image

Yaşam Tadında Hikayeler, ATATÜRK ve BİLİNMEYEN ANILARI /KIRMIZI KARANFİL(Atatürk'ün Anıları,Atatürkün çocukluk anıları)

ATATÜRK ve BİLİNMEYEN ANILARI /KIRMIZI KARANFİL(Atatürk'ün Anıları,Atatürkün çocukluk anıları)

Sevgili dostlar yaşam tadında kısa hikayeler kanalımıza hoşgeldiniz

Bugün sizlere

Atatürk'ün bilinmeyen bir anısından bahsetmek istiyorum

Kırmızı karanfil

Selanik'te öğrenci iken Nadire diye bir komşu kızı varmış

Ciğerlerinden hasta olan bu kız

Mustafa'ya pek hayranmış

Her geçişinde pencereye koşar Ona bakarken yüzünü alma sarmış

Bir gün komşu kızı Hatice'yi açılmış

Mustafa Bey öteki arkadaşlarını hiç benzemiyor

Bu gizli sevdayı

Mustafa hissettirmeye karar vermiş

Hatice

Zübeyde hanımların evine girer çıkarmış

Bir cuma ailece oturmaya gitmişler

Mustafa evde yok

Hatice Üst kattan bir şey getirmesi istendiğinde

Aklındaki planı uygulamaya koymuş

Kafadan geçerken

Saksı içindeki kırmızı karanfillerden birini gizlice kopardı

Mustafa'nın

Üst katta soldaki yatak odasına da al

Karyolasının başucundaki masanın üzerinde açık duran tarih kitabının üzerine

Karanfil bırakmış

Korkudan titriyor

Koşaradım aşağı inmiş

Çiçeğin Nadir eden geldiğinin anlaşılacağını emin miş

Az sonra Mustafa eve gelmiş

Zübeyde Hanım'ın ve

Hatice'nin annesinin ellerini öpmüş

Hatice'nin de elini sıkmış

O dönem Türkler arasında el sıkma aleti olmadığından Hatice şaşırmış biraz

Zaten gizlice bıraktığı çiçekten dolayı pek heyecanlıymış

Mustafa bu heyecanı hissetmiş

Gözlerini Hatice'nin gözlerini dikmiş

Küçük kız ne yapacağını bilememiş

Mustafa

Ders çalışmam gerekiyor deyip yukarı çıkmış

Çıkar çıkmaz da

Tekrar aşağı indiği ayak seslerinden anlaşılmış

Hatice kalbinin duracağını hissetmiş

Çünkü geldiğinde Mustafa'nın elinde o kırmızı karanfil varmış

Bu çiçeği benim kitabımın arasına kim koydu diye bağıracak diye çok korkmuş at

Ben ettim sen etme der gibi

Ona bakmış

Mustafa

Hatice'yi alaycı gözlerle süzdükten sonra dışarı çıkmış Hatice hemen gidip

Olanları Nadir ablasını anlatmış

Ölüyordum korkudan

Bir daha beni böyle işlere sokmayın

Diye yalvarmış

Nadire

Çiçeğin adresine ulaşmasının keyfi ile beklemeye başlar

Aradan epey bir zaman geçmiş

Bir gün Hatice

Zübeyde teyzesinin

Kendisini

Oğlum Mustafa'yı istediğini öğrenmiş

Ama

Hatice'nin annesi

Mustafa Asker olup uzaklara gidecek diye

Bu evliliği yanaş

Konu kapanmış

Mustafa Harbiye'de okumak için İstanbul'a gitmiş

Ama annesine gönderdiği her Mektubun altına

Hemşiremiz Hatice Hanım'ı da özellikle Selamlar ederim

Cümlesine eklemeyi

Hiç eksik etmemiş

Harbiye'den

Harbiye yüzbaşısı olarak çıktığında Hatice'yi yeniden iste

Bu kez Hatice'nin Ailesi razı olmak üzere iken

Sarayda çalışan bir ahbapları

Onları uyarmış

Ben onun hakkında saraya gelen jurnalleri okudum geleceği çok karanlıktır

Aman uzak durun

Hatice'nin annesi kızını alelacele bir başkasıyla evlendirmiş

Yıllar geçmiş

Mustafa Kemal, ‘Atatürk' olmuş

Evlenip çoluk çocuğa karışan Hatice

Yaşadıklarını 1920'lerde Bir Kış Günü

Kocaeli'nde Milli Eğitim Müdürü olan

Apartman komşusu Münir Hayri bey anlatmış

