×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Turkish Coffee- Short Stories, Story02- Guest's Dog- Misafirin Köpeği

Story02- Guest's Dog- Misafirin Köpeği

Zil sesine koşarak kapıyı açan adam eski bir dostu ve iri bir köpekle karşılaştı. Elbette, tereddüt etmeden "Buyrun!" diyerek onları salona aldı.

İki arkadaş daha oturmadan, köpek bir masa lambası ile birkaç kıymetli vazoyu devirdi.

Sonra da en rahat koltuklardan birine yerleşti ve koltuğun kollarını yalayıp kemirmeye başladı.

Evin sahibi köpeğin yaptıklarını içi cız ederek seyretse de, bir köpek yüzünden eski bir dostunu kaybetmek istemediğinden sabretmeyi tercih etti.

Çaylar içildikten sonra misafir gitmek için ayağa kalktı.

Adam, köpek yüzünden içten içe sinir krizleri geçirdiğini belli etmemeye çalışarak dostuna: "Köpeğini unutuyorsun" dedi.

Bunun üzerine, misafir: "Hay Allah!" dedi şaşkınlık içinde. "Ben de onu senin köpeğin sanmıştım."


Story02- Guest's Dog- Misafirin Köpeği Story02- Guest's Dog- Guest's Dog Story02- Chien de l'invité - Chien de l'invité Story02- Guest's Dog- Guest's Dog

Zil sesine koşarak kapıyı açan adam eski bir dostu ve iri bir köpekle karşılaştı. Der Mann rannte zum Klingeln, öffnete die Tür und begegnete einem alten Freund und einem großen Hund. The man who rushed to the bell and opened the door met an old friend and a large dog. Courant au son de la cloche, ouvrant la porte, l'homme rencontra un vieil ami et un gros chien. När mannen sprang till klockans ljud, öppnade dörren, mötte mannen en gammal vän och en stor hund. Elbette, tereddüt etmeden "Buyrun!" Natürlich „Here you go!“ ohne zu zögern. Of course, without hesitation "Here you go!" Bien sûr, "Voilà !" sans hésitation. Naturligtvis "Här går du!" utan att tveka. diyerek onları salona aldı. Er führte sie in die Halle. he took them into the hall. Il les emmena dans le hall. Han tog med dem in i hallen.

İki arkadaş daha oturmadan, köpek bir masa lambası ile birkaç kıymetli vazoyu devirdi. Bevor sich die beiden Freunde setzen konnten, warf der Hund eine Tischlampe und mehrere kostbare Vasen um. Before the two friends sat down, the dog overturned a table lamp and several precious vases. Avant que les deux amis ne puissent s'asseoir, le chien renversa une lampe de table et plusieurs vases précieux. Innan de två kompisarna hann sätta sig välte hunden en bordslampa och flera dyrbara vaser.

Sonra da en rahat koltuklardan birine yerleşti ve koltuğun kollarını yalayıp kemirmeye başladı. Then he settled into one of the most comfortable seats and began to lick and gnaw the arms of the seat. Puis il s'installa dans l'un des fauteuils les plus confortables et commença à lécher et ronger les accoudoirs du fauteuil. Затем он уселся на одно из самых удобных сидений и принялся лизать и грызть подлокотники кресла. Sedan satte han sig i en av de bekvämaste stolarna och började slicka och gnaga på armarna på stolen.

Evin sahibi köpeğin yaptıklarını içi cız ederek seyretse de, bir köpek yüzünden eski bir dostunu kaybetmek istemediğinden sabretmeyi tercih etti. Der Hausbesitzer beobachtete zwar mit ganzem Herzen die Taten des Hundes, doch er zog es vor, geduldig zu sein, weil er nicht wegen eines Hundes einen alten Freund verlieren wollte. Although the owner of the house was painfully watching what the dog was doing, he did not want to lose an old friend because of a dog and preferred to be patient. Хотя хозяин дома сердцем следил за действиями собаки, он предпочитал быть терпеливым, потому что не хотел из-за собаки терять старого друга. Även om ägaren till huset såg på hundens agerande med hjärtat, föredrog han att ha tålamod eftersom han inte ville förlora en gammal vän på grund av en hund.

Çaylar içildikten sonra misafir gitmek için ayağa kalktı. After the teas were drunk, the guests stood up to go. После того, как чай был выпит, гость встал, чтобы уйти. Efter att teet hade druckits reste sig gästen för att gå.

Adam, köpek yüzünden içten içe sinir krizleri geçirdiğini belli etmemeye çalışarak dostuna: "Köpeğini unutuyorsun" dedi. The man said to his friend: "You're forgetting your dog," trying not to reveal that he was in deep nervous breakdowns because of the dog. Стараясь не показывать, что у него нервный срыв из-за собаки, мужчина сказал своему другу: «Ты забываешь свою собаку». I ett försök att inte visa att han fick ett nervöst sammanbrott på grund av hunden, sa mannen till sin vän: "Du glömmer din hund."

Bunun üzerine, misafir: "Hay Allah!" Thereupon, the guest said: "Oh God!" Вслед за этим гость: "О Боже!" Därpå gästen: "Herregud!" dedi şaşkınlık içinde. he said in surprise. sa han förvånat. "Ben de onu senin köpeğin sanmıştım." "I thought he was your dog too." "Jag trodde att det var din hund också."