×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.


image

Barış Özcan 2018, Başarılı olmak için öğrenmemiz gereken en önemli kelime nedir?

Başarılı olmak için öğrenmemiz gereken en önemli kelime nedir?

Hayır. Lafı dolandırmaya hiç gerek yok. Başarılı olmak için gerektiği yerde “hayır” demeyi öğrenmemiz gerekiyor. Net bir şekilde. HAYIR.

Çok ilginç bir yaklaşım değil mi? “Evet” gibi olumlu görünen bir kelime yerine “Hayır” gibi olumsuz bir kelimeyi söylemeyi öğrenmemiz gerekli diyorum. Özellikle bizim toplumumuz için öğrenmesi çok zor bir konsept bu. Düşünsenize yolda birine “şurayı biliyor musun?” diye soruyorsun. Bizde bilmem yok, hayır diyemezsin. Öyle ya da böyle tarif edeceksin 🙂

Hele bir de yol tarifi soran turistse…

Zorlamayın. Bilmiyorsanız hayır deyip geçin. Bilmiyorum. Turist sorarsa daha da kolay “no.”

Evet, hayır demeyi öğrenmemiz gerekiyor. Sadece adres soranlara değil. Hayatta karşımıza çıkan pek çok şeye. Çünkü başarılı olmak için odaklanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bunu ilk kez bir konferansta duymuştum. 1997 yılında Apple'ın düzenlediği bir konferansta dünyanın dört bir tarafından gelen zeki beyinler, programcılar, kod geliştiriciler toplanmış sahnedeki Steve Jobs'a sorular soruyorlar. Şu meşhur Steve Jobs, ama o zamanlar henüz bugünkü kadar efsanevi hale gelmemiş. Daha ortada iPod, iPhone gibi ürünler yok. Hatta kendi kurduğu bu şirketten kovulmuş bir Steve Jobs var karşımızda. Onu şirketten kovduktan sonra “çuvalladıkları” için geri çağırmışlar göreve. Yine de o zeki beyinler, gelişmiş egolar en zorlayıcı soruları sormaktan çekinmiyorlar. Akıllarınca “düşene bir tekme de sen vur” mantığındaki bu soruların ardı arkası kesilmiyor. İşte böyle tiplerden şöyle biri soruyu yapıştırıyor. Diyor ki:

“Sevgili Bay Jobs. Parlak ve etkili bir adam gibi görünüyorsun ama bazen ne konuştuğunu bilmiyorsun. Bir OpenDoc diye bir şey vardı, o ne oldu?”

Çeviri birebir değil, üslubu da biraz abarttım ama bu minvalde bir soru. Mealen OpenDoc diye bir yazılım ürünü varmış, Steve Jobs da bunu sonlandırmış. Ona kızan bu arkadaş da küçük düşürücü böyle bir soru sormuş. Aslında iyi ki de sormuş, çünkü Steve Jobs'ın cevabı hem bir sunum ve hitabet dersi, hem de iş dünyasına yönelik bir yüksek lisans dersi gibi olmuş. Hangi yaşta olursa olsun öğrenci olan herkes kendine bir şeyler çıkartabilir bu cevaptan. Çünkü genel olarak odaklanmanın önemi üzerinde duruyor. Odaklanabilmek, konsantre olabilmek için bazı şeylerden vazgeçebilmek gerekiyor. Diyor ki:

“İnsanlar odaklanmanın, odaklanılmak istenen şeylere evet demek anlamına geldiğini sanıyor. Aslında bu anlama gelmiyor. Var olan 100 iyi fikre hayır demek anlamına geliyor. Ne yapacağınızı çok dikkatli seçmeniz lazım. Yaptığımız şeyler kadar yapmadıklarımızla da gurur duyuyorum. Yenilikçilik, 1000 şeye hayır demektir.”

Bazı şeylere, çok cazip de olsa, iyi bir fikir gibi de gözükse hayır deme cesaretini öğrenmemiz gerekiyor. Bunu Steve Jobs gibi olabilmek ya da iş dünyasında başarılı bir hale gelebilmek için söylemiyorum. Kendi küçük hayatlarımızda da geçerli bir prensip bu.