Münir Hayri daha Sonra sinema tahsili için yurtdışına gitmiş

Döndüğünde Atatürk kendisinden

Hayatını perdeyi yansıtacak bir senaryo yazmasını istemiş

Senaryonun esaslarını da kendisi yazmış

Filme başka neler koymalıyız diye sorduğunda Münir Hayri

Biraz da çekinerek

Her filmde kadın ve aşk unsuru aranır

Bilmem nasıl Emredersiniz...

Demiş ve

Yıllar önce Hatice'den dinlediği hikayeyi

Atatürk'e nakletmiş

Atatürk hatırlamış ve

Gülmüş

Ben

Hatice'nin o karanfili

Kendi hesabına koyduğunu sanmıştım

Ve devam etmiş

Hatice zekası

Güzelliği ve terbiyesi ile

Örnek bir kadındı

Her vakit Hayatımın En değerli hatıralar arasında kalacaktı

Sonra nadri de hatırlamış

O kızcağızı da bir katiple evlendirdiler

Sonra da öldü

Birkaç gün düşündükten sonra

Münir Hayri yeniden çağırmış Atatürk

Tamam demiş

Bizim çocukluk hikayesini filme koyalım

Yalnız

Hatice'nin ismini koymayın

Bu çok masum bir hikayedir

Ama belki Hatice'nin torunları falan istemez

Münir Hayri nin senaryosu

Ben bir devrim çocuğuyum adını taşıyor

Atatürk rahatsızlandığı için bu film çekilen

Hatice mi

Son sürpriz de bu

Hatice Hanım milletvekili seçildi ve

Meclise girdi

Torunları hayatta mıdır acaba ?

Değerli dostlar

Atatürk'le ilgili kısa bir anıyı sizlerle paylaştık

Kaynak

Atatürk'ten gençliğe Unutulmaz Anılar

Ahmet Gürel Mayıs 2009

Bir başka hikayede

Tekrar görüşmek üzere....



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Çevrimiçi dil öğrenme @ LingQ

ATATÜRK ve BİLİNMEYEN ANILARI /KIRMIZI KARANFİL(Atatürk'ün Anıları,Atatürkün çocukluk anıları) ATATÜRK und THE UNKNOWN MEMORY / RED CARNATION (Atatürks Memoiren, Atatürks Kindheitserinnerungen)

Sevgili dostlar yaşam tadında kısa hikayeler kanalımıza hoşgeldiniz Liebe Freunde, willkommen auf unserem Kanal mit Kurzgeschichten mit dem Geschmack des Lebens. Dear friends, welcome to our channel of short stories with the taste of life.

Bugün sizlere

Atatürk'ün bilinmeyen bir anısından bahsetmek istiyorum Ich möchte über eine unbekannte Erinnerung an Atatürk sprechen I want to talk about an unknown memory of Atatürk

Kırmızı karanfil rote Nelke red carnation

Selanik'te öğrenci iken Nadire diye bir komşu kızı varmış Als er Student in Thessaloniki war, hatte er eine Nachbarin namens Nadire. While he was a student in Thessaloniki, he had a neighbor girl named Nadire.

Ciğerlerinden hasta olan bu kız Dieses Mädchen, das krank an der Lunge ist This girl who is sick with her lungs

Mustafa'ya pek hayranmış Er bewunderte Mustafa sehr. He admired Mustafa very much.

Her geçişinde pencereye koşar Ona bakarken yüzünü alma sarmış Er rennt jedes Mal zum Fenster, wenn er vorbeigeht. She runs to the window every time she passes. Her face is covered with redness as she stares at him.

Bir gün komşu kızı Hatice'yi açılmış Eines Tages öffnete sich die Tochter seines Nachbarn, Hatice. One day, his neighbor's daughter Hatice opened up.

Mustafa Bey öteki arkadaşlarını hiç benzemiyor Mustafa Bey ähnelt seinen anderen Freunden überhaupt nicht. Mustafa Bey does not resemble his other friends at all.

