image

Yaşam Tadında Hikayeler, Yabancı dil öğrenmenin en hızlı yolu: KO-KO Tekniği

Yabancı dil öğrenmenin en hızlı yolu: KO-KO Tekniği

Yabancı dil öğrenme konusunda sizlerden pek çok soru geliyor.

Nasıl öğrenebilirim? Hangi teknikleri kullanmalıyım?

gibi sorular

Bu işin yani yabancı dil eğitiminin uzmanı olduğumu söyleyemem bununla birlikte,

Türkiye'de pek çok insanın bir yabancı dili öğrenmek için yaptığı hemen hemen her şeyi bende yaptım

Çeşit çeşit teknikler denedim.Bunlardan bazılarında boşa kürek çektiğimi fark ettim

Bazıları fena değildi

Ama bir teknik gerçekten işe yaradı

Ve ben bugün sizlere bu teknik den ve onu kullanma yöntemlerinden bahsetmek istiyorum.

Yabancı dil eğitimi verilen yerlerde genellikle dört yetenek üzerinde duruluyor.

Okuma becerileri , yazma becerileri, dinleme ve konuşma becerileri

Öte yandan internette araştırma yaptığınızda karşınıza envaiçeşit ilkeler ,teknikler ve yöntemler çıkıyor.

Gördüğüm bazı makalelerden sonra herhangi bir dili öğrenmekten vazgeçmek ,açıkçası bana daha kolay gelmeye başladı.

Birisi tam yirmi iki teknikten bahsetmiş.

O kadar tekniği bırakın öğrenmeyi zaten hatırlayabilsem yeni bir dili öğrenmiş kadar olurum.

Uzmanlarda bu konuda tam olarak bir fikir birliğine varabilmiş değiller.

pek çoğuna göre zaten ideal ve tek bir yöntem yok.Kişiden kişiye değişebiliyor.

mesela 14 dil bilen Richard Simcott hangi yöntemi kullanırsanız kullanın ama tutarlı olun diyor.Yani bizim zinciri kırma tekniği

eğer dinleyerek öğrenmeyi seviyorsanız dinleyerek okuyarak öğrenmeyi seviyorsanız okuyarak

"hangisini tutarlı ve sürekli bir şekilde sürdürebiliyorsanız o yöntemle ilerleyin" diyor uzmanlar.

elinize gramer kitabını alıp çalışmakta bir yöntem

Öğretmen eşliğinde çalışmakta

Yeterince kafa karıştırıcı mı ? Kesinlikle işte bu tüm kafa karışıklıkları arasında ben ne yaptım biliyor musunuz?

Bu işi en iyi yaptığını düşündüğüm insanları incelemeye başladım.

Yabancı bir dili çok hızlı bir şekilde öğrenmeyi başarabilen üç insan tipi biliyordum.

bir

turistik bir yerde mesela kapalı çarşıda turistlere bir şeyler satmaya çalışan satıcılar

iki

Küçük çocuklar

3 Turistik bir yerde mesela kapalı çarşıda turistlere bir şeyler satmaya çalışan küçük çocuklar. ki bu üçüncü kategori en hızlısı ve en başarılısı

Peki bunu nasıl başarıyorlar?Okula gitmeden ,kurslara yazılmadan ,tek bir gramer kitabı dahi okumadan

iki şekilde

Bir

Korkusuzlar hata yapmaktan çekinmiyorlar.

iki

Konuşuyorlar yabancı dili bilen insanlarla doğrudan iletişim kuruyorlar.

yani bir yabancı dil öğrenme konusunda üç insan tipinden öğrendiklerimizi formülize edicek olursak

ortaya şöyle bir şey çıkıyor.

KO-KO tekniği

Korkusuzca Konuş

Şimdi tekniğimizi kelimelerine ayırarak inceleyelim

Öncelikle cesur olun.Kafanızdaki ön yargılardan kurtulun

Yıllarca okulda yabancı dil dersi aldım, üstüne kurslara yazıldım.

Üstelik dizileri filmleri hep orijinal dilinden altyazıyla izlerim ama yinede olmuyor, öğrenemiyorum diyorsanız,

öğrenemezsiniz tabi

Tüm geçmiş tecrübelerinizi bir kenara bırakın

Unutmayın! Bizler mükemmel konuşamayınca asla konuşamama hastalığına yakalanmış insanlarız

Hata yapmaktan çekinmemek lazım hazır olun başlangıçta kelimeleri doğru düzgün telaffuz edemiyeceksiniz.

Başlangıçta pek çok gramer kuralının canına okuyup Tarzanca gibi konuşacaksınız.

Ama iletişim ormanında yolunuzu bulabilmek için belkide bunu yapmak gerek

Tarzan kadar cesur olmak

Formülümüzdeki (tekniğimizde ki) ikinci kelime konuşmak ve bunu uygulayabilmenin en kolay yolu da

O dilin konuşulduğu ülkeye gitmek

Tabi bu en kolay yolu olmakla beraber aynı zamanda en masraflı yolu üstelik her zamanda işe yaramıyor

Almanya'ya otuz kırk yıl önce gidip hala orada yaşamasına rağmen doğru düzgün almanca bilmeyen pek çok insan olduğunu biliyorum

Ama onların orada doğan çocukları şakır şakır Almanca konuşabiliyor.

Neden?

çünkü Anne ve Babaları fiziken orada olsalar da etraflarında hala sadece Türkçe konuşan insanlar var .

oysa çocuklarının etrafı Almanca konuşan insanlarla çevrili

Peki dil öğrenmeye çalışan insanlar olarak bizler bu durumu simüle edemez miyiz?

Yani fiziken başka bir ülkeye gitmeden etrafımızı o ülkenin dilini konuşan insanlarla çevreleyemez miyiz?

otuz kırk yıl önce olsa bu soruya o kadarda kolay cevap veremezdik.

Ama teknoloji her konuda olduğu gibi bu konuda da bazı fırsatlar, seçenekler sağlıyor.

Pekçok uygulama web sitesi bize bu konuda yardımcı oluyor.

