×

Χρησιμοποιούμε cookies για να βελτιώσουμε τη λειτουργία του LingQ. Επισκέπτοντας τον ιστότοπο, συμφωνείς στην cookie policy.


image

Beyhan Budak, Az Çoktur: Daha Az Eşya Daha Çok Hayat

Az Çoktur: Daha Az Eşya Daha Çok Hayat

Önemli hissetmeliyim, değerli hissetmeliyim,

bir sürü arkadaşım olsun, daha fazla sosyal olayım.

Daha çok sevileyim istiyorsun.

Çok normal bunları herkes istiyor.

Ama, asıl problemlerin üzerine eğilmek yerine,

asıl sorunlarını çözmek yerine,

daha önemli hissetmek adına bir sürü takım elbise alıyorsun.

Daha çok sevilen, saygı duyulan bir insan olmak için,

pahalı bir saat satın alıyorsun.

Daha çok arkadaşın olsun diye bir araba satın alıyorsun.

Ya da daha çok çalışkan olmak adına bir sürü renkli kalem,

daha sağlıklı olmak adına çok pahalı bir spor ayakkabı satın alıyorsun.

Ve bunları aldıktan sonra, kısa bir süre boyunca, kendini olmak istediğin insan gibi hissediyorsun.

Çok havalı, ama kısa bir süre boyunca.

Sonra tamamen eski haline dönüyorsun ve kendi gerçekliğinle baş başa kalıyorsun.

Sen, yine eski sensin.

İhtiyacın olmadığı şekilde fazlasını aldığın her eşya gerçekte doğal olarak, birazcık zorlanarak da olsa çözeceğin problemleri çözmeni engelliyor.

Senin ağzına bir parmak bal çalıyor

ve asıl problemden, asıl mevzudan seni uzaklaştırıyor.

Diyelim ki,özgüven problemi yaşıyorsun ve o sırada,

televizyonda, dergide, internette bir reklam görüyorsun.

"Bu ayakkabıyı giyen, çok özgüvenli bir çocuk" (veya biri olur, tam anlamadım)

Bilinç altına bir mesaj gidiyor.

"Eğer bu ayakkabıyı alırsan, sende özgüvenli hissedeceksin."

Gidiyorsun o ayakkabıyı alıyorsun,belki çok para veriyorsun,

giyiyorsun, şöyle bi ayakkabına bakıyorsun

evet, bir his geliyor sana

çünkü koşullandın.

Ayakkabıyı giyince özgüvenli hissediyorsun,

ama gerçekte problemi çözmedi.

O problem, özgüven problemi, içinde bir yerlerde bekliyor.

Bundan dolayı,

çok kısa bir süre sonra, özgüven problemine tekrar dönüş yapıyorsun.

Ta ki, yeni bir şey alana kadar.

Aldığın her eşya, ihtiyacın olmadan aldığın her eşya,

seni asıl mevzudan uzaklaştırıyor.

Ve git gide

bir eşya kalabalığı içinde yaşamaya başlıyorsun,

kullanmadığın bir sürü, pantolon, etek, gömlek, tişört, ayakkabı,

ve bakıyorsun diyorsun ki kendi kendine

"sonra giyerim, şuraya giderken giyerim, tatile giderken giyerim, köye giderken giyerim."

ve bakmışsın ki

hiç kullanmadan dolapta eskimiş durmuş onlar.

Ve daha fazla eşyaya sahip olmak,

daha mutlu hissettirmiyor,

daha fazla seçeneğe sahip olmak,

sana daha mutlu hissettirmiyor.

Bakıyorsun, hangi ayakkabıyı giyicem,

hangi pantolonu giyicem, hangi gömleği giyicem diye bir sürü vaktin geçiyor.

Hayatını feda ederek kazandığın parayı,

Hiç kullanmayacağın eşyalara harcıyorsun.

Burda durup, sorgulama vakti. Gerçekten neye ihtiyacın var ?

Şuan evdeysen, durdur bu videoyu ve etrafına bak.

Ortamda bulunan eşyalar, gardropunda bulunan eşyalar,

sahip olduğun eşyalar, hangileri gerçekten yaşam deneyimine bir katkı sağlıyor?

Gardrobundaki eşyaların kaçını, uzun zamandır giymedin, kullanmadın ?

Gerçekten neye ihtiyacın var ?

Burda bende seninle aynı problemleri yaşıyorum.

Etrafıma bakıyorum ve baktığım zaman,

gerçekte hiç ihtiyacım olmayan şeyleri satın aldığımı görüyorum.