Bu gizli sevdayı Diese heimliche Liebe This secret love

Mustafa hissettirmeye karar vermiş Mustafa hat beschlossen, dich fühlen zu lassen Mustafa decided to make you feel

Hatice Hatice

Zübeyde hanımların evine girer çıkarmış Zubeyde betritt und verlässt das Damenhaus Zubeyde enters and leaves the ladies' house

Bir cuma ailece oturmaya gitmişler An einem Freitag setzten sie sich als Familie zusammen. They went to sit down as a family on a Friday

Mustafa evde yok

Hatice Üst kattan bir şey getirmesi istendiğinde Hatice Als sie gebeten wurde, etwas von oben mitzubringen Hatice When asked to bring something from upstairs

Aklındaki planı uygulamaya koymuş Er setzte den Plan in seinem Kopf in die Tat um He put his plan into practice

Kafadan geçerken Geht dir durch den Kopf Going through your head

Saksı içindeki kırmızı karanfillerden birini gizlice kopardı Er pflückte heimlich eine der roten Nelken im Topf He secretly plucked one of the red carnations in the pot

Mustafa'nın

Üst katta soldaki yatak odasına da al Bringen Sie es in das Schlafzimmer links oben. Take it to the bedroom on the left upstairs.

Karyolasının başucundaki masanın üzerinde açık duran tarih kitabının üzerine Auf dem offenen Geschichtsbuch auf dem Nachttisch. On the open history book on the bedside table.

Karanfil bırakmış Nelke links

Korkudan titriyor Vor Angst zittern trembling with fear

Koşaradım aşağı inmiş Ich rannte runter I ran down

Çiçeğin Nadir eden geldiğinin anlaşılacağını emin miş Bist du sicher, dass die Blume zu Rare kommt? Are you sure that the flower will come to Rare?

Az sonra Mustafa eve gelmiş Nach einer Weile kam Mustafa nach Hause.

Zübeyde Hanım'ın ve

Hatice'nin annesinin ellerini öpmüş Küsste die Hände von Hatices Mutter

Hatice'nin de elini sıkmış Er schüttelte auch Hatice die Hand. He also shook Hatice's hand.

O dönem Türkler arasında el sıkma aleti olmadığından Hatice şaşırmış biraz Hatice war ein wenig überrascht, weil es damals unter den Türken noch kein Handwringgerät gab. Hatice was a little surprised because there was no hand-wringing device among the Turks at that time.

Zaten gizlice bıraktığı çiçekten dolayı pek heyecanlıymış Er freute sich schon auf die Blume, die er heimlich zurückgelassen hatte. He was already excited about the flower he had secretly left.

Mustafa bu heyecanı hissetmiş Mustafa fühlte diese Erregung.

Gözlerini Hatice'nin gözlerini dikmiş Er fixierte Hatice. He fixed his eyes on Hatice.

Küçük kız ne yapacağını bilememiş Das kleine Mädchen wusste nicht, was es tun sollte

Mustafa

Ders çalışmam gerekiyor deyip yukarı çıkmış Er sagte, er müsse lernen und ging nach oben.

Çıkar çıkmaz da Sobald es herauskommt As soon as it comes out

Tekrar aşağı indiği ayak seslerinden anlaşılmış Den Schritten war zu entnehmen, dass er wieder hinunterging. It was understood from the footsteps that he went down again.

Hatice kalbinin duracağını hissetmiş Hatice hatte das Gefühl, ihr Herz würde stehen bleiben Hatice felt that her heart would stop

Çünkü geldiğinde Mustafa'nın elinde o kırmızı karanfil varmış Denn als er kam, hatte Mustafa diese rote Nelke in der Hand. Because when he came, Mustafa had that red carnation in his hand.

Bu çiçeği benim kitabımın arasına kim koydu diye bağıracak diye çok korkmuş at Das Pferd ist so verängstigt, dass es schreien wird, wer diese Blume in mein Buch gelegt hat. The horse is so scared that it will shout who put this flower in my book.