Mesela Bunlardan biri Cambly sizi ana dili ingilizce eğitmenlerle buluşturan bir platform.

Özellikle İngilizce öyle bir dil ki Dünyanın farklı yerlerinde farklı şekillerde konuşulabiliyor.

Turist olarak Avustralya'ya gideceksiniz diyelim veya eğitim almak için İngiltere'ye işte bu iki ülkede konuşulan İngilizcenin arasında epeyce bir farklılık var.

Hatta Youtube'da 67 farklı aksanda ingilizce konuşabilen bir kişinin videosunu gördüm.

işte Cambly platformunda hangi ülkenin İngilizcesini öğrenmek istiyorsanız o ülkede yaşayan bir eğitmeni seçip konuşabiliyorsunuz.

uygulamada yada websitesinde hangi eğitmenlerin online olduğuna bakıp seçim yapıyorsunuz ve doğrudan o bölgenin yaşayan İngilizcesini konuşarak öğreniyorsunuz.

Karşınızdaki bir gramer kitabı yada turist değil gerçek bir insan ,gerçek bir eğitmen

bunuda yapamıyorsanız o zaman sizinle beraber aynı dili öğrenmeye çalışan bir arkadaş bulun ve onunla herzaman o dille iletişim kurmaya çalışın

peki bu yöntemin yani korkusuzca konuşma yönteminin işe yaradığını nasıl anladım nasıl ikna oldum

öncelikle kendim uygulayarak japonyada bakalım çalışmalarımın sonucunu görebilecekmiyim birisiyle tanışmak istiyorum iyi akşamlar ne demekti ?

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

-İyi misiniz? -İyiyim.

Benim adım Barış.

-Oh Barış bey. -Tanıştığıma memnun oldum. -Tanıştığıma memnun oldum.

-Teşekkür ederim. -Teşekkürler.

sonra bu tekniğin uygulayan başka insanlardanda benzeri yorumlar almaya başladım hatta bu tekniği kullanarak bir yılda dört dil öğrenmeyi başaran insanlar gördüm.

anadili İngilizce olan Scott ve Watt adındaki iki arkadaş önce ispanya gidiyorlar ve doğrudan İspanyolca konuşmaya çalışıyorlar.

ilk hafta sonuç elbette çok başarısız ama on ikinci haftaya geldiğimizde kayda değer bir gelişme gösteriyorlar

İspanyadan sonra Portekizce öğrenmek için atlayıp Brezilyaya gidiyorlar.

İlk hafta kelimeleri bile zar zor söylerken, hatırlarken onikinci hafta nerdeyse akıcı bir şekilde konuşmaya başlıyorlar.

Sonra çıtayı birazdaha yükseltip Koreye gidiyorlar.

Yılın dördüncü çeyreğinde ise Çin'e gidiyorlar ve orada üç ay geçiriyorlar.

İlk hafta durumları acıklı.

Ama korkusuzca konuşulan on iki haftanın sonunda artık sohbet edebilecek bir seviyeye ulaşıyorlar.

Tabi çok uç bir örnek bu çoğumuz böyle birşeyi yapma fırsatını malesef bulamıyoruz.

Yinede onlardan öğreniceklerimiz olmalı .Bu ikiliden Scott daha önce Fransızca öğrenmeye çalışmış ve bunun için çeşitli teknikler denemiş

Fransızca eğitim kitabları almış podcastler indirmiş dinlemiş hatta bir yıl boyunca fransaya gidip orda yaşamış

yani çok aktif bir gayret göstermiş Fransada yaşadığı dönemde de hergün nerdeyse 1 saate yakın bir sürede öğrenmek iççin çaba sarfetmiş.

Bütün bunların sonucunda dili bir seviyeye kadar öğrenebilmiş aradan yıllar geçtikden sonra ise arkadaşı ile birlikte biraz önce size bahsettiğim bu denemeye girişmişler

Tek bir farkla gittikleri ülkelerde kendi dillerinde hiç konuşmamışlar NO ENGLİSH kuralı diyorlar kendileri buna

Ne kadar zor olursa olsun ne kadar hatalı olursa olsun kendilerini İspanyolca konuşmaya zorlamışlar

Tabi takıldıkları yerlerde sözlüğü açıp bakmışlar işte Tarzanca belki tercümeler yapmaya gayret etmişler

Ama bundan vazgeçmemişler ikinci hafta işlerin kolaylaşmaya başladığını görmüşler

İlk aydan sonra ise buna iyice alışmışlar üçüncü ayın sonunda artık o dilde konuşmak için özel bir gayret özel bir çaba sarfetmemeye başladıklarını fark etmişler tıpkı yürümek,bisiklete binmek gibi

Beyniniz artık o işlemi bir kez olsun öğrendikten sonra yapmak için ekstra bir çaba sarfetmemeye başlıyor ve yine Scott 'ın söylediğine göre ben onun yalancısıyım

Üç hafta içerisinde öğrendiği İspanyolca daha önce bütün o gramer kitaplarına podcastlere

her gün 1 saat çalışmalara rağmen öğrendiği Fransızcasından çok daha iyi bir seviyeye gelmiş.

Aradaki fark ne? Sadece öğrenmek istedikleri dilde konuşmaya kendilerini zorlamışlar ve bunu korkusuzca yapmışlar.

İlk haftalarda defalarca korkunç hatalar yapmalarına rağmen pes etmemişler devam etmişler

ve zihinlerinde kendilerine koydukları o yapay engebeli zorluklu alanı aştıkdan sonra artık iş çok daha eğlenceli ve kolay bir hale gelmiş.

Şimdi başka bir örnek geliyor çok daha eğlenceli bir örnek bu iki kardeş yedi gün içerisinde Türkçe öğrenmeye karar vermişler.

