image

Barış Özcan 2018, 18/11/2018 Kimdi bu Stan Lee?

18/11/2018 Kimdi bu Stan Lee?

Kimdi bu Stan Lee?

Geçen hafta 95 yaşında hayata gözlerini yuman bu isim, benim bu seride daha önce anlattığım Elon Musk gibi bir girişimci ya da Stephen Hawking gibi bir bilim insanı değil. Ama Elon Musk'a çok benzetilen çizgi roman karakteri Iron Man kostümlü Tony Stark'ı, Elon Musk daha doğmadan 8 yıl önce 1963'te yaratan bir yazar. Sadece Iron Man değil, Marvel çizgi roman evrenindeki Spider-man, X-men, Fantastic Four, Hulk, Daredevil, Thor, Black Panther gibi pek çok süper kahraman bizlerin hayatına bir şekilde girmeden önce onun ve çizer arkadaşlarının zihninde oluşmaya başlamıştı.

Öldükten sonra hakkında video yapmaya karar vermemi sağlayan şeyse sadece bu karakterler değil. Onun hayat hikayesinde yakaladığım ilham verici bir kaç ayrıntı…

Her şeyden önce kariyerine çizgi roman yazarı olarak başlayan Stan Lee'nin gerçek adı Stan Lee değil. Kendisine böyle bir takma ad koyma ihtiyacı hissetmiş. Çünkü işe başladığı 1940'lı yıllarda çizgi romanların toplumdaki algısı çok kötüymüş. Şimdilerdeki YouTuber olmak gibiymiş çizgi roman yazarı olmak Oysa Stan Lee yıllar sonra da hatırlanacak çok önemli bir roman yazmak istiyormuş: “Bir gün gelecek ve ben o büyük Amerikan romanını yazacağım” diye bizzat kendisi bir röportajında söylüyor. Buradaki “Büyük Amerikan Romanı” deyiminin bizdeki karşılığı mesela “İnce Memed”dir. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk yazarımız olan Yaşar Kemal'in saygınlığına benzer bir saygınlık elde etmek. Hangi yazar istemez ki? İşte Türkiye'de Yaşar Kemal'in İnce Memed'i yazdığı yıllarda Stan Lee de Kaptan Amerika çizgi romanını yazıyormuş. Ve olur da ileride hayallerindeki gibi bir romancı olursa adı lekelenmesin diye kendi ismini kullanmaktan kaçınmış.

Gel gör ki hiçbir zaman öyle bir romancı olamadı. Ama çok iyi bir hikaye anlatıcısı oldu. Neden mi? Lee'den önceki süper kahramanlar gerçekten süperdi. Kusursuz karakterlerdi. Hangi insan böyle olmak istemez ki? Ama hiçbirimiz kusursuz değiliz. İşte Lee, çizgi roman dünyasındaki süper kahramanlara insani kusurları ekledi ve bizim onlarla daha iyi özdeşleşebilmemizi sağladı.

Örümcek adamı bir düşünün. İnce Memed gibi o da bir yetim. Kostümüyle duvardan duvara sıçrayıp dünyayı kötülerden kurtarırken, kostümsüz bir Peter Parker olduğunda geçim sıkıntısı çeken bir genç. Hepimiz gibi problemleri var. Eğer etkili bir hikaye anlatmak istiyorsanız karakterinizin önüne bir problem koyarsınız. Belli ki Stan Lee bunu bilinçli olarak yapıyormuş.

“Öyle durumlarla okuyucunun karşısına çıkmalısınız ki, okuyucu şöyle demeli: şimdi nasıl bu durumdan kurtulacak?”

Bakın size aynen böyle bir durumu göstereyim.

Odaya giren bu kişi Örümcek Adam'ın en büyük düşmanlarından biri: Norman Osborn. Tabiki her hikayede problemlerin yanında, o problemleri çıkaran kötüler de vardır. İnce Memed'in düşmanı köylüye eziyet eden Abdi Ağa'ydı. İşte Norman Osborn da böyle bir ağa. Dünyanın en büyük köylerinden biri olan New York'ta terör estiren bir kişi. Abdi Ağa, romanın ilk cildinde Memed'in sevgilisi Hatçe'yi kendi yeğeniyle evlendirmeye kalkıyordu ya… Gözümüzün içine sokulan kaba bir oyunculuk. Ama mesajı almayan kalmadı. Örümcek Adam öyle bir duruma sokuldu ki bir yandan gerçek kimliği ortaya çıkmak üzere, öte yandan kız arkadaşı en büyük düşmanının pençesinde. Bizler de izleyici olarak “şimdi nasıl bu durumdan kurtulacak?” sorusunu kendimize sorarken kendimize sormamız gereken “peki biz kendi durumumuzdan nasıl kurtulacağız?” sorusunu bir süre daha erteleyebildik.

Şimdi iyi bir şey mi söyledim, yoksa kötü bir şey mi diye düşünmeyin canım. Kendiniz karar verin. Stan Lee'nin hikayeciliği açısından baktığımızda onun yarattığı karakterlerin sadece uçan kaçan karakterler olmadığını gösteriyor bu… Gerçek hayattan ve gerçek insanlardan yola çıktığını görüyoruz. Yani sanat hayatı taklit ediyor.

Lee'nin başka problemli süper kahramanları da var. Mutantlardan oluşan X-Men'i düşünün şimdi de. Bunların derdi daha da karmaşık. Savundukları, kurtarmaya çalıştıkları insanlar kendilerinden nefret ediyor. Dış görünüşlerinden dolayı dışlanıyorlar. Stan Lee bunu 60'lı yıllarda başlayan insan hakları hareketine bir metafor olarak yazdığını söylüyor. “Herkesin imrendiği süper kahramanlar yerine, insanların korktuğu, şüphe duyduğu, sırf farklı olduğu için nefret ettiği birileri nasıl olurdu?” diyor yine bir röportajında.

