×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Nur's Turkish Coffee, How To Learn Turkish? Nasıl Türkçe Öğrenirsin?

How To Learn Turkish? Nasıl Türkçe Öğrenirsin?

Merhaba arkadaşlar.Programın ilk bölümüne hoş geldiniz. Bu programı Türkçe öğrenenler , özellikle de orta seviyede Türkçe öğrenmiş olanlar için hazırlıyorum. Bu programda normalden daha yavaş konuşuyorum ve daha basit kelimeler kullanıyorum.Bu program ile dinleme becerilerinizi geliştirebilirsiniz. Bir bölümü birden fazla kez dinlemenizi tavsiye ediyorum. Eğer Türkçeniz çok iyi değilse , korkmayın. İnternet siteme giderek sizler için hazırladığım transkript ve çevirilere bakabilirsiniz. Aynı anda hem dinleyip hem de transkriptleri okuyabilirsiniz. Bu, anlamanıza yardımcı olacaktır.

Dersimize başlamadan önce kendimi tanıtayım, benim adım Nur.Türk'üm. İstanbul'da yaşıyorum. Bu programı orta seviyedeki öğrenciler için hazırlıyorum. Yani başlangıç seviyesindeyseniz, bu program sizin için çok faydalı olmayabilir.

Öncelikle ilerde bahsedeceğim ve anlamını bilmediğinizi düşündüğüm kelimeleri açıklamakla başlamak istiyorum.

Birinci kelimemiz "bol bol" kelimesi.Bol bol demek yani, çok fazla demek, çok sık demek. Mesela “Spor yaparken bol bol su içerim.” ya da “Yazın bol bol kitap okurum.” gibi cümleler kurabiliriz.

İkinci kelimemiz "zor gelmek" . Zor gelmek demek bir şeyi yapmakta zorlanmak demek. Yani o şeyi kolay kolay yapamamak demek, yaparken sıkıntı yaşamak demek , çaba sarf etmek zorunda kalmak demek. Mesela” Matematik bana çok zor geliyor, anlamıyorum” diye bir cümle kurabiliriz. Ya da “Araba sürmek bana çok zor geliyor, süremiyorum, sürmeyi beceremiyorum. ” Bu cümleleri örnek olarak kullanabiliriz.

Üçüncü kelimemizse "başarısızlık". Başarısızlık demek bir konuda başarılı olamamak demek.Yani mesela bir yarıştaysanız o yarışı kazanamadıysanız başarısız olmuşsunuz demektir. “Ben üniversiteyi kazanamadım, başarısız oldum.” ya da “Türkçe konuşamıyorum, Türkçeyi öğrenmekte başarısız oldum.” gibi cümleler kurabiliriz.

Sondan bir önceki kelimemiz ise "hayal kırıklığı".Hayal kırıklığı demek; mesela bir hayaliniz var,yani çok yapmak istediğiniz bi şey var.Mesela doktor olmak istiyorsunuz. Bu hayalinizi gerçekleştirmek için de üniversite sınavına giriyorsunuz. Doktor olmak için sınavdan mesela DOKSAN almanız gerekiyor ama siz ELLİ aldınız. Yani başarısız oldunuz. Hayalinizi gerçekleştiremediniz. Hayal kırıklığı yaşadınız. İşte hayal kırıklığı bu anlama geliyor.

Son kelimemizse "sadece" kelimesi. Çok sık kullanılan bir kelime bu.Sadece demek yalnızca demek.Mesela biri geldi, size sordu, “Çay ve kurabiye ister misiniz?” Siz de dediniz ki ” Kurabiye istemiyorum, sadece çay alayım”. Yani sadece çay istiyorum, yanında başka bir şey istemiyorum.

Ya da mesela pazara gidip bir şeyler satın alacaksınız.Ama küçük kardeşiniz ve anneniz de sizinle gelmek istiyor. Siz de diyorsunuz ki annenize, ” Anne, sadece sen gel. Kardeşim gelmesin. Tek sen gel. Sadece sen gel. “ Bu kelimeleri anladıysanız, hadi o zaman ilk bölümümüzle başlayalım. İlk bölümümüzün konusu Türkçeyi nasıl öğrenirsin? Yeni bir dil öğrenmek çoğu insan için çok zor. Ama siz şu anda bu programı dinliyor ve anlıyorsanız, zaten iyi seviyede Türkçe biliyorsunuz demektir. Bütün yabancı arkadaşlarım bana “Nasıl Türkçe öğrenebilirim?” diye soruyor.Açıkçası bilmiyorum, ben hiç Türkçe öğrenmedim.Türkçe benim ana dilim.Ama başka dilleri öğrendim. Bu yüzden bu dilleri öğrenirken kullandığım yöntemleri, teknikleri sizlerle paylaşacağım.

Dinleme, konuşma, okuma ve yazma . Bunlar dil öğrenmek için kullandığımız DÖRT beceri.

Öncelikle dinleme ile başlayalım. Tabii ki bu becerilerin hepsi önemli. Ama bence en önemli olanı dinleme. Dinleme ve dinlediğini anlama O yüzden bence dil öğrenmeye başlarken öncelikle dinlemeye ve yeni kelimeler öğrenmeye odaklanmalıyız. Dil öğrenmeye yeni başlarken bol bol dinleme yapmak çok önemli. Anlamasak bile o dilde şarkılar dinlemek,diziler izlemek kulaklarımızın o dile alışmasına ve o dili tanımamıza yardımcı olacaktır. Tabii ki bu programı da dinleme egzersizleriniz için kullanabilirsiniz.

