image

TEDx Turkey, Hayallerinize ve Hislerinize Güvenin | Öykü GÜRMAN | TEDxAnkara

Hayallerinize ve Hislerinize Güvenin | Öykü GÜRMAN | TEDxAnkara

Çeviri: Nadya Alasad Gözden geçirme: Figen Ergürbüz

Üç buçuk dakikalık bir internet videosuyla bir müzik videosuyla...

sizlerin karşısına çıktık ve popüler olduk. Şimdi hep anlatmak istediğim bir şey vardı... Bu üç buçuk dakikalık müzik videosu

popüler olmamızı sağlarken

sanatçı olmamızı da sağlar mı?

Bakış açısına bağlı. Sanat çok evrensel bir değer.

Lakin nereden baktığınıza bağlı.

Biz Berk ile birlikte müziğin içine doğduk

ve Berk 8 yaşında gitar çalmaya başladı.

Ben de ondan görüp gitar çalmak istedim.

Sonra akorları, her şeyi, kendim deşifre ediyorum.

Sen başka bir enstrüman çal, aynı evde iki gitarist olmaz dedi. Piyano'ya yöneldim.

Rus ekolünden gelen bir hocam vardı biraz sinirliydi...

ve piyanodan vazgeçmek durumda kaldım.

Sonrasında keman çalmaya başladım.

Aslında hayatımın enstrümanını bulmuş oldum, keman.

Hayat bir dengeydi, keman çalmak için dengede durmak gerekiyordu. Ve 15 yaşında keman çalmaya başlayınca

lise hayatım,

Pera Güzel Sanatlar Lisesi birincilikle bitti. Geldik konservatuvar sınavlarına

üniversite çağına.

Konservatuvar sınavına

tam girmeye yaklaşırken

Kemal hocam, Cihat Aşkın dedi ki;

"Dünyaca ünlü bir keman virtüözü

Shlomo Mintz önderliğinde Ortadoğu'da

Telaviv'e yakın bir köydeki busta

keman workshop var".

Master classa gideceğiz ve orada keman çalacaksınız dedi. Tamam, yatıyorum keman, kalkıyorum keman,

keman çalıyorum,

çok seviyorum keman çalmayı

bütün hayalim keman çalmak üzerine kurulu.

Hayatımı bunun üzerine aslında ilerletmek istiyorum.

Gittik ve ben oraya gittiğim zaman,

durdum, dedim ki;

''Ben keman çalmayacağım galiba

çünkü benden yaşça çok küçük

Japon, Alman çocuklar

Mendelssohn keman konçertosu çalıyorlar.

Klasik müzik dinleyenleriniz vardır

Mendelssohn keman konçertosu çok zordur

ve gerçekten benden yaşça küçük çocukların

o keman konçertosunu çaldıklarını görünce

kendime güvenim gitti.

Bu bir hayal kırıklığıydı, bir başarısızlıktı, mutsuzluktu. Ve kendime aslında başka bir çıkış yolu bulmam gerektiğini düşünmüştüm.

Gel gelelim iki buçuk ayın sonunda

ben tabii konser biletleri satmaya başladım keman çalıyorum ama kendime.

Sadece kendime çalıyorum.

Sonra dedim ki;

ben konser biletleri satayım

bir şekilde konserleri takip edeyim.

Shlomo Mintz dedi ki;

çıkış yolu ve bu yol haritasını

gösterenlerden biridir.

Şarkı söylemek isteyen var mı? dedi.

Ben hemen el kaldırdım

ve bir Azeri türkü söyledim, Akşam Mahnısı.

Bunu söyledikten sonra

herkes sessiz bir şekilde durdu baktı

ve ben dedim ki, ''Eyvah keman çalamadım

şarkı da söyleyemedim galiba'' dedim.

Sonra aynı Amerikan filmlerindeki gibi, o sahneleri çok severim.

Böyle bir alkış koptu

ve herkes sesime hayran bir şekilde

Shlomo Mintz bana dedi ki;

''Sen keman çalma, şarkı söyle.''

Öyle demedi tabii.

Keman çalmaya devam edebilirsin dedi.

Fakat 18 yaşındasın ve ses eğitimi için

çok uygun bir yaştasın

lütfen İstanbul'a döndüğünde

konservatuvarın ses eğitimi bölümüne gir'' dedi. Geldik, konservatuvarın ses eğitimi bölümü ve konservatuvar sınavlarına hazırlandım.

Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği

napolitenler, aryalar,

çok çeşitli bir repertuvar hazırladım

ve jüri'nin karşısına geçtim.

Alaeddin Yavaşça, Selahattin İçli, Erol Uras çok değerli hocalarımız var.

Sonradan Türkiye'nin çok iyi bir tenoru

Erol Uras dedi ki;

''Kızım sen bir enstrüman çalıyor musun?'' '' Evet hocam çalıyorum

keman çalıyorum, hocam'', dedim.

Dönüp, yanındaki hocalar dedi ki;

''Efendim ağır şey çeker gibi

yay çeker gibi şarkı söylüyor

değil mi?'' dedi ve orada

Shlomo Mitz söylediği o cümle

benim konservatuvarı kazanmama

sebep oldu aslında.

İyi ki de ses eğitimi bölümünü seçmiştim

ve bunu söyledikten sonra

bu diyalogtan sonra

ben bile tutup ses eğitimi bölümü

sınavında keman çaldım.

Sonrasında ağustos ayı,

İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampüsü

konservatuvarın olduğu bina,

bir yokuş var yokuştan aşağı indim.

2000 kişi müracaat ediyor ama

sadece 12 kişi alıyorlar.

Koştum, cama baktım bir kağıt ve kağıdın en üstünde Öykü Gürman yazıyor.

O kadar heyecanlandım

ve o kadar duygulandım ki.

Ne kadar doğru

bir yerde olduğumu hissettim

hayatımın dönüm noktalarından biriydi,

konservatuvarı kazanmıştım.

Bu okulu ya 4 yılda bitireceğim

ya hiç bitiremeyeceğim dedim

çünkü hep Flamenko dinliyordum.

Ve terennümler, Düm Düm Tekteler,

ten Nadir Nadi düm tek tekte

nadir, nadu, düm tek tek...

Sürekli terennüm halinde dedim ki;

flamenko dinliyorum

ve halk müziğini sanat müziğini

Flamenko ile birleştireceğim.

Konservatuvarı bitirdikten sonra okulu da birincilikle bitirdim.

