi.

Sevinçle müdürün yanına tahtaya koştum.

O sırada müdür şaşkın bir şekilde bana baktı ve

"Seni değil, arkandaki arkadaşını seçmiştim evladım." dedi.

O an kendimi çok kötü hissettim.

Hem gösteriye seçilememiştim hem de bütün sınıfa rezil olmuştum.

Kesin müdür beni çirkin olduğum için seçmemişti.

Ayberk ise okulun en yakışıklılarından bir tanesiydi.

Bu yüzden müdür onu seçmişti diye düşündüm.

Zil çaldı ve ben bu düşünceler içerisinde üzgün bir hâlde eve doğru gittim.

Eve varır varmaz çantamı attım bir köşeye ve yatağıma uzandım.

Bunca olayların üst üste gelmesi beni çok yormuştu.

Kısa bir süre sonra annem odama geldi.

"Hadi oğlum okuldan geldin acıkmışsındır en sevdiğin yemekleri hazırladım haydi sofraya." dedi

ama benim hiç yemek yiyecek hâlim yoktu.

Anneme "Sonra yerim anne, şu an yemek yiyecek hâlde değilim." dedim.

Annem de "Tamam oğlum." dedi.

Annem gittikten sonra yatağımda yine düşüncelere daldım.

Biraz da ağladım.

Daha sonra elimi, yüzümü yıkamak için banyoya gittim.

Aynanın karşısına geçtim ve "Ben çirkin, kısa ve kimsenin sevmediği bir insanım.

Hâlbuki çirkin, kısa olmasam hem insanlar beni severdi

hem basketbol takımına girerdim hem de Çanakkale gösterileri için müdür beni seçerdi."

diye düşünmeye başladım

ve bu sefer aynanın karşısında hıçkıra, hıçkıra ağlamaya başladım.

Birkaç dakika sonra annem ağlama seslerimi duymuş olmalı ki yanıma geldi.

Annem "Oğlum neyin var, neden ağlıyorsun? Sesin odaya kadar geliyor." diye sordu.

Ben de ilk başta anlatmaktan çekinsem de annemin ısrarı sonucu

"Odamda sana her şeyi anlatacağım anne." dedim ve odama gittik.

Başımdan geçen tüm olayları, çirkin olduğumu düşündüğümü,

kimsenin beni sevmediğini ve bu yüzden üzgün bir hâlde olduğumu anlattım.

Annem de hafifçe tebessüm etti ve

"Sen şimdi kimsenin seni sevmediğini mi düşünüyorsun?

Kendini yalnız hissediyorsun öğle mi?" dedi.

Ben de buruk bir sesle "Evet." dedim.

Sonra annem "O zaman seni en çok sevenin farkında değilsin oğlum." dedi.

Bir an düşünmeye başladım, bu kim olabilirdi?

Anneme "Sen misin?" dedim.

"Hayır benden bile çok seven biri." dedi.

Annem konuşmaya devam etti.

"Seni en çok seven Allah'tır oğlum. Sen 16 yaşındasın,

ondan önce dünyada yoktun bile.

Bu dünyaya gelmek için bir ücret ödemedin.

Bir sınava girip de yaşayabilme hakkı kazanmadın.

Allah seni çok sevdiği için seni var etti,

seni dünyaya gönderdi.

Bak oğlum, taş olmadın, ağaç olmadın, hayvan olmadın, insan olarak seni dünyaya gönderdi.

Bununla birlikte bak Allah sana sağlıklı bir vücut nasip etmiş.

Gözlerin, ellerin, ayakların, kulakların hepsi sapasağlam.

Hem mesela koca öküz, koca inek, sadece ot yiyor,

su içiyor bunlar onun tüm yiyecek ihtiyaçlarını karşılıyor.

Biz de onlar gibi olabilirdik

ama Allah tam bizim dilimize göre çeşit çeşit yiyecekler, içecekler yaratmıştır.

Tatlısından tuzlusuna, ekşisinden sulu sulu güzel meyvelerine,

limonatasından meyve suyuna bir sürü yiyecek ve içecekler yaratmıştır.

İstese bizi sadece ot yiyen, su içen bir hayvan gibi yaratabilirdi

ama O bizi insan olarak yaratmıştır.

Tam ağız tadımıza uygun yiyecekler, içecekler ve bizim için daha bir sürü nimet yaratmıştır.

Ayrıca basketbol takımına seçilememiş olabilirsin,

Allah herkese farklı yetenekler verebilir oğlum.

Belki de senin yeteneğin başka bir spor dalıdır." dedi.

Annemin bu sözleri beni çok etkilemişti.

Demek ki ben yalnız, kimsenin sevmediği bir insan değilmişim.

Allah her zaman, her yerde beni görüyor ve beni seviyormuş da

ben farkında değilmişim.

Anneme bana tüm bu anlattıkları için çok teşekkür ettim

ve onu çok sevdiğimi söyledim.

Bu konuşmalardan sonra içimi çok büyük bir huzur kapladı.

Yalnız olmadığımı, Allah'ın her zaman benim yanımda olduğunu bilmenin,

bir insana ne kadar huzur verdiğini o gün anladım.

O gün bu düşünceler içerisinde uykuya daldım.

Ertesi sabah her zamankinden daha huzurlu bir şekilde namazımı kıldım

ve Rabbime çok şükrettim.

Ardından sevinçle okula gittik.

Teneffüste daha önce beni hiç sevmediğini sandığım arkadaşlarım

yanıma gelip benimle sohbet etmeye başladılar.