Ve yedi gün içerisinde geldikleri seviyede bu

Tabi bu seviyeye ulaşmak için ne yapmışlar çarşı pazar gezip lokantalarda esnafla konuşmaya gayret etmişler.

hani size en başta söylediğim turistlere bir şey satmaya çalışan kişilerin uyguladığı teknik vardı ya ite bu kez onlar dil öğrenmek için aynı tekniği kullanmışlar

Tabi kazanan yine bizim esnaf olmuş o başka bütün bunlar iyi güzelde konuşarak dili öğrenmeye çalışalım da o dili öğrendiğimizi nereden anlayacağız?

Mesela İngilizcede bir milyondan fazla kelime olduğu söyleniyor.

Bütün bunların hepsini ezberlemek zorunda mıyız?hayır tabi ki değiliz.

Çünkü ingilizcedeki bir milyon tane kelimenin tamamını bilen yaşayan bir insan varmı çokda emin değilim

Shakespeare bile eserlerinde toplam otuz bir bin beş yüz otuz dört kelime kullanmış.

Gündelik hayatta bunların en fazla iki bin üç bin tanesi aktif olarak kullanılıyor.

Dolayısıyla bu civarda ki kelimeyi biliyorsanız o kelimenin yüzde doksan sekizini biliyorsunuz kabul ediliyor.

Şimdi KO-KO yani korkusuzca konuş tekniğinin uygulama yöntemleri konusunda kısa bir özet geçiyorum

Eğer gidebiliyorsanız öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu ülkeye bizzat gidin.

Gidemiyorsanız etrafınızda o dili konuşan birilerini bulmaya çalışın bulamıyorsanız teknolojiden faydalanın

O da olmuyorsa aynı dili öğrenmeye çalışan ve bu kuralı uygulamaya hazır bir arkadaşınızla anlaşın ve bir daha asla Türkçe konuşmayın!

Arkadaşınızda yoksa o zaman aynanın karşısına geçin ve kendinizde konuşun.

Ben .. Merhaba

Deli diyeceklerse bırakın desinler.Kendinizle konuşmayı sevmiyorsanız kedinizle yada köpeğinizle konuşun

Ben..

Sen..

Canlılardan ümidi kestiyseniz cansızlardan medet umun.

Etrafınızdaki her şeye post it yapıştırın ve onlarla konuşun

Havlu

Kahvaltı

Çatal

Bıçak

Ekmek

Dizi izleyin,film izleyin ve gördüklerini anlatın

Şimdi seni öldüreceğim

Şimdi seni öldüreceğim

Seni seviyorum

Mükemmelsin

Kısaca hata yapmakdan korkmadan konuşun

Merhaba

Ben senin dedenim

ALT YAZI: youtube.com/İbrahimersan



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Language learning online @ LingQ

Yabancı dil öğrenmenin en hızlı yolu: KO-KO Tekniği

Yabancı dil öğrenme konusunda sizlerden pek çok soru geliyor. يأتي منكم الكثير من الأسئلة بحق تعلم لغة أجنبية. There are many questions from you about learning a foreign language.

Nasıl öğrenebilirim? Hangi teknikleri kullanmalıyım? كيف يمكنني أن أتعلم؟ ماهي التقنيات التي يجب أن استخدمها؟ How can I learn? What techniques should I use?

gibi sorular مثل هذه الأسئلة

Bu işin yani yabancı dil eğitiminin uzmanı olduğumu söyleyemem bununla birlikte, لا يمكني أن اقول اني خبير في هذا الشيء أي تعلم لغة اجنبية مع هذا I'm not expert at education of foreign languages...

Türkiye'de pek çok insanın bir yabancı dili öğrenmek için yaptığı hemen hemen her şeyi bende yaptım تقريبا لقد فعلت كل شيء فعله الكثير من الناس لتعلم لغة اجنبية في تركيا . I did almost everything that many people in Turkey do to learn a foreign language.

Çeşit çeşit teknikler denedim.Bunlardan bazılarında boşa kürek çektiğimi fark ettim جربت تقنيات مختلفة. لاحظت أن بعضها لاينفع ابدا I tried too many techniques. I realise that some of them was running in shovels.

Bazıları fena değildi وبعضها أيضا لم تكن سيئة Some techniques were not bad.

Ama bir teknik gerçekten işe yaradı لكن هناك تقنية كانت قد نفعت حقا But one technique really worked

Ve ben bugün sizlere bu teknik den ve onu kullanma yöntemlerinden bahsetmek istiyorum. وأريد هذا اليوم أن أحدثكم عن هذه التقنية وطرق استخدامها.

Yabancı dil eğitimi verilen yerlerde genellikle dört yetenek üzerinde duruluyor. عادة في الأماكن التي تعلم بها اللغات الأجنبية تكون تعتمد على المهارات الأربع. In the places where foreign language education is given, it usually focuses on four talents

Okuma becerileri , yazma becerileri, dinleme ve konuşma becerileri مهارة القراءة ,مهارة الكتابة , مهارة الإستماع و التحدث. Reading skills , writing skills, listening and talking skills.

Öte yandan internette araştırma yaptığınızda karşınıza envaiçeşit ilkeler ,teknikler ve yöntemler çıkıyor. من جهة أخرى عندما تبحثون على الإنترنت تتصادفون مع مبادئ وتقنيات وطرق مختلفة. Otherwise, when you searched on internet, you see many techniques, methods.

Gördüğüm bazı makalelerden sonra herhangi bir dili öğrenmekten vazgeçmek ,açıkçası bana daha kolay gelmeye başladı. الذي رأيته من بعد بعض المقالات وبصراحة أن التخلي عن تعلم اي لغة اجنبية اصبح اسهل بالنسبة لي. After seeing some of the articles, giving up on trying to learn, actually came easier to me.

Birisi tam yirmi iki teknikten bahsetmiş. إحداها كان قد تحدث عن 22 تقنية Someone mentioned 22 methods.