Şu anda bu videoyu izlerken başka nelerle uğraşıyorsunuz? Aklınızda neler var? Telefondan izliyorsanız gelen WhatsApp mesajlarını, Instagram uyarılarını gördünüz mü? Şöyle bir düşünün günde kaç tane cazip teklifle, ilginç gibi gözüken sorularla, konularla karşılaşıyorsunuz? Ve bunlardan kaç tanesi sizi gerçekten ilgilendiriyor?

Gerçek şu ki herkes sizin dikkatinizi çekebilmek için adeta yalvarıyor. Odaklanma gücünüzü emip kendi üzerine çekmeye çalışıyor. Oysa sizin bu gücünüz sınırlı. Ancak hayatta yapmak istediklerinize yetecek kadar.

Paradoksal bir duruma soktum sizi yine. Çünkü ben de dikkatinizi çekmeye çalışıyorum. O yüzden benim videolarım da dahil olmak üzere gerektiğinde ve işinize yaramıyorsa bu cazip tekliflere hayır demeyi lütfen öğrenin. Öğrenelim. Çünkü sosyal psikolog Susan Newman'a göre bu öğrenilmesi gereken bir yetenek. Hatta diyor ki bu doktor, “hayır” diyememek sadece bizim suçumuz değil. Çocuklar doğdukları andan itibaren bu kelimeyi kullanmamak üzere şartlanıyorlar. Bazen “hayır” dediklerinde cezalandırılıyorlar.

Yani bir “evet kültürü” içinde yaşıyoruz. Oysa tarihe baktığınızda bazı şeylere “hayır” demeyi bilenlerin insanlığı ilerlettiğini görüyoruz. Çünkü evet demek kolaydır. Kısa vadeli çözümler üretmenizi sağlar. Uzun vadeli hedefler için ihtiyacınız olan şeyse hayır diyebilmek. Kendinize bile. Mesela almayı çok istediğiniz ya da yapmayı çok istediğiniz bir şey var. Beyninizde binlerce “evet almalısın onu” “evet yapmalısın onu” diyen ses duyarsınız. Bir tane de “hayır şu anda ihtiyacın yok, alma ya da yapma” diyen cılız bir ses. İşte o sese bir anfi bağlayın ve sesi sonuna kadar açın.

Kendinize hayır demeyi öğrendikten sonra başkalarına demeyi de öğrenmelisiniz. Kibar olmayın demiyorum. Hayır demeden hayır demenin yollarını bulun diyorum. Yaparsınız siz. Unutmayın bunu sizin için daha öncelikli bir şeye evet deyin diye yapıyoruz. Paulo Coelho'nun dediği gibi “Başkalarına ‘evet' derken, kendinize ‘hayır' demediğinizden emin olun.” Yine de birisi sizden bir şey istediği zaman “Hayır” demek kaba geliyorsa, “şu anda bu benim önceliğim değil” diyebilirsiniz: “Şu anda başka bir evetle uğraşıyorum.” Ya da kısaca şöyle söyleyin: “Hayır, hayır, yüzbin kere hayır! Acı çektirme bana…”

Üçüncü olarak kardeşinize, çocuğunuza başta olmak üzere başkalarına da hayır demeyi öğretin. Çocuklukta kazanılan bütün kötü alışkanlıklar çocukların arkadaşlarına hayır diyememesinden kaynaklanıyor. “Al şu sigarayı dene” dediklerinde çocuğunuz ya da kardeşiniz kendinden emin bir şekilde “hayır” diyebilmeli. “Benim önceliğim bu değil.”

Şimdi tekrar edelim. Önce kendinize hayır demeyi öğrenin. Sonra başkalarına hayır demeye başlayın. En sonunda da herkese hayır diyebilmeyi öğretin.