Çok şaşırmıştım, daha önce arkadaşlarım hiç benim yanıma gelip benimle konuşmazlardı.

Hep kendi aralarında anlaşırlardı.

Arkadaşlarıma sordum "Siz benimle hiç konuşmazdınız bugün ne oldu da benim yanıma geldiniz?" dedim.

Arkadaşlarımdan biri de "Biz seni somurtkan görür, yanına gelmeye çekinirdik.

Bugün mutlu gördük, ondan geldik." dedi.

Bu söyledikleri beni çok şaşırtmıştı.

Ben onların beni çirkin gördükleri için yanıma gelmediklerini sanıyordum.

Oysa onlar ben her zaman dışarıdan somurtkan göründüğüm için yanıma gelmiyorlarmış.

Çirkin olduğumdan dolayı değilmiş.

Hem zaten bir insanın kendine çirkinim demesi de çok yanlış olur

çünkü kiminin gözleri güzeldir, kiminin kaşları güzeldir,

kiminin huyları güzeldir, kiminin farklı güzel yönleri olabilir.

Önemli olan güzel yönlerimizi görebilmek.

O gün sınıf arkadaşlarımla doya doya muhabbet ettim.

Öğle arasında mutlu bir şekilde okulda dolaşırken

panoda okçuluk takımı seçmeleri olduğunu gördüm.

O sırada aklıma annemin söyledikleri geldi.

Belki de Allah bana bu yönde bir yetenek vermiş olabilirdi.

Büyük bir hevesle seçmelerin olduğu salona gittim.

Seçmeler başlamıştı ben de heyecanla sıraya girdim.

Sonunda sıra bana gelmişti.

3 atış yaptım, üçü de tam isabet olmuştu.

Öğretmenlerimiz atışlarım karşısında çok şaşırmıştı.

Atışlarımdan sonra beni direkt takıma birinci sıraya yazdı.

Büyük bir mutlulukla salondan ayrıldım.

Allah'ın bana vermiş olduğu yeteneklerimi keşfettiğim için çok mutlu olmuştum.

O gün benim için çok güzel geçiyordu.

Okulda artık son derse giriyorduk.

Teneffüste sınıfa doğru giderken müdürün benim yerime Çanakkale gösterisi için seçtiği Ayberk ile karşılaştım.

Biraz sohbet ettikten sonra bana "Sana bir şey itiraf etmek istiyorum." dedi

ve devam etti. "Benim çok sevdiğim bir ağabeyim var.

Kendisi askerde, ben de Çanakkale gösterilerinde yer alıp ailem de o sırada beni videoya çekip

ağabeyimi mutlu etmek için ona göndermelerini çok istiyordum.

Bu yüzden müdür beye gidip bu durumu anlattım

ve beni seçmesini istedim.

O da beni kırmadı ve teklifimi kabul etti." dedi.

Durumu şimdi anlamıştım.

Müdür bey demek ki ben çirkin olduğum için değil Ayberk'in bu isteğinden dolayı onu seçmişti.

Biraz daha aramızda muhabbet ettikten sonra ikimiz de derse girdik.

O gün anladım ki olayların hiçbiri benim anladığım gibi değilmiş.

İnsan başına gelen olayları bazen çok yanlış bir şekilde yorumlayabiliyor.

Evet arkadaşlar, hikâyem burada bitti.

Umarım hikâyemi beğenmişsinizdir.

Bu tarz videoları daha fazla gelmesini istiyorsanız

beğenip, yorum kısmına düşüncelerinizi yazmayı unutmayın.

Allah'a emanet olun.


Neden Kimse Beni Sevmiyor? - Çirkin Miyim? Why Nobody Loves Me? - Am I ugly? Почему меня никто не любит? - Я страшный? 为什么没人爱我? - 我丑吗?

Merhaba arkadaşlar, ben Emirhan. Hello guys, this is Emirhan. 大家好,我是埃米尔汗。

Sanırım ben çirkin bir insanım. I guess I'm an ugly person. 我想我是一个丑陋的人。

İnsanlar benim yanıma gelmiyor. People do not come near me. 人们不来找我。

Öğretmenlerim beni herhangi bir etkinliğe seçmiyorlar. My teachers do not choose me for any activity. Mis profesores no me eligen para ninguna actividad. 我的老师不选我参加任何活动。

Bakalım hikâyemi dinlediğinizde Let's see when you listen to my story 让我们看看你什么时候听我的故事

siz de benim gibi düşünecek misiniz? Will you think like me? 你会像我一样思考吗?

Hikâyeme geçmeden önce ufak bir hatırlatma: A little reminder before moving on to my story: Un pequeño recordatorio antes de pasar a mi historia: Небольшое напоминание, прежде чем я перейду к своей истории: 在我继续我的故事之前有一点提醒:

"Hâlâ kanalımıza abone değilseniz, abone olup bildirimleri açmayı unutmayın." "If you're still not subscribed to our channel, don't forget to subscribe and turn on notifications." “如果你还没有订阅我们的频道,别忘了订阅并开启通知。”

İlkokuldayken görünüşümle ilgili hiçbir kötü düşüncem yoktu. When I was in elementary school, I had no bad thoughts about my appearance. Cuando estaba en la escuela primaria, no tenía malos pensamientos sobre mi apariencia. 上小学的时候,我对自己的外表没有任何不好的想法。

Fakat liseye başlayacağım dönemlerde But when I'm starting high school 但是当我开始高中

kendime daha çok dikkat etmeye başladım. I started to pay more attention to myself. Я стал уделять больше внимания себе. 我开始更加关注自己。