Bir 4 yıl kadar müzik öğretmenliği yaptığım yuvada. Ama çok tereddütlerim vardı

çünkü yetmiyordu

ve bir şey yapmalıydık

ve hayalimiz aslında bizim kültürümüze

ait olan türküleri ve şarkıları

Flamenko müzikle birleştirmek

aslında flamenkonun da

bizim halk müziğimiz olduğunu anlatmaktı.

Berk askerden döndü,

Sevilla'da yaşamıştı üç buçuk yıl kadar

dedi ki; ''Öykü Muhsin Bey diye bir film var Uğur Yücel ve Şener Şen oynuyor

orada Uğur Yücel, Şener Şen, Uğur Yücel'e

Evlerin Önü Boyalı Direk

türküsünü söyletiyor,

gel bunu bir yapalım.'' dedi.

Hay hay dedim, yaptık

ve 20 milyon tıklandı.

Aslında o üç buçuk dakika ile

meşhur oldu bu kız

oradan yürür dediğinizin altında

gerçekten çok uzun bir çalışma emek var.

Ve biz türkü yaptık, konserler, ün, şan, şöhret, para...

Harika, harika, her şey çok harika gidiyor.

Sonra Popüler Kültür bize dedi ki; 2. bir şarkı yapmanız gerekiyor.

Türküyü yapmıştık ya

sanat müziği de yapalım dedim.

Seni ben unutmak istemedim ki'yi yaptık.

O zaman da harikayız,

yine ün, şan, şöhret

her şey çok harika, fakat derken

şarkının etkisi azalmaya başladı

ve duraksama dönemi başladı...

2011-2012-2013

2014 yılında telefon çaldı.

"Öykü hanım, yapım şirketi arıyor

Urfalıyam Ezelden diye bir dizi var,

orada şarkı söylemenizi

türkü söylemenizi istiyoruz

aynı zamanda

konservatuvar mezunu bir kız, dedi.

Iş buldum, dedim iş buldum.

Konservatuvar mezunu bir kız oynayacağım

ve idealist olarak yapmak istediğim

her şeyi yapacağım, türkü söyleyeceğim

uzun hava söyleyeceğim...

O kadar çalıştık, emek verdik

dizi 11 bölümde bitti.

Çünkü yapım şirketi ve kanal karar verdi

dizi bitti.

Gel gelelim, yine bir hayal kırıklığı

ama yine vazgeçemiyorum hep devam ediyorum

hep devam ediyorum,

üretmeye, çalışmaya, sabretmeye,

ahlakımı bozmamaya

duruşumdan ödün vermemeye,

hep devam ediyorum devam ederken

bu arada bir albüm yaptım.

2014-2015-2016-2017 telefon çaldı.

Yapım şirketi. Biz proje yapıyoruz Sen Anlat Karadeniz Projesi...

Aman Allahım. Ve orada,

''Şive yapabiliyor musunuz?''dedi...

Dedim, ''Yaparım yaparım

şive yaparım'', böyle konuşuyorum

ama ''şive yaparım,''dedim.

"Oy nenem yarabbi!" dedim.

''Oy nenem yarabbi!''

Ondan sonra, bir audition metni var.

Tabii ki şirkete davet edildim

ve deneme çekimi yapacağız.

Bu karakteri oynayıp oynamadığı mı test edecekler

çünkü çok ağır bir sorumluluk.

Tabii karakter şarkı da söylüyor,

çok mutluyum.

Şirketten içeri girdim, dedim ki;

''Evet ezberimi yaptım, her şey çok iyi

çok heyecanlıyım.

Ben çünkü işini aşkla yapan insanların heyecanını ölüyorum.

Bende onlardan biriyim.

İşimi aşkla yaptığım için çok heyecanlanıyorum.

Çalıştım, yapacağım,''dedim. Bir baktım Osman Sınav. Osman Sınav karşımda.

Ama o bilgeliğiyle ve öğretici yanıyla,

o babacan tavrıyla, o kadar beni rahatlattı ki.

Bana inandığını söyledi.

Ve "3 2 1 kayıt" dedi.

Ben oynadım, türkü söyledim.

Sonra, audition bittikten sonra,

saat 2'de girdim oraya,

çıktım saat 7'de.

Yani şizofrenik bir durum, size anlatamam.

Gülüyorum, ağlıyorum.

Bir sürü duygu geçişleri yaşıyorum

ama kendimi kanıtlamam lazım Osman Sınav'a.

Ve sonrasında, oradan ayrılırken dedim ki;

"Bana olmadığını iki gün içinde

söyler misiniz" dedim.

Neden olmadığını söylemek istedim

çünkü o zaman daha çabuk arıyorlar.

Aradılar, telefonum çaldı.

Çok heyecanlıyım.

"Acaba rolü aldım mı? Asiye Kaleli ben mi olacağım?" diye...

Menajerim dedi ki; ''Bizim Asiyemiz sensin.'' O anda bir çıkış noktası ve benim için de dönüm noktasıydı. Sizinle bunu paylaşmak istedim çünkü ünlü olmak değil,

önemli olan iz bırakmaktır hayatta.

Ben hep üretmeye devam ettim, hiç yılmadım.

Ve popüler kültür elbette gelip geçici ama

bıraktığınız ses, bıraktığınız iz kalıcı.

Aynen şarkılar gibi.

Öyle zannediyorum ki

bir tiyatro perdesinde, böyle bir perde de

böyle bir sahnede, eğer hoş seda

bir ses, bir iz bırakabilirsem...

Gerçekten ne mutlu bana.

Önemsediğim bir hikâye var.

Picasso'nun hikâyesi.

Picasso bir gün restorana girer

ve şef garson onu tanır.

Der ki "Torunlarıma, çocuklarıma, yadigâr, hatıra kalması için

bir şey çizer misiniz?" der.

Bir kâğıt uzatır.

Picasso kırmaz, o kâğıdı alır

ve 5 dakikada bir şeyler çizer

ve kağıdı uzatır, der ki "Bin dolar.''

Şef garson da der ki,

"Aman efendim, ne bin dolar? 5 dakikada çizdiniz.

Yani, bin dolar olur mu?"

Picasso hazır cevaplılığıyla bilinen bir ressam, döner, der ki,

"Sizin o 5 dakika dediğiniz

40 yıl artı 5 dakika."

Dolayısıyla, o üç buçuk dakika dediğiniz

müzik videosu, yaşım çıkacak ama

üç buçuk dakika artı 35 yıl.

Shlomo Mintz'ten sonra

Osman Sınav çıkışı yoluydu.

Benim için yol göstericilerimdi.