Hatta bunu kolaylaştırmak için gelin sizinle yeni bir oyun başlatalım. Erkan Yolaç'ın “Evet-Hayır” yarışması gibi bir şey. Biliyorsunuz o yarışma mehter marşıyla başlar ve İzmir marşıyla biter. Bu bilinçli yapılan bir tercih mi bilmiyorum. Ama dedik ya tarihteki yeniliklerin “hayır” demeyi bilen insanlar tarafından oluşturulduğunu. Rivayete göre içinde mehteran bölüğünün de yer aldığı yeniçeri ocağı kurulacağı zaman Orhan Gazi, Hacı Bektaş-ı Veli'ye gider. O da “bunların adı yeni asker anlamında yeniçeri olsun” der. Böylece hiç olur mu öyle şey diye düşünülen bir dönemde üstelik de müzikli bir yenilik yapılmış olur, dünyanın ilk askeri bandolarından biri kurulur. İşte statükoya, mevcut duruma hayır deyince ortaya çıkan böyle bir yenilik “hayır” demenin yasak olduğu bir yarışmanın müziği haline gelmiş. Gelin biz bu yarışmanın kurallarını değiştirelim. Yeni ve yenilikçi yarışmamızın kuralı sadece evet ve hayır şeklinde cevaplar verebilmek olsun. Tek bir “evet” hakkınız var, fakat karşınıza çıkan gereksiz, dikkat dağıtıcı, önceliğiniz olmayan şeylere istediğiniz kadar “hayır” diyebiliyorsunuz. Hatta Steve Jobs'un önerdiği gibi bazen iyi fikirlere bile hayır diyorsunuz ki bu en zoru. Ama bu zorluğu başarabilirseniz yarışmayı kazanıyorsunuz. Çünkü böyle bir yarışmayı kazandıktan sonra geriye kalan tek “evet” seçeneği sizin hayatınızın da en önemli önceliği haline geliyor.

O zaman, duydunuz zilin sesini. Yeni hayatınız “hayır”lı olsun.


Başarılı olmak için öğrenmemiz gereken en önemli kelime nedir?

Hayır. No. Lafı dolandırmaya hiç gerek yok. There is no need to cheat the word. Başarılı olmak için gerektiği yerde “hayır” demeyi öğrenmemiz gerekiyor. To be successful, we need to learn to say "no" where necessary. Net bir şekilde. Clearly. HAYIR.

Çok ilginç bir yaklaşım değil mi? Isn't it an interesting approach? “Evet” gibi olumlu görünen bir kelime yerine “Hayır” gibi olumsuz bir kelimeyi söylemeyi öğrenmemiz gerekli diyorum. I say we need to learn to say a negative word like "No" instead of a word that looks positive like "Yes". Özellikle bizim toplumumuz için öğrenmesi çok zor bir konsept bu. This is a very difficult concept to learn, especially for our society. Düşünsenize yolda birine “şurayı biliyor musun?” diye soruyorsun. Just imagine, "Do you know this place?" you ask. Bizde bilmem yok, hayır diyemezsin. We don't know, you can't say no. Öyle ya da böyle tarif edeceksin 🙂 One way or another you will describe it 🙂

Hele bir de yol tarifi soran turistse… Especially if it is a tourist who asks for directions ...

Zorlamayın. Bilmiyorsanız hayır deyip geçin. If you don't know, say no and pass. Bilmiyorum. Turist sorarsa daha da kolay “no.” Even easier if the tourist asks "no."

Evet, hayır demeyi öğrenmemiz gerekiyor. We have to learn to say yes, no. Sadece adres soranlara değil. Not just for those who ask for an address. Hayatta karşımıza çıkan pek çok şeye. Many things we encounter in life. Çünkü başarılı olmak için odaklanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Because to be successful, we need to learn to focus. Bunu ilk kez bir konferansta duymuştum. 1997 yılında Apple'ın düzenlediği bir konferansta dünyanın dört bir tarafından gelen zeki beyinler, programcılar, kod geliştiriciler toplanmış sahnedeki Steve Jobs'a sorular soruyorlar. At a conference organized by Apple in 1997, intelligent minds, programmers and code developers from all over the world ask questions to Steve Jobs on the gathered stage. Şu meşhur Steve Jobs, ama o zamanlar henüz bugünkü kadar efsanevi hale gelmemiş. The famous Steve Jobs, but back then was not yet as legendary as it is today. Daha ortada iPod, iPhone gibi ürünler yok. There are no products like iPod or iPhone yet. Hatta kendi kurduğu bu şirketten kovulmuş bir Steve Jobs var karşımızda. We even have a Steve Jobs fired from this company he founded. Onu şirketten kovduktan sonra “çuvalladıkları” için geri çağırmışlar göreve. After they fired him, they recalled him for "screwed". Yine de o zeki beyinler, gelişmiş egolar en zorlayıcı soruları sormaktan çekinmiyorlar. Yet those intelligent minds, advanced egos, do not hesitate to ask the most challenging questions. Akıllarınca “düşene bir tekme de sen vur” mantığındaki bu soruların ardı arkası kesilmiyor. In their minds, these questions are not interrupted by the logic of "hit the one who falls, and you hit it". İşte böyle tiplerden şöyle biri soruyu yapıştırıyor. Here is one of these types pasting the question. Diyor ki:

