×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Nur's Turkish Coffee, My Diary-Günlüğüm

My Diary-Günlüğüm

GÜNLÜK

Yeni bir bölümle karşınızdayım. Bugün sizlerle günlük tutmak hakkında konuşacağım. Günlük kelimesinin ne olduğunu size şöyle açıklayabilirim. Bir defter düşünün. Her akşam o deftere o gün ne yaptığınızı yazıyorsunuz,o gün yaşadıklarınızı yazıyorsunuz.Bu deftere günlük deniyor. Günlük tutmak ise günlük yazmak demek. Yani günlük tutmak, günlük yazmak aynı şey, aynı anlama geliyor.

Ben küçükken çok fazla günlük tutardım. Yazmayı öğrendikten bir süre sonra günlük tutmaya başladım. Hatta günlüğüme bir isim bile vermiştim. Evet, günlüğümün ismi "Papatya"ydı. Papatya bir çiçek ismi. Günlüğüm o zamanlar arkadaşım gibi olmuştu. Bir sorunum olduğunda içimi hep günlüğüme dökerdim. Bu arada içini dökmek önemli bir deyim. İçini dökmek demek birine derdini, sıkıntını, problemini anlatmak demek. Mesela işyerinde yani çalıştığın yerde biriyle kavga ettin, çok sinirlendin, çok kızdın. Eve geldin ve bunu eşine anlattın. Bu sıkıntını , bu derdini eşinle paylaştın, yani ona içini döktün. Ben de böyle günlüğüme içimi döküyordum. Yani sıkıntılarımı, problemlerimi günlüğüme yazıyordum, günlüğümle paylaşıyordum. Bu bölümün sonunda da sizinle küçükken yazdığım sayfalardan bazılarını paylaşacağım.

Siz de günlük tutuyor musunuz? Ya da küçükken tutmuş muydunuz?

Günlük tutmanın en kötü yanı nedir biliyor musunuz? Eğer önceden günlük tuttuysanız veya şu anda tutuyorsanız bu sorunun cevabını bilirsiniz. Günlük tutmanın en kötü yanı o günlüğü başkalarının okumasıdır. Ben de bu sorunu çok defa yaşadım maalesef.

Mesela annem sürekli gizli gizli günlüğümü okurdu. Kardeşlerim de sürekli benden izinsiz günlüğümü karıştırırlardı. Yani bakarlardı, incelerlerdi, okurlardı. Hatta kardeşlerimden bir tanesi bazı sayfaları ezberlemişti. Yani bakmadan , ezberden, zihninden okuyabiliyordu . Çok komik değil mi?

Ben tabii ki bu duruma çok sinirlenirdim. Herkes günlüğümü okuyordu. Heyecanla yeni bölümleri, yeni sayfaları bekliyorlardı, sanki bir dizinin yeni bölümünü bekliyorlarmış gibi. Ama ben günlüğümle sırlarımı paylaşıyordum, yani ona hiç kimseye söylemediğim şeyleri söylüyordum. O yüzden kimsenin okumasını istemiyordum. Bu duruma bir çare bulmak istedim. Yani bu sorunu çözmek istedim. O yüzden kendime benden başka hiç kimsenin anlayamayacağı bir alfabe oluşturdum. Bunu hemen hemen herkes yapmıştır çocukken. Ben de yaptım. Çok eğlenceliydi. Bütün harfleri tek tek yazdım,ezberledim ve bundan sonra günlüğümü o alfabeyle yazmaya başladım.O alfabeyi kullanarak yazmaya başladım. Ve benden başka hiç kimse okuyamadı. Çünkü Türk alfabesiyle değil kendi alfabemle yazmıştım. Bu sorunu da bu şekilde çözmüş oldum. Bu problemden kurtulmuş oldum. Şu anda artık günlük tutmuyorum ama hala o alfabeyle yazı yazıp, yazdıklarımı okuyabiliyorum.

Şimdi size biraz da günlük tutmanın faydalarından bahsetmek istiyorum. Günlük tutmanın pek çok faydası var. Bunlardan biri yazma becerilerinizi geliştirmesi. Günlük adı üstünde günü gününe, yani her gün yapılan şey demektir. Her gün günlük yazarsanız da yazma becerileriniz ister istemez gelişecektir.