Ve üçüncü bir kişi daha var.

O da dünyanın 500 sanatçısının arasında yer alan ressam Mehmet Uygun.

Ben de böyle bir hava,

işte Sen Anlat Karadeniz'de

söylediğim türküler, 50 milyon tıklanmış.

Toplamda 250-300 milyona yakın

bir dinleyici kitlesi olmuş

ve her şey çok tıklanıyor.

Ün bende, popüler kültür bende.

Harika bir sesim var, oyuncuyum.

Bülent İnal'la başrol oynadığım

Urfalıyam Ezelden'de.

Şimdi Sen Anlat Karadeniz dizisindeyim diye bir hava içinde.

Mehmet Uygun'un misafiri olduk.

Mehmet Uygun dedi ki;

"Ben sizi tanımıyorum

çünkü ben televizyon izlemiyorum" dedi.

"Ben popüler kültür...

''Ben gece kalkıp resim yapıyorum" dedi bana. ''Ha'' dedim, ''yani işte, biz de.. bu yani...''dedim. Ben de aslında çok çaba sarf ediyorum.

"Sanat nedir, Öykücüğüm?" dedi.

Birbirimize bakıyoruz...

"İnsanı insana insanca anlatan bir kavram

ama bunun üzerine

çok da konuşabilirim, Mehmet Bey" dedim.

"Bir dakika, bir dakika" dedi.

"Google'a aç" dedi.

Ben gittikten sonra bunu yapar mısınız?

Söz verin ama bu anlatacağım şeyi.

"Google'ı aç" dedi.

"'Art world' yaz" dedi.

Sanat dünyası İngilizce.

Yazdım.

"Görsellere tıkla" dedi. Tıkladım. "Ne çıktı?" dedi.

Vango, Picasso, Leonardo Da Vinci, heykeller, resimler...Aman Allahım harika.

Şimdi dedi, "Sanat dünyası yazar mısın? Türkçe olarak," dedi.

Yazdım. Görsellere tıkladım.

Ne göreyim? Magazin dünyası.

Kim kiminle, nerede, nasıl, ne... şşşş...

Ne almış, ne giymiş, ne yapmış?

Sonra dedi ki;

"Öykücüğüm yorumu sana bırakıyorum" dedi.

Ben de yorumu sizlere bırakıyorum.

Teşekkürler. (Alkış)



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Çevrimiçi dil öğrenme @ LingQ

Hayallerinize ve Hislerinize Güvenin | Öykü GÜRMAN | TEDxAnkara

Çeviri: Nadya Alasad Gözden geçirme: Figen Ergürbüz Translation: Nadya Alasad Review: Figen Ergürbüz

Üç buçuk dakikalık bir internet videosuyla bir müzik videosuyla... في فيديو موسيقي من ثلاث لأربعة دقائق With a three and a half minute internet video and a music video ...

sizlerin karşısına çıktık ve popüler olduk. خرجنا أمامكم واشتهرنا we appeared before you and became popular. Şimdi hep anlatmak istediğim bir şey vardı... الآن هناك شيء لطالما أردت قوله Now there was something I always wanted to say ... Bu üç buçuk dakikalık müzik videosu هذا الفيديو الموسيقى القصير This three and a half minute music video

popüler olmamızı sağlarken بينما كان يجعلنا مشهورين while keeping us popular

sanatçı olmamızı da sağlar mı? Does it enable us to be artists?

Bakış açısına bağlı. Sanat çok evrensel bir değer. إنه يعتمد على منظورك، الفن له قيمة عالمية It depends on the point of view. Art is a very universal value.

Lakin nereden baktığınıza bağlı. لكنه يرتبط بمنظورك له However, it depends on where you look at it.

Biz Berk ile birlikte müziğin içine doğduk أنا وبيرك كنا مولعين جدًا بالموسيقى We were born into music with Berk

ve Berk 8 yaşında gitar çalmaya başladı. بدأ بيرك بتعلم العزف على الجيتار في سن الثامنة and Berk started playing guitar at the age of 8.

Ben de ondan görüp gitar çalmak istedim. وأنا من مشاهدته أردت تعلم الجيتار I wanted to see him and play the guitar.

Sonra akorları, her şeyi, kendim deşifre ediyorum. رويدا رويدا بدأت بتعلم الكوردات وكل شيء بنفسي Then I decipher the chords, everything, myself.

Sen başka bir enstrüman çal, aynı evde iki gitarist olmaz dedi. ثم قلت أوجدي لنفسك آلة موسيقية أخرى لا يمكن أن يتواجد عازفي جيتار في منزل واحد He said play another instrument, there are no two guitarists in the same house. Piyano'ya yöneldim. توجهت إلى البيانو I headed for the piano.

Rus ekolünden gelen bir hocam vardı biraz sinirliydi... كان لي معلم بيانو من المدرسة الروسية ولكنه قد كان عصبيا بعض الشيء I had a Russian teacher who was a bit angry.

ve piyanodan vazgeçmek durumda kaldım. اضطررت لترك البيانو and I had to give up the piano.

Sonrasında keman çalmaya başladım. بعد ذلك بدأت في تعلم آلة الكمان Then I started playing the violin.

Aslında hayatımın enstrümanını bulmuş oldum, keman. في الحقيقة وجدت آلة حياتي، الكمان Actually, I have found the instrument of my life, the violin.

Hayat bir dengeydi, keman çalmak için dengede durmak gerekiyordu. كانت الحياة متوازنة وهذا ما يتطلبه عزف الكمان، أن تكون متزنا Life was a balance, it was necessary to balance to play the violin. Ve 15 yaşında keman çalmaya başlayınca وبدأت بعزف الكمان بعمر الخامسة عشر And when he started playing the violin at the age of 15

lise hayatım, الحياة الثانوية my high school life,

Pera Güzel Sanatlar Lisesi birincilikle bitti. أنهيتها بترتيب الأولى على الصف بمدرسة بيرا للفنون الجميلة Pera Fine Arts High School finished first. Geldik konservatuvar sınavlarına وصلنا لاختبارات المعهد الموسيقي We came to the conservatory exams

üniversite çağına. بعمر الجامعة to college age.