Birgün aynanın karşısına geçtiğimde One day when I walk in front of the mirror Однажды, когда я стою перед зеркалом 有一天我站在镜子前

kendime dikkatlice baktım ve dedim ki: I looked at myself carefully and said: Я внимательно посмотрел на себя и сказал: 我仔细看了看自己说:

"Ben çirkin bir insanım." "I'm an ugly person." “我是一个丑陋的人。”

Liseye de bu düşünceler ile başladım. I started high school with these thoughts. С такими мыслями я пошел в школу. 我带着这些想法开始了高中。

Liseye başladığımda yeni arkadaşlar edinme ümidindeydim When I started high school I was hoping to make new friends Когда я пошел в старшую школу, я надеялся завести новых друзей. 当我开始高中时,我希望结交新朋友。

ama liseye başladığımda durum, umduğum gibi olmadı. but when I started high school it was not what I expected. но когда я пошел в старшие классы, ситуация сложилась не так, как я надеялся. 但是当我开始上高中时,情况并没有像我希望的那样发展。

Sınıfımda kimse benim yanıma gelip Nobody in my class comes near me Никто из моего класса не подходит ко мне 我班上没有人靠近我

benle konuşmuyordu bile. He wasn't even talking to me. Он даже не разговаривал со мной. 他甚至没有和我说话。

İnsanlar âdeta sınıfta ben yokmuşum gibi davranıyorlardı People acted like I wasn't in the classroom Люди вели себя так, будто меня не было в классе 人们表现得好像我不在课堂上

ve bu durum beni çok üzüyordu. and this situation made me very sad. 这让我很伤心。

Her okul gününde, Every school day 每个上学日,

okulda arkadaşlarım mutlu bir şekilde vakit geçirirken While my friends are happy at school 当我的朋友们愉快地在学校度过时光时

benimse neredeyse tüm günüm it's almost my whole day casi todo mi dia почти весь мой день 几乎我的一整天

okulun bitmesini beklemekle geçiyordu. it was passing by waiting for the end of the school. Он ждал окончания школы. 他在等学校放学。

Gerçi okul bittikten sonra da Even after school is over Даже после школы 即使放学后

hiç arkadaşım olmadığı için because i don't have any friends потому что у меня нет друзей 因为我没有朋友

yapacak pek bir şeyim olmuyordu. I didn't have much to do. Мне было нечего делать. 我没有太多事情要做。

Birgün yine üzgün bir şekilde okula gittim. One day I went to school sadly again. Однажды я снова пошел в школу с грустью. 有一天,我又伤心地去上学了。

O gün en çok dersimizin olduğu gündü. That was the day we had the most lessons. Это был день, когда у нас было больше всего уроков. 那是我们上课最多的一天。

Sıkıntıdan âdeta patlamıştım. I was bursting with boredom. Меня просто разрывало от скуки. 我感到无聊透顶。

Yine okulun bitmesini bekliyordum. I was still waiting for school to end. Я все еще ждал окончания школы. 我还在等学校放学。

Derslerimiz bitti ve akşam eve döndüm, Our lessons are over and I came home in the evening, 我们的课结束了,我晚上回家了,

elimi yüzümü yıkadım, I washed my hands and my face, 我洗了手洗了脸,

odamda aynanın karşısına geçtim. I stood in front of the mirror in my room. 我站在房间的镜子前。

Uzun bir süre kendime baktım I looked at myself for a long time 我看着自己很久

ve derin düşüncelere daldım, and deep in thought, 我陷入了沉思,

"Neden benim hiç arkadaşım yok? "Why don't I have any friends? “为什么我没有朋友?

Okulda neden kimse benimle arkadaş olmuyor? Why doesn't anyone make friends with me at school? 为什么没有人在学校和我交朋友?

Tüm bunlar ben çirkin olduğum için miydi?" Was it all because I was ugly?" 是因为我丑吗?”

Bu düşünceler sürekli kafamı kurcalıyordu. These thoughts always bothered me. Эти мысли постоянно беспокоили меня. 这些想法一直困扰着我。

O günüm bu düşünceler içerisinde geçti. I spent my day with these thoughts. Я провел весь день с этими мыслями. 我用这些想法度过了我的一天。

Ertesi gün basketbol seçmeleri vardı. The next day they had basketball tryouts. 第二天,他们进行了篮球选拔赛。

Okula başladığımdan beri ilk defa bu kadar heyecanlanmıştım. For the first time since I started school, I was this excited. Впервые с тех пор, как я пошел в школу, я был так взволнован. 开学以来第一次这么激动。

Basketbol oynamayı ve oynayanları izlemeyi Playing and watching basketball 打篮球和看篮球

çok seven bir insanım. I am a very loving person. Soy una persona muy cariñosa. Я очень любящий человек. 我是一个很有爱心的人。

Takıma seçilip hem sevdiğim spor olan basketbol oynayacaktım I was going to be selected for the team and play basketball, which is my favorite sport. Я собирался попасть в команду и играть в баскетбол, мой любимый вид спорта. 我将被选入球队并打篮球,这是我最喜欢的运动。

hem de orada yeni arkadaşlar edinecektim. I would also make new friends there. 我也会在那里结交新朋友。

Mutlu olabilmem için çok güzel bir fırsat olabilirdi. It would be a very good opportunity for me to be happy. Sería una muy buena oportunidad para mí de ser feliz. 对我来说,这将是一个很好的快乐机会。

O gün sevinçle okula gittim. I went to school that day with joy. 那天我高兴地去上学了。

Seçmeler öğle arasında olacaktı. The auditions were to take place at noon. Прослушивания должны были состояться в полдень. 试镜定于中午进行。

