×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Eating Out, Bölüm On Bir

Bölüm On Bir

İşinizi seviyor musunuz?

Pek değil.

Neden işinizi sevmiyorsunuz?

Patronumla geçinemediğim için işimden zevk almıyorum.

Neden patronunuzla geçinemiyorsunuz?

Bana işimi istediğim şekilde yapma özgürlüğü vermediği için onunla geçinemiyorum.

Bu bir sorun olabilir. Size güvenmediği için olabilir mi?

Bu mümkündür. Ben elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, ama benden hoşlanıyor gibi görünmüyor.

Bunu nasıl biliyorsunuz?

Ben ne söylersem söyleyeyim, o benimle aynı fikirde olmaz. Bazen, benim işimin niteliği hakkında çok şey bilmez, ama yine de beni eleştirir. Ne yaparsam yapayım, onun için yeterince iyi değildir.


Bölüm On Bir part 11

İşinizi seviyor musunuz? هل تحب عملك؟ Liebst du deinen Beruf? Do you love your job?

Pek değil. ليس حقيقيا. Nicht wirklich. Not really.

Neden işinizi sevmiyorsunuz? لماذا لا تحب عملك Warum magst du deinen Job nicht? Why don't you like your job?

Patronumla geçinemediğim için işimden zevk almıyorum. Ich habe keinen Spaß an meinem Job, weil ich mit meinem Chef nicht klarkomme. I don't enjoy my job because I can't get along with my boss.

Neden patronunuzla geçinemiyorsunuz? لماذا لا يمكنك الانسجام مع رئيسك في العمل؟ Warum kommst du mit deinem Chef nicht klar? Why can't you get along with your boss?

Bana işimi istediğim şekilde yapma özgürlüğü vermediği için onunla geçinemiyorum. لا يمكنني التوافق معه لأنه لا يمنحني حرية القيام بعملي بالطريقة التي أريدها. Ich komme mit ihm nicht klar, weil er mir nicht die Freiheit gibt, meine Arbeit so zu machen, wie ich es möchte. I can't get along with him because he doesn't give me the freedom to do my job the way I want.

Bu bir sorun olabilir. هذا يمكن أن يكون مشكلة. Dies könnte ein Problem sein. This may be a problem. Size güvenmediği için olabilir mi? هل يمكن أن يكون لأنه لا يثق بك؟ Kann es sein, dass er dir nicht vertraut? Could it be because he did not trust you?

Bu mümkündür. إنه ممكن. Es ist möglich. This is possible. Ben elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, ama benden hoşlanıyor gibi görünmüyor. Ich versuche mein Bestes, aber er scheint mich nicht zu mögen. I'm trying to do my best, but he doesn't seem to like me.

Bunu nasıl biliyorsunuz? كيف تعرف هذا؟ Woher weißt du das? How do you know this?

Ben ne söylersem söyleyeyim, o benimle aynı fikirde olmaz. مهما قلت ، لن يتفق معي. Was ich auch sage, er wird mir nicht zustimmen. No matter what I say, he won't agree with me. Bazen, benim işimin niteliği hakkında çok şey bilmez, ama yine de beni eleştirir. في بعض الأحيان ، لا يعرف الكثير عن طبيعة عملي ، لكنه لا يزال ينتقدني. Manchmal weiß er nicht viel über die Art meiner Arbeit, aber er kritisiert mich trotzdem. Sometimes he doesn't know much about the nature of my work, but he still criticizes me. Ne yaparsam yapayım, onun için yeterince iyi değildir. كل ما أفعله ليس جيدًا بما يكفي بالنسبة له. Was immer ich tue, ist nicht gut genug für ihn. Whatever I do, it's not good enough for him.