Konservatuvar sınavına المعهد الموسيقي Conservatory exam

tam girmeye yaklaşırken عندما اقتربت جدًا من الوصول just approaching to enter

Kemal hocam, Cihat Aşkın dedi ki; قال معلم الكمان جيهات اشكين: My teacher Kemal, Cihat Aşkın said;

"Dünyaca ünlü bir keman virtüözü عازف الكمان الشهير "A world famous violin virtuoso

Shlomo Mintz önderliğinde Ortadoğu'da شلومو مينتز يتواجد في الشرق الأوسط In the Middle East under the leadership of Shlomo Mintz

Telaviv'e yakın bir köydeki busta في قرية قرب تل ابيب Busta in a village near Telaviv

keman workshop var". يقيم ورشات عمل لتعلم الكمان

Master classa gideceğiz ve orada keman çalacaksınız dedi. قال سنذهب كبعثة رئيسية وستعزفون هنالك الكمان He said we will go to master class and play the violin there. Tamam, yatıyorum keman, kalkıyorum keman, حسنا أنا أنام على الكمان وأستيقظ عليه Okay, I lay violin, I get up violin,

keman çalıyorum, وأعزفه

çok seviyorum keman çalmayı أحب العزف على الكمان I love playing the violin

bütün hayalim keman çalmak üzerine kurulu. بنيت جميع أحلامي على عزفه my whole dream is to play the violin.

Hayatımı bunun üzerine aslında ilerletmek istiyorum. أريد أن أقضي حياتي في هذا I actually want to move my life forward on this.

Gittik ve ben oraya gittiğim zaman, ذهبنا وحينما كنت هنالك We went and when I got there

durdum, dedim ki; توقفت وقلت لنفسي I stopped, I said

''Ben keman çalmayacağım galiba أنا غالبا لن أعزف على الكمان `` I guess I'm not going to play the violin

çünkü benden yaşça çok küçük لأن هناك من هم أصغر مني عمرا because he is younger than me

Japon, Alman çocuklar أطفال يابانييون وألمان

Mendelssohn keman konçertosu çalıyorlar. انهم يعزفون حتى الـ Mendelssohn *مقطوعه كلاسيكية

Klasik müzik dinleyenleriniz vardır وهناك مستمعون للموسيقى الكلاسيكية You have those who listen to classical music

Mendelssohn keman konçertosu çok zordur وعزف الكونشرتو لمندلسون صعبة للغاية

ve gerçekten benden yaşça küçük çocukların هم بالفعل أطفال أصغر مني سنا and really children younger than me

o keman konçertosunu çaldıklarını görünce عندما رأيتهم يعزفون الكونشرتو When I saw them play that violin concerto

kendime güvenim gitti. اهتزت ثقتي بنفسي my confidence is gone.

Bu bir hayal kırıklığıydı, bir başarısızlıktı, mutsuzluktu. خيبة الأمل هذه والفشل والتعاسة It was a disappointment, a failure, an unhappiness. Ve kendime aslında başka bir çıkış yolu bulmam gerektiğini düşünmüştüm. كان يتوجب علي أن أفكر بإيجاد مخرج آخر لي And I thought I had to actually find another way out for myself.

Gel gelelim iki buçuk ayın sonunda في نهاية الشهرين ونصف Come on, at the end of two and a half months

ben tabii konser biletleri satmaya başladım بالطبع بدأت في بيع تذاكر الحفل Of course I started selling concert tickets keman çalıyorum ama kendime. بدأت بالعزف ولكن لنفسي I play the violin but to myself.

Sadece kendime çalıyorum. فقط لنفسي بدأت بالعزف I'm just playing to myself.

Sonra dedim ki; بعدها قلت Then I said;

ben konser biletleri satayım لأبيع تذاكر الحفل I'll sell concert tickets

bir şekilde konserleri takip edeyim. وبشكل ما سأتابع الحفل الموسيقي let me follow the concerts somehow

Shlomo Mintz dedi ki; شلومو مينتز قال: Shlomo Mintz said;

çıkış yolu ve bu yol haritasını "خريطة الخروج والطريق the way out and this road map

gösterenlerden biridir. هي أحد الدلالات It is one of the demonstrators.

Şarkı söylemek isteyen var mı? dedi. هل هناك من يريد غناء أغنية" Does anyone want to sing? said.

Ben hemen el kaldırdım رفعت يدي على الفور I immediately raised my hand

ve bir Azeri türkü söyledim, Akşam Mahnısı. وقمت بغناء أغنيه تركيه شعبيه أغنية "Akşam Mahnısı" and I sang an Azeri song, Evening Mahnisi.

Bunu söyledikten sonra بعدما قمت بالغناء

herkes sessiz bir şekilde durdu baktı صمت الجميع لوهلة Everyone stood silent and looked

ve ben dedim ki, ''Eyvah keman çalamadım قلت لنفسي يا إلهي لم أعزف على الكمان And I said, `` Alas I couldn't play the violin

şarkı da söyleyemedim galiba'' dedim. وغالبا لم أستطع الغناء أيضا I guess I couldn't sing either, '' I said.

Sonra aynı Amerikan filmlerindeki gibi, o sahneleri çok severim. فجأة كالأفلام الأمريكية توالت الصفقات Then, just like in American movies, I love those scenes.

Böyle bir alkış koptu بدأ التصفيق هكذا There was such an applause

ve herkes sesime hayran bir şekilde بدا الجميع معجبا بصوتي and everyone admires my voice

Shlomo Mintz bana dedi ki; قال لي شلومو مينتز: Shlomo Mintz said to me;

''Sen keman çalma, şarkı söyle.'' "لا تعزفي الكمان بل غني" "You don't play the violin, sing."

Öyle demedi tabii. لم يقل هذا طبعا He didn't say that, of course.

Keman çalmaya devam edebilirsin dedi. قال: "يمكنك البدأ بعزف الكمان He said you can continue playing the violin.

Fakat 18 yaşındasın ve ses eğitimi için ولكنك في الثامنة عشرة وبالنسبة لصوتك But you're 18 and for vocal training

çok uygun bir yaştasın فعمرك جيد جدا للتدريب الصوتي You are a very suitable age

lütfen İstanbul'a döndüğünde من فضلك حين تعودي لأسطنبول Please when you return to Istanbul

konservatuvarın ses eğitimi bölümüne gir'' dedi. انضمي للمعهد الموسيقي قسم التدريب الصوتي" Enter the vocal training section of the conservatory. Geldik, konservatuvarın ses eğitimi bölümü ve konservatuvar sınavlarına hazırlandım. عدنا، وكنت أستعد لاختبار قسم التدريب الصوتي We came, I prepared for the vocal education department of the conservatory and the conservatory exams.

Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği بالموسيقى الفنية الموسيقى الكلاسيكية Turkish Folk Music, Turkish Classical Music

napolitenler, aryalar, نابوليتان وأرياس Neapolitan arias,

çok çeşitli bir repertuvar hazırladım لقد أعددت مجموعة واسعة من الذخيرة

ve jüri'nin karşısına geçtim. وعبرت لجنة التحكيم and I went in front of the jury.

Alaeddin Yavaşça, Selahattin İçli, Erol Uras çok değerli hocalarımız var. علاء الدين يافاشا وصلاح الدين إيسلي وإيرول اوراس معلمون أفاضل للغاية

Sonradan Türkiye'nin çok iyi bir tenoru في وقت لاحق ملحن جيد جدا في تركيا Later he is a very good tenor of Turkey

Erol Uras dedi ki; ايرول اوراس قال لي: Erol Uras said;

''Kızım sen bir enstrüman çalıyor musun?'' "يا ابنتي هل تعزفين على آلة موسيقية" `` Daughter, do you play an instrument? '' '' Evet hocam çalıyorum قلت: نعم يامعلمي أعزف '' Yes teacher, I am playing

keman çalıyorum, hocam'', dedim. أعزف على الكمان I play the violin, teacher, '' I said.

Dönüp, yanındaki hocalar dedi ki; التفت وقال للمعلمين: He turned and said the teachers next to him;

''Efendim ağır şey çeker gibi "سيدي كما تسحب الشيء الثقيل `` Sir like pulling a heavy thing

yay çeker gibi şarkı söylüyor تغني وكأنها تسحب القوس sings like pulling a bow

değil mi?'' dedi ve orada أليس كذلك؟" isn't it? '' he said and there

Shlomo Mitz söylediği o cümle بسبب الجملة التي قالها شلومو مينتز That sentence Shlomo Mitz said

benim konservatuvarı kazanmama كانت السبب في فوزي بالمعهد الموسيقي my not winning the conservatory

sebep oldu aslında. it actually caused.

İyi ki de ses eğitimi bölümünü seçmiştim أنا سعيدة لاختياري في قسم التدريب الصوتي Fortunately, I chose the vocal education department.

ve bunu söyledikten sonra وبعد ذلك الحوار and after saying that

bu diyalogtan sonra

ben bile tutup ses eğitimi bölümü تمسكت في قسم التدريب الصوتي Even I keep vocal training

sınavında keman çaldım. وعزفت الكمان أيضا I played violin in the exam.

Sonrasında ağustos ayı, بعد آب "اغسطس" Then August,

İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Kampüsü الحرم الجامعي لجامعة إسطنبول التقنية

konservatuvarın olduğu bina, مبنى المعهد الموسيقي the building where the conservatory is,

bir yokuş var yokuştan aşağı indim. ذهبت إلى الأسفل There is a slope, I went down the slope.

2000 kişi müracaat ediyor ama يتقدم 2000 شخص 2000 people apply but

sadece 12 kişi alıyorlar. ولكن فقط 12 يتم قبولهم

Koştum, cama baktım bir kağıt ve kağıdın en üstünde Öykü Gürman yazıyor. ركضت ونظرت إلى النافذة على الورقة يكتب اسمي في الجزء العلوي I ran, looked at the glass, and on the top of the paper, Öykü Gürman is written.

O kadar heyecanlandım كنت متحمسة جدا I'm so excited

ve o kadar duygulandım ki. وعاطفية كذلك and I was so touched.

Ne kadar doğru شعرت و كأني كنت في المكان الصحيح

bir yerde olduğumu hissettim I felt I was somewhere

hayatımın dönüm noktalarından biriydi, كانت أحد نقاط التحول في حياتي it was one of the turning points in my life,

konservatuvarı kazanmıştım. لقد فزت بالمعهد الموسيقي I won the conservatory.

Bu okulu ya 4 yılda bitireceğim سأنهي الدراسة خلال أربعة سنوات I will finish this school in either 4 years

ya hiç bitiremeyeceğim dedim أو لن أنهيها أبدا I said I will never finish

çünkü hep Flamenko dinliyordum. لأنني كنت دائماً أستمع إلى الفلامنكو because I was always listening to flamenco.

Ve terennümler, Düm Düm Tekteler, ويهتفون، دوم دوم تك تك .... And chants, Düm Düm Tekteler,

ten Nadir Nadi düm tek tekte ten Nadir Nadi düm in one

nadir, nadu, düm tek tek... rare, nadu, dump one by one ...

Sürekli terennüm halinde dedim ki; قلت في الهتاف المستمر I said in my chanting all the time;

flamenko dinliyorum أنا أستمع إلى الفلامنكو

ve halk müziğini sanat müziğini سأدمجها مع الموسيقى الشعبية والفنية and folk music art music

Flamenko ile birleştireceğim. I will combine it with flamenco.

Konservatuvarı bitirdikten sonra okulu da birincilikle bitirdim. بعدما أنهيت المعهد الموسيقي والدراسة بترتيب الأولى After I finished the conservatory, I finished the school with the first place.

Bir 4 yıl kadar müzik öğretmenliği yaptığım yuvada. كنت أقوم بتدريس الموسيقى لأربعة سنوات في منزلي At the kindergarten where I taught music for 4 years. Ama çok tereddütlerim vardı ولكن كان لدي الكثير من الترددات But I had a lot of hesitations

çünkü yetmiyordu لأنه لم يكفي because it was not enough

ve bir şey yapmalıydık يجب أن أفعل شيئا and we should have done something

ve hayalimiz aslında bizim kültürümüze وحلمنا في الأصل ثقافتنا and our dream is actually our culture

ait olan türküleri ve şarkıları دمج الفلامنكو مع الموسيقى الشعبيه الكلاسيكيه The folk songs and songs that belong

Flamenko müzikle birleştirmek Combining flamenco with music

aslında flamenkonun da كان فعلا لتوضيح actually flamenco

bizim halk müziğimiz olduğunu anlatmaktı. أن موسيقانا الشعبية هي الفلامنكو الخاصة بنا to explain that we have folk music.