Bu becerilerden ikincisi ise konuşma. Bazı insanlar dili öğrenmeye başlar başlamaz konuşma egzersizleri yapmamız gerektiğini düşünüyorlar Ben şahsen bu görüşe katılmıyorum ve maalesef bu teknik bende pek işe yaramıyor. Bana zor geliyor. Bence konuşmaya başlamadan önce bol bol dinleme egzersizleri yapılmalı ve yeni kelimeler öğrenilmeli. Belli bir süre dile çalıştıktan sonra, dili tanıdıktan sonra konuşma egzersizleri yapmak bence çok daha faydalı.

Nasıl konuşma egzersizleri yapacağımız konusuna gelirsek, internette dil değişimi için pek çok uygulama var. Bunları kullanarak Türklerle tanışabilir ve konuşabilirsiniz. Ben mesela en yakın arkadaşlarımdan biriyle bu uygulamalardan birinde tanıştım. O yüzden size kesinlikle tavsiye ediyorum. Ya da internetteki öğretmenlerden dersler alıp onlarla Türkçe konuşabilirsiniz.

Okuma becerisine gelecek olursak, bu konuda en önemli olan şey seviyenize uygun içerikler bulmak. Mesela bir kitap aldınız ve okumaya başladınız. Ama bu kitap size çok zor geldi, çok zorlandınız.Anlamadığınız bir sürü kelime var. Bu yüzden sürekli sözlüğe bakmak zorunda kaldınız. Ama bir süre sonra bundan çok sıkıldınız . Sürekli sözlüğe bakmak zorunda kalmaktan çok sıkıldınız.Ve kitabı bir kenara attınız. Yani okumayı bıraktınız.

Böyle durumlarla karşılaşmamak için kendinize uygun içerikler seçmeniz çok önemli.Mesela başlangıç seviyesindeyseniz çocuk kitaplarıyla başlayabilirsiniz. Ben şahsen dil öğrenirken çocuk kitapları okumayı ve çizgi film izlemeyi çok sevmezdim.Çok sıkılırdım .Çocuk kitapları olduğu için ilgimi çekmezdi, hoşuma gitmezdi. Dürüst olmak gerekirse o kitapların çok basit olduğunu, kolay olduğunu, benim seviyemin daha yüksek olduğunu düşünürdüm.Ama başlangıç seviyesindeyim yani o dilde çok iyi değildim, sadece esas şeyleri, basit şeyleri biliyordum. Ama mesela bir roman okumak isterdim. Okumaya başlardım ama hiç bir şey anlamazdım.Bu da bana faydalı olmazdı. Hep seviyemden yüksek şeyler okumaya çalışırdım ve bu yüzden hep başarısızlıkla sonuçlanırdı.Bu da benim motivasyonumu düşürürdü ve hevesimi kırardı. Yani okuma isteğimi azaltırdı. Ama eğer seviyeme uygun kitaplar seçseydim, çocuk kitapları gibi, okuduğumu anlardım ve daha çok fayda görürdüm. Bu yüzden hoşunuza gitmese bile başlangıç seviyesindeyseniz çocuk kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum.

Son becerimize gelirsek bu da yazma becerisi. Yazma becerilerinizi günlük tutarak, veya o dili konuşan arkadaşlarınıza mesajlar atarak geliştirebilirsiniz.

İlginizi çeken konular hakkında makaleler yazmayı deneyebilirsiniz.

Eğer Türk birini bulup bu yazdıklarınızı ona okutursanız, o da böyle kontrol ederse ve hatalarınızı düzeltirse, bu sizin için çok çok daha faydalı olacaktır.

Evet, dil öğrenme becerileri bu kadar. Hepsine ayrı ayrı çok çalışmak lazım .Yani sadece dizi izleyerek dil öğrenmek biraz zor. Ya da sadece gramer çalışarak. Bu DÖRT becerinin hangilerini ne sıklıkla kullanacağınız da size kalmış bir şey. Mesela dil öğrenmeye yeni başlıyorsanız , ilk başlarda dinleme ve okumaya odaklanıp bir kaç ay sonra konuşmaya ve yazmaya yoğunlaşabilirsiniz.

Eğer siz bir dili öğrenmeyi istemezseniz o dili size bir öğretmen , bir okul, bir program, ya da bir kitap öğretemez. Dil öğrenmek gerçekten çok vakit ve çok çaba gerektiren bir iş. O yüzden her gün az da olsa çalışmak gerek. Eğer bir okula veya kursa gitmiyorsanız, evde kendi kendinize öğreniyorsanız kendinize bir dil öğrenme rutini oluşturmanızı tavsiye ediyorum. Hangi şekilde daha kolay öğreniyorsunuz, hangi yöntemler sizde daha çok işe yarıyor bunları keşfetmelisiniz. Mesela bir arkadaşınız bir dili sadece dizi izleyerek öğrenmiş olabilir. Ya da bir başkası sadece konuşmaya çalışarak, hiç kitap açmadan öğrenmiş olabilir. Bir başkası da bu dili telefonuna indirdiği bir uygulamadan öğrenmiş olabilir. Ama bu yöntemler sizde işe yaramayabilir. Onlarda işe yaradı diye sizde de işe yarayacak diye bir şey yok. Sizin de bu yöntemleri araştırmanız, uygulamanız ve hangisi daha çok işe yarıyor, hangisiyle daha çok kolay öğreniyorsunuz bunları test etmeniz gerekiyor. Çünkü her insan birbirinden farklıdır, herkesin anlama kabiliyeti farklıdır. Dolayısıyla herkese faydalı olacak yöntem de farklıdır. Dil öğrenmenin en kolay yolu diye bir şey yoktur. Çünkü bu yol herkes için farklıdır. Dediğim gibi kimisi konuşarak daha kolay öğrenir, kimisi yazarak kimisi çizerek… Bunu sizin keşfetmeniz gerekir ve kendinize bir çalışma rutini oluşturmanız gerekir. Bu rutine sahip değilseniz, bu rutini nasıl oluşturacağınız konusunda da ileriki bölümlerde daha ayrıntılı bir şekilde konuşacağız.