O kadar tekniği bırakın öğrenmeyi zaten hatırlayabilsem yeni bir dili öğrenmiş kadar olurum. اتركوا تعلم هذا القدر من التقنيات اساسا إذا كنت أستطيع تذكر هذا القدر من التقنيات أكون قد تعلمت لغة جديدة I have already learned a new language if I can remember to learn so much.*

Uzmanlarda bu konuda tam olarak bir fikir birliğine varabilmiş değiller. ليس للخبراء بشكل كامل فكر موحد في هذا الموضوع Experts have no consensus about this issue.

pek çoğuna göre zaten ideal ve tek bir yöntem yok.Kişiden kişiye değişebiliyor. بالنسبة لأكثرهم لايوجد طريقة مثالية و واحدة . ممكن أن تتغير من شخص لشخص Most says that there is no ideal or single method. It changes person by person.

mesela 14 dil bilen Richard Simcott hangi yöntemi kullanırsanız kullanın ama tutarlı olun diyor.Yani bizim zinciri kırma tekniği مثلا Richard Simcott الذي يتحدث 14 لغة يقول استخدموا أي طريقة تريدون لكن كونوا راسخيين. For example, Richard Simcott, who knows 14 languages, says whatever method you use, but be consistent. So our technique of breaking the chain

eğer dinleyerek öğrenmeyi seviyorsanız dinleyerek okuyarak öğrenmeyi seviyorsanız okuyarak إذا كنتم تحبون التعلم إستماعا فتعلموا إستماعا , إذا كنتم تحبون التعلم عن طريق القراءة فاقرءوا Listen if you like to learn by listening, If you like to learn by reading, learn by reading.

"hangisini tutarlı ve sürekli bir şekilde sürdürebiliyorsanız o yöntemle ilerleyin" diyor uzmanlar. يقول الخبراء ( أي طريقة يمكنكم أن تتابعو التعلم بها باستمرارية و ثبات تابعو بها ) Experts says, "Keep on going which consistent and constant for you."

elinize gramer kitabını alıp çalışmakta bir yöntem طريقة أخذ كتاب قواعد و أتعلم Using grammar book is a method,

Öğretmen eşliğinde çalışmakta أو أتعلم برفقة معلم but getting teached is also a method

Yeterince kafa karıştırıcı mı ? Kesinlikle işte bu tüm kafa karışıklıkları arasında ben ne yaptım biliyor musunuz? هل مشوش للعقل بشكل كبير؟ بالتأكيد بين كل هذه الأمور هل تعلمون أنا ماذا فعلت؟ I stated to examine the people who is experts

Bu işi en iyi yaptığını düşündüğüm insanları incelemeye başladım. بدأت بمتابعة ومراقبة الناس الذين أعتقد انهم قامو بهذا العمل على اكمل وجه I started studying the people I thought did the job best.

Yabancı bir dili çok hızlı bir şekilde öğrenmeyi başarabilen üç insan tipi biliyordum. كنت أعرف ثلاث أنواع من الناس الذين نجحوا بتعلم لغة اجنبية باسرع شكل One

bir واحد On a touristic place, like Grand Bazaar, someone who sells goods

turistik bir yerde mesela kapalı çarşıda turistlere bir şeyler satmaya çalışan satıcılar في مكان سياحي مثلا البائعون الذين يعملون على بيع الأشياء للسياح في السوق المسقوف Two

iki اثنان two

Küçük çocuklar الأطفال الصغار Three

3 Turistik bir yerde mesela kapalı çarşıda turistlere bir şeyler satmaya çalışan küçük çocuklar. مثلا الأطفال الصغار الذين يعملون على بيع الأشاء للناس في الأماكن السياحية مثل السوق المسقوف Which is the quicker and succesful ki bu üçüncü kategori en hızlısı ve en başarılısı هذا الصنف الثالث الأسرع والأنجح which third category is the fastest and most successful

Peki bunu nasıl başarıyorlar?Okula gitmeden ,kurslara yazılmadan ,tek bir gramer kitabı dahi okumadan حسنا كيف يمكنهم النجاح في هذا؟ من دون الذهاب إلى المدرسة, من دون التسجيل في الدورات, حتى من دون قراءة كتاب قواعد واحد One

iki şekilde بشكلين They are fearless, never afraid of making mistakes

Bir واحد

Korkusuzlar hata yapmaktan çekinmiyorlar. عديمي الخوف لايخافون من ارتكاب الأخطاء They are speaking with someone who speaks the language

iki اثنان So, If we formulise that we learned from 3 types

Konuşuyorlar yabancı dili bilen insanlarla doğrudan iletişim kuruyorlar. يتحدثون ويكونون إتصالات بشكل مباشر مع متحدثي اللغة الأجنبية. This comes up

yani bir yabancı dil öğrenme konusunda üç insan tipinden öğrendiklerimizi formülize edicek olursak إذا كنا سنكتب معادلة من الذي تعلمناه من انواع الناس الثلاثة في موضوع تعلم اللغة الأجنبية KO-KO technique

ortaya şöyle bir şey çıkıyor. سيظهر لنا هكذا شيء

KO-KO tekniği تقنية KO-KO

Korkusuzca Konuş تحدث بدون خوف First of all. Be brave and get rid off your bias

Şimdi tekniğimizi kelimelerine ayırarak inceleyelim الأن لندقق تقنيتنا بفصلها لكلماتها If you say, "For a years I got educated and also got courses

Öncelikle cesur olun.Kafanızdaki ön yargılardan kurtulun أولا كونوا جسورين . تخلصوا من الأحكام المسبقة التي في عقولكم Also I watch all the movies and series with own language subtitles but i cant still learn"

Yıllarca okulda yabancı dil dersi aldım, üstüne kurslara yazıldım. لسنين تعلمت اللغة الأجنبية في المدرسة, إضافة لذلك انضممت لدورات Of course you cant

Üstelik dizileri filmleri hep orijinal dilinden altyazıyla izlerim ama yinede olmuyor, öğrenemiyorum diyorsanız, وعلاوة على كل هذا شاهدت الأفلام بلغتها الأصلية مع الترجمة لكن مجددا لا يحدث , إذا كنتم تقولون لا أستطيع أن اتعلم Leave behind all of your past progress

öğrenemezsiniz tabi طبعا لن تستطيعوا أن تتعلمو Dont forget! We are obsessed with "If I cant speak perfect than I dont."