Berk askerden döndü, عاد بيرك من العسكريه Berk returned from the soldier,

Sevilla'da yaşamıştı üç buçuk yıl kadar عاش في إشبيلية لمدة تصل إلى ثلاث سنوات ونصف He lived in Seville for three and a half years

dedi ki; ''Öykü Muhsin Bey diye bir film var قال: "اويكو السيد محسن لديه فلم he said `` There is a movie called Öykü Muhsin Bey Uğur Yücel ve Şener Şen oynuyor اسمه السيد محسن Uğur Yücel and Şener Şen are playing

orada Uğur Yücel, Şener Şen, Uğur Yücel'e ويوجد به Uğur Yücel, Şener Şen, Uğur Yücel'e there to Uğur Yücel, Şener Şen, Uğur Yücel

Evlerin Önü Boyalı Direk ويقوم Uğur Yücel بغناء Evlerin Önü Boyalı Direk Painted Front of Houses

türküsünü söyletiyor, makes you sing your song,

gel bunu bir yapalım.'' dedi. لنفعلها"

Hay hay dedim, yaptık قلت حسنا نفعلها

ve 20 milyon tıklandı. وحصلت على 20 مليون نقرة and 20 million clicks.

Aslında o üç buçuk dakika ile في الواقع أن الثلاث دقائق ونصف جعلت هذه الفتاة الشهيرة Actually with those three and a half minutes

meşhur oldu bu kız

oradan yürür dediğinizin altında كانت رحلة شاقة under what you say walk from there

gerçekten çok uzun bir çalışma emek var. كان حقا العمل طويلا والجهد كبيرا There is a really long work effort.

Ve biz türkü yaptık, konserler, ün, şan, şöhret, para... وفعلناها، الحفلات الموسيقية والشهرة والمجد والمال ... And we performed folk songs, concerts, fame, fame, fame, money ...

Harika, harika, her şey çok harika gidiyor. رائع كل شيء يسير على نحو رائع Great, great, everything is going so great.

Sonra Popüler Kültür bize dedi ki; 2. bir şarkı yapmanız gerekiyor. ثم قالوا أننا نحتاج إلى تقديم أغنية أخرى Then Popular Culture told us; 2. You have to make a song.

Türküyü yapmıştık ya قلت نحن قدمنا الموسيقى الشعبية والآن حان وقت الفنية We made the song

sanat müziği de yapalım dedim. I said let's make art music too.

Seni ben unutmak istemedim ki'yi yaptık. لم أكن أريد أن أنساها I did not want to forget you that we did.

O zaman da harikayız, وحينها كنا رائعين Then we are great too,

yine ün, şan, şöhret مرة أخرى الشهرة والمجد fame, glory, fame again

her şey çok harika, fakat derken كل شيء رائع، ولكن Everything is so wonderful, but just by saying

şarkının etkisi azalmaya başladı بدأ تأثير الأغنية في الانخفاض the effect of the song began to wane

ve duraksama dönemi başladı... وبدأت فترة التوقف ... and the period of hesitation has begun ...

2011-2012-2013 مرت 2011 و2012 و2013

2014 yılında telefon çaldı. وفي 2014 دق الهاتف

"Öykü hanım, yapım şirketi arıyor أنسه اويكو شركة انتاج تحدثك "Mrs. Öykü is looking for a production company

Urfalıyam Ezelden diye bir dizi var, هناك مسلسل تلفزيوني "Urfalıyam Ezelden"

orada şarkı söylemenizi نريدك أن تغني to sing there

türkü söylemenizi istiyoruz

aynı zamanda كان دور فتاة تخرجت من المعهد الموسيقي same time

konservatuvar mezunu bir kız, dedi. “She's a conservatory graduate,” he said.

Iş buldum, dedim iş buldum. قلت لقد وجدت عملا! وجدت عملا I found a job, I said, I found a job.

Konservatuvar mezunu bir kız oynayacağım سأمثل دور فتاة خريجة المعهد الموسيقي

ve idealist olarak yapmak istediğim كان مثاليا and what I want to do idealistically

her şeyi yapacağım, türkü söyleyeceğim سأفعل كل شيء، وسأغني I will do everything, I will sing a song

uzun hava söyleyeceğim... بذلنا قصارى جهدنا لكن I'll sing long air ...

O kadar çalıştık, emek verdik We worked so hard, we worked hard

dizi 11 bölümde bitti. توقف المسلسل عند الحلقة الحادية عشر

Çünkü yapım şirketi ve kanal karar verdi بقرار من شركة الإنتاج والقناة تم إنهاء المسلسل Because the production company and the channel decided

dizi bitti. the series is over.

Gel gelelim, yine bir hayal kırıklığı وخيبة أمل أخرى Come on, it's a disappointment again

ama yine vazgeçemiyorum hep devam ediyorum لكن مجددا لم أستسلم But I can't give up again, I always keep going

hep devam ediyorum, واصلت التقدم I always continue

üretmeye, çalışmaya, sabretmeye, بالتعلم والعزف والصبر to produce, to work, to be patient,

ahlakımı bozmamaya وألا أفسد صبري not to spoil my morality

duruşumdan ödün vermemeye, موقفي وتضحيتي not to compromise my stance,

hep devam ediyorum devam ederken دائما كنت أواصل وأواصل السعي I always continue while continuing

bu arada bir albüm yaptım. خلال ذلك قمت بعمل ألبوم By the way, I made an album.

2014-2015-2016-2017 telefon çaldı. مضت 2014 و2015 و2016 وفي 2017 رن هاتفي 2014-2015-2016-2017 the phone rang.

Yapım şirketi. Biz proje yapıyoruz Sen Anlat Karadeniz Projesi... شركة الإنتاج نحن لدينا مشروع مسلسل "sen anlat karadiniz" Production company. We are doing a project You Tell Black Sea Project ...

Aman Allahım. Ve orada, قل يا إلهي My God. And there

''Şive yapabiliyor musunuz?''dedi... قالوا هل بإمكانك إتقان لهجة البحر الاسود؟ He said, `` Can you dial up? ''

Dedim, ''Yaparım yaparım قلت نعم أستطيع فعلها I said, `` I do, I do

şive yaparım'', böyle konuşuyorum سأفعلها وأتقن اللهجة I dialect '', I speak like this

ama ''şive yaparım,''dedim. قلت نعم أفعلها but I said "I will accede.

"Oy nenem yarabbi!" dedim. قلت: ياجدتي !! يا إلهي !! "Oh my dear!" I said.

''Oy nenem yarabbi!''

Ondan sonra, bir audition metni var. بعد ذلك، لديك نص الاختبار After that, there is an audition text.

Tabii ki şirkete davet edildim بالطبع دعيت إلى الشركة Of course I was invited to the company

ve deneme çekimi yapacağız. سنقوم بعمل لقطة تجريبية and we will do a test shot.

Bu karakteri oynayıp oynamadığı mı test edecekler ويختبروني ما إن كنت سأستطيع أداء هذه الشخصية؟ They will test whether he plays this character or not

çünkü çok ağır bir sorumluluk. لأنها مسؤولية ثقيلة جدا because it is a heavy responsibility.

