image

Harp Tarihi, Malazgirt Muharebesi (1071) | Alparslan

Abbasi Halifeliğinin son dönemlerinde...

...küffara karşı yapılan cihad akınları durmuş,

Müslümanlar arasındaki şii-sünni savaşları sebebiyle islamın yayılışı aksamıştı.

Abbasiler, Şii Büveyhoğullarının saldırılarıyla başa çıkamayacak kadar zayıflamıştı.

ve Büveyhoğulları Bağdat'ı son kez kuşattıklarında...

Abbasi Halifesi Abdullah Kaim, Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey'den destek istedi.

Tuğrul Bey'in; Abbasi Halifeliğini, Şii Büveyhoğullarının saldırısından tamamiyle kurtarmasından

ve Şii Büveyhoğulları devletini yıkmasından sonra Selçuklu,

Halifelikle birlikte İslam âleminin koruyucusu ünvanını almış oldu.

9 sene sonra Sultan Alparslan liderliğinde Selçuklu ordusu...

...hristiyanlığın 5 kutsal şehrinden biri olan Ani'yi fethedince de

Abbasi Halifesi, Alparslan'a uzun zamandan sonra Küffara karşı yapılan bu başarılı fetihten dolayı “Ebu'l Feth” yani “Fetihlerin Babası” ünvanını verdi.

Ebu'l Feth Sultan Alparslan, Şiî-Fâtımî Devletinin İslâm'a ve Halifeye tehlike arz etmesinden dolayı;

Bizans sınırına bir miktar asker konuşlandırıp, Mısır'a sefer düzenlemek için Halep'e yöneldi.

Ani'nin fethedilme haberini alan Hristiyan dünyası adeta çılgına dönmüştü.

Selçuklu'nun ilerleyişine karşı bir şeyler yapmak gerek diye düşünüyorlardı.

Bizim için Mekke ne demek ise; Hristiyan âlemi için de Ani, aynı anlamı ifade ediyordu.

Yüzyıllardır bu topraklarda hüküm süren ancak her geçen gün güç ve toprak kaybetmeye başlayan Doğu Roma;

yani Bizans, Doğu sınırlarına kadar gelen Selçuklu akınları nedeniyle endişe içindeydi.

İmparator IV. Romen Diyojen, Hem Ani'nin fethedilişini de bahane ederek

Hristiyanlardan beklediği desteği alabileceğinin hem de Sultan Alparslan Mısır Seferindeyken,

Selçuklunun başkenti İsfahan'a saldırarak Selçukluyu yok edebileceğinin hesaplarını yapmaktaydı.

Nihayet İmparator Diyojen 13 Mart 1071 tarihinde 250.000 kişilik bir orduyla İstanbul'dan ayrıldı.

Savaşın fitili ateşlenmişti artık.

İmparator Diyojen önderliğindeki büyük bir ordu Selçukluyu ve İslâm'ı yok etmek amacıyla ilerliyordu...

Anadolu'daki casuslarından bu durumu haber alan Sultan Alparslan,

Mısır Seferi hazırlıklarını iptal ederek emrindeki 30.000 Askeri ile Anadoluya yöneldi.

Ani'nin fethinden dolayı Bizans'ın saldırılar düzenleyeceğini biliyordu fakat

Bizans'ın bu kadar büyük bir ordu oluşturabileceğini beklemiyordu.

Diyarbakır dolaylarında bulunan Mervani Kürt Devleti,

Bizans ordusuna karşı Sultan Alparslan'a 10.000 atlıyla destek verirken,

çevredeki Müslümanların da desteği ile Sultan Alparslanın ordusu 50.000 civarına ulaşmıştı.

Nihayet beklenen an gelip çattı; iki ordu, Muş'un Malazgirt ovasında karşı karşıya geldi...

Gece çöktüğünde Sultan Alparslan harp taktiğini belirlemek için komutanlarını çadırına topladı.

İmparator Diyojen ise sayısal üstünlüğüne güvenerek detaylı bir savaş stratejisi belirlemedi.

