image

Eating Out, Bölüm On Iki

Bölüm On Iki

Belki işinizi değiştirmelisiniz.

Bu konuda düşündüm. Belki değiştirmeliyim. Fakat, bu o kadar kolay değil. Bundan dolayı, bir şey yapmıyor ve sadece şikayet ediyorum, şimdi yaptığım gibi.

Daha iyi bir iş bulabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Belki bulabilirdim. Belki denemeliyim. Muhtemelen yeterli isteğim yok. Herhalde güven eksikliğim var. Kendime daha çok inanmam gerekiyor.

Merak ediyorum, size yardımcı olabilecek birini neden bulmuyorsunuz?

Bana yardımcı olabilecek birini tanıyor musunuz?

Bildiğim bir şirket var, insanların kendileri için doğru kariyeri seçmelerine yardım ediyor. Gidip onları görebilirsiniz. Kartları işte burada.

Bu olabilir. Teşekkürler. Onları görmek için gideyim ya da gitmeyeyim, gerçekten geleceğim hakkında düşünmem gerekli. Şu anda, işe gitmek için bir istek duymuyorum. Bu üzücü.

Ben işimde oldukça mutluyum. Ben çok seyahat ediyorum ve bundan keyif alıyorum. Çok fazla özgürlüğüm de var.

Bu işte kaç yıldır çalışıyorsunuz?



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Language learning online @ LingQ

Bölüm On Iki الفصل الثاني عشر Chapter Twelve

Belki işinizi değiştirmelisiniz. ربما يجب عليك تغيير وظيفتك. Vielleicht solltest du deinen Job wechseln. Maybe you should change your job.

Bu konuda düşündüm. فكرت في ذلك. Ich habe darüber nachgedacht. I thought about this. Belki değiştirmeliyim. ربما يجب علي تغييره. Vielleicht sollte ich es ändern. Maybe I should change it. Fakat, bu o kadar kolay değil. ومع ذلك ، فالأمر ليس بهذه السهولة. Allerdings ist es nicht so einfach. However, this is not so easy. Bundan dolayı, bir şey yapmıyor ve sadece şikayet ediyorum, şimdi yaptığım gibi. لهذا السبب ، لا تفعل شيئًا وتشتكي فقط ، مثلما أفعل الآن. Aus diesem Grund tut es nichts und beschwert sich nur, wie ich es jetzt tue. So it doesn't do anything and I just complain, as I do now.

Daha iyi bir iş bulabileceğinizi düşünüyor musunuz? هل تعتقد أنه يمكنك العثور على وظيفة أفضل؟ Glaubst du, du kannst einen besseren Job finden? Do you think you can find a better job?

Belki bulabilirdim. ربما يمكن أن أجده. Vielleicht könnte ich es finden. Maybe I could find it. Belki denemeliyim. Maybe I should try. Muhtemelen yeterli isteğim yok. ربما ليس لدي طلبات كافية. Ich habe wahrscheinlich nicht genug Anfragen. I probably don't have enough requests. Herhalde güven eksikliğim var. أعتقد أن لدي نقص في الثقة. Ich glaube, ich habe einen Mangel an Selbstvertrauen. I guess I have a lack of trust. Kendime daha çok inanmam gerekiyor. أحتاج أن أؤمن بنفسي أكثر. Ich muss mehr an mich glauben. I have to believe more in myself.

Merak ediyorum, size yardımcı olabilecek birini neden bulmuyorsunuz? أتساءل لماذا لا تجد شخصًا يمكنه مساعدتك؟ Ich frage mich, warum du niemanden findest, der dir helfen kann? I wonder, why don't you find someone who can help you?

Bana yardımcı olabilecek birini tanıyor musunuz? هل تعرف شخصا يمكنه مساعدتي؟ Kennen Sie jemanden, der mir helfen kann? Do you know anyone who can help me?

Bildiğim bir şirket var, insanların kendileri için doğru kariyeri seçmelerine yardım ediyor. هناك شركة أعرف أنها تساعد الناس في اختيار المهنة المناسبة لهم. Ich kenne ein Unternehmen, das Menschen hilft, den richtigen Beruf für sie zu finden. There is a company I know that helps people choose the right career for them. Gidip onları görebilirsiniz. يمكنك الذهاب ورؤيتهم. Du kannst gehen und sie sehen. You can go and see them. Kartları işte burada. ها هي البطاقات. Hier sind die Karten. Here are the cards.

Bu olabilir. هذا ممكن. Das kann sein. This can be. Teşekkürler. شكرا. Thanks. Onları görmek için gideyim ya da gitmeyeyim, gerçekten geleceğim hakkında düşünmem gerekli. سواء ذهبت لرؤيتهم أم لا ، فأنا بحاجة حقًا إلى التفكير في مستقبلي. Ob ich sie besuche oder nicht, ich muss wirklich über meine Zukunft nachdenken. I have to think about my future, whether I go or not to see them. Şu anda, işe gitmek için bir istek duymuyorum. في الوقت الحالي ، لا أشعر بأي رغبة في الذهاب إلى العمل. Im Moment verspüre ich keinen Drang zur Arbeit zu gehen. Currently, I do not have a desire to go to work. Bu üzücü. هذا محزن. Das ist traurig. This is sad.

Ben işimde oldukça mutluyum. أنا سعيد جدا في عملي. Ich bin ziemlich glücklich in meinem Job. I am quite happy at work. Ben çok seyahat ediyorum ve bundan keyif alıyorum. أسافر كثيرا وأستمتع به. Ich reise viel und genieße es. I travel a lot and enjoy it. Çok fazla özgürlüğüm de var. أنا أيضا لدي الكثير من الحرية. Ich habe auch viele Freiheiten. I also have a lot of freedom.

Bu işte kaç yıldır çalışıyorsunuz? كم سنة كنت تعمل في هذه الوظيفة؟ How many years have you been working in this job?

×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.