Evet arkadaşlar bugünkü bölümümüz bu kadardı, dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bu programla ilgili düşüncelerinizi yorumlara yazabilirsiniz. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, hoşça kalın!


How To Learn Turkish? Nasıl Türkçe Öğrenirsin? How To Learn Turkish? How Do You Learn Turkish? Como aprender turco? Como você aprende turco? How To Learn Turkish? Nasıl Türkçe Öğrenirsin?

Merhaba arkadaşlar.Programın ilk bölümüne hoş geldiniz. Hallo Freunde, willkommen zum ersten Teil des Programms. Hello friends. Welcome to the first part of the program. Hola amigos, bienvenidos a la primera parte del programa. Olá amigos, bem-vindos à primeira parte do programa. Bu programı Türkçe öğrenenler , özellikle de orta seviyede Türkçe öğrenmiş olanlar için hazırlıyorum. Ich bereite dieses Programm für diejenigen vor, die Türkisch lernen, insbesondere für diejenigen, die Türkisch auf mittlerem Niveau gelernt haben. I am preparing this program for Turkish learners, especially those who have learned intermediate level Turkish. Estoy preparando este programa para aquellos que aprenden turco, especialmente aquellos que han aprendido turco a nivel intermedio. Je prépare ce programme pour ceux qui apprennent le turc, en particulier ceux qui ont appris le turc au niveau intermédiaire. Я готовлю эту программу для тех, кто изучает турецкий язык, особенно для тех, кто выучил турецкий язык на среднем уровне. Bu programda normalden daha yavaş konuşuyorum ve daha basit kelimeler kullanıyorum.Bu program ile dinleme becerilerinizi geliştirebilirsiniz. In diesem Programm spreche ich langsamer als normal und verwende einfachere Wörter. Mit diesem Programm können Sie Ihr Hörverständnis verbessern. In this program I speak slower than normal and use simple words. With this program you can improve your listening skills. En este programa, hablo más lento de lo habitual y uso palabras más simples.Puedes mejorar tus habilidades auditivas con este programa. Dans ce programme, je parle plus lentement que d'habitude et j'utilise des mots plus simples. Vous pouvez améliorer vos capacités d'écoute avec ce programme. Bir bölümü birden fazla kez dinlemenizi tavsiye ediyorum. Ich empfehle Ihnen, eine Episode mehr als einmal anzuhören. I recommend listening to a section more than once. Te recomiendo que escuches un episodio más de una vez. Eğer Türkçeniz çok iyi değilse , korkmayın. Wenn Ihr Türkisch nicht sehr gut ist, haben Sie keine Angst. If your Turkish is not very good, do not be afraid. Si tu turco no es muy bueno, no tengas miedo. İnternet siteme giderek sizler için hazırladığım transkript ve çevirilere bakabilirsiniz. Sie können auf meine Website gehen und sich die Transkripte und Übersetzungen ansehen, die ich für Sie vorbereitet habe. You can go to my website and see the transcripts and translations I have prepared for you. Puede ir a mi sitio web y ver las transcripciones y traducciones que he preparado para usted. Vous pouvez consulter les transcriptions et les traductions que j'ai préparées pour vous en vous rendant sur mon site Web. Aynı anda hem dinleyip hem de transkriptleri okuyabilirsiniz. You can listen and read transcripts at the same time. Puede escuchar y leer transcripciones al mismo tiempo. Vous pouvez écouter et lire les transcriptions en même temps. Bu, anlamanıza yardımcı olacaktır. Dies wird Ihnen helfen zu verstehen. This will help you understand. Esto te ayudará a comprender. Cela vous aidera à comprendre.

Dersimize başlamadan önce kendimi tanıtayım, benim adım Nur.Türk'üm. Let me introduce myself before I start my class, my name is Nur.Türk. Antes de comenzar nuestra lección, permítame presentarme, mi nombre es Nur. İstanbul'da yaşıyorum. I live in Istanbul. Yo vivo en Estambul. Bu programı orta seviyedeki öğrenciler için hazırlıyorum. I am preparing this program for intermediate students. Estoy preparando este programa para estudiantes intermedios. Je prépare ce programme pour les étudiants intermédiaires. Yani başlangıç seviyesindeyseniz, bu program sizin için çok faydalı olmayabilir. So if you are beginner, this program may not be very useful to you. Entonces, si eres un principiante, este programa puede no ser muy útil para ti. Donc, si vous êtes débutant, ce programme peut ne pas vous être très utile. Так что, если вы новичок, эта программа может оказаться для вас не очень полезной.