Ben ettim sen etme der gibi Ich tat es, als ob du sagen würdest, tu es nicht I did it as if you were saying don't do it

Ona bakmış er sah sie an

Mustafa

Hatice'yi alaycı gözlerle süzdükten sonra dışarı çıkmış Hatice hemen gidip Nachdem sie Hatice mit spöttischen Augen angesehen hatte, ging Hatice hinaus und ging sofort. After looking at Hatice with mocking eyes, Hatice went out and immediately went.

Olanları Nadir ablasını anlatmış Nadir erzählte seiner Schwester, was passiert war Nadir told his sister what happened

Ölüyordum korkudan Ich starb vor Angst I was dying of fear

Bir daha beni böyle işlere sokmayın Zwingen Sie mich nicht, so etwas noch einmal zu tun. Don't make me do this kind of thing again.

Diye yalvarmış er bat he begged

Nadire

Çiçeğin adresine ulaşmasının keyfi ile beklemeye başlar Mit der Freude, dass die Blume ihre Adresse erreicht, beginnt sie zu warten. With the joy of the flower reaching its address, it begins to wait.

Aradan epey bir zaman geçmiş Es ist schon eine ganze Weile her

Bir gün Hatice

Zübeyde teyzesinin Zubeydes Tante

Kendisini Selbst

Oğlum Mustafa'yı istediğini öğrenmiş Mein Sohn erfuhr, dass er Mustafa wollte My son learned that he wanted Mustafa

Ama

Hatice'nin annesi

Mustafa Asker olup uzaklara gidecek diye Because Mustafa will become a soldier and go far away

Bu evliliği yanaş Verbrenne diese Ehe Burn this marriage

Konu kapanmış Thema geschlossen topic closed

Mustafa Harbiye'de okumak için İstanbul'a gitmiş

Ama annesine gönderdiği her Mektubun altına Aber am Ende jedes Briefes, den er an seine Mutter schickt But at the bottom of every letter he sends to his mother

Hemşiremiz Hatice Hanım'ı da özellikle Selamlar ederim Besonders möchte ich unsere Krankenschwester Hatice Hanım grüßen. I would especially like to greet our nurse Hatice Hanım.

Cümlesine eklemeyi Satz ergänzen

Hiç eksik etmemiş nie vermisst never missed

Harbiye'den von Harbiye

Harbiye yüzbaşısı olarak çıktığında Hatice'yi yeniden iste Fragen Sie erneut nach Hatice, wenn sie als Kapitänin des Krieges herauskommt.

Bu kez Hatice'nin Ailesi razı olmak üzere iken Dieses Mal, während Hatices Familie kurz davor war, zuzustimmen This time, while Hatice's family was about to consent

Sarayda çalışan bir ahbapları Einer ihrer Freunde, der im Palast arbeitet One of their friends working in the palace

Onları uyarmış warnte sie warned them

Ben onun hakkında saraya gelen jurnalleri okudum geleceği çok karanlıktır Ich habe die Zeitschriften über ihn gelesen, seine Zukunft ist sehr dunkel. I read the journals about him, his future is very dark.

Aman uzak durun Ach, bleib weg Oh, stay away

Hatice'nin annesi kızını alelacele bir başkasıyla evlendirmiş Hatices Mutter hat ihre Tochter hastig mit jemand anderem verheiratet Hatice's mother hastily married her daughter to someone else

Yıllar geçmiş Jahre sind vergangen

Mustafa Kemal, ‘Atatürk' olmuş Mustafa Kemal wurde „Atatürk“

Evlenip çoluk çocuğa karışan Hatice Hatice, die geheiratet und Kinder bekommen hat Hatice, who got married and had children

Yaşadıklarını 1920'lerde Bir Kış Günü Ein Wintertag in den 1920er Jahren A Winter's Day in the 1920s

Kocaeli'nde Milli Eğitim Müdürü olan Direktor der Nationalen Bildung in Kocaeli Director of National Education in Kocaeli

Apartman komşusu Münir Hayri bey anlatmış Der Nachbar der Wohnung, Münir Hayri, hat es mir erzählt The neighbor of the apartment, Münir Hayri, told me

Münir Hayri daha Sonra sinema tahsili için yurtdışına gitmiş Später ging Münir Hayri zum Filmstudium ins Ausland. Münir Hayri later went abroad to study cinema.