Bir diğer faydası ise stresi azaltması. Bildiğiniz gibi, günlük hayatta çok fazla strese maruz kalıyoruz. Bizi strese sokacak çok fazla durum oluyor. Günlük tutmak düşüncelerimizi, hislerimizi yazmamızı sağladığı için bizi rahatlatıyor, stresimizi azaltıyor.

Ayrıca günlük tuttuğumuzda, yıllar sonra günlüğümüzü tekrardan okuyup o zamanki düşüncelerimizi, hislerimizi, yaşadığımız şeyleri hatırlayabiliyoruz.

Türkçe öğrenirken de Türkçe bir günlük tutmaya çalışarak yazma becerilerinizi geliştirebilirsiniz. Ayrıca yeni kelimeler öğrenmenize de çok faydası olacaktır. Çünkü her gün yeni bir şeyler yaşıyorsunuz ve bu yeni şeyleri günlüğünüze anlatmak için yeni kelimelere ihtiyacınız olabilir. Ve böylelikle de yeni kelimeler öğrenebilirsiniz günlüğünüzü yazarken.O yüzden az da olsa her gün günlük yazmakta fayda var. Bunu deneyebilirsiniz.

Evet, yavaş yavaş programımızın sonuna geliyoruz. Şimdi sizinle kendi günlüğümden, çocukluğumda yazdığım sayfalardan bazılarını paylaşmak istiyorum. Tabii o zamanlar çocuk olduğum için basit bir dil kullanmışım. Kolay bir dil kullanmışım.Bu da sizin daha rahat anlamanızı sağlayacaktır. O zaman başlayalım...

---

06/12/2004

Altı -Aralık-İki bin dört

Günlüğüm,

Bugün okuldan sonra arkadaşıma gittim. Onunla oyun oynadım. Eve geldim. Sonra gazete vermek için Zehra Teyze'lerin evine gittim. Kapıda onların kedisi vardı. Beni tırmalamaya çalıştı. Kaçtım. Neyse eve geldim. Akşam oldu. Babamla pastaneye gittik. Kocaman bir pastayla eve döndük. Dişimi fırçalayıp yattım.

Hoşça kal!

---

15/01/2004

On beş-Ocak-İki bin dört

Sevgili Günlüğüm,

Bu sabah bol bol çizgi film izledim. Kahvaltıda da salamla kaşar peyniri yedim. Günler güzel geçiyor. Hayat devam ediyor.Ayşe ve Zehra adlı iki arkadaşım bugün bize geldiler. Akşama kadar oynadık.Sonra ben kendime bir cappichino hazırladım. Bir yandan capichino'yu yudumlarken, bir yandan da "Sihirli Annem" i büyük bir keyifle izledim.

---

22/12/2004

Yirmi iki -Aralık-İki bin dört

İçimi döktüğüm günlüğüm,

Bugün Elif'e kırgınım. Bugün öğretmenin bize verdiği ödevi yapmak için onlara gittik. El resmi kesip boyayacaktık. Elif'in yaptıkları biraz güzel oldu. Ama benimkiler daha güzeldi. Elif bunu çekemedi, kıskandı.Ve bana "Nur, seninkiler çok çirkin oluyor. Bırak ben yapayım!" dedi.

Ondan böyle bir şey beklemiyordum. Çok üzüldüm. Sonra eve geldim. Babam bana "Kızım sen ondan daha üstünsün, onun o çirkin sözleriyle kendini üzme! " dedi.

Ayrıca bugün babam para kazandı. Canım babam bize pasta aldı. Ben pastacının hesap makinesinden daha hızlı hesapladım. Bana "aferin" dediler.

Güle Güle

---

4/2/2005

Dört-Şubat-İki bin beş

Sevgili Günlük,

Bugün okulda kendimi çok yalnız hissettim. En sevdiğim arkadaşım Büşra artık en çok beni sevmiyordu. O da yalan bir dostmuş. İnsanın çok az gerçek dostu var.

Hoşça kal!

