Türkler Neden Tuzlu Kahve İçer?
Türk Kahvesi
İstanbul'dan herkese merhaba! Programımıza hoş geldiniz. Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Bugünkü bölümümüz Türk Kahvesi hakkında olacak. Bugün Türk kahvesinden bahsedeceğiz. Türk kahvesi nasıl yapılır, Türk kahvesinin yanında neden su ikram edilir, tuzlu kahve nedir ve bunun gibi konulardan bahsedeceğiz.
Öncelikle ben şahsen Türk kahvesini pek sevmiyorum. Daha çok çayı tercih ediyorum. Çayı seviyorum, Türk çayını . Ama Türk kahvesini çok seven ve ona bağımlı olan pek çok kişi var. Bağımlı ne demek? Bağımlı demek bir şeyi yapmayı çok istemek, sürekli yapmak istemek demek. Mesela içkiye bağımlı olmak, kumara bağımlı olmak, sigaraya bağımlı olmak buna örnek olabilir. Pek kelimesi ise "çok fazla" demek . Yani ben kahveyi pek sevmiyorum. Yani kahveyi çok fazla sevmiyorum demek.
Evet, dediğim gibi, ben Türk kahvesini pek sevmiyorum ancak Türk kahvesini çok seven ve ona bağımlı olan pek çok Türk var.
Tür kahvesi Türkler için gerçekten çok önemli ve Türk kültürünü de çok fazla etkilemiş. Şimdi Türklerin kahveyle ilgili olan adetlerinden bahsedeceğiz. Adet ne demek? Adet demek, eskiden beri sürekli yapılan şeyler demek. Yani geçmişten günümüze kadar sürekli yapılan şeylere adet deniyor. Mesela İngilizlerin saat 5'te 5 çay içmeleri onların bir adeti. Ya da Türklerin kahvenin yanında su ikram etmeleri Türklerin bir adeti.
Günümüzde Türk kahvesiyle ilgili en çok bilinen en çok duyulan adetlerden bir tanesi Tuzlu Kahve adeti. Nedir bu tuzlu kahve adeti? Tuzlu kahve adetini şöyle açıklayabilirim. Mesela bir kız ve bir erkek evlenmek istediklerinde, önce erkek ailesiyle birlikte kızın evine gider ve kızı ailesinden ister. Yani kızla evlenmek için kızın annesinden, babasından izin alır. Buna "isteme" denir. Bu isteme töreni sırasında kız mutfağa gider ve kahve yapar. Herkese normal kahve yapar. Damadın yani evlenecek olan erkeğin annesine, babasına normal kahve yapar ama damada yapacağı kahvenin içine bir miktar tuz koyar. Ve erkek bu kahveyi içmek zorundadır. Erkeğin yani damadın bu kahveyi içmekten başka şansı yoktur. Eğer o kızla evlenmek istiyorsa, o kahveyi içmek zorundadır. Bu kahveyi içerek bir nevi kıza sevgisini ispatlamış olur. Yani bu tuzlu kahve erkekler için sınav gibi bir şeydir. Eğer kahveyi içerse sınavı kazanmış olur, eğer içmezse sınavı kaybetmiş olur.
Erkekler genel olarak bu durumdan biraz şikayetçi. Tabii ki tuzlu kahve içmek istemiyorlar. Ama ben şahsen çok güzel bir adet olduğunu düşünüyorum. Ve çok eğlenceli. Eğer bir erkek bir kızı seviyorsa, onun için tuzlu kahve içmeyi göze alabilir. Tuzlu kahveye katlanabilir.
Her durumda olduğu gibi kahveye tuz atma konusunu da abartanlar var tabii ki. Abartmak ne demek? Abartmak demek yani bir şeyi çok fazla yapmak demek. Mesela çikolata yemeyi çok seviyorsun ve günde 10 tane çikolata yiyorsun. Bu durumda sen çikolata yemeyi abartıyorsun. Tadını kaçırıyorsun.
Konumuza dönecek olursak bazı kızlarımız bu tuzlu kahve olayını da abartıyor. Kahvenin içine sadece tuz değil, pul biber, limon, şeker, sirke ve bunun gibi şeyler koyuyorlar. Ama ne koyarlarsa koysunlar damatlar bu kahveyi içmek zorunda.
Hatta bu konuyla ilgili 2014 yılında televizyonlarda bir haber çıktı.