Döndüğünde Atatürk kendisinden Als Atatürk zurückkehrte, When Atatürk returned,

Hayatını perdeyi yansıtacak bir senaryo yazmasını istemiş Er bat sie, ein Drehbuch zu schreiben, das ihr Leben auf der Leinwand widerspiegeln würde. He asked her to write a screenplay that would reflect her life on the screen.

Senaryonun esaslarını da kendisi yazmış Er hat auch die Grundlagen des Drehbuchs selbst geschrieben. He also wrote the basics of the script himself.

Filme başka neler koymalıyız diye sorduğunda Münir Hayri Münir Hayri fragte, was wir sonst noch in den Film einbauen sollten. Münir Hayri asked what else we should put in the movie.

Biraz da çekinerek Etwas zögerlich

Her filmde kadın ve aşk unsuru aranır Frauen und Liebeselemente werden in jedem Film gesucht. Women and love elements are sought in every movie.

Bilmem nasıl Emredersiniz... Ich weiß nicht wie du bestellst...

Demiş ve sagte und

Yıllar önce Hatice'den dinlediği hikayeyi Die Geschichte, die er vor Jahren von Hatice gehört hat. The story he heard from Hatice years ago.

Atatürk'e nakletmiş an Atatürk übergeben

Atatürk hatırlamış ve Atatürk erinnerte sich und

Gülmüş lachte

Ben

Hatice'nin o karanfili

Kendi hesabına koyduğunu sanmıştım Ich dachte, du stellst es auf dein eigenes Konto I thought you put it on your own account

Ve devam etmiş und fortgesetzt

Hatice zekası

Güzelliği ve terbiyesi ile Mit ihrer Schönheit und Manieren

Örnek bir kadındı Sie war eine vorbildliche Frau

Her vakit Hayatımın En değerli hatıralar arasında kalacaktı Es würde immer zu den wertvollsten Erinnerungen meines Lebens gehören. It would always remain among the most precious memories of my life.

Sonra nadri de hatırlamış Dann erinnerte sich auch Nadri

O kızcağızı da bir katiple evlendirdiler Sie haben dieses Mädchen mit einem Angestellten verheiratet. They married that girl to a clerk.

Sonra da öldü Dann starb er

Birkaç gün düşündükten sonra Nach ein paar Tagen Bedenkzeit

Münir Hayri yeniden çağırmış Atatürk Münir Hayri rief erneut Atatürk an

Tamam demiş er sagte ok

Bizim çocukluk hikayesini filme koyalım Lassen Sie uns unsere Kindheitsgeschichte verfilmen Let's put our childhood story on film

Yalnız Allein Alone

Hatice'nin ismini koymayın Geben Sie nicht den Namen Hatice an

Bu çok masum bir hikayedir Dies ist eine sehr unschuldige Geschichte

Ama belki Hatice'nin torunları falan istemez

Münir Hayri nin senaryosu Drehbuch von Munir Hayri

Ben bir devrim çocuğuyum adını taşıyor Ich bin ein Kind der Revolution trägt deinen Namen I am a child of revolution bears your name

Atatürk rahatsızlandığı için bu film çekilen Dieser Film wurde gedreht, weil Atatürk krank wurde. This movie was shot because Atatürk got sick.

Hatice mi

Son sürpriz de bu Das ist die letzte Überraschung.

Hatice Hanım milletvekili seçildi ve Hatice Hanım wurde als Mitglied des Parlaments gewählt und Hatice Hanım was elected as a member of parliament and

Meclise girdi ins Parlament eingezogen

Torunları hayatta mıdır acaba ? Leben seine Enkelkinder? Are his grandchildren alive?

Değerli dostlar Liebe Freunde

Atatürk'le ilgili kısa bir anıyı sizlerle paylaştık Wir haben eine kurze Erinnerung an Atatürk mit Ihnen geteilt.

Kaynak Quelle

Atatürk'ten gençliğe Unutulmaz Anılar Unvergessliche Erinnerungen von Atatürk bis zur Jugend Unforgettable Memories from Atatürk to Youth

Ahmet Gürel Mayıs 2009 Ahmet Gurel May 2009

Bir başka hikayede in einer anderen Geschichte

Tekrar görüşmek üzere.... Wir sehen uns wieder....

×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.