Tabii karakter şarkı da söylüyor, بالطبع تغني الشخصية أيضًا Of course the character sings too,

çok mutluyum. سعدت جدا I am so happy.

Şirketten içeri girdim, dedim ki; دخلت إلى الشركة وقلت I went inside the company, I said;

''Evet ezberimi yaptım, her şey çok iyi "نعم، لقد حفظت، كل شيء جيد جدًا ومتحمسة جدا `` Yeah I did it by heart, everything is so good

çok heyecanlıyım. لأن الاشخاص الذين يقومون بأشياء يحبونها يتحمسون I am very excited.

Ben çünkü işini aşkla yapan insanların heyecanını ölüyorum. I am dying the excitement of people who do their job with love

Bende onlardan biriyim. وأنا واحدة منهم I am one of them too.

İşimi aşkla yaptığım için çok heyecanlanıyorum. متحمسة جدا لأعمل بما يثير شغفي" I'm so excited that I'm doing my job with love.

Çalıştım, yapacağım,''dedim. Bir baktım Osman Sınav. لقد اجتهدت وسأفعلها نظرت ووجدت Osman Sınav I worked and I will do it, '' I said. I looked, Osman Exam. Osman Sınav karşımda. Osman Sınav هو أمامي Osman Exam is in front of me.

Ama o bilgeliğiyle ve öğretici yanıyla, لكن بحكمته وتعليمه But with his wisdom and teaching

o babacan tavrıyla, o kadar beni rahatlattı ki. وموقفه الأبوي هدأني he comforted me so much with his fatherly demeanor.

Bana inandığını söyledi. قال إنه يؤمن بي He said he believed me.

Ve "3 2 1 kayıt" dedi. وقال: "3 2 1 سجل" And he said "3 2 1 record".

Ben oynadım, türkü söyledim. لقد لعبت الدور، وغنيت الأغاني الشعبية

Sonra, audition bittikten sonra, ثم، بعد انتهاء الاختبار Then, after the audition is over,

saat 2'de girdim oraya, جئت في الساعة 2:00 I entered there at 2 o'clock,

çıktım saat 7'de. خرجت في الساعة 7:00

Yani şizofrenik bir durum, size anlatamam. يعني حالة فصام، لا أستطيع أن اشرحها لكم So it's a schizophrenic situation, I can't tell you.

Gülüyorum, ağlıyorum. أضحك، أبكي I laugh, I cry.

Bir sürü duygu geçişleri yaşıyorum أواجه الكثير من التحولات العاطفية I'm experiencing a lot of emotion shifts

ama kendimi kanıtlamam lazım Osman Sınav'a. ولكن يجب أن أثبت نفسي لـ Osman Sınav but I have to prove myself to Osman Exam.

Ve sonrasında, oradan ayrılırken dedim ki; وعندما غادرت، قلت: And then, as I was leaving, I said;

"Bana olmadığını iki gün içinde "لو لم يتم اختياري أخبرني في غضون يومين" "In two days that it wasn't me

söyler misiniz" dedim. Can you tell me? "I said.

Neden olmadığını söylemek istedim أردت أن أقول لماذا لا I wanted to say why not

çünkü o zaman daha çabuk arıyorlar. لكنهم سيبحثون أسرع because then they search quicker.

Aradılar, telefonum çaldı. رن هاتفي They called, my phone rang.

Çok heyecanlıyım. متحمسه جدا I am very excited.

"Acaba rolü aldım mı? Asiye Kaleli ben mi olacağım?" diye... أتساءل ما إذا كنت قد توليت الدور؟ هل سأكون آسيا كاليلي "I wonder if I got the role? Will I be Asiye Kaleli?" that ...

Menajerim dedi ki; ''Bizim Asiyemiz sensin.'' قال وكيل أعمالي: "أنت آسيا" O anda bir çıkış noktası ve benim için de dönüm noktasıydı. عند هذه النقطة نقطة تحول It was a starting point at that moment and a turning point for me. Sizinle bunu paylaşmak istedim çünkü ünlü olmak değil, شاركت هذا معك لأن الشهرة لا تهم بل الأهم أن تترك أثرا I wanted to share this with you because not to be famous,

önemli olan iz bırakmaktır hayatta. The important thing is to leave a mark in life.

Ben hep üretmeye devam ettim, hiç yılmadım. لقد استمررت دائما بالمحاولة أنا لم أتوقف أبدا I have always continued to produce, I have never been afraid.

Ve popüler kültür elbette gelip geçici ama والشعبية هي بالطبع مؤقتة ولكن And popular culture is temporary, of course, but

bıraktığınız ses, bıraktığınız iz kalıcı. الصوت الذي تتركه، الممر الذي عبرته the sound you leave, the mark you leave is permanent.

Aynen şarkılar gibi. تماما مثل الأغاني Just like the songs.

Öyle zannediyorum ki افترض I think so

bir tiyatro perdesinde, böyle bir perde de على خشبة مسرح، مثل هذا on a theater curtain, such a curtain too

böyle bir sahnede, eğer hoş seda في مشهد كهذا إذا تمكنت من ترك أثر In a scene like this, if it's nice

bir ses, bir iz bırakabilirsem...

Gerçekten ne mutlu bana. حقا سيكون أمرًا يسعدني How happy I am indeed.

Önemsediğim bir hikâye var. هناك قصة تلهمني There is a story I care about.

Picasso'nun hikâyesi. قصة بيكاسو

Picasso bir gün restorana girer ذهب بيكاسو يوما إلى أحد المطاعم Picasso enters the restaurant one day

ve şef garson onu tanır. ورآه النادل and the chief waiter recognizes him.

Der ki "Torunlarıma, çocuklarıma, yadigâr, hatıra kalması için قال له هل بإمكانك رسم شيء؟ لتبقى ذكرى لأحفادي وأطفالي He says "For my grandchildren, my children, a relic, a memory

bir şey çizer misiniz?" der. Can you draw something? "

Bir kâğıt uzatır. ثم أعطاه ورقة He hands a sheet of paper.

Picasso kırmaz, o kâğıdı alır بيكاسو لم يكسره وأخذها Picasso doesn't break, he takes the paper

ve 5 dakikada bir şeyler çizer وخلال خمسة دقائق رسم شيئا

ve kağıdı uzatır, der ki "Bin dolar.'' وأعطاه الورقه وقال ألف دولار and hands over the paper, says "A thousand dollars."