“Sevgili Bay Jobs. Parlak ve etkili bir adam gibi görünüyorsun ama bazen ne konuştuğunu bilmiyorsun. You look like a bright and effective man but sometimes you don't know what you're talking about. Bir OpenDoc diye bir şey vardı, o ne oldu?” There was such a thing as OpenDoc, what happened to that? "

Çeviri birebir değil, üslubu da biraz abarttım ama bu minvalde bir soru. The translation is not literal, I exaggerated the style a bit, but it is a question of this nature. Mealen OpenDoc diye bir yazılım ürünü varmış, Steve Jobs da bunu sonlandırmış. There was a software product called Mealen OpenDoc, and Steve Jobs terminated it. Ona kızan bu arkadaş da küçük düşürücü böyle bir soru sormuş. This friend, who got angry with him, asked such a humiliating question. Aslında iyi ki de sormuş, çünkü Steve Jobs'ın cevabı hem bir sunum ve hitabet dersi, hem de iş dünyasına yönelik bir yüksek lisans dersi gibi olmuş. He actually did, because Steve Jobs' answer was like both a presentation and oratory course and a graduate course for the business world. Hangi yaşta olursa olsun öğrenci olan herkes kendine bir şeyler çıkartabilir bu cevaptan. Anyone who is a student at any age can draw something from this answer. Çünkü genel olarak odaklanmanın önemi üzerinde duruyor. Because it emphasizes the importance of focus in general. Odaklanabilmek, konsantre olabilmek için bazı şeylerden vazgeçebilmek gerekiyor. Diyor ki:

“İnsanlar odaklanmanın, odaklanılmak istenen şeylere evet demek anlamına geldiğini sanıyor. “People think focus means saying yes to what they want to focus on. Aslında bu anlama gelmiyor. Var olan 100 iyi fikre hayır demek anlamına geliyor. It means saying no to the 100 good ideas that exist. Ne yapacağınızı çok dikkatli seçmeniz lazım. You have to choose very carefully what to do. Yaptığımız şeyler kadar yapmadıklarımızla da gurur duyuyorum. I'm proud of what we don't do as much as what we do Yenilikçilik, 1000 şeye hayır demektir.” Innovation means no to 1000 things. "

Bazı şeylere, çok cazip de olsa, iyi bir fikir gibi de gözükse hayır deme cesaretini öğrenmemiz gerekiyor. We need to learn the courage to say no to some things, even if it sounds very tempting, even if it sounds like a good idea. Bunu Steve Jobs gibi olabilmek ya da iş dünyasında başarılı bir hale gelebilmek için söylemiyorum. I'm not saying this to be like Steve Jobs or to be successful in the business world. Kendi küçük hayatlarımızda da geçerli bir prensip bu. This is a principle that also applies to our own small lives.

Şu anda bu videoyu izlerken başka nelerle uğraşıyorsunuz? What else are you dealing with while watching this video right now? Aklınızda neler var? What do you have in mind? Telefondan izliyorsanız gelen WhatsApp mesajlarını, Instagram uyarılarını gördünüz mü? If you are watching on the phone, have you seen the incoming WhatsApp messages, Instagram alerts? Şöyle bir düşünün günde kaç tane cazip teklifle, ilginç gibi gözüken sorularla, konularla karşılaşıyorsunuz? Think about it like this, how many attractive offers, questions and topics do you encounter in a day? Ve bunlardan kaç tanesi sizi gerçekten ilgilendiriyor? And how many of these really interest you?