---

Evet sanırım bu kadar yeterli. Bunları yazarken 8 -10 sekiz-on yaşlarındaydım. O yüzden biraz sıkıcı olabilir. Çok renkli bir hayatım yoktu. Günlüğümü okurken şunu fark ettim; Genellikle mutsuzken, üzgünken günlük yazmışım. Mutluyken , her şey yolundayken kalemi elime almak gelmemiş aklıma. Aldıysam bile hızlı hızlı bir şeyler karalamışım, bir şeyler yazmışım. Üzüntü her ne kadar kötü bir şeymiş gibi görünse de diğer insanlara yaptığı gibi beni de farklı alanlarda beslemiş, farklı alanlarda geliştirmiş. ortaya bir şeyler koymama yardım etmiş. O zaman iyi ki üzüntü beni bulmuş. iyi ki üzülmüşüm.

Küçükken çok küçük şeylerden mutlu olabiliyormuşum , ya da çok gereksiz şeyleri kafamda büyütebiliyormuşum. Ama en önemlisi ne kadar da masummuşum. Adı üstünde çocukmuşum.İyi ki bu günlüğü yazmışım. Çocuk beni hatırlamışım. Çocukluğun nasıl bir şey olduğunu hatırlamışım.. Az önce de dediğim gibi, iyi ki bu günlüğü yazmışım,iyi ki bugüne kadar saklamışım ve iyi ki sizinle paylaşmışım.


My Diary-Günlüğüm

GÜNLÜK DIARY

Yeni bir bölümle karşınızdayım. I'm here with a new section. Bugün sizlerle günlük tutmak hakkında konuşacağım. I'm going to talk to you today about keeping a diary. Günlük kelimesinin ne olduğunu size şöyle açıklayabilirim. I can explain to you what the word diary is. Bir defter düşünün. Think of a notebook. Her akşam o deftere o gün ne yaptığınızı yazıyorsunuz,o gün yaşadıklarınızı yazıyorsunuz.Bu deftere günlük deniyor. Every night you write that book what you did that day, you write what you experienced that day. Günlük tutmak ise günlük yazmak demek. Keeping a diary means writing a diary. Yani günlük tutmak, günlük yazmak aynı şey, aynı anlama geliyor. So keeping a diary, writing a diary means the same thing, the same.

Ben küçükken çok fazla günlük tutardım. I used to keep a lot of diaries when I was little. Yazmayı öğrendikten bir süre sonra günlük tutmaya başladım. After learning to write, I started to keep a diary. Hatta günlüğüme bir isim bile vermiştim. I even gave my diary a name. Evet, günlüğümün ismi "Papatya"ydı. Yeah, my diary was called "Daisy." Papatya bir çiçek ismi. Daisy is the name of a flower. Günlüğüm o zamanlar arkadaşım gibi olmuştu. My diary was like my friend back then. Bir sorunum olduğunda içimi hep günlüğüme dökerdim. Whenever I had a problem, Bu arada içini dökmek önemli bir deyim. By the way, it's an important statement. İçini dökmek demek birine derdini, sıkıntını, problemini anlatmak demek. Pouring a sigh means telling someone a problem, a problem, a problem. Mesela işyerinde yani çalıştığın yerde biriyle kavga ettin, çok sinirlendin, çok kızdın. For example, at work, where you work, you fought someone, you got very angry, you were very angry. Eve geldin ve bunu eşine anlattın. You came home and told your wife. Bu sıkıntını , bu derdini eşinle paylaştın, yani ona içini döktün. You shared this distress, this problem with your wife, so you poured her out. Ben de böyle günlüğüme içimi döküyordum. That's what I was pouring into my diary. Yani sıkıntılarımı, problemlerimi günlüğüme yazıyordum, günlüğümle paylaşıyordum. So I was writing my problems, problems in my diary, I was sharing my diary. Bu bölümün sonunda da sizinle küçükken yazdığım sayfalardan bazılarını paylaşacağım. At the end of this section I will share with you some of the pages I wrote when I was little.

Siz de günlük tutuyor musunuz? Do you keep a diary? Ya da küçükken tutmuş muydunuz? Or did you hold it when you were little?