Şef garson da der ki, فقال له النادل The maitre also says,

"Aman efendim, ne bin dolar? 5 dakikada çizdiniz. يا سيدي لماذا ألف دولار وأنت رسمتها في خمسة دقائق "Oh sir, what a thousand dollars? You drew it in 5 minutes.

Yani, bin dolar olur mu?" يعني أيعقل ألف دولار؟ I mean, a thousand dollars? "

Picasso hazır cevaplılığıyla bilinen bir ressam, döner, der ki, وإجابة بيكاسو الجاهزة التف وقال له

"Sizin o 5 dakika dediğiniz الذي قلت عنه خمسة دقائق

40 yıl artı 5 dakika." هو 40 عاما و5 دقائق 40 years plus 5 minutes. "

Dolayısıyla, o üç buçuk dakika dediğiniz لذلك، ما تسمونه فيديو موسيقي من ثلاث دقائق ونصف

müzik videosu, yaşım çıkacak ama music video, my age will come out, but

üç buçuk dakika artı 35 yıl. ثلاث دقائق ونصف زائد 35 سنة. tres minutos y medio más 35 años.

Shlomo Mintz'ten sonra بعد شلومو مينتز

Osman Sınav çıkışı yoluydu. Osman Sınav كان من أخرجني Osman Exam way out.

Benim için yol göstericilerimdi. كان قائدي They were my guides.

Ve üçüncü bir kişi daha var. وهناك شخص ثالث And there is a third person.

O da dünyanın 500 sanatçısının arasında yer alan هو من بين 500 فنان في العالم He is among the 500 artists of the world. ressam Mehmet Uygun. الرسام محمد اويغون

Ben de böyle bir hava, كنت أتباهى I'm also such a weather,

işte Sen Anlat Karadeniz'de هل رأيت الأغاني التي غنيتها here you tell me in the Black Sea

söylediğim türküler, 50 milyon tıklanmış. بمسلسل sen anlat kara deniz حصلت على 50 مليون نقرة The folk songs I sing have been hit by 50 million.

Toplamda 250-300 milyona yakın In total, close to 250-300 million

bir dinleyici kitlesi olmuş has had an audience

ve her şey çok tıklanıyor. and everything is very clicked.

Ün bende, popüler kültür bende. أنا مشهورة، ولدي شعبية I have the fame, I have the popular culture.

Harika bir sesim var, oyuncuyum. لدي صوت رائع، وممثلة I have a great voice, I'm an actor.

Bülent İnal'la başrol oynadığım لعبت الدور الرئيسي مع بولنت إينال في Urfalıyam Ezelden De Where I played the lead role with Bülent İnal

Urfalıyam Ezelden'de.

Şimdi Sen Anlat Karadeniz dizisindeyim diye bir hava içinde. Now it is in a mood that I am in the You Tell Black Sea series.

Mehmet Uygun'un misafiri olduk. كنا ضيوف محمد اويغون We were guests of Mehmet Uygun.

Mehmet Uygun dedi ki; وقال:

"Ben sizi tanımıyorum "أنا لا أعرفكم لأني لا أتابع التلفاز" "I do not know you

çünkü ben televizyon izlemiyorum" dedi.

"Ben popüler kültür... أنا شعبيتي ...

''Ben gece kalkıp resim yapıyorum" dedi bana. قال: "أنا استيقظت في الليل لأرسم" "I get up at night and paint," he said to me. ''Ha'' dedim, ''yani işte, biz de.. bu yani...''dedim. قلت له: "ها نحن هنا يعني... I said, "Oh," I said, "Well, here we are ... well ..." Ben de aslında çok çaba sarf ediyorum. أنا بالفعل بذلت الكثير من الجهد" I am actually putting a lot of effort into it.

"Sanat nedir, Öykücüğüm?" dedi. قال: "ما هو الفن؟" "What is Art, My Story?" said.

Birbirimize bakıyoruz... ونحن ننظر لبعضنا البعض... We look at each other ...

"İnsanı insana insanca anlatan bir kavram قلت: "مفهوم إنساني يصفه الإنسان للإنسان "A concept that describes human beings humanly

ama bunun üzerine لكن في هذا أستطيع التحدث كثيرًا" but on top of that

çok da konuşabilirim, Mehmet Bey" dedim.

"Bir dakika, bir dakika" dedi. وقال: "دقيقة واحدة

"Google'a aç" dedi. قومي بفتح جوجل He said "open to Google".

Ben gittikten sonra bunu yapar mısınız? هل يمكنك القيام بذلك بعد أن أذهب؟ عديني" Will you do this after I'm gone?

Söz verin ama bu anlatacağım şeyi.

"Google'ı aç" dedi. قال لي قومي بفتحه He said "open Google".

"'Art world' yaz" dedi. وابحثي عن عالم فن

Sanat dünyası İngilizce. عالم الفن الإنجليزي The art world is in English.

Yazdım. كتبتها

"Görsellere tıkla" dedi. Tıkladım. "Ne çıktı?" dedi. "انقري على الصور" نقرت قال "ما الأمر؟" He said, "Click the images." I clicked. "What happened?" said.

Vango, Picasso, Leonardo Da Vinci, heykeller, resimler...Aman Allahım harika. فان جوغ وليوناردو دافينشي منحوتات وصور قلت يا الهي! رائع Vango, Picasso, Leonardo Da Vinci, sculptures, paintings ... Oh my goodness is great.

Şimdi dedi, "Sanat dünyası yazar mısın? Türkçe olarak," dedi. قال: "اكتبي عالم الفن في تركيا" He said now, "Are you a writer for the art world? In Turkish," he said.

Yazdım. Görsellere tıkladım. كتبت ونقرت على الصور I wrote. I clicked on the images.

Ne göreyim? Magazin dünyası. ماذا وجدت؟ مجلة الدنيا What should I see? Magazine world.

Kim kiminle, nerede, nasıl, ne... şşşş... من مع من، أين، كيف، ماذا ... Who with whom, where, how, what ... shhh ...

Ne almış, ne giymiş, ne yapmış? ماذا اشترى، ماذا ارتدى، ماذا فعل؟ What did she buy, what she wore, what she did

Sonra dedi ki; وقال: "عزيزتي اويكو أترك التعليق لك" Then he said;

"Öykücüğüm yorumu sana bırakıyorum" dedi. He said, "My story, I leave the comment to you.

Ben de yorumu sizlere bırakıyorum. وأنا أترك التعليق لكم I leave the comment to you.

Teşekkürler. (Alkış) شكرا لكم

×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.