Öncelikle ilerde bahsedeceğim ve anlamını bilmediğinizi düşündüğüm kelimeleri açıklamakla başlamak istiyorum. First of all, I want to start by explaining the words that I think I don't know the meaning of. En primer lugar, quiero comenzar explicando las palabras de las que hablaré más adelante y de las que creo que desconoces el significado. Tout d'abord, je veux commencer par expliquer les mots dont je parlerai à l'avenir et je pense que vous n'en connaissez pas le sens.

Birinci kelimemiz "bol bol" kelimesi.Bol bol demek yani, çok fazla demek, çok sık demek. Unser erstes Wort ist das Wort "reichlich", es bedeutet viel, ich meine viel, es bedeutet sehr oft. Our first word is "abundant." Nuestra primera palabra es "mucho". Notre premier mot est «abondamment». Mesela “Spor yaparken bol bol su içerim.” ya da “Yazın bol bol kitap okurum.” gibi cümleler kurabiliriz. For example, “I drink plenty of water while doing sports.” Or urum I read a lot of books in the summer. Abilir Por ejemplo, "Bebo mucha agua mientras hago deporte". o "Leo muchos libros en el verano". Podemos hacer oraciones como. Par exemple, «je bois beaucoup d'eau en faisant du sport». ou "J'ai lu beaucoup de livres en été." Nous pouvons construire des phrases comme.

İkinci kelimemiz "zor gelmek" . Our second word is "hard to come". Nuestra segunda palabra es "ven con fuerza". Notre deuxième mot est "difficile à venir". Zor gelmek demek bir şeyi yapmakta zorlanmak demek. Difficult to come means having difficulty doing something. Ser difícil significa tener dificultades para hacer algo. Venir dur signifie avoir du mal à faire quelque chose. Yani o şeyi kolay kolay yapamamak demek, yaparken sıkıntı yaşamak demek , çaba sarf etmek zorunda kalmak demek. That means not being able to do that easily, having trouble while doing it means having to make an effort. Significa no poder hacerlo fácilmente, tener problemas para hacerlo significa tener que hacer un esfuerzo. En d'autres termes, cela signifie ne pas pouvoir le faire facilement, avoir du mal à le faire, devoir faire un effort. Mesela” Matematik bana çok zor geliyor, anlamıyorum” diye bir cümle kurabiliriz. For example, ”Mathematics is very difficult for me, I do not understand” we can build a sentence. Por ejemplo, podemos hacer una oración que diga "Las matemáticas son muy difíciles para mí, no entiendo". Ya da “Araba sürmek bana çok zor geliyor, süremiyorum, sürmeyi beceremiyorum. Or “It's very difficult for me to drive, I can't drive, I can't drive. O “Conducir es muy difícil para mí, no puedo conducir, no puedo manejar. Ou "La conduite est très difficile pour moi, je ne peux pas conduire, je n'arrive pas à conduire. ” Bu cümleleri örnek olarak kullanabiliriz. ”We can use these sentences as examples. “Podemos usar estas oraciones como ejemplo. «Nous pouvons utiliser ces phrases comme exemple.

Üçüncü kelimemizse "başarısızlık". Our third word is "failure." Nuestra tercera palabra es "fracaso". Notre troisième mot est "échec". Başarısızlık demek bir konuda başarılı olamamak demek.Yani mesela bir yarıştaysanız o yarışı kazanamadıysanız başarısız olmuşsunuz demektir. Failure means being unsuccessful in a subject. Fracasar significa no tener éxito en algo, por ejemplo, si estás en una carrera, si no ganaste esa carrera, entonces fallaste. L'échec signifie ne pas pouvoir réussir dans une affaire. “Ben üniversiteyi kazanamadım, başarısız oldum.” ya da “Türkçe konuşamıyorum, Türkçeyi öğrenmekte başarısız oldum.” gibi cümleler kurabiliriz. “I did not win the university, I failed” or orum I cannot speak Turkish, I failed to learn Turkish ”. "No pude ganar la universidad, fracasé". o "No puedo hablar turco, no aprendí turco". Podemos hacer oraciones como. "Je n'ai pas pu gagner l'université, j'ai échoué." ou "Je ne parle pas le turc, je n'ai pas appris le turc." Nous pouvons construire des phrases comme.

Sondan bir önceki kelimemiz ise "hayal kırıklığı".Hayal kırıklığı demek; mesela bir hayaliniz var,yani çok yapmak istediğiniz bi şey var.Mesela doktor olmak istiyorsunuz. Our penultimate word is "disappointing." For example, you have a dream, so you want to do something bi.Mesela want to be a doctor. Nuestra penúltima palabra es "decepción". Por ejemplo, si tienes un sueño, hay algo que quieres hacer mucho, por ejemplo, quieres ser médico. Notre dernier mot est «frustration», ce qui signifie déception; Par exemple, vous avez un rêve, donc il y a quelque chose que vous voulez faire beaucoup. Par exemple, vous voulez être médecin. Bu hayalinizi gerçekleştirmek için de üniversite sınavına giriyorsunuz. In order to realize this dream, you take the university exam. Tomas el examen de ingreso a la universidad para hacer realidad este sueño. Vous passez également l'examen universitaire pour réaliser ce rêve. Doktor olmak için sınavdan mesela DOKSAN almanız gerekiyor ama siz ELLİ aldınız. To be a doctor you need to take the exam, for example, NINE, but you have taken FIFTY. Por ejemplo, para convertirse en médico, debe tomar DOKSAN del examen, pero obtuvo CINCUENTA. Pour devenir médecin, vous devez passer DOKSAN à l'examen, mais vous avez reçu CINQUANTE. Yani başarısız oldunuz. So you failed. Entonces fallaste. Vous avez donc échoué. Hayalinizi gerçekleştiremediniz. You could not realize your dream. No pudiste realizar tu sueño. Vous ne pouviez pas réaliser votre rêve. Hayal kırıklığı yaşadınız. You were disappointed. Estabas decepcionado. Tu as été déçu. İşte hayal kırıklığı bu anlama geliyor. That's what frustration means. Eso es lo que significa la decepción. Voilà ce que signifie la frustration.