Basketbol kıyafetlerimi de çantamda getirmiştim. I also brought my basketball clothes in my bag. 我还把我的篮球服放在包里。

Her şeyim hazırdı. I had everything ready. У меня все было готово. 我已经准备好了一切。

Öğlen arası vakti geldi ve sahaya indim. It was time for lunch break and I went down to the field. Настало время обеденного перерыва, и я спустился в поле. 到了午休时间,我下到田野里。

Önce biraz ısınma hareketleri yaptım. First, I did some warm-up exercises. Сначала я сделал несколько упражнений для разогрева. 首先,我做了一些热身运动。

Seçileceğimden çok emindim ve I was so sure that I would be selected and 我非常确定我会被选中

hocanın gelmesini dört gözle bekliyordum. I was looking forward to the teacher's arrival. Я с нетерпением ждал прихода учителя. 我期待着老师的到来。

Sonunda hoca geldi, çok heyecanlandım. Finally the teacher came, I was very excited. 老师终于来了,我很兴奋。

Bizimle biraz konuştuktan sonra sırayla hocanın istediklerin yapmaya başladık. After talking with us for a while, we started to do what the teacher wanted in turn. Después de hablar un rato con nosotros, empezamos a hacer lo que el profesor quería por turno. Поговорив с нами некоторое время, мы по очереди начали делать то, что хотела учительница. 跟我们聊了一会儿,我们就开始按老师的要求做。

Önce uzaktan sırayla basket atmaya çalıştık First, we tried to shoot baskets from afar. Сначала мы пробовали стрелять по корзинам издалека. 首先,我们尝试从远处投篮。

sonra topla bazı hareketler yaptık. Then we made some moves with the ball. Затем мы сделали несколько ходов с мячом. 然后我们用球做了一些动作。

Sonra hocamız, bize maç yaptırdı. Then our teacher made us play. 然后我们的老师让我们玩。

Tam maçın önemli bir anında At a crucial moment in the full match В решающий момент всего матча 全场比赛关键时刻

çok güzel bir basket attım. I threw a very good basketball. 我扔了一个非常好的篮球。

Herkes şok olmuştu. Everyone was shocked. 所有人都震惊了。

Bu boya rağmen kimse bu basketi atmamı beklemiyordu. Despite this height, no one expected me to score this basket. Несмотря на такую высоту, никто не ожидал, что я забью эту корзину. 尽管身高这么高,但没有人指望我能得分。

Sonra gururla hocaya döndüm ve Then I proudly turned to the teacher and Затем я с гордостью повернулся к учителю и 然后我自豪地转向老师

bir de ne göreyim. suddenly what do I see. вдруг что я увижу. 突然间我看到了什么。

Hocamız diğer bir öğretmenle konuşuyordu. Our teacher was talking to another teacher. Наш учитель разговаривал с другим учителем. 我们的老师正在和另一位老师交谈。

Maça bakmıyor, yanına gelen Türkçe öğretmenimizle konuşuyordu. He was not looking at the match, he was talking to our Turkish teacher who came to him. No estaba mirando el partido, estaba hablando con nuestro profesor de turco que se acercó a él. Он не смотрел на спичку, он разговаривал с нашей учительницей турецкого, которая подошла к нему. 他不是在看比赛,而是在和我们的土耳其老师说话。

Bu atışımı nasıl görmezdi? How could he not see this shot of mine? Как он мог не увидеть этот мой выстрел? 他怎么会看不到我的这个镜头?

Bu atış belki de seçilmeme vesile olacaktı This shot might have helped me get elected. Этот укол мог помочь мне избраться. This shot might have helped me get elected.

ama umudum hâlâ devam ediyordu. But my hope still remained. Но у меня все еще была надежда. 但我的希望仍然存在。

Bir süre daha maç devam etti The match continued for a while. Матч продолжался некоторое время. 比赛持续了一段时间。

ve daha sonra hoca bizi yanına çağırdı: and then the teacher called us to him: 然后老师把我们叫到他面前:

"Hepinizi tebrik ederim çocuklar. "Congratulations to all of you guys. "Поздравляю всех вас, ребята. “祝贺你们所有人。

Hepiniz çok başarılıydınız You were all very successful. 你们都非常成功。

ama maalesef aranızdan bazıları takıma katılamayacak. but unfortunately some of you will not be able to join the team. 但不幸的是,你们中的一些人将无法加入团队。

Yapacağım değerlendirmeler sonucunda As a result of my evaluations Como resultado de mis evaluaciones. 根据我的评价

yarın takıma seçilenleri listeye yazıp panoya asacağım. Tomorrow I will write the selected ones on the list and hang them on the board. Завтра я запишу выбранные в список и повешу на доску. 明天我会把选出来的写在清单上,挂在黑板上。

Oradan sonuçları öğrenebilirsiniz." dedi. You can learn the results from there." 你可以从那里了解结果。”

O gün büyük bir heyecanla eve gittim. That day, I went home with great excitement. В тот день я пошла домой с большим волнением. 那天我怀着激动的心情回家了。

O gün bütün gecem maçta olanları ve takıma kimlerin seçileceğini düşünmekle geçti. That day, I spent all night thinking about what happened at the game and who would be selected for the team. В тот день я всю ночь думал о том, что произошло в игре и кого выберут в команду. 那天,我整晚都在思考比赛中发生了什么,以及谁会被选入球队。

Çok heyecanlıydım, acaba benim de ismim listede yazacak mıydı? I was so excited, I wondered if my name would be on the list too? Я был так взволнован, что задавался вопросом, будет ли мое имя тоже в списке? 我很兴奋,我想知道我的名字是否也会在名单上?