Tüm geçmiş tecrübelerinizi bir kenara bırakın ضعوا كل تجاربكم الماضية جانبا Cem Yılmaz, Yabancı Dil (Foreign Language Talk)

Unutmayın! Bizler mükemmel konuşamayınca asla konuşamama hastalığına yakalanmış insanlarız لا تنسوا, نحن عندما لا نستطيع أن نتحدث بشكل ممتاز لا يصيبنا مرض عدم إستطاعة التحدث We should never be afraid of making mistakes, be ready you are not going to pronounce words correct on the begining

Hata yapmaktan çekinmemek lazım hazır olun başlangıçta kelimeleri doğru düzgün telaffuz edemiyeceksiniz. يجب أن لايخاف من ارتكاب الخطأ كونوا جاهزيين في البداية لن تستطيعوا أن تنطقوا الكلمات بشكل صحيح وسليم Phas Gaye Re Obama (2010)

Başlangıçta pek çok gramer kuralının canına okuyup Tarzanca gibi konuşacaksınız. في البداية ستقرأون الكثير من القواعد و ستتحدثون بطريقة طرزان

Ama iletişim ormanında yolunuzu bulabilmek için belkide bunu yapmak gerek لكن في غابة التواصل لكي تجدو طريقكم ربما يجب أن تفعلو هذا

Tarzan kadar cesur olmak أن تكونوا جسوريين بقدر طرزان To be brave as Tarzan

Formülümüzdeki (tekniğimizde ki) ikinci kelime konuşmak ve bunu uygulayabilmenin en kolay yolu da الكلمة الثانية في معادلتنا التحدث وأسهل طريقة لتطبيقها أيضا On our technique second word is "speaking" and easiest way to performing it is

O dilin konuşulduğu ülkeye gitmek الذهاب إلى الدولة التي تتحدث هذه اللغة Visiting the country that speaks it

Tabi bu en kolay yolu olmakla beraber aynı zamanda en masraflı yolu üstelik her zamanda işe yaramıyor طبعا إضافة إلى كونه الطريق الأسهل فهو الأكثر تكلفة علاوة على ذلك فإنه ليس مفيد دائما Also that is the most expensive way and not so effectful sometimes

Almanya'ya otuz kırk yıl önce gidip hala orada yaşamasına rağmen doğru düzgün almanca bilmeyen pek çok insan olduğunu biliyorum اعرف كثير من الناس الذين لايستطيعون تحدث اللغة الألمانية بشكل سليم رغم ذهابهم وعيشهم في المانيا منذ 40 سنة . I know there is ton of people that have gone to Germany 30 years ago and still cant speak German

Ama onların orada doğan çocukları şakır şakır Almanca konuşabiliyor. لكن أبنائهم الذين ولدوا هناك يتحدثون الألمانية بشكل رائع. But kids they have speaks it fluently

Neden? لأن أبائهم حتى ولو كانوا هناك فإن الذين يختلطون معهم فهم فقط من متحدثي اللغة التركية

çünkü Anne ve Babaları fiziken orada olsalar da etraflarında hala sadece Türkçe konuşan insanlar var .

oysa çocuklarının etrafı Almanca konuşan insanlarla çevrili غير أن محيط أبنائهم ممتلئ بمتحدثي اللغة الألمانية But kids have German speakers surronding

Peki dil öğrenmeye çalışan insanlar olarak bizler bu durumu simüle edemez miyiz? حسنا نحن كأناس يحاولون تعلم اللغة Well, can we simulate this situation?

Yani fiziken başka bir ülkeye gitmeden etrafımızı o ülkenin dilini konuşan insanlarla çevreleyemez miyiz? يعني ألا نستيطيع أن نملئ محيطنا بأناس متحدثين للغة بلد ما من دون الذهاب إلى ذلك البد؟ Like physically not going to country but surrounding our circle with someone who speaks the language

otuz kırk yıl önce olsa bu soruya o kadarda kolay cevap veremezdik. لو كان قبل 30 سنة ما كنا إستطعنا أن نعطي جواب بهذه السهولة لهذا السؤال. We couldn't answer back in the 30-40 years ago

Ama teknoloji her konuda olduğu gibi bu konuda da bazı fırsatlar, seçenekler sağlıyor. لكن التكنولوجيا مثلما إنها تؤمن فرص وخيارات في كل المجالات فهي تؤمن أيضا في هذا المجال But now technology helps us anyways, gives opportunities and offers choices

Pekçok uygulama web sitesi bize bu konuda yardımcı oluyor. الكثر من مواقع الويب يمكنها أن تكون مساعدة لنا في هذا الموضوع Oodles of web sites and applications helps us this way

Mesela Bunlardan biri Cambly sizi ana dili ingilizce eğitmenlerle buluşturan bir platform. على سبيل المثال موقع Cambly الذي يجمعك مع مدربين لغتهم الأم الأنجليزية For example one them is Cambly which helps you to meet teachers have English on native

Özellikle İngilizce öyle bir dil ki Dünyanın farklı yerlerinde farklı şekillerde konuşulabiliyor. خاصة إن اللغة الأنجليزية ممكن أن تتحدث باشكال مختلفة من العالم Especially, English is a language that it could spoken differently on different places on earth

Turist olarak Avustralya'ya gideceksiniz diyelim veya eğitim almak için İngiltere'ye işte bu iki ülkede konuşulan İngilizcenin arasında epeyce bir farklılık var. لنفترض أنك تريد الذهب للسياحة في استراليا أو للتعلم في إنجلترا فإن الإنجليزية في هذين البلدين مختلفة لدرجة كبيرة As we say you're going to Australia for trip or education for England, this two country have quice a few difference