Sadece ilk saldırıyı Sultan Alparslan'ın yapmasını bekleyecek ve bu saldırıyı kırınca karşı hücum emri vermekle yetinecekti.

26 Ağustos Cuma sabahı çadırından çıkan Sultan Alparslan Malazgirt ovasında kendi ordugâhının 8 kilometre uzağında

ovaya yayılmış durumdaki düşman birliklerini gördü.

Askerlerinin tedirgin ahvalini fark eden Sultan,

Cuma namazını kıldırmasının ardından şu duayı etti:

sonra atına binip ordusuna hitaben;

“Burada Allahü Teâla'dan başka bir sultan yoktur.

Emir ve kader O'nun elindedir.

Bu sebeple benimle birlikte cihad etmekte

veya benden ayrılmakta serbestsiniz. “

Selçuklu ordusu, bu destansı sözlere “Allahu Ekber” nidalarıyla haykırarak yanıt verdi.

Sultan Alparslan'ı kefen giyip şehitliği kabullenmiş gören Selçuklu ordusunun yiğit erleri birbirleri ile helalleşerek savaş düzeni aldı.

Bu esnada Bizans ordusunda dinsel ayinler yapılmakta ve Papazlar askerleri kutsamaktaydı.

İmparator Diyojen savaşı kazanacağına emindi ve Bizans'ın eski ihtişamlı günlerine döneceğini hayal ediyordu.

Ordusuna, kazanılacak bir zafer neticesine ilişkin büyük vaatlerde bulundu;

şeref, şan, onur ve kutsal savaş sevapları verileceğini duyurdu.

İmparator Diyojen ordusunu geleneksel Bizans askeri kaidelerine göre düzenlemişti.

Merkezde; İmparator Diyojen komutasında birkaç sıra derinlikte çoğu zırhlı 100.000 piyade ve okçu.

Sol kanatta; General Bryennios komutasında 50.000 süvari.

ve sağ kanatta; Kapadokyalı General Alyattes komutasında 50.000 süvari.

Selçuklu ordusu ise Hafif hilali andıran oval bir dizilişle 4 ayrı bölüğe ayrıldı;

Merkezde; Sultan Alparslan komutasında 20.000 Hafif Zırhlı Yaya ve Okçu.

Sağ kanatta; Süleyman Şah komutasında 10.000 atlı.

Sol kanatta; Afşin Bey komutasında 10.000 atlı.

Dördüncü olarak arka alanda mevzîlenen bölük ise; Artuk Bey komutasında 10.000 atlı.

Savaş, Cuma Namazının ardından, Sultan Alparslan komutasındaki

hafif zırhlı 20.000 kişilik merkez kuvvetlerinin hücumuyla başladı.

Bu hamleye karşı, İmparator Diyojen ağır zırhlı 100.000 kişilik merkez kuvvetlerini ileri sürdü.

Bir saat süren bu çarpışmadan sonra Sultan Alparslan geri çekilme emri verdi.

Geri çekilen askerleri gören İmparator Diyojen,

Yüce Allah'ın dini İslam'a ve o dine tabi olan Müslümanlara

ne denli kin ve nefret beslediğini çok net ifade eden o emri verdi:

“Bir tane bile müslümanı sağ komayın”

Bunun üzerine Bizans ordusunun sağ ve sol kanatları da Sultan Alparslan'ın peşine düştü.

Alparslan'ın Merkez kuvvetleri hafif zırhlı olduklarından dolayı seri bir şekilde kaçıyor lakin

Bizans ordusu ağır zırhlı olması sebebiyle onlara yetişemiyordu.

Bu sırada Diyojen'in ordusu düzenden bağımsız bir biçimde tek hedefe ilerliyordu.

Diyojen'in hesaba katmadığı şey ise; bu geri çekilmenin gerçek bir geri çekilme olmayışıydı.

Bu geri çekilme aslında sahte bir ricat hamlesiydi.

Önce ordusuna dur emri veren Sultan Alparsalan, sonra askerlerine, geri dönerek

250.000 kişilik Bizans ordusuna doğru hücum etmeleri emrini verdi.