O kadar çok şeye para harcamışım, o kadar çok şeye vakit harcamışım ki,

ve sordum kendi kendime, dedim ki acaba bunlara ihtiyacım var mı? Ve kendi gardrobuma baktım,

İki yıldır kullanmadığım her eşyayı toparladım ayırdım bir köşeye.

Hep diyordum kendi kendime, ya şunu şurda giyerim, bunu burda giyerim, dursun diye.

O kadar çok kalabalık biriktirmişim ki, istifçilik yapmışım resmen. Ve giymediğim bir sürü eşya ayıkladım ve bunları ihtiyacı olanlara verdim.

Hayatımı minimalize etmeye karar verdim ki,

gerçekte asıl ihtiyacım olan şeyi göreyim.

Bana göre minimalizm, bünyevi olandan tamamen vazgeçmek değil.

Araban da olabilir, evin de olabilir,

bir kaç parça eşyan, ayakkabın da olabilir.

Ama, önemli olan şu ;

bir şey alırken kendine şu soruyu sorabilmek,

gerçekten, buna şuan ihtiyacım var mı ?

Gelecekte değil, şuan buna ihtiyacım var mı ?

Eğer bu şeyi almazsam, hayatımda bir aksama ortaya çıkartabilir mi ?

BUrdan başlamak gerekiyor.

Bu sadece bir başlangıç, ilk adım evimizdeki kalabalıktan kurtulmak.

Sonraki adımlarsa,

gereksiz alışkanlıklardan, gereksiz insanlardan,

gereksiz konuşmadan ve en sonunda, gereksiz düşüncelerden kurtulabilmek.

Sade olan, basit olan güzeldir.

Peki neden daha az eşya ?

Kendimizi kandırmamamız ve gerçek sorunlarla yüzleşebilmemiz için. Ve sade ortamlarda, daha odaklanmış ve daha üretken olabildiğimiz için.

Şimdi bu ilk adımımız.

Seninle birlikte

bu adımları, sonraki adımlara taşıcaz ve fazlalıklarımızdan birlikte kurtulucaz.

Hayatını, evini sadeleştirirken ve

fazlalıklarından kurtulurken yaşadığın deneyimleri,

benimle yorumlar kısmında paylaşabilirsin.

Sonra bu konuda çekeceğim videolarda senin de deneyiminden faydalanmak istiyorum.

Beni dinlediğin için çok teşekkür ediyorum.

Kendine çok iyi bak

Görüşmek üzere. ALTYAZI : Makavaize (altyazıda hatam varsa kusura bakmayın) Beyhan hocama selamlar :)


Az Çoktur: Daha Az Eşya Daha Çok Hayat Less is More: Less Stuff More Life

Önemli hissetmeliyim, değerli hissetmeliyim,

bir sürü arkadaşım olsun, daha fazla sosyal olayım.

Daha çok sevileyim istiyorsun.

Çok normal bunları herkes istiyor.

Ama, asıl problemlerin üzerine eğilmek yerine,

asıl sorunlarını çözmek yerine,

daha önemli hissetmek adına bir sürü takım elbise alıyorsun.

Daha çok sevilen, saygı duyulan bir insan olmak için,

pahalı bir saat satın alıyorsun.

Daha çok arkadaşın olsun diye bir araba satın alıyorsun.

Ya da daha çok çalışkan olmak adına bir sürü renkli kalem,

daha sağlıklı olmak adına çok pahalı bir spor ayakkabı satın alıyorsun.

Ve bunları aldıktan sonra, kısa bir süre boyunca, kendini olmak istediğin insan gibi hissediyorsun.

Çok havalı, ama kısa bir süre boyunca.

Sonra tamamen eski haline dönüyorsun ve kendi gerçekliğinle baş başa kalıyorsun.

Sen, yine eski sensin.

İhtiyacın olmadığı şekilde fazlasını aldığın her eşya gerçekte doğal olarak, birazcık zorlanarak da olsa çözeceğin problemleri çözmeni engelliyor.

Senin ağzına bir parmak bal çalıyor

ve asıl problemden, asıl mevzudan seni uzaklaştırıyor.

Diyelim ki,özgüven problemi yaşıyorsun ve o sırada,

televizyonda, dergide, internette bir reklam görüyorsun.

"Bu ayakkabıyı giyen, çok özgüvenli bir çocuk" (veya biri olur, tam anlamadım)

Bilinç altına bir mesaj gidiyor.

"Eğer bu ayakkabıyı alırsan, sende özgüvenli hissedeceksin."

Gidiyorsun o ayakkabıyı alıyorsun,belki çok para veriyorsun,

giyiyorsun, şöyle bi ayakkabına bakıyorsun

evet, bir his geliyor sana

çünkü koşullandın.