Sabah olunca heyecandan kahvaltı bile yapmadan In the morning without even having breakfast out of excitement Утром даже не позавтракав от волнения 早上兴奋的连早餐都没吃

okula gitmek için evden hızla dışarı fırladım. I rushed out of the house to go to school. Я выбежал из дома в школу. 我冲出家门去上学。

Okula gider gitmez soluğu panonun önünde aldım. As soon as I went to school, I breathed in front of the board. 一上学,我就对着黑板喘口气。

Listede ismimi arıyordum, arıyordum ama yoktu. I was looking for my name on the list, I was looking for it, but it wasn't there. 我在名单上寻找我的名字,我在寻找它,但它不在那里。

Yoksa... Hızla öğretmenler odasına beden eğitimi öğretmeninin yanına koştum. Otherwise... I rushed to the teachers' room to the physical education teacher. Иначе... Я бросилась в учительскую к учителю физкультуры. 不然……我冲到教师室去找体育老师。

"Hocam listede ismimi göremedim, bir yanlışlık mı oldu acaba?" diye sordum. "Sir, I couldn't see my name on the list, is it a mistake?" I asked. «Сэр, я не увидел своего имени в списке, это ошибка?» Я попросил. “先生,我在名单上看不到我的名字,是不是搞错了?”我问。

Hoca da bana baktı: "Evladım maalesef sen kısa olduğun için seni seçmedim." dedi. The teacher also looked at me: "Unfortunately, my son, I did not choose you because you are short." said. 老师也看了我一眼:“可惜,儿子,我没选你,是因为你个子矮。”说。

O an tüm hayallerim yıkılmıştı âdeta. At that moment, all my dreams were shattered. В тот момент все мои мечты рухнули. 那一刻,我所有的梦想都破灭了。

Bir süre hocanın yüzüne üzüntüyle baktım. For a while, I looked at the teacher's face with sadness. Некоторое время я смотрел на лицо учителя с грустью. 我悲伤地看着老师的脸,看了一会儿。

Ne diyeceğimi bilemedim. Öfke ile kapıyı kapatıp gittim. I didn't know what to say. I slammed the door in anger. Я не знал, что сказать. Я в гневе захлопнул дверь. 我不知道该说什么。我愤怒地关上了门。

O günüm çok mutsuz geçti. My day was very unhappy. 我的一天非常不开心。

Derslerde dersi dinleyecek hâlde bile değildim. I wasn't even in the mood to listen to the lectures. Ni siquiera estaba de humor para escuchar las conferencias. У меня даже не было настроения слушать лекции. 我什至没有心情听讲座。

Eve dönerken hava yağmurluydu. It was raining on the way home. По дороге домой шел дождь. 回家的路上下着雨。

İnsanlar yağmurdan kaçmak için koşuşturuyordu People were running to escape the rain Люди бежали, спасаясь от дождя 人们为了躲雨而奔跑

ama yağan yağmur benim umrumda bile değildi. but I didn't care about the pouring rain. но я не заботился о проливной дождь. 但我不在乎倾盆大雨。

Günlerim bu şekilde geçiyordu. This is how my days passed. Вот так прошли мои дни. 我的日子就这样过去了。

Bu olaydan 1 ay sonra 18 Mart Çanakkale şehitlerini anma töreni için 1 month after this event, for the 18 March Çanakkale martyrs commemoration ceremony. 事件发生1个月后,为3月18日恰纳卡莱烈士纪念仪式。

öğretmenimiz her sınıftan 1 kişi seçileceğini bize söyledi. Our teacher told us that 1 person from each class will be chosen. Наш учитель сказал нам, что будет выбрано по 1 человеку от каждого класса. 我们的老师告诉我们,每个班级将选择1人。

"Çocuklar gün sonunda okul müdürü gün sonunda sınıfları gezip kimlerin seçileceğini belirleyecek." dedi. "Kids, at the end of the day, the school principal will tour the classrooms at the end of the day to determine who will be selected." said. «Дети, в конце дня директор будет ходить по классам в конце дня и решать, кто будет выбран». сказал.

Bu haberi duyunca çok heyecanlandım. I was so excited when I heard this news.

Tüm okulun önünde böyle bir gösteride bulunmak benim için çok gurur verici olurdu. It would be an honor for me to perform such a show in front of the entire school. Для меня было бы честью выступить с таким шоу перед всей школой.

Gösteride beni izlemeye gelen ailem de eminim ki benimle gurur duyardı. I'm sure my family who came to see me on the show would be proud of me too. Я уверен, что моя семья, которая пришла посмотреть на меня на шоу, тоже гордилась бы мной.

Son dersi bu düşünceler içerisinde beklemeye başladım. With these thoughts in mind, I began to wait for the last lesson.

Hoca dersi anlatıyordu ama benim aklım müdürün seçeceği kişideydi. The teacher was teaching the lesson, but my mind was on the person chosen by the principal.

Günün sonunda müdür sınıfa girdi. At the end of the day, the principal entered the classroom.

Bütün sınıf heyecanla müdüre bakıyordu. The whole class was looking at the principal with excitement.

Öğretmenimizle biraz konuştuktan sonra benim olduğum tarafı göstererek After talking a bit with our teacher, he showed my side. Поговорив немного с нашим учителем, он показал мою сторону.