Süleyman Şah komutasındaki atlılar sağ kanattan,

Afşin Bey Komutasındaki atlılar sol kanattan olmak üzere

Bizans ordusunun etrafını sararak bir hilal oluşturmaktaydılar.

Bizans ordusu sağ ve sol kanattan üzerlerine gelen atlıların şaşkınlığıyla üçe bölünürken

ordudaki 20.000 kadar Peçenek ve Kuman askeri de taraf değiştirerek Selçuklu ordusuna katıldı.

Bu esnada Artuk bey, atlılarıyla Bizans ordusunun arkasından dolanmış ve Bizans ordusunu kurt kapanının içine almıştı.

Bu kapandan çıkış yolu yoktu.

Sultan Alparslan'ın merkez kuvvetleri Diyojen'in bulunduğu alana kadar yaklaşmışlardı.

İmparatorlarından haber alamayan Bizans askerleri zırhlarını atıp kaçmaya başladılar

lakin ne tarafa doğru kaçacaklarını dahi bilemiyorlardı…

O gün o kurt kapanının içinde 123.000 Bizanslı öldü.

Sağ kalanlar Anadolunun dört bir yanına dağıldı…

Bu savaş, Türklerin komutasında eski cihad akınlarının tekrar başlayacağını gösteriyordu.

Abbasiler döneminde biten bu akınlar,

Avrupayı İslam tehdidinden kurtarmıştı.

Hristiyan Avrupa ile Müslüman Ortadoğu arasında tampon bölge oluşturan Bizans devletinin

çok büyük bir güç ve toprak kaybına neden olan Selçuklu devleti,

aradaki bu bölgeyi ele geçirerek Avrupa'ya yönelik yeni akınların habercisi oluyordu.

Bütün İslam dünyasının Müslüman Türklerin önderliğinde Avrupa'ya akın başlatacaklarını öngören Papa,

önlem olarak Haçlı Seferlerini başlatacak,

ancak yine de Müslümanların Avrupa'ya yaptığı akınları

ilelebet durduramayacaktı...



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Language learning online @ LingQ

Abbasi Halifeliğinin son dönemlerinde...

...küffara karşı yapılan cihad akınları durmuş,

Müslümanlar arasındaki şii-sünni savaşları sebebiyle islamın yayılışı aksamıştı.

Abbasiler, Şii Büveyhoğullarının saldırılarıyla başa çıkamayacak kadar zayıflamıştı.

ve Büveyhoğulları Bağdat'ı son kez kuşattıklarında...

Abbasi Halifesi Abdullah Kaim, Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey'den destek istedi.

Tuğrul Bey'in; Abbasi Halifeliğini, Şii Büveyhoğullarının saldırısından tamamiyle kurtarmasından

ve Şii Büveyhoğulları devletini yıkmasından sonra Selçuklu,

Halifelikle birlikte İslam âleminin koruyucusu ünvanını almış oldu.

9 sene sonra Sultan Alparslan liderliğinde Selçuklu ordusu...

...hristiyanlığın 5 kutsal şehrinden biri olan Ani'yi fethedince de

Abbasi Halifesi, Alparslan'a uzun zamandan sonra Küffara karşı yapılan bu başarılı fetihten dolayı “Ebu'l Feth” yani “Fetihlerin Babası” ünvanını verdi.

Ebu'l Feth Sultan Alparslan, Şiî-Fâtımî Devletinin İslâm'a ve Halifeye tehlike arz etmesinden dolayı;

Bizans sınırına bir miktar asker konuşlandırıp, Mısır'a sefer düzenlemek için Halep'e yöneldi.

Ani'nin fethedilme haberini alan Hristiyan dünyası adeta çılgına dönmüştü.

Selçuklu'nun ilerleyişine karşı bir şeyler yapmak gerek diye düşünüyorlardı.

Bizim için Mekke ne demek ise; Hristiyan âlemi için de Ani, aynı anlamı ifade ediyordu.