Günlük tutmanın en kötü yanı nedir biliyor musunuz? Do you know what's the worst part of keeping a diary? Eğer önceden günlük tuttuysanız veya şu anda tutuyorsanız bu sorunun cevabını bilirsiniz. If you have kept a diary in advance, or if you are currently keeping it, you know the answer to this question. Günlük tutmanın en kötü yanı o günlüğü başkalarının okumasıdır. The worst part of keeping a diary is that others read it. Ben de bu sorunu çok defa yaşadım maalesef. I've had this problem many times, unfortunately.

Mesela annem sürekli gizli gizli  günlüğümü okurdu. For example, my mother used to read my secret diary. Kardeşlerim de sürekli benden izinsiz günlüğümü karıştırırlardı. My brothers used to mess with my diary without permission from me. Yani bakarlardı, incelerlerdi, okurlardı. So they would look at it, examine it, read it. Hatta kardeşlerimden bir tanesi bazı sayfaları ezberlemişti. One of my brothers even memorized some pages. Yani bakmadan , ezberden, zihninden okuyabiliyordu . So he could read it without looking, by heart, by mind. Çok komik değil mi? Isn't that funny?

Ben tabii ki bu duruma çok sinirlenirdim. Of course I would be very angry. Herkes günlüğümü okuyordu. Everyone was reading my diary. Heyecanla yeni bölümleri, yeni sayfaları bekliyorlardı, sanki bir dizinin yeni bölümünü bekliyorlarmış gibi. They were excitedly waiting for new episodes, new pages, as if they were waiting for a new episode of a series. Ama ben günlüğümle sırlarımı paylaşıyordum, yani ona hiç kimseye söylemediğim şeyleri söylüyordum. But I was sharing my secrets in my diary, so I was telling her things I never told anyone. O yüzden kimsenin okumasını istemiyordum. So I didn't want anyone to read it. Bu duruma bir çare bulmak istedim. I wanted to find a cure. Yani bu sorunu çözmek istedim. So I wanted to solve this problem. O yüzden kendime benden başka hiç kimsenin anlayamayacağı bir alfabe oluşturdum. So I created myself an alphabet that no one but me could understand. Bunu hemen hemen herkes yapmıştır çocukken. Almost everyone has done it as a child. Ben de yaptım. I did too. Çok eğlenceliydi. That was so fun. Bütün harfleri tek tek yazdım,ezberledim ve bundan sonra günlüğümü o alfabeyle yazmaya başladım.O alfabeyi kullanarak yazmaya başladım. I wrote all the letters one by one, I memorized and after that I started to write my diary with that alphabet. Ve benden başka hiç kimse okuyamadı. And no one but me could read it. Çünkü Türk alfabesiyle değil kendi alfabemle yazmıştım. Because I wrote in my own alphabet, not the Turkish alphabet. Bu sorunu da bu şekilde çözmüş oldum. That's how I solved this problem. Bu problemden kurtulmuş oldum. I got rid of this problem. Şu anda artık günlük tutmuyorum ama hala o alfabeyle yazı yazıp, yazdıklarımı okuyabiliyorum. Now I don't keep a diary anymore, but I can still write and read what I write.

Şimdi size biraz da günlük tutmanın faydalarından bahsetmek istiyorum. Now I want to tell you a little bit about the benefits of keeping a diary. Günlük tutmanın pek çok faydası var. There are many benefits of keeping a diary. Bunlardan biri yazma becerilerinizi geliştirmesi. One of them is to improve your writing skills. Günlük adı üstünde günü gününe, yani her gün yapılan şey demektir. The name of the log is on the day to day, which means that every day is done. Her gün günlük yazarsanız da yazma becerileriniz ister istemez gelişecektir. If you write daily, your writing skills will develop inevitably.

Bir diğer faydası ise stresi azaltması. Another benefit is reducing stress. Bildiğiniz gibi, günlük hayatta çok fazla strese maruz kalıyoruz. As you know, we are exposed to a lot of stress in daily life. Bizi strese sokacak çok fazla durum oluyor. There are too many situations that put us under stress. Günlük tutmak düşüncelerimizi, hislerimizi yazmamızı sağladığı için bizi rahatlatıyor, stresimizi azaltıyor. Keeping a diary helps us to write down our thoughts and feelings, so it relieves us and reduces stress.