Hatta Youtube'da 67 farklı aksanda ingilizce konuşabilen bir kişinin videosunu gördüm. حتى إنني رأيت في اليوتيوب فيديو شخص يستطيع أن يتحدث اللغة الإنجليزية ب67 طريقة نطق مختلفة Even on YouTube i see a video that someone who speaks English on 67 accents

işte Cambly platformunda hangi ülkenin İngilizcesini öğrenmek istiyorsanız o ülkede yaşayan bir eğitmeni seçip konuşabiliyorsunuz. في موقع Cambly تستطيعون التحدث مع المدربيين الذين يعيشون في البلد التي ترغبون بتعلم لغتها الإنجليزية on Cambly platform you can learn English by which country you want from

uygulamada yada websitesinde hangi eğitmenlerin online olduğuna bakıp seçim yapıyorsunuz ve doğrudan o bölgenin yaşayan İngilizcesini konuşarak öğreniyorsunuz. في الموقع تستطيعون النظر ومعرفة أي المدربين متصل الأن ومباشرة تبدأون بالتعلم متحدثين لغة تلك المنطقة On app or site you choose one of the teachers online and directly you are learning English by talking with them from region that you choosen

Karşınızdaki bir gramer kitabı yada turist değil gerçek bir insan ,gerçek bir eğitmen الذي في مقابلكم ليس كتاب قواعد أو سائح إنما إنسان حقيقي , مدرب حقيقي

bunuda yapamıyorsanız o zaman sizinle beraber aynı dili öğrenmeye çalışan bir arkadaş bulun ve onunla herzaman o dille iletişim kurmaya çalışın إذا كنتم لا تستطيعون فعل هذا أيضا إذن عليكم إيجاد صديق يحاول تعلم نفس اللغة وأن تحاولوا على انشاء اتصال معه دائما بهذه اللغة And also if you cant do this find a friend that trying you learn same language with you and communicate with him/her using that language

peki bu yöntemin yani korkusuzca konuşma yönteminin işe yaradığını nasıl anladım nasıl ikna oldum حسنا هذه التقنية يعني تقنية تحدث بدون خوف كيف فهمت إنها مفيدة ؟كيف اقتنعت؟ Well, How do i realise this(KO-KO) method works? How did become convince?

öncelikle kendim uygulayarak japonyada bakalım çalışmalarımın sonucunu görebilecekmiyim birisiyle tanışmak istiyorum iyi akşamlar ne demekti ? أولا طبقتها بنفسي في اليابان لنرى هل سأستطيع رؤية نتيجة أعمالي أريد التعرف على أحدهم مساء الخير ماذا كانت تعني؟ First of all I use it by myself.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

-İyi misiniz? -İyiyim.

Benim adım Barış.

-Oh Barış bey. -Tanıştığıma memnun oldum. -Tanıştığıma memnun oldum.

-Teşekkür ederim. -Teşekkürler.

sonra bu tekniğin uygulayan başka insanlardanda benzeri yorumlar almaya başladım hatta bu tekniği kullanarak bir yılda dört dil öğrenmeyi başaran insanlar gördüm. من ثم بدأت بإخذ تعليقات مشابهة أيضا من كل الناس الذين يطبقون هذه الطريقة حتى إنني رأيت اشخاص إستطاعوا أن ينجحوا بتعلم أربع لغات في عام واحد.

anadili İngilizce olan Scott ve Watt adındaki iki arkadaş önce ispanya gidiyorlar ve doğrudan İspanyolca konuşmaya çalışıyorlar. الصديقين Scott ve Watt لغتهم الأم الأنجليزية أولا يذهبون إلى إسبانيا ومن ثم يحاولون مباشرة تحدث اللغة الأسبانية. 2 fellas who are natively English, named Scott and Watt, goes to Spain and tries to speak Spanish

ilk hafta sonuç elbette çok başarısız ama on ikinci haftaya geldiğimizde kayda değer bir gelişme gösteriyorlar بالتأكيد نتيجة أسبوعيين كانت فاشلة جدا لكن عند وصولنا للأسبوع الثاني عشر كانوا قد سجلوا تطور كبير جدا . On first week they have terrible result but on 12th week they have really good progress

İspanyadan sonra Portekizce öğrenmek için atlayıp Brezilyaya gidiyorlar. من بعد إسبانيا يذهبون إلى البرتغال ثم إلى البرازيل. After Spain, they are going to Brazil for learning Portuguese

İlk hafta kelimeleri bile zar zor söylerken, hatırlarken onikinci hafta nerdeyse akıcı bir şekilde konuşmaya başlıyorlar. بينما كانوا يقولون الكلمات بصعوبة بالغة في الأسبوع الأول , يتذكرون أنهم بدأوا التحدث بشكل رائع عندما وصلو للأسبوع الثاني عشر. On the first week they are even barely pronouncing words, they are almost fluent on week 12.

Sonra çıtayı birazdaha yükseltip Koreye gidiyorlar. ثم يرفعون سقف تحدياتهم ويذهبون إلى كوريا. After they are raising the level and going to South Korea

Yılın dördüncü çeyreğinde ise Çin'e gidiyorlar ve orada üç ay geçiriyorlar. أما في الربع الأخير من السنة فيذهبون إلى الصين ويمضون هنالك ثلاثة أشهر. on 4th quarter of the year they are going to China, and staying they for 3 months

İlk hafta durumları acıklı. أوضاعهم لأول أسبوعيين كانت واضحة First week is pathetic -irony-

Ama korkusuzca konuşulan on iki haftanın sonunda artık sohbet edebilecek bir seviyeye ulaşıyorlar. لكن بعد إثنا عشر اسبوع من التحدث بدون خوف يكونوا قد وصلوا لمستوى يستطيعون التحدث به بشكل مريح. But after 12 weeks speaking fearless they are achiving chating level

Tabi çok uç bir örnek bu çoğumuz böyle birşeyi yapma fırsatını malesef bulamıyoruz. مع الأسف أكثرنا لا يستيطع أن يجد فرصة فعل هكذا شيء Ofcourse this is a tough example, most of us cant have somekind of opportunity

Yinede onlardan öğreniceklerimiz olmalı .Bu ikiliden Scott daha önce Fransızca öğrenmeye çalışmış ve bunun için çeşitli teknikler denemiş مع هذا يجب أن نتعلم من هذه التجارب . كان Scott سابقا قد حاول تعلم اللغة الفرنسية وجرب تقنيات مختلفة Even so we have we have to learn somethings from this journey.