Yüzyıllardır bu topraklarda hüküm süren ancak her geçen gün güç ve toprak kaybetmeye başlayan Doğu Roma;

yani Bizans, Doğu sınırlarına kadar gelen Selçuklu akınları nedeniyle endişe içindeydi.

İmparator IV. Romen Diyojen, Hem Ani'nin fethedilişini de bahane ederek

Hristiyanlardan beklediği desteği alabileceğinin hem de Sultan Alparslan Mısır Seferindeyken,

Selçuklunun başkenti İsfahan'a saldırarak Selçukluyu yok edebileceğinin hesaplarını yapmaktaydı.

Nihayet İmparator Diyojen 13 Mart 1071 tarihinde 250.000 kişilik bir orduyla İstanbul'dan ayrıldı.

Savaşın fitili ateşlenmişti artık.

İmparator Diyojen önderliğindeki büyük bir ordu Selçukluyu ve İslâm'ı yok etmek amacıyla ilerliyordu...

Anadolu'daki casuslarından bu durumu haber alan Sultan Alparslan,

Mısır Seferi hazırlıklarını iptal ederek emrindeki 30.000 Askeri ile Anadoluya yöneldi.

Ani'nin fethinden dolayı Bizans'ın saldırılar düzenleyeceğini biliyordu fakat

Bizans'ın bu kadar büyük bir ordu oluşturabileceğini beklemiyordu.

Diyarbakır dolaylarında bulunan Mervani Kürt Devleti,

Bizans ordusuna karşı Sultan Alparslan'a 10.000 atlıyla destek verirken,

çevredeki Müslümanların da desteği ile Sultan Alparslanın ordusu 50.000 civarına ulaşmıştı.

Nihayet beklenen an gelip çattı; iki ordu, Muş'un Malazgirt ovasında karşı karşıya geldi...

Gece çöktüğünde Sultan Alparslan harp taktiğini belirlemek için komutanlarını çadırına topladı.

İmparator Diyojen ise sayısal üstünlüğüne güvenerek detaylı bir savaş stratejisi belirlemedi.

Sadece ilk saldırıyı Sultan Alparslan'ın yapmasını bekleyecek ve bu saldırıyı kırınca karşı hücum emri vermekle yetinecekti.

26 Ağustos Cuma sabahı çadırından çıkan Sultan Alparslan Malazgirt ovasında kendi ordugâhının 8 kilometre uzağında

ovaya yayılmış durumdaki düşman birliklerini gördü.

Askerlerinin tedirgin ahvalini fark eden Sultan,

Cuma namazını kıldırmasının ardından şu duayı etti:

sonra atına binip ordusuna hitaben;

“Burada Allahü Teâla'dan başka bir sultan yoktur.

Emir ve kader O'nun elindedir.

Bu sebeple benimle birlikte cihad etmekte

veya benden ayrılmakta serbestsiniz. “

Selçuklu ordusu, bu destansı sözlere “Allahu Ekber” nidalarıyla haykırarak yanıt verdi.

Sultan Alparslan'ı kefen giyip şehitliği kabullenmiş gören Selçuklu ordusunun yiğit erleri birbirleri ile helalleşerek savaş düzeni aldı.

Bu esnada Bizans ordusunda dinsel ayinler yapılmakta ve Papazlar askerleri kutsamaktaydı.

İmparator Diyojen savaşı kazanacağına emindi ve Bizans'ın eski ihtişamlı günlerine döneceğini hayal ediyordu.

Ordusuna, kazanılacak bir zafer neticesine ilişkin büyük vaatlerde bulundu;

şeref, şan, onur ve kutsal savaş sevapları verileceğini duyurdu.

İmparator Diyojen ordusunu geleneksel Bizans askeri kaidelerine göre düzenlemişti.

Merkezde; İmparator Diyojen komutasında birkaç sıra derinlikte çoğu zırhlı 100.000 piyade ve okçu.

Sol kanatta; General Bryennios komutasında 50.000 süvari.

ve sağ kanatta; Kapadokyalı General Alyattes komutasında 50.000 süvari.