Haber şu şekildeydi;
Türkiye'nin Konya şehrinde bir erkek ailesiyle birlikte kız istemeye gidiyor, yani kızın evine gidiyor. Ve adetlerimizden biri olan tuzlu kahve olayını da burada tecrübe ediyorlar, burada yaşıyorlar. Kız kahveye tuz atma olayını biraz abartıyor. Kahvenin içine peynir, reçel, domates, tuz, yağ, şeker, yumurtanın sarısı ve biraz da bal koyuyor. Tabii ki kahveyi götürüyor, damat kahveyi içmek istemiyor ama kendi ailesi yani damadın ailesi zorla içiriyor. Çünkü adet. Sonra gece eve döndüklerinde damat çok büyük bir karın ağrısı çekiyor. Ve hastaneye kaldırılıyor, gıda zehirlenmesinden dolayı hayatını kaybediyor yani ölüyor. Gıda zehirlenmesi ne demek? Gıda zehirlenmesi yediği bir şeyden dolayı zehirlenmek demek. Yediği bir şeyden dolayı zehirlenince "gıda zehirlenmesi" deniyor. Evet, hiç bir şeyi abartmamak lazım, öyle değil mi?
Aslında bu tuzlu kahve olayı eskiden böyle değilmiş, eskiden daha farklıymış. Eski zamanlarda, gelin ve damat adayı şimdiki gibi birbirleriyle tanışıp evlenmiyorlarmış.İlk kez kız isterken birbirlerini görüyorlarmış. Yani görücü usulü evlilik oluyormuş. Yani ilk kez kız isteme töreninde birbirlerini görüyorlar. Bu yüzden damat adayı eve gelirmiş ve kız damadı yani erkeği ilk kez orada görürmüş. O yüzden gelin hemen gidip kahveyi yaparmış. ve eğer damadı beğendiyse, eğer erkeği beğendiyse kahvesini şekerli yaparmış. Ama eğer beğenmediyse, kahvenin içine şeker yerine tuz koyarmış.
Tuzlu kahveyi içen damat da, kızın kendisini beğenmediğini anlarmış ve evine dönermiş. Bu isteğinden vazgeçermiş.
Evet, şimdi Türk kahvesi nasıl hazırlanır ondan biraz bahsedelim. Öncelikle herkese kahveyi nasıl içtiği sorulur. "Kahvenizi nasıl alırsınız?", "Kahvenizi nasıl içersiniz?" diye kahveyi nasıl içtikleri sorulur. Bu sorunun da üç cevabı vardır: Sade, orta ya da şekerli. Sade kahve yani hiç şeker olmayan, şekersiz kahve demek. Orta kahveye de az şeker katılıyor, şekerli kahveye ise çok şeker katılıyor.
Kahve nasıl hazırlanır ona gelelim. Bir fincan suya 2 çay kaşığı kahve ve şeker eklenerek yapılıyor. Yani cezveye bir fincan su, iki çay kaşığı kahve ve şeker ekleyerek kahveyi yapıyoruz. Kahve yapmakla ilgili en önemli şey ise kahveyi bol köpüklü yapmak. Bizde kahvenin üzerinde köpük olması çok önemli. Eğer kahveyi köpüklü yapıyorsan, bu senin becerikli, maharetli biri olduğun anlamına geliyor. Yani kahvenin köpüksüz olması senin kahve yapmayı çok bilmediğin anlamına geliyor. Yani kahve ne kadar köpüklü olursa o kadar iyi.
Kahveyi hazırladıktan sonra yanında bir bardak su ile ikram ediyoruz. Bu da Osmanlı dan kalma bir gelenek. Peki neden yanında bir bardak suyla ikram ediyoruz? Bunun bazı sebepleri var. Osmanlı zamanında eve misafir geldiğinde ev sahibi direk ona kahve ikram ediyormuş. Ve yanına da bir bardak su koyuyormuş. Misafir eğer önce suyu içerse, bu karnının aç olduğu anlamına geliyormuş ve hemen sofra hazırlanıyormuş. Ama eğer önce kahveyi içerse bu karnının tok olduğu anlamına geliyormuş. Ve ev sahibi onun tok olduğunu anlıyormuş. Tabii ki, Bu çok güzel bir adet ama şu an bu adeti bu şekilde uygulamıyoruz. Kahvenin yanına su koyuyoruz ama önce suyu içmiş, önce kahveyi içmiş buna dikkat etmiyoruz.
Son olarak da bitirmeden önce, bizim kahveyle ilgili çok ünlü bir atasözümüz var. Dediğim gibi kahve Türk kültürünü çok etkilediği için, bununla ilgili bir atasözümüz bile var. Bu atasözü şu: ‘bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.' Yani bu atasözü ne anlama geliyor, bize yapılan küçük bir iyiliği bile, gösterilen küçük bir dostluğu bile asla unutmamalıyız. Yani size biri bir fincan kahve verdiyse, bu yaptığı güzel davranışı 40 yıl boyunca hatırlamanız ve onun size yaptığı bu iyiliği unutmamanız anlamına geliyor. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, bugünkü bölümümüz burada bitti. Umarım faydalı olmuştur, umarım anlamışsınızdır. Kendinize iyi bakın, hoşça kalın.