Son kelimemizse "sadece" kelimesi. Our last word is "just". Nuestra última palabra es la palabra "sólo". Çok sık kullanılan bir kelime bu.Sadece demek yalnızca demek.Mesela biri geldi,  size sordu, “Çay ve kurabiye ister misiniz?” Siz de dediniz ki ” Kurabiye istemiyorum, sadece çay alayım”. It's a very common word. Just say it only. If someone came, he asked you, “Would you like tea and cookies? Es una palabra muy común. Solo significa solamente. Por ejemplo, alguien vino y te preguntó: "¿Quieres té y galletas?" Dijiste: "No quiero galletas, solo tomaré té". C'est un mot très courant. Il ne signifie que cela. Quelqu'un est venu, vous a demandé: "Voulez-vous du thé et des biscuits?" Vous avez dit: "Je ne veux pas de cookies, je vais juste prendre le thé." Yani sadece çay istiyorum, yanında başka bir şey istemiyorum. So I just want tea, I don't want anything else with you. Así que solo quiero té, no quiero nada más. Donc je veux juste du thé, je ne veux rien d'autre à côté.

Ya da mesela pazara gidip bir şeyler satın alacaksınız.Ama küçük kardeşiniz ve anneniz de sizinle gelmek istiyor. Or, for example, you can go to the market and buy something. But your little brother and mother want to come with you. O, por ejemplo, irás al mercado y comprarás algo, pero tu hermano pequeño y tu madre quieren ir contigo. Ou, par exemple, vous irez au marché et achèterez quelque chose, mais votre petit frère et votre mère veulent venir avec vous. Siz de diyorsunuz ki annenize, ” Anne, sadece sen gel. You say to your mother, ”Mother, only you come. También le dices a tu madre: “Mamá, solo vienes tú. Vous dites à votre mère: «Mère, seulement tu viens. Kardeşim gelmesin. Don't let my brother come. No dejes que venga mi hermano. Mon frère, ne viens pas. Tek sen gel. You only come. Solo vienes. Tu viens seulement. Sadece sen gel. Come alone. Ven solo. Viens juste. “ Bu kelimeleri anladıysanız, hadi o zaman ilk bölümümüzle başlayalım. San If you understand these words, let's start with our first part. “Si entiende estas palabras, comencemos con nuestro primer capítulo. «Si vous comprenez ces mots, commençons par notre premier épisode. İlk bölümümüzün konusu Türkçeyi nasıl öğrenirsin? How do you learn Turkish? El tema de nuestra primera parte es ¿cómo se aprende turco? Comment apprenez-vous le turc, qui fait l'objet de notre premier épisode? Yeni bir dil öğrenmek çoğu insan için çok zor. Learning a new language is very difficult for most people. Aprender un nuevo idioma es muy difícil para la mayoría de las personas. L'apprentissage d'une nouvelle langue est très difficile pour la plupart des gens. Ama siz şu anda bu programı dinliyor ve anlıyorsanız, zaten iyi seviyede Türkçe biliyorsunuz demektir. But if you are listening and understanding this program right now, you already know a good level of Turkish. Pero si está escuchando y comprendiendo este programa en este momento, significa que ya tiene un buen nivel de turco. Mais si vous écoutez et comprenez ce programme en ce moment, vous connaissez déjà un bon niveau de turc. Bütün yabancı arkadaşlarım  bana “Nasıl Türkçe öğrenebilirim?” diye soruyor.Açıkçası bilmiyorum, ben hiç Türkçe öğrenmedim.Türkçe benim ana dilim.Ama başka dilleri öğrendim. All my foreign friends ask me, “How can I learn Turkish? Orum I don't know, I have never learned Turkish. Todos mis amigos extranjeros me preguntaron "¿Cómo puedo aprender turco?" Francamente, no lo sé, nunca aprendí turco, el turco es mi lengua materna, pero aprendí otros idiomas. Tous mes amis étrangers m'ont demandé: "Comment puis-je apprendre le turc?" Franchement, je ne sais pas, je n'ai jamais appris le turc, le turc est ma langue maternelle, mais j'ai appris d'autres langues. Bu yüzden bu dilleri öğrenirken kullandığım yöntemleri, teknikleri sizlerle paylaşacağım. Therefore, I will share with you the methods and techniques I used to learn these languages. Por lo tanto, compartiré con ustedes los métodos y técnicas que utilizo al aprender estos idiomas.

Dinleme, konuşma, okuma ve yazma . Listening, speaking, reading and writing. Escuchar, hablar, leer y escribir. Écouter, parler, lire et écrire. Bunlar dil öğrenmek için kullandığımız DÖRT beceri. These are FOUR skills that we use to learn languages. Estas son las CUATRO habilidades que usamos para aprender idiomas. Ce sont les QUATRE compétences que nous utilisons pour apprendre les langues.