Selçuklu ordusu ise Hafif hilali andıran oval bir dizilişle 4 ayrı bölüğe ayrıldı;

Merkezde; Sultan Alparslan komutasında 20.000 Hafif Zırhlı Yaya ve Okçu.

Sağ kanatta; Süleyman Şah komutasında 10.000 atlı.

Sol kanatta; Afşin Bey komutasında 10.000 atlı.

Dördüncü olarak arka alanda mevzîlenen bölük ise; Artuk Bey komutasında 10.000 atlı.

Savaş, Cuma Namazının ardından, Sultan Alparslan komutasındaki

hafif zırhlı 20.000 kişilik merkez kuvvetlerinin hücumuyla başladı.

Bu hamleye karşı, İmparator Diyojen ağır zırhlı 100.000 kişilik merkez kuvvetlerini ileri sürdü.

Bir saat süren bu çarpışmadan sonra Sultan Alparslan geri çekilme emri verdi.

Geri çekilen askerleri gören İmparator Diyojen,

Yüce Allah'ın dini İslam'a ve o dine tabi olan Müslümanlara

ne denli kin ve nefret beslediğini çok net ifade eden o emri verdi:

“Bir tane bile müslümanı sağ komayın”

Bunun üzerine Bizans ordusunun sağ ve sol kanatları da Sultan Alparslan'ın peşine düştü.

Alparslan'ın Merkez kuvvetleri hafif zırhlı olduklarından dolayı seri bir şekilde kaçıyor lakin

Bizans ordusu ağır zırhlı olması sebebiyle onlara yetişemiyordu.

Bu sırada Diyojen'in ordusu düzenden bağımsız bir biçimde tek hedefe ilerliyordu.

Diyojen'in hesaba katmadığı şey ise; bu geri çekilmenin gerçek bir geri çekilme olmayışıydı.

Bu geri çekilme aslında sahte bir ricat hamlesiydi.

Önce ordusuna dur emri veren Sultan Alparsalan, sonra askerlerine, geri dönerek

250.000 kişilik Bizans ordusuna doğru hücum etmeleri emrini verdi.

Süleyman Şah komutasındaki atlılar sağ kanattan,

Afşin Bey Komutasındaki atlılar sol kanattan olmak üzere

Bizans ordusunun etrafını sararak bir hilal oluşturmaktaydılar.

Bizans ordusu sağ ve sol kanattan üzerlerine gelen atlıların şaşkınlığıyla üçe bölünürken

ordudaki 20.000 kadar Peçenek ve Kuman askeri de taraf değiştirerek Selçuklu ordusuna katıldı.

Bu esnada Artuk bey, atlılarıyla Bizans ordusunun arkasından dolanmış ve Bizans ordusunu kurt kapanının içine almıştı.

Bu kapandan çıkış yolu yoktu.

Sultan Alparslan'ın merkez kuvvetleri Diyojen'in bulunduğu alana kadar yaklaşmışlardı.

İmparatorlarından haber alamayan Bizans askerleri zırhlarını atıp kaçmaya başladılar

lakin ne tarafa doğru kaçacaklarını dahi bilemiyorlardı…

O gün o kurt kapanının içinde 123.000 Bizanslı öldü.

Sağ kalanlar Anadolunun dört bir yanına dağıldı…

Bu savaş, Türklerin komutasında eski cihad akınlarının tekrar başlayacağını gösteriyordu.

Abbasiler döneminde biten bu akınlar,

Avrupayı İslam tehdidinden kurtarmıştı.

Hristiyan Avrupa ile Müslüman Ortadoğu arasında tampon bölge oluşturan Bizans devletinin

çok büyük bir güç ve toprak kaybına neden olan Selçuklu devleti,

aradaki bu bölgeyi ele geçirerek Avrupa'ya yönelik yeni akınların habercisi oluyordu.

Bütün İslam dünyasının Müslüman Türklerin önderliğinde Avrupa'ya akın başlatacaklarını öngören Papa,

önlem olarak Haçlı Seferlerini başlatacak,

ancak yine de Müslümanların Avrupa'ya yaptığı akınları

ilelebet durduramayacaktı...

×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.