Fransızca eğitim kitabları almış podcastler indirmiş dinlemiş hatta bir yıl boyunca fransaya gidip orda yaşamış اشترى كتب القواعد وحمل الملفات الصوتية حتى إنه على مدى عام كامل ذهب وعاش في فرنسا France learning books, podcast, even for a year he have lived in France he says

yani çok aktif bir gayret göstermiş Fransada yaşadığı dönemde de hergün nerdeyse 1 saate yakın bir sürede öğrenmek iççin çaba sarfetmiş. يعني قد صرف جهدا كبيرا وفي الفترة التي عاش بها في فرنسا كان قد عمل بجهد مدة ساعة تقريبا في كل يوم So he tried so hard, while living in France he works for an hour everyday, he says

Bütün bunların sonucunda dili bir seviyeye kadar öğrenebilmiş aradan yıllar geçtikden sonra ise arkadaşı ile birlikte biraz önce size bahsettiğim bu denemeye girişmişler في نتيجة كل هذه الجهود إستطاع أن يتعلم هذه اللغة إلى مستوى ما . من بعد مرور سنين دخل مع صدبقه في هذه التجربة التي تحدثت عنها قبل قليل

Tek bir farkla gittikleri ülkelerde kendi dillerinde hiç konuşmamışlar NO ENGLİSH kuralı diyorlar kendileri buna بفرق واحد فقط لم يتحدثوا الإنجليزية ابدا في البلاد التي ذهبوا اليها وهذا ماسموه بقاعدة لا للإنجليزية With just one change, No English rule

Ne kadar zor olursa olsun ne kadar hatalı olursa olsun kendilerini İspanyolca konuşmaya zorlamışlar مهما يكن صعب ومهما يكون من أخطاء أجبروا انفسهم على تحدث الإسبانية No matter how hard or how mistakeful is it they force themselves to learn Spanish

Tabi takıldıkları yerlerde sözlüğü açıp bakmışlar işte Tarzanca belki tercümeler yapmaya gayret etmişler طبعا في الكلمات التي استعصت عليهم نظروا إلى القاموس هكذا يكونوا قد حاولوا استخدام طريقة طرزان في الترجمة When they stuck they open up dictionary and tried to make some translations

Ama bundan vazgeçmemişler ikinci hafta işlerin kolaylaşmaya başladığını görmüşler لكن لم يتخلوا عن هذا ابدا ورأوا أن عملهم بدأ يسهل في الأسبوع الثاني But they didnt give up, they have seen that is getting easier on second week

İlk aydan sonra ise buna iyice alışmışlar üçüncü ayın sonunda artık o dilde konuşmak için özel bir gayret özel bir çaba sarfetmemeye başladıklarını fark etmişler tıpkı yürümek,bisiklete binmek gibi أما بعد الشهر الأول فقعد كانوا اعتادوا على هذا وفي نهاية الشهر الثالث لاحظوا إنهم لم يعودوا بحاجة لصرف جهد كبير لأجل التحدث طبقا مثل المشي , مثل ركوب البسكلية After first month, they really got used to it and after third month they realise they have no need to try hard for language like walking, cycling

Beyniniz artık o işlemi bir kez olsun öğrendikten sonra yapmak için ekstra bir çaba sarfetmemeye başlıyor ve yine Scott 'ın söylediğine göre ben onun yalancısıyım دماغكم بعد أن تعلم فعل هذا الشيء ولو مرة واحدة فإنه لا يحتاج لهذا الجهد الكبير لفعله مرة اخرى ومجددا وفقا للذي قاله Scott When your brain got it, you dont have an extra forcement and also like Scott's says, I take his word

Üç hafta içerisinde öğrendiği İspanyolca daha önce bütün o gramer kitaplarına podcastlere إن الإسبانية التي تعلمها في ثلاثة اسابيع افضل من الفرنسية التي تعلمها رغم جميع كتب القواعد

her gün 1 saat çalışmalara rağmen öğrendiği Fransızcasından çok daha iyi bir seviyeye gelmiş. ورغم المقاطع الصوتية التي استمع إليها

Aradaki fark ne? Sadece öğrenmek istedikleri dilde konuşmaya kendilerini zorlamışlar ve bunu korkusuzca yapmışlar. ما الفرق التي بينها؟ فقط إنهم أجبروا انفسهم على التحدث باللغة التي يريدون أن يتعلموها وفعلوا هذا بدون خوف What is the difference do you think? They have force themselves to speaking on language they wanted, and made it fearless

İlk haftalarda defalarca korkunç hatalar yapmalarına rağmen pes etmemişler devam etmişler رغم الأخطاء الفادحة التي ارتكبوها في الأسابيع الأولى لم يستسلموا و تابعوا On the first weeks even if they had terrible mistakes they have never gave up and they continue

ve zihinlerinde kendilerine koydukları o yapay engebeli zorluklu alanı aştıkdan sonra artık iş çok daha eğlenceli ve kolay bir hale gelmiş. و بعد أن تجاوزوا مجال الصعوبة الأصطناعي الذي وضعوه لأنفسهم بدأ الأمر يصبح أكثر تسلية وسهولة. and they brake up the barrier of their brain built and after this everything comes funnier and easier

Şimdi başka bir örnek geliyor çok daha eğlenceli bir örnek bu iki kardeş yedi gün içerisinde Türkçe öğrenmeye karar vermişler. الأن نأتي لمثال آخر أكثر تسلية هذيين الصديقين اعطوا قرار لتعلم اللغة التركية خلال سبعة أيام

Ve yedi gün içerisinde geldikleri seviyede bu وهذا هو المستوى الذي وصلوه في سبعة أيام and this is the level of their Turkish on 7 days