"Seni seçiyorum, yeni görevin hayırlı olsun." dedi. "I'm choosing you, good luck with your new assignment." said. "Te estoy eligiendo a ti, buena suerte con tu nueva tarea". dicho. «Я выбираю тебя, удачи тебе в новом задании». сказал.

Sevinçle müdürün yanına tahtaya koştum. I happily ran to the board to the principal. Я радостно побежал к доске к директору.

O sırada müdür şaşkın bir şekilde bana baktı ve At that moment the manager looked at me in surprise and said,

"Seni değil, arkandaki arkadaşını seçmiştim evladım." dedi. "I didn't choose you, I chose your friend behind you, my son." said.

O an kendimi çok kötü hissettim. I felt very bad at that moment.

Hem gösteriye seçilememiştim hem de bütün sınıfa rezil olmuştum. I was not selected for the show and I was disgraced to the whole class.

Kesin müdür beni çirkin olduğum için seçmemişti. Surely the manager didn't pick me because I was ugly. Наверняка менеджер выбрал меня не потому, что я был уродлив.

Ayberk ise okulun en yakışıklılarından bir tanesiydi. Ayberk was one of the most handsome men in the school. Айберк был одним из самых красивых в школе.

Bu yüzden müdür onu seçmişti diye düşündüm. That's why I thought the manager had chosen him.

Zil çaldı ve ben bu düşünceler içerisinde üzgün bir hâlde eve doğru gittim. The bell rang and I went home sadly with these thoughts. Прозвенел звонок, и я унылая пошла домой с этими мыслями.

Eve varır varmaz çantamı attım bir köşeye ve yatağıma uzandım. As soon as I got home, I threw my bag in a corner and lay on my bed. Как только я пришла домой, я бросила сумку в угол и легла на кровать.

Bunca olayların üst üste gelmesi beni çok yormuştu. It was exhausting for me to see all these events coming together.

Kısa bir süre sonra annem odama geldi. A short time later, my mother came into my room.

"Hadi oğlum okuldan geldin acıkmışsındır en sevdiğin yemekleri hazırladım haydi sofraya." dedi "Come on son, you came from school, you're hungry, I prepared your favorite food, let's go to the table." said

ama benim hiç yemek yiyecek hâlim yoktu. but I was in no condition to eat.

Anneme "Sonra yerim anne, şu an yemek yiyecek hâlde değilim." dedim. To my mother, "I'll eat later, mom, I'm not in the mood to eat right now." said.

Annem de "Tamam oğlum." dedi. My mom said, "Okay son." said.

Annem gittikten sonra yatağımda yine düşüncelere daldım. After my mother left, I was in my bed again, lost in thought. Когда мама ушла, я снова лежал в своей постели, погруженный в свои мысли.

Biraz da ağladım. I cried a little too.

Daha sonra elimi, yüzümü yıkamak için banyoya gittim. Then I went to the bathroom to wash my hands and face.

Aynanın karşısına geçtim ve "Ben çirkin, kısa ve kimsenin sevmediği bir insanım. I stood in front of the mirror and said, "I'm ugly, short and nobody likes it.

Hâlbuki çirkin, kısa olmasam hem insanlar beni severdi However, if I wasn't ugly and short, people would love me. Однако, если бы я не был уродливым и низким, люди любили бы меня.

hem basketbol takımına girerdim hem de Çanakkale gösterileri için müdür beni seçerdi." I would join the basketball team and the manager would choose me for the Çanakkale shows."

diye düşünmeye başladım I started to think

ve bu sefer aynanın karşısında hıçkıra, hıçkıra ağlamaya başladım. and this time I started to sob, sob in front of the mirror.

Birkaç dakika sonra annem ağlama seslerimi duymuş olmalı ki yanıma geldi. A few minutes later, my mother must have heard my crying because she came to me.

Annem "Oğlum neyin var, neden ağlıyorsun? Sesin odaya kadar geliyor." diye sordu. My mom said, "What's wrong with my son, why are you crying? Your voice comes all the way into the room." asked. Моя мама сказала: «Сынок, что случилось, почему ты плачешь? Твой голос доносится до комнаты». она спросила.

Ben de ilk başta anlatmaktan çekinsem de annemin ısrarı sonucu Although I was hesitant to tell at first, as a result of my mother's insistence. Хотя поначалу я не решалась сказать, по настоянию мамы.

"Odamda sana her şeyi anlatacağım anne." dedim ve odama gittik. "I'll tell you everything in my room, mom." I said and went to my room.

Başımdan geçen tüm olayları, çirkin olduğumu düşündüğümü, All the things I've been through, that I thought I was ugly,

kimsenin beni sevmediğini ve bu yüzden üzgün bir hâlde olduğumu anlattım. I told him that nobody loved me and that's why I was sad.

Annem de hafifçe tebessüm etti ve My mother smiled a little, too.

"Sen şimdi kimsenin seni sevmediğini mi düşünüyorsun? "You think nobody loves you now?

Kendini yalnız hissediyorsun öğle mi?" dedi. Do you feel lonely at noon?"

Ben de buruk bir sesle "Evet." dedim. And I said in a bitter voice, "Yes." said.

Sonra annem "O zaman seni en çok sevenin farkında değilsin oğlum." dedi. Then my mom said, "Then you don't realize who loves you the most, son." said. Тогда моя мама сказала: «Тогда ты не понимаешь, кто любит тебя больше всего, сынок». сказал.

Bir an düşünmeye başladım, bu kim olabilirdi? I thought for a moment, who could this be? Я на мгновение задумался, кто бы это мог быть?

Anneme "Sen misin?" dedim. "Is that you?" said.