Ayrıca günlük tuttuğumuzda, yıllar sonra günlüğümüzü tekrardan okuyup o zamanki düşüncelerimizi, hislerimizi, yaşadığımız şeyleri hatırlayabiliyoruz. In addition, when we keep a diary, we can read our diary again after many years and remember our thoughts, feelings, things we experienced.

Türkçe öğrenirken de Türkçe bir günlük tutmaya çalışarak yazma becerilerinizi geliştirebilirsiniz. While learning Turkish, you can improve your writing skills by trying to keep a diary in Turkish. Ayrıca yeni kelimeler öğrenmenize de çok faydası olacaktır. It will also help you learn new words. Çünkü her gün yeni bir şeyler yaşıyorsunuz ve bu yeni şeyleri günlüğünüze anlatmak için yeni kelimelere ihtiyacınız olabilir. Because you have something new every day, and you might need new words to explain these new things to your diary. Ve böylelikle de yeni kelimeler öğrenebilirsiniz günlüğünüzü yazarken.O yüzden az da olsa her gün günlük yazmakta fayda var. And so you can learn new words while you write your diary. Bunu deneyebilirsiniz. You can try it.

Evet, yavaş yavaş programımızın sonuna geliyoruz. Yeah, we're slowly coming to the end of our program. Şimdi sizinle kendi günlüğümden, çocukluğumda yazdığım sayfalardan bazılarını paylaşmak istiyorum. Now I want to share with you some of my own diary, some of the pages I wrote in my childhood. Tabii o zamanlar çocuk olduğum için basit bir dil kullanmışım. Of course, since I was a child, I used a simple language. Tabii o zamanlar çocuk olduğum için basit bir dil kullanmışım. Kolay bir dil kullanmışım.Bu da sizin daha rahat anlamanızı sağlayacaktır. Ich habe eine einfache Sprache verwendet, die Ihnen das Verständnis erleichtern wird. I used an easy language. This will help you to understand more easily. O zaman başlayalım... Lets start then...

---

06/12/2004 06/12/2004

Altı -Aralık-İki bin dört Six-December-Two thousand four

Günlüğüm, my diary,

Bugün okuldan sonra arkadaşıma gittim. I went to my friend after school today. Onunla oyun oynadım. I played with him. Eve geldim. I came home. Sonra gazete vermek için Zehra Teyze'lerin evine gittim. Then I went to Aunt Zehra's house to give a newspaper. Kapıda onların  kedisi vardı. They had their cat at the door. Beni tırmalamaya çalıştı. He tried to scratch me. Kaçtım. I ran. Neyse eve geldim. Anyway, I came home. Akşam oldu. There was evening. Babamla pastaneye gittik. Dad and I went to the bakery. Kocaman bir pastayla eve döndük. We came home with a big cake. Dişimi fırçalayıp yattım. I brushed my teeth and went to bed.

Hoşça kal! Bye!

---

15/01/2004 15/01/2004

On beş-Ocak-İki bin dört Fifteen-January-Two thousand four

Sevgili Günlüğüm, Dear Diary,

Bu sabah bol bol çizgi film izledim. I watched lots of cartoons this morning. Kahvaltıda da salamla kaşar peyniri yedim. For breakfast I ate salami and cheddar cheese. Günler güzel geçiyor. The days are going well. Hayat devam ediyor.Ayşe ve Zehra adlı iki arkadaşım bugün bize geldiler. Life continues. My two friends, Ayşe and Zehra, came to us today. Akşama kadar oynadık.Sonra ben kendime bir cappichino hazırladım. Then I made myself a cappichino. Bir yandan capichino'yu yudumlarken, bir yandan da "Sihirli Annem" i büyük bir keyifle izledim. While sipping Capichino, I watched "My Magic Mother" with great pleasure.