Tabi bu seviyeye ulaşmak için ne yapmışlar çarşı pazar gezip lokantalarda esnafla konuşmaya gayret etmişler. طبعا الذي فعلوه لأجل الوصول إلى هذا المستوى هو التجول في الأسواق و محاولة التحدث مع التجار و في المطاعم For achiving this level they visit bazaars and restaurants

hani size en başta söylediğim turistlere bir şey satmaya çalışan kişilerin uyguladığı teknik vardı ya ite bu kez onlar dil öğrenmek için aynı tekniği kullanmışlar قد كنت حدثتكم عن التقنية التي طبقها الأشخاص الذين يحاولون بيع الأشياء للسياح هذه المرة هم استخدموا هذه التقنية لتعلم اللغة As a told you on the beginning, someone who tries to sell goods technique, this time works for them

Tabi kazanan yine bizim esnaf olmuş o başka bütün bunlar iyi güzelde konuşarak dili öğrenmeye çalışalım da o dili öğrendiğimizi nereden anlayacağız? طبعا مجددا الرابحون كانو هم تجارنا ذلك مختلف كل هذا جيد جميل ايضا ان تتعلم لغة بتحدثها لكن من أين سنفهم اننا تعلمنا هذه اللغة؟ How can we notice that how much do learned language?

Mesela İngilizcede bir milyondan fazla kelime olduğu söyleniyor. على سبيل المثال يقال إنه يوجد في اللغة الإنجليزية أكثر من مليون كلمة For example some says there is more than a million words on English

Bütün bunların hepsini ezberlemek zorunda mıyız?hayır tabi ki değiliz. هل نحن مجبوريين أن نحفظ كل تلك الكلمات ؟ طبعا لسنا مجبوريين Do we have to memorize everything? No ofcourse we are not.

Çünkü ingilizcedeki bir milyon tane kelimenin tamamını bilen yaşayan bir insan varmı çokda emin değilim لأنه هل يوجد شخص على قيد الحياة يعرف هذه المليون كلمة لست متأكد كثيرا

Shakespeare bile eserlerinde toplam otuz bir bin beş yüz otuz dört kelime kullanmış. حتى شكسبير استخدم في كتاباته 31534 Even Shakespeare used 31,534 diffrent words on their pieces totally

Gündelik hayatta bunların en fazla iki bin üç bin tanesi aktif olarak kullanılıyor. 2000 أو 3000 كلمة من هؤلاء تستخدم بشكل نشط في الحياة اليومية On daily life we use maximum 2000-3000 of them activly

Dolayısıyla bu civarda ki kelimeyi biliyorsanız o kelimenin yüzde doksan sekizini biliyorsunuz kabul ediliyor. لهذا السبب إذا كنتم تعرفون كلمات بهذا العدد فيقبل إنكم تعرفون تسعين بالمئة من هذه الكلمات Because of that is accepted as if you know that much word you know %98 of the language

Şimdi KO-KO yani korkusuzca konuş tekniğinin uygulama yöntemleri konusunda kısa bir özet geçiyorum الأن لأعطي ملخص في طريقة استخدام تقنية تحدث بدون خوف Now am making a summary for Ko-Ko

Eğer gidebiliyorsanız öğrenmek istediğiniz dilin konuşulduğu ülkeye bizzat gidin. إذا كنتم تستطيعون الذهاب إلى البلد التي تريدون أن تتعلموا لغتها اذهبوا If you can, go to country which belongs to language you wanna learn

Gidemiyorsanız etrafınızda o dili konuşan birilerini bulmaya çalışın bulamıyorsanız teknolojiden faydalanın إذا لا تستطيعون الذهاب فاعملوا على إيجاد الذين يتحدثون تلك اللغة في محيطكم إذا لا تستطيعون الإيجاد استفيدوا من التكنولوجيا If you cant, find someone who can speak, if you cant find use technology

O da olmuyorsa aynı dili öğrenmeye çalışan ve bu kuralı uygulamaya hazır bir arkadaşınızla anlaşın ve bir daha asla Türkçe konuşmayın! إذا هذا لايتحقق أيضا اتفقوا مع أحد أصدقائكم الذي يريد تعلم هذه اللغة وجاهز لتطبيق هذه القواعد ولا تتحدثوا مرة أخرى باللغة التركية

Arkadaşınızda yoksa o zaman aynanın karşısına geçin ve kendinizde konuşun. إذا لايوجد لديكم صديق اذن قفوا أمام المرآة وتحدثوا مع أنفسكم

Ben .. Merhaba أنا.....مرحبا

Deli diyeceklerse bırakın desinler.Kendinizle konuşmayı sevmiyorsanız kedinizle yada köpeğinizle konuşun إذا سيقولون مجنون ليقولو. إذا لا تحبون التحدث مع انفسكم تحدثو مع كلبكم If you are called lunatic let them say. If you dont like to speak with yourself speak with you dog or cat

Ben.. أنا...

Sen.. أنت....

Canlılardan ümidi kestiyseniz cansızlardan medet umun. إذا قطعتم املكم من الكائنات الحية فاطلبوه من الجماد

Etrafınızdaki her şeye post it yapıştırın ve onlarla konuşun الصقوا الاوراق على كل شيء حولكم وتحدثوا معهم Write sticky notes and stick them everywhere and talk with them

Havlu منشفة....

Kahvaltı إفطار

Çatal شوكة...

Bıçak سكين....

Ekmek خبز

Dizi izleyin,film izleyin ve gördüklerini anlatın شاهدوا المسلسلات , شاهدوا الأفلام واشرحوا كل الذي ترونه

Şimdi seni öldüreceğim الأن سأقتلك

Şimdi seni öldüreceğim الأن سأقتلك

Seni seviyorum إحبك

Mükemmelsin انت رائع

Kısaca hata yapmakdan korkmadan konuşun بإختصار تحدثوا من دون أن تخافوا من ارتكاب الأخطاء Shortly, never ever be afraid to mistake and talk

Merhaba مرحبا

Ben senin dedenim أنا جدك

ALT YAZI: youtube.com/İbrahimersan الترجمة إلى العربية :باسل فهد Çeviri: Ali Kuşcu

×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.