"Hayır benden bile çok seven biri." dedi. "No, someone who loves me more than me." said. «Нет, тот, кто любит меня больше меня». сказал.

Annem konuşmaya devam etti. My mother continued to speak.

"Seni en çok seven Allah'tır oğlum. Sen 16 yaşındasın, "God loves you the most, son. You are 16 years old, «Бог любит тебя больше всего, сынок. Тебе 16 лет,

ondan önce dünyada yoktun bile. Before that you didn't even exist in the world. До этого тебя даже не существовало на свете.

Bu dünyaya gelmek için bir ücret ödemedin. You didn't pay anything to come into this world.

Bir sınava girip de yaşayabilme hakkı kazanmadın. You did not earn the right to take an exam and live. Вы не заслужили право сдать экзамен и жить.

Allah seni çok sevdiği için seni var etti, God created you because he loves you so much.

seni dünyaya gönderdi.

Bak oğlum, taş olmadın, ağaç olmadın, hayvan olmadın, insan olarak seni dünyaya gönderdi. Look, my son, you did not become a stone, you did not become a tree, you did not become an animal, He sent you to the world as a human being.

Bununla birlikte bak Allah sana sağlıklı bir vücut nasip etmiş. However, look, God has given you a healthy body. Однако, смотрите, Бог дал вам здоровое тело.

Gözlerin, ellerin, ayakların, kulakların hepsi sapasağlam. Your eyes, hands, feet, ears are all intact.

Hem mesela koca öküz, koca inek, sadece ot yiyor, For example, big ox, big cow, eats only grass,

su içiyor bunlar onun tüm yiyecek ihtiyaçlarını karşılıyor. He drinks water, they meet all his food needs.

Biz de onlar gibi olabilirdik We could be like them

ama Allah tam bizim dilimize göre çeşit çeşit yiyecekler, içecekler yaratmıştır. but Allah has created a variety of foods and drinks exactly according to our language.

Tatlısından tuzlusuna, ekşisinden sulu sulu güzel meyvelerine, From sweet to salty, from sour to juicy and juicy fruits,

limonatasından meyve suyuna bir sürü yiyecek ve içecekler yaratmıştır. He has created many foods and drinks, from lemonade to juice.

İstese bizi sadece ot yiyen, su içen bir hayvan gibi yaratabilirdi If he wanted, he could have created us like an animal that only eats grass and drinks water.

ama O bizi insan olarak yaratmıştır. but He created us as human beings.

Tam ağız tadımıza uygun yiyecekler, içecekler ve bizim için daha bir sürü nimet yaratmıştır. He has created food, drinks and many other blessings for us that are just right for our taste.

Ayrıca basketbol takımına seçilememiş olabilirsin, Also, you may not have been selected for the basketball team,

Allah herkese farklı yetenekler verebilir oğlum. God can give everyone different talents, my son.

Belki de senin yeteneğin başka bir spor dalıdır." dedi. Maybe your talent is another sport."

Annemin bu sözleri beni çok etkilemişti. My mother's words had a profound effect on me.

Demek ki ben yalnız, kimsenin sevmediği bir insan değilmişim. So I wasn't the only one who didn't like anyone.

Allah her zaman, her yerde beni görüyor ve beni seviyormuş da God always sees me and loves me

ben farkında değilmişim. I was not aware.

Anneme bana tüm bu anlattıkları için çok teşekkür ettim Thank you so much to my mom for telling me all this.

ve onu çok sevdiğimi söyledim. And I said I loved him very much. А я сказала, что очень его люблю.

Bu konuşmalardan sonra içimi çok büyük bir huzur kapladı. After these conversations, a great peace came over me.

Yalnız olmadığımı, Allah'ın her zaman benim yanımda olduğunu bilmenin, Knowing that I am not alone, that God is always with me,

bir insana ne kadar huzur verdiğini o gün anladım. That day I realized how much peace it gives a person.

O gün bu düşünceler içerisinde uykuya daldım. That day, I fell asleep with these thoughts.

Ertesi sabah her zamankinden daha huzurlu bir şekilde namazımı kıldım The next morning, I prayed more peacefully than usual. На следующее утро я молился более мирно, чем обычно.

ve Rabbime çok şükrettim.

Ardından sevinçle okula gittik. Then we happily went to school.

Teneffüste daha önce beni hiç sevmediğini sandığım arkadaşlarım My friends at recess that I thought never loved me before

yanıma gelip benimle sohbet etmeye başladılar. They came to me and started chatting with me.

Çok şaşırmıştım, daha önce arkadaşlarım hiç benim yanıma gelip benimle konuşmazlardı. I was very surprised, my friends would never come and talk to me before.

Hep kendi aralarında anlaşırlardı. They always agreed with each other. Они всегда соглашались друг с другом.

Arkadaşlarıma sordum "Siz benimle hiç konuşmazdınız bugün ne oldu da benim yanıma geldiniz?" dedim. I asked my friends, "You never spoke to me, what happened today that you came to me?" said.

Arkadaşlarımdan biri de "Biz seni somurtkan görür, yanına gelmeye çekinirdik. One of my friends said, "We used to see you sullen and were afraid to come near you.

Bugün mutlu gördük, ondan geldik." dedi. We saw him happy today, we came from him."

Bu söyledikleri beni çok şaşırtmıştı. What he said took me by surprise.

Ben onların beni çirkin gördükleri için yanıma gelmediklerini sanıyordum. I thought they didn't come to me because they saw me as ugly.