Öncelikle dinleme ile başlayalım. Let's start with listening first. Empecemos por escuchar primero. Commençons par écouter d'abord. Tabii ki bu becerilerin hepsi önemli. Of course, these skills are all important. Por supuesto, todas estas habilidades son importantes. Ama bence en önemli olanı dinleme. But I think the most important thing is not listening. Pero creo que lo más importante es no escuchar. Dinleme ve dinlediğini anlama O yüzden bence dil öğrenmeye başlarken öncelikle dinlemeye ve yeni kelimeler öğrenmeye odaklanmalıyız. Listening and understanding what you're listening to So I think we should focus on listening and learning new words when we start learning languages. Escuchar y comprender lo que estás escuchando Por eso creo que deberíamos centrarnos principalmente en escuchar y aprender nuevas palabras al empezar a aprender un idioma. Dil öğrenmeye yeni başlarken bol bol dinleme yapmak çok önemli. It is very important to listen a lot when you are just starting to learn languages. Es muy importante escuchar mucho al empezar a aprender un idioma. Anlamasak bile o dilde şarkılar dinlemek,diziler izlemek kulaklarımızın o dile alışmasına ve o dili tanımamıza yardımcı olacaktır. Even if we don't understand, listening to songs and watching TV in that language will help our ears get used to that language and recognize that language. Incluso si no entendemos, escuchar canciones en ese idioma y ver series de televisión ayudará a nuestros oídos a acostumbrarse a ese idioma y reconocer ese idioma. Tabii ki bu programı da dinleme egzersizleriniz için kullanabilirsiniz. Of course you can use this program for your listening exercises. Por supuesto, también puede utilizar este programa para sus ejercicios de comprensión auditiva.

Bu becerilerden ikincisi ise konuşma. The second of these skills is speaking. La segunda de estas habilidades es hablar. Bazı insanlar dili öğrenmeye başlar başlamaz konuşma egzersizleri yapmamız gerektiğini düşünüyorlar Ben şahsen bu görüşe katılmıyorum ve maalesef bu teknik bende pek işe yaramıyor. Some people think we should do speech exercises as soon as we begin to learn the language. Algunas personas piensan que tan pronto como empecemos a aprender el idioma deberíamos hacer ejercicios de habla, yo personalmente no estoy de acuerdo con este punto de vista y, lamentablemente, esta técnica no me funciona bien. Bana zor geliyor. It's hard for me. Me resulta difícil. Bence konuşmaya başlamadan önce bol bol dinleme egzersizleri yapılmalı ve yeni kelimeler öğrenilmeli. In my opinion, before starting to speak, lots of listening exercises should be done and new words should be learned. Creo que se deben hacer muchos ejercicios de comprensión auditiva y se deben aprender nuevas palabras antes de comenzar a hablar. Belli bir süre dile çalıştıktan sonra, dili tanıdıktan sonra  konuşma egzersizleri yapmak bence çok daha faydalı. After studying the language for a while, I think it is much more useful to do speaking exercises after getting to know the language. Creo que es mucho más beneficioso practicar ejercicios de conversación después de estudiar el idioma por un tiempo, después de conocer el idioma.

Nasıl konuşma egzersizleri yapacağımız konusuna gelirsek, internette dil değişimi için pek çok uygulama var. When it comes to how to do speech exercises, there are many applications for language exchange on the Internet. En cuanto a cómo hacer ejercicios de expresión oral, existen muchas aplicaciones para el intercambio de idiomas en Internet. Bunları kullanarak Türklerle tanışabilir ve konuşabilirsiniz. You can meet and talk to Turks by using them. Utilizándolos, puede conocer y hablar con turcos. Ben mesela en yakın arkadaşlarımdan biriyle bu uygulamalardan birinde tanıştım. For example, I met one of my best friends in one of these applications. Por ejemplo, conocí a uno de mis amigos más cercanos en una de estas aplicaciones. O yüzden size kesinlikle tavsiye ediyorum. So I would definitely recommend it to you. Por eso definitivamente te lo recomiendo. Ya da internetteki öğretmenlerden dersler alıp onlarla Türkçe konuşabilirsiniz. Or you can take lessons from teachers on the internet and speak Turkish with them. O puede recibir lecciones de profesores en línea y hablar turco con ellos.

Okuma becerisine gelecek olursak, bu konuda en önemli olan şey seviyenize uygun içerikler bulmak. As far as reading skills are concerned, the most important thing is to find content that suits your level. En cuanto a las habilidades lectoras, lo más importante es encontrar contenido adecuado a tu nivel. Mesela bir kitap aldınız ve okumaya başladınız. For example, you bought a book and started reading it. Por ejemplo, compró un libro y comenzó a leer. Ama bu kitap size çok zor geldi, çok zorlandınız.Anlamadığınız bir sürü kelime var. But this book was very difficult for you, you were very hard. There are many words you do not understand. Pero este libro ha sido muy difícil para ti, lo has pasado muy mal, hay muchas palabras que no entiendes. Bu yüzden sürekli sözlüğe bakmak zorunda kaldınız. So you had to look at the dictionary all the time. Por eso tenías que mirar constantemente el diccionario. Ama bir süre sonra bundan çok sıkıldınız . But after a while, you got bored. Pero después de un tiempo te cansaste de eso. Sürekli sözlüğe bakmak zorunda kalmaktan çok sıkıldınız.Ve kitabı bir kenara attınız. And you threw away the book. Estás tan cansado de tener que mirar el diccionario todo el tiempo y tiras el libro a un lado. Yani okumayı bıraktınız. So you stopped reading. Entonces dejaste de leer.