Gerçek şu ki herkes sizin dikkatinizi çekebilmek için adeta yalvarıyor. The truth is, everyone is begging for your attention. Odaklanma gücünüzü emip kendi üzerine çekmeye çalışıyor. It is trying to absorb your focus and draw on itself. Oysa sizin bu gücünüz sınırlı. However, your power is limited. Ancak hayatta yapmak istediklerinize yetecek kadar. But enough for what you want to do in life.

Paradoksal bir duruma soktum sizi yine. I put you in a paradoxical situation again. Çünkü ben de dikkatinizi çekmeye çalışıyorum. Because I'm trying to get your attention too. O yüzden benim videolarım da dahil olmak üzere gerektiğinde ve işinize yaramıyorsa bu cazip tekliflere hayır demeyi lütfen öğrenin. So please learn to say no to these attractive offers, including my videos, when necessary and if they do not work for you. Öğrenelim. Çünkü sosyal psikolog Susan Newman'a göre bu öğrenilmesi gereken bir yetenek. Because according to social psychologist Susan Newman, this is a skill to learn. Hatta diyor ki bu doktor, “hayır” diyememek sadece bizim suçumuz değil. In fact, this doctor says that it is not only our fault that we cannot say "no". Çocuklar doğdukları andan itibaren bu kelimeyi kullanmamak üzere şartlanıyorlar. From the moment children are born, they are conditioned not to use this word. Bazen “hayır” dediklerinde cezalandırılıyorlar. Sometimes they are punished when they say "no".

Yani bir “evet kültürü” içinde yaşıyoruz. So we live in a "yes culture". Oysa tarihe baktığınızda bazı şeylere “hayır” demeyi bilenlerin insanlığı ilerlettiğini görüyoruz. However, when you look at history, we see that those who know how to say "no" to certain things advance humanity. Çünkü evet demek kolaydır. Because it is easy to say yes. Kısa vadeli çözümler üretmenizi sağlar. It allows you to produce short-term solutions. Uzun vadeli hedefler için ihtiyacınız olan şeyse hayır diyebilmek. Saying no is what you need for long-term goals. Kendinize bile. Even to yourself. Mesela almayı çok istediğiniz ya da yapmayı çok istediğiniz bir şey var. For example, there is something you want to buy or want to do. Beyninizde binlerce “evet almalısın onu” “evet yapmalısın onu” diyen ses duyarsınız. You hear thousands of voices in your brain saying "yes you have to get it" "yes you have to do it". Bir tane de “hayır şu anda ihtiyacın yok, alma ya da yapma” diyen cılız bir ses. One is also a weak voice saying "no you don't need it right now, don't take it or don't do it". İşte o sese bir anfi bağlayın ve sesi sonuna kadar açın. So connect an amp to that sound and turn the volume up to the full.

Kendinize hayır demeyi öğrendikten sonra başkalarına demeyi de öğrenmelisiniz. After learning to say no to yourself, you should learn to say no to others. Kibar olmayın demiyorum. I'm not saying don't be nice. Hayır demeden hayır demenin yollarını bulun diyorum. I say find ways to say no without saying no. Yaparsınız siz. You do. Unutmayın bunu sizin için daha öncelikli bir şeye evet deyin diye yapıyoruz. Remember, we do this by saying yes to something that has a higher priority for you. Paulo Coelho'nun dediği gibi “Başkalarına ‘evet' derken, kendinize ‘hayır' demediğinizden emin olun.” Yine de birisi sizden bir şey istediği zaman “Hayır” demek kaba geliyorsa, “şu anda bu benim önceliğim değil” diyebilirsiniz: “Şu anda başka bir evetle uğraşıyorum.” Ya da kısaca şöyle söyleyin: “Hayır, hayır, yüzbin kere hayır! As Paulo Coelho said, "When you say 'yes' to others, make sure you don't say 'no' to yourself." However, if it sounds rude to say "No" when someone asks you for something, you might say, "This is not my priority right now. I'm dealing with another house right now." Or simply say: “No, no, no a hundred thousand times! Acı çektirme bana…” Don't make me suffer… "