Ayakkabıyı giyince özgüvenli hissediyorsun,

ama gerçekte problemi çözmedi.

O problem, özgüven problemi, içinde bir yerlerde bekliyor.

Bundan dolayı,

çok kısa bir süre sonra, özgüven problemine tekrar dönüş yapıyorsun.

Ta ki, yeni bir şey alana kadar.

Aldığın her eşya, ihtiyacın olmadan aldığın her eşya,

seni asıl mevzudan uzaklaştırıyor.

Ve git gide

bir eşya kalabalığı içinde yaşamaya başlıyorsun,

kullanmadığın bir sürü, pantolon, etek, gömlek, tişört, ayakkabı,

ve bakıyorsun diyorsun ki kendi kendine

"sonra giyerim, şuraya giderken giyerim, tatile giderken giyerim, köye giderken giyerim."

ve bakmışsın ki

hiç kullanmadan dolapta eskimiş durmuş onlar.

Ve daha fazla eşyaya sahip olmak,

daha mutlu hissettirmiyor,

daha fazla seçeneğe sahip olmak,

sana daha mutlu hissettirmiyor.

Bakıyorsun, hangi ayakkabıyı giyicem,

hangi pantolonu giyicem, hangi gömleği giyicem diye bir sürü vaktin geçiyor.

Hayatını feda ederek kazandığın parayı,

Hiç kullanmayacağın eşyalara harcıyorsun.

Burda durup, sorgulama vakti. Gerçekten neye ihtiyacın var ?

Şuan evdeysen, durdur bu videoyu ve etrafına bak.

Ortamda bulunan eşyalar, gardropunda bulunan eşyalar,

sahip olduğun eşyalar, hangileri gerçekten yaşam deneyimine bir katkı sağlıyor?

Gardrobundaki eşyaların kaçını, uzun zamandır giymedin, kullanmadın ?

Gerçekten neye ihtiyacın var ?

Burda bende seninle aynı problemleri yaşıyorum.

Etrafıma bakıyorum ve baktığım zaman,

gerçekte hiç ihtiyacım olmayan şeyleri satın aldığımı görüyorum.

O kadar çok şeye para harcamışım, o kadar çok şeye vakit harcamışım ki,

ve sordum kendi kendime, dedim ki acaba bunlara ihtiyacım var mı? Ve kendi gardrobuma baktım,

İki yıldır kullanmadığım her eşyayı toparladım ayırdım bir köşeye.

Hep diyordum kendi kendime, ya şunu şurda giyerim, bunu burda giyerim, dursun diye.

O kadar çok kalabalık biriktirmişim ki, istifçilik yapmışım resmen. Ve giymediğim bir sürü eşya ayıkladım ve bunları ihtiyacı olanlara verdim.

Hayatımı minimalize etmeye karar verdim ki,

gerçekte asıl ihtiyacım olan şeyi göreyim.

Bana göre minimalizm, bünyevi olandan tamamen vazgeçmek değil.

Araban da olabilir, evin de olabilir,

bir kaç parça eşyan, ayakkabın da olabilir.

Ama, önemli olan şu ;

bir şey alırken kendine şu soruyu sorabilmek,

gerçekten, buna şuan ihtiyacım var mı ?

Gelecekte değil, şuan buna ihtiyacım var mı ?

Eğer bu şeyi almazsam, hayatımda bir aksama ortaya çıkartabilir mi ?

BUrdan başlamak gerekiyor.

Bu sadece bir başlangıç, ilk adım evimizdeki kalabalıktan kurtulmak.

Sonraki adımlarsa,

gereksiz alışkanlıklardan, gereksiz insanlardan,

gereksiz konuşmadan ve en sonunda, gereksiz düşüncelerden kurtulabilmek.

Sade olan, basit olan güzeldir.

Peki neden daha az eşya ?

Kendimizi kandırmamamız ve gerçek sorunlarla yüzleşebilmemiz için. Ve sade ortamlarda, daha odaklanmış ve daha üretken olabildiğimiz için.

Şimdi bu ilk adımımız.

Seninle birlikte

bu adımları, sonraki adımlara taşıcaz ve fazlalıklarımızdan birlikte kurtulucaz.

Hayatını, evini sadeleştirirken ve

fazlalıklarından kurtulurken yaşadığın deneyimleri,

benimle yorumlar kısmında paylaşabilirsin.

Sonra bu konuda çekeceğim videolarda senin de deneyiminden faydalanmak istiyorum.

Beni dinlediğin için çok teşekkür ediyorum.

Kendine çok iyi bak

Görüşmek üzere. ALTYAZI : Makavaize (altyazıda hatam varsa kusura bakmayın) Beyhan hocama selamlar :)