Böyle durumlarla karşılaşmamak için kendinize uygun içerikler seçmeniz çok önemli.Mesela başlangıç seviyesindeyseniz çocuk kitaplarıyla başlayabilirsiniz. In order to avoid such situations, it is very important that you choose suitable content for yourself. Para evitar este tipo de situaciones, es muy importante elegir el contenido adecuado para usted. Por ejemplo, si es un principiante, puede comenzar con libros para niños. Ben şahsen dil öğrenirken çocuk kitapları okumayı ve çizgi film izlemeyi çok sevmezdim.Çok sıkılırdım .Çocuk kitapları olduğu için ilgimi çekmezdi, hoşuma gitmezdi. I personally didn't like reading children's books and watching cartoons while I was learning the language. I was very bored. Personalmente, no me gustaba leer libros para niños y ver dibujos animados mientras aprendía un idioma. Dürüst olmak gerekirse o kitapların çok basit olduğunu, kolay olduğunu, benim seviyemin daha yüksek olduğunu düşünürdüm.Ama başlangıç seviyesindeyim yani o dilde çok iyi değildim, sadece esas şeyleri, basit şeyleri biliyordum. To be honest, I thought that those books were very simple, easy, my level was higher. Para ser honesto, pensaba que esos libros eran muy simples, fáciles, mi nivel era más alto, pero soy un principiante así que no era muy bueno en ese idioma, solo sabía las cosas principales, las cosas simples. Ama mesela bir roman okumak isterdim. But I would like to read a novel. Pero, por ejemplo, me gustaría leer una novela. Okumaya başlardım ama hiç bir şey anlamazdım.Bu da bana faydalı olmazdı. I would start reading, but I wouldn't understand anything. Empezaba a leer, pero no entendía nada, y eso tampoco me ayudaría. Hep seviyemden yüksek şeyler okumaya çalışırdım ve bu yüzden hep başarısızlıkla sonuçlanırdı.Bu da benim motivasyonumu düşürürdü ve hevesimi kırardı. I'd always try to read things higher than my level, and so it would always fail. Siempre traté de leer cosas por encima de mi nivel y, por lo tanto, siempre fallaba, lo que bajaba mi motivación y me desanimaba. Yani okuma isteğimi azaltırdı. So it reduced my desire to read. Entonces reduciría mi deseo de leer. Ama eğer seviyeme uygun kitaplar seçseydim, çocuk kitapları gibi, okuduğumu anlardım ve daha çok fayda görürdüm. But if I chose books that fit my level, like children's books, I would understand what I read and would benefit more. Pero si hubiera elegido libros que se ajustaran a mi nivel, como los libros para niños, entendería que estaba leyendo y me hubiera beneficiado más. Bu yüzden hoşunuza gitmese bile başlangıç seviyesindeyseniz çocuk kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum. So even if you don't like it, I recommend you to read children's books if you are in the beginner level. Entonces, incluso si no te gusta, te recomiendo que leas libros para niños si eres un principiante.

Son becerimize gelirsek bu da yazma becerisi. As for our last skill, that's writing. En cuanto a nuestra última habilidad, esta es la habilidad de escribir. Yazma becerilerinizi günlük tutarak, veya o dili konuşan arkadaşlarınıza mesajlar atarak geliştirebilirsiniz. You can improve your writing skills by keeping a diary, or sending messages to friends who speak that language. Puede mejorar sus habilidades de escritura llevando un diario o enviando mensajes a sus amigos que hablan ese idioma.

İlginizi çeken konular hakkında makaleler yazmayı deneyebilirsiniz. Try writing articles on topics that interest you. Puede intentar escribir artículos sobre temas que le interesen.

Eğer Türk birini bulup bu yazdıklarınızı ona okutursanız, o da böyle kontrol  ederse ve hatalarınızı düzeltirse, bu sizin için çok çok daha faydalı olacaktır. If you find a Turk and read it to him, he checks it out and corrects your mistakes, it will be much more useful for you. Si encuentras a una persona turca y le pides que lea lo que escribiste, si verifica así y corrige tus errores, será mucho más beneficioso para ti.

Evet, dil öğrenme becerileri bu kadar. Yes, that's all your language learning skills. Sí, eso es todo por las habilidades de aprendizaje de idiomas. Hepsine ayrı ayrı çok çalışmak lazım .Yani sadece dizi izleyerek dil öğrenmek biraz zor. All of them need to work a lot. Todos ellos tienen que trabajar duro individualmente, por lo que es un poco difícil aprender un idioma con solo mirar series de televisión. Ya da sadece gramer çalışarak. Or just studying grammar. O simplemente estudiando gramática. Bu DÖRT becerinin hangilerini ne sıklıkla kullanacağınız da size kalmış bir şey. Which of these FOUR skills you use is often up to you. Depende de usted cuál de estas CUATRO habilidades y con qué frecuencia utilizarlas. Mesela dil öğrenmeye yeni başlıyorsanız , ilk başlarda  dinleme ve  okumaya odaklanıp bir kaç ay sonra konuşmaya ve yazmaya yoğunlaşabilirsiniz. For example, if you are just beginning to learn a language, you can focus on listening and reading at first, and then concentrate on speaking and writing a few months later. Por ejemplo, si recién está comenzando a aprender un idioma, puede concentrarse en escuchar y leer al principio y luego concentrarse en hablar y escribir unos meses más tarde.