Üçüncü olarak kardeşinize, çocuğunuza başta olmak üzere başkalarına da hayır demeyi öğretin. Third, teach your sibling to say no to others, especially your child. Çocuklukta kazanılan bütün kötü alışkanlıklar çocukların arkadaşlarına hayır diyememesinden kaynaklanıyor. All bad habits gained in childhood are due to the inability of children to say no to their friends. “Al şu sigarayı dene” dediklerinde çocuğunuz ya da kardeşiniz kendinden emin bir şekilde “hayır” diyebilmeli. Your child or sibling should be able to confidently say "no" when they say, "Take that cigarette, try that cigarette." “Benim önceliğim bu değil.” "This is not my priority."

Şimdi tekrar edelim. Let's repeat now. Önce kendinize hayır demeyi öğrenin. Learn to say no to yourself first. Sonra başkalarına hayır demeye başlayın. Then start saying no to others. En sonunda da herkese hayır diyebilmeyi öğretin. Finally, teach everyone to be able to say no.

Hatta bunu kolaylaştırmak için gelin sizinle yeni bir oyun başlatalım. In fact, to make it easier, let's start a new game with you. Erkan Yolaç'ın “Evet-Hayır” yarışması gibi bir şey. It is like Erkan Yolaç's "Yes-No" contest. Biliyorsunuz o yarışma mehter marşıyla başlar ve İzmir marşıyla biter. You know that the contest starts with the mehter march and ends with the Izmir anthem. Bu bilinçli yapılan bir tercih mi bilmiyorum. I don't know if this is a conscious choice. Ama dedik ya tarihteki yeniliklerin “hayır” demeyi bilen insanlar tarafından oluşturulduğunu. But we said that the innovations in history were created by people who knew how to say "no". Rivayete göre içinde mehteran bölüğünün de yer aldığı yeniçeri ocağı kurulacağı zaman Orhan Gazi, Hacı Bektaş-ı Veli'ye gider. According to rumors, when a janissary center, which also includes a mehteran troop, will be established, Orhan Gazi goes to Hacı Bektaş-ı Veli. O da “bunların adı yeni asker anlamında yeniçeri olsun” der. He says, "Let their name be janissaries in the sense of new soldiers." Böylece hiç olur mu öyle şey diye düşünülen bir dönemde üstelik de müzikli bir yenilik yapılmış olur, dünyanın ilk askeri bandolarından biri kurulur. In this way, a musical innovation was made in a period that was thought to be something like that, and one of the first military bands in the world was established. İşte statükoya, mevcut duruma hayır deyince ortaya çıkan böyle bir yenilik “hayır” demenin yasak olduğu bir yarışmanın müziği haline gelmiş. Such an innovation that emerged when you said no to the status quo and the current situation became the music of a contest where it is forbidden to say "no". Gelin biz bu yarışmanın kurallarını değiştirelim. Let's change the rules of this competition. Yeni ve yenilikçi yarışmamızın kuralı sadece evet ve hayır şeklinde cevaplar verebilmek olsun. The rule of our new and innovative competition is to be able to answer only yes and no. Tek bir “evet” hakkınız var, fakat karşınıza çıkan gereksiz, dikkat dağıtıcı, önceliğiniz olmayan şeylere istediğiniz kadar “hayır” diyebiliyorsunuz. You have one “yes” right, but you can say “no” to unnecessary, distracting, non-priority things as much as you want. Hatta Steve Jobs'un önerdiği gibi bazen iyi fikirlere bile hayır diyorsunuz ki bu en zoru. Sometimes you even say no to good ideas, as Steve Jobs suggested, which is the hardest. Ama bu zorluğu başarabilirseniz yarışmayı kazanıyorsunuz. But if you can manage this challenge, you win the contest. Çünkü böyle bir yarışmayı kazandıktan sonra geriye kalan tek “evet” seçeneği sizin hayatınızın da en önemli önceliği haline geliyor. Because after winning such a contest, the only "yes" option that remains becomes the top priority of your life.

O zaman, duydunuz zilin sesini. Then you heard the sound of the bell. Yeni hayatınız “hayır”lı olsun.