Oysa onlar ben her zaman dışarıdan somurtkan göründüğüm için yanıma gelmiyorlarmış. However, they didn't come to me because I always looked sullen from the outside.

Çirkin olduğumdan dolayı değilmiş. It's not because I'm ugly.

Hem zaten bir insanın kendine çirkinim demesi de çok yanlış olur Besides, it would be wrong for a person to call himself ugly. Кроме того, было бы неправильно, если бы человек называл себя некрасивым.

çünkü kiminin gözleri güzeldir, kiminin kaşları güzeldir, because some have beautiful eyes, some have beautiful eyebrows, потому что у некоторых красивые глаза, у некоторых красивые брови,

kiminin huyları güzeldir, kiminin farklı güzel yönleri olabilir. some have good habits, some may have different good aspects.

Önemli olan güzel yönlerimizi görebilmek. The important thing is to see our beautiful sides.

O gün sınıf arkadaşlarımla doya doya muhabbet ettim. That day, I had a great conversation with my classmates. В тот день у меня был отличный разговор с моими одноклассниками.

Öğle arasında mutlu bir şekilde okulda dolaşırken While happily wandering around school during lunch

panoda okçuluk takımı seçmeleri olduğunu gördüm. I saw that there were archery team auditions on the board. Я видел, что на доске были прослушивания команд по стрельбе из лука.

O sırada aklıma annemin söyledikleri geldi. That's when I remembered what my mother had said.

Belki de Allah bana bu yönde bir yetenek vermiş olabilirdi. Maybe God could have given me a talent in this direction.

Büyük bir hevesle seçmelerin olduğu salona gittim. I went to the audition hall with great enthusiasm.

Seçmeler başlamıştı ben de heyecanla sıraya girdim. The auditions had started, so I got in line with excitement. Начались прослушивания, так что я встала на волне волнения.

Sonunda sıra bana gelmişti. Finally it was my turn.

3 atış yaptım, üçü de tam isabet olmuştu. I fired 3 shots, all three were direct hits. Я произвел 3 выстрела, все три были прямыми попаданиями.

Öğretmenlerimiz atışlarım karşısında çok şaşırmıştı. Our teachers were very surprised by my shooting.

Atışlarımdan sonra beni direkt takıma birinci sıraya yazdı. After my shots, he wrote me directly to the team in the first place.

Büyük bir mutlulukla salondan ayrıldım. I left the hall very happy. Я вышла из зала очень счастливой.

Allah'ın bana vermiş olduğu yeteneklerimi keşfettiğim için çok mutlu olmuştum. I was very happy to discover my talents that God had given me.

O gün benim için çok güzel geçiyordu. That day was going very well for me.

Okulda artık son derse giriyorduk. We were in the last lesson of the school now. Мы были на последнем уроке в школе.

Teneffüste sınıfa doğru giderken müdürün benim yerime Çanakkale gösterisi için seçtiği Ayberk ile karşılaştım. On my way to the classroom during recess, I met Ayberk, whom the principal had chosen for the Çanakkale show instead of me. По пути в класс во время перемены я встретил Айберк, которую директор выбрал вместо меня для шоу в Чанаккале.

Biraz sohbet ettikten sonra bana "Sana bir şey itiraf etmek istiyorum." dedi After a little chat, he said to me, "I want to confess something to you." said

ve devam etti. "Benim çok sevdiğim bir ağabeyim var. and continued. "I have an older brother that I love very much. и продолжил. «У меня есть старший брат, которого я очень люблю.

Kendisi askerde, ben de Çanakkale gösterilerinde yer alıp ailem de o sırada beni videoya çekip He was in the military, I took part in the Çanakkale demonstrations and my family filmed me at that time. Он был в армии, я участвовал в демонстрациях в Чанаккале, и моя семья снимала меня в то время.

ağabeyimi mutlu etmek için ona göndermelerini çok istiyordum. I really wanted them to send it to my brother to make him happy.

Bu yüzden müdür beye gidip bu durumu anlattım That's why I went to the manager and told him about this situation. Поэтому я пошел к менеджеру и рассказал ему об этой ситуации.

ve beni seçmesini istedim. And I asked him to choose me.

O da beni kırmadı ve teklifimi kabul etti." dedi. He did not offend me and accepted my offer." Он не обидел меня и принял мое предложение».

Durumu şimdi anlamıştım. I understood the situation now.

Müdür bey demek ki ben çirkin olduğum için değil Ayberk'in bu isteğinden dolayı onu seçmişti. It means that the manager chose him not because I am ugly, but because of Ayberk's request. Значит, менеджер выбрал его не потому, что я некрасивая, а по просьбе Айберка.

Biraz daha aramızda muhabbet ettikten sonra ikimiz de derse girdik. After chatting for a while, we both went to class.

O gün anladım ki olayların hiçbiri benim anladığım gibi değilmiş. That day I realized that none of the events were as I understood them. В тот день я понял, что ни одно из событий не было таким, каким я их понимал.

İnsan başına gelen olayları bazen çok yanlış bir şekilde yorumlayabiliyor. People can sometimes misinterpret events that happen to them. Иногда люди могут очень неправильно интерпретировать происходящие с ними события.

Evet arkadaşlar, hikâyem burada bitti. Yes guys, my story ends here.

Umarım hikâyemi beğenmişsinizdir. I hope you liked my story.

Bu tarz videoları daha fazla gelmesini istiyorsanız If you want more videos like this Если вы хотите больше таких видео

beğenip, yorum kısmına düşüncelerinizi yazmayı unutmayın. Don't forget to like and write your thoughts in the comment section.

Allah'a emanet olun. May God be with you.