Eğer siz bir dili öğrenmeyi istemezseniz o  dili size bir öğretmen , bir okul, bir program, ya da bir kitap öğretemez. If you do not want to learn a language, it cannot teach you a teacher, a school, a program, or a book. Si no quieres aprender un idioma, un profesor, una escuela, un programa o un libro no pueden enseñarte ese idioma. Dil öğrenmek gerçekten çok vakit ve çok çaba gerektiren bir iş. Learning a language is really a lot of time and effort. Aprender un idioma realmente requiere mucho tiempo y esfuerzo. O yüzden her gün az da olsa çalışmak gerek. That's why we need to work a little bit every day. Por eso tenemos que trabajar un poco todos los días. Eğer bir okula veya kursa gitmiyorsanız, evde kendi kendinize öğreniyorsanız kendinize bir dil öğrenme rutini oluşturmanızı tavsiye ediyorum. If you are not attending a school or a course, if you are learning at home yourself, I recommend that you establish a language learning routine. Si no está asistiendo a una escuela o curso, pero está aprendiendo en casa, le recomiendo que cree una rutina de aprendizaje de idiomas para usted. Hangi şekilde daha kolay öğreniyorsunuz, hangi yöntemler sizde daha çok işe yarıyor bunları keşfetmelisiniz. Which way you learn more easily, which methods work better for you, you should discover them. De qué manera aprende más fácilmente, qué métodos funcionan mejor para usted, debe descubrirlos. Mesela bir arkadaşınız bir dili sadece dizi izleyerek öğrenmiş olabilir. For example, a friend may have learned a language simply by watching a series. Por ejemplo, es posible que un amigo suyo haya aprendido un idioma con solo mirar una serie de televisión. Ya da bir başkası sadece konuşmaya çalışarak, hiç kitap açmadan öğrenmiş olabilir. Or someone else could have just learned to talk, without opening a book. O alguien más pudo haber aprendido simplemente tratando de hablar, sin ni siquiera abrir un libro. Bir başkası da bu dili telefonuna indirdiği bir uygulamadan öğrenmiş olabilir. Another person may have learned this language from an application he downloaded to his phone. Es posible que otra persona haya aprendido este idioma con una aplicación que haya descargado en su teléfono. Ama bu yöntemler sizde işe yaramayabilir. But these methods may not work for you. Pero estos métodos pueden no funcionar para usted. Onlarda işe yaradı diye sizde de işe yarayacak diye bir şey yok. There's no such thing as' cause they've worked. Solo porque funcionó para ellos, no existe tal cosa que funcione para usted. Sizin de bu yöntemleri araştırmanız, uygulamanız ve hangisi daha çok işe yarıyor, hangisiyle daha çok kolay öğreniyorsunuz bunları test etmeniz gerekiyor. You need to research these methods, apply them and test them. También necesita investigar y aplicar estos métodos y probarlos, cuáles funcionan mejor y cuáles aprenden más fácilmente. Çünkü her insan birbirinden farklıdır, herkesin anlama kabiliyeti farklıdır. Because every person is different, everyone has a different understanding. Debido a que cada persona es diferente, la capacidad de comprensión de todos es diferente. Dolayısıyla herkese faydalı olacak yöntem de farklıdır. Therefore, the method that will benefit everyone is different. Por lo tanto, el método que será útil para todos también es diferente. Dil öğrenmenin en kolay yolu diye bir şey yoktur. There is no such thing as the easiest way to learn a language. No existe la forma más fácil de aprender un idioma. Çünkü bu yol herkes için farklıdır. Because this path is different for everyone. Porque así es diferente para todos. Dediğim gibi kimisi konuşarak daha kolay öğrenir, kimisi yazarak kimisi çizerek… Bunu sizin keşfetmeniz gerekir ve kendinize bir çalışma rutini oluşturmanız gerekir. As I said, some learn more easily by speaking, some write by drawing some… You need to discover this and you need to create a working routine for yourself. Como dije, algunos aprenden más fácilmente hablando, algunos escribiendo, otros dibujando… Tienes que descubrir esto y crear una rutina de trabajo para ti. Bu rutine sahip değilseniz, bu rutini nasıl oluşturacağınız konusunda da ileriki bölümlerde daha ayrıntılı bir şekilde konuşacağız. If you do not have this routine, we will discuss in more detail in the following sections on how to create this routine. Si no tiene esta rutina, hablaremos con más detalle sobre cómo crear esta rutina en capítulos posteriores.

Evet arkadaşlar bugünkü bölümümüz bu kadardı, dinlediğiniz için teşekkür ederim. Yes, friends, this is our section today, thank you for listening. Sí, chicos, este es nuestro episodio de hoy, gracias por escuchar. Bu programla ilgili düşüncelerinizi yorumlara yazabilirsiniz. You can write your thoughts about this program in the comments. Puede escribir sus pensamientos sobre este programa en los comentarios. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, hoşça kalın! See you in the next section, bye! ¡Nos vemos en el próximo episodio, adiós!