---

22/12/2004 22/12/2004

Yirmi iki -Aralık-İki bin dört Twenty-two-December-Two thousand four

İçimi döktüğüm günlüğüm, My diary,

Bugün Elif'e kırgınım. Bugün öğretmenin bize verdiği ödevi yapmak için onlara gittik. Today I went to Elif to do the homework the teacher gave us today. El resmi kesip boyayacaktık. We would cut and paint the hand picture. Elif'in yaptıkları biraz güzel oldu. What Elif did was nice. Ama benimkiler daha güzeldi. But mine was better. Elif bunu çekemedi, kıskandı.Ve bana "Nur, seninkiler çok çirkin oluyor. Elif could not pull it, jealous.And me, "Nur, yours are very ugly. Bırak ben yapayım!" Let me do it! " dedi. said.

Ondan böyle bir şey beklemiyordum. I didn't expect that from her. Çok üzüldüm. I was very sorry. Sonra eve geldim. Then I came home. Babam bana "Kızım sen ondan daha üstünsün, onun o çirkin sözleriyle kendini üzme! " My father said to me, "My daughter, you are better than her, don't upset her with her ugly words!" dedi.

Ayrıca bugün babam para kazandı. Besides, my dad made money today. Canım babam bize pasta aldı. My father bought us a cake. Ben pastacının hesap makinesinden daha hızlı hesapladım. I calculated it faster than the pie maker's calculator. Bana "aferin" dediler. They called me "well done."

Güle Güle Bye

---

4/2/2005 4/2/2005

Dört-Şubat-İki bin beş Fourth-February-Two thousand five

Sevgili Günlük, Dear Diary,

Bugün okulda kendimi çok yalnız hissettim. I felt very lonely at school today. En sevdiğim arkadaşım Büşra artık en çok beni sevmiyordu. My favorite friend Büşra didn't love me anymore. O da yalan bir dostmuş. He was a lying friend. İnsanın çok az gerçek dostu var. A man has very few true friends.

Hoşça kal! Goodbye!

---

Evet sanırım bu kadar yeterli. Yeah, I guess that's enough. Bunları yazarken 8 -10 sekiz-on  yaşlarındaydım. I was 8 -10 eight-ten years old. O yüzden biraz sıkıcı olabilir. So it can be a bit boring. Çok renkli bir hayatım yoktu. I didn't have a very colorful life. Günlüğümü okurken şunu fark ettim; Genellikle mutsuzken, üzgünken günlük yazmışım. While reading my diary, I noticed that; I usually write diaries when I'm sad, sad. Mutluyken , her şey yolundayken kalemi elime almak gelmemiş aklıma. When I was happy, when I was all right, I did not think of taking the pen. Aldıysam bile hızlı hızlı bir şeyler karalamışım, bir şeyler yazmışım. Even if I did, I quickly scribbled something, wrote something. Üzüntü her ne kadar kötü bir şeymiş gibi görünse de diğer insanlara yaptığı gibi beni de farklı alanlarda beslemiş, farklı alanlarda geliştirmiş. Although sadness seems to be a bad thing, it has fed me in different areas as it has done to other people and has developed in different areas. ortaya bir şeyler koymama yardım etmiş. He helped me put things together. O zaman iyi ki üzüntü beni bulmuş. Then I'm glad the sadness found me. iyi ki üzülmüşüm. Good thing I'm sorry.

Küçükken çok küçük şeylerden mutlu olabiliyormuşum , ya da çok gereksiz şeyleri kafamda büyütebiliyormuşum. When I was little, I could be happy with very little things, or I could grow very unnecessary things in my head. Ama en önemlisi ne kadar da masummuşum. But most importantly, how innocent I was. Adı üstünde çocukmuşum.İyi ki bu günlüğü yazmışım. Good thing I wrote this diary. Çocuk beni hatırlamışım. Boy, I remembered me. Çocukluğun nasıl bir şey olduğunu hatırlamışım.. Az önce de dediğim gibi, iyi ki bu günlüğü yazmışım,iyi ki bugüne kadar saklamışım ve iyi ki sizinle paylaşmışım. I remembered what childhood was like .. As I said just before, I am glad I wrote this diary, I am glad that I have kept it to this day and I am glad that I shared it with you.