İşte mutantlar bu şekilde ortaya çıkmış. Stan Lee'nin bunları yazdığı o dönemde zenciler bir çeşit mutant olarak görülüyordu. Başka yerlerde ve zamanlarda başka azınlıklar da böyle görüldü. Lee, halkların eşitliği ve ırkçılık konusundaki düşüncelerini sadece mutant metaforuyla sınırlamamak için bir adım daha ileriye gitti ve ilk Afrika kökenli süper kahraman olan Black Panther'ı yarattı. Gerçek durumun tam tersine Afrika'da teknolojik açıdan dünyanın en gelişmiş medeniyetini kurguladı. 1960'lı yıllar için oldukça radikal sayılabilecek fikirler bunlar. “Bağnazlık ve ırkçılık, bugün dünyanın başına bela olan en ölümcül sosyal hastalıklardır.” 1968'de yazılmış bir gazete köşesi filan değil bu. Aylık yayınlanan bir çizgi roman köşesi.

Demek ki hangi köşeyi tuttuğumuzun, ne iş yaptığımızın pek de bir önemi yok. Eğer ideallerimiz varsa, o ideali gerçekleştiremesek bile yaptığımız her şeye onun kokusu siniyor. Stan Lee büyük bir romancıya dönüşmek istiyordu. O idealine ulaşamadı. Ama ona ulaşma çabası bile anlattığı bu hikayelere bir farklılık kattı.

“Bu hikayelerde, ırkı, cinsiyeti, dini ve ten rengi ne olursa olsun herkese yer var. Yer olmayan tek şey, nefret, hoşgörüsüzlük ve bağnazlıktır.”

Bu karakterlerin diğerlerinden biraz daha farklı olduğu kesin. Peki Stan Lee'nin kariyerine nasıl bir etkisi oldu?.. Yaşar Kemal gibi bir Nobel edebiyat ödülüne aday filan gösterilmedi. Ama 70 yılda yarattığı 300'den fazla karakterin pek çoğunun adını bugünkü çocuklar ezbere sayabiliyor. Çünkü o çocuklar da yaşadıkları tüm problemlere rağmen içlerinde bir yerde bir farklılık olduğunu hissediyor. Tek dertleri kız arkadaşlarının gözünde havalı görünen bir kahraman olmak değil. Haksızlıklar karşısında bir şeyler yapma hayalleriyle yaşayan gençler de var.

Hepimizin içinde yatan bir süper kahraman ideali var. Yaşar Kemal, İnce Memed'e, yazdığı başka bir karakterin ağzından şu nasihati vermişti: “Sen ne sanıyorsun oğlum Memed, İnce Memedler bitecek mi sanıyorsun? Her insanın içinde bir mecbur kurdu, bir İnce Memedlik, bir Köroğluluk kurdu var.”

Bir mutantlık var…

“Köroğlu gitti, İnce Memed geldi.”

Süper kahramanlar hiç bitmeyecek.

“İnsanoğlunun içinde bu kurt oldukça insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek. Sen insanoğlunun içindeki kurtsun, ne olursan ol, nereye gidersen git. İşte insanoğlunun içindeki bu kurt yiterse, insanlık da işte o zaman insanlıktan çıkar.”

“İnsanoğlunun içindeki kurt.” Eski destanlarımızdan süzülüp gelen ne muhteşem bir benzetme. Keşke Yaşar Kemal'in yanında da Stan Lee'nin yanındaki gibi çizerler olsaydı diye düşünmeden edemiyor insan. Keşke kendisini çok etkileyen ressam Abidin Dino'yla bir ikili oluşturup romanların yanında çizgi romanlar da yapsalardı. Keşke İnce Memed gibi süper kahramanların filmlerini yapma fikri Peter Ustinov'dan önce bizim aklımıza gelseydi. İyi hikayelere hepimizin ihtiyacı var. Özellikle kendi hayat hikayesini daha yeni yeni yazmaya başlayan gençlerin… Çünkü iyi hikayeler, tıpkı eski destanlarda olduğu gibi onlarla konuşur.

“Neyi konuşacağız? Niye şimdi?”

Stan Lee kimdi? Kendi içindeki potansiyeli nasıl değerlendirebileceğini tam olarak bilemeyen kafası karışık Peter Parker gibi bir gençti. Büyük bir romancı olmak isterken bir çizgi roman yazarına dönüşen bir genç.

“Değişiyorsun. Senin yaşında ben de aynı şeyleri yaşadım.”

Stan Lee, yaşlandı ve bunları söyleyen bir “Uncle Ben”e, Ben amcaya dönüştü. O arabanın içinde oturan ve konuşan karakterlerin aynı anda her ikisi haline geldi.

“Bunlar bir erkeğin hayatı boyunca olacağı erkeğe dönüştüğü çağlardır. Neye dönüştüğüne dikkat et.”

O iyi hikayeleri romana dönüştürmeyi başaramadı. Ama iyi romanlardan beklenebilecek derinlikli karakterlere çok güzel bazı şeyler söyletti. Ve ben bunlardan en çok şu söylenenleri hatırlamak istiyorum…

“…Ama onu dövebilmen sana onu dövme hakkı vermez. Unutma, büyük güçle birlikte büyük sorumluluk gelir.”



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Çevrimiçi dil öğrenme @ LingQ

18/11/2018 Kimdi bu Stan Lee?

Kimdi bu Stan Lee?

Geçen hafta 95 yaşında hayata gözlerini yuman bu isim, benim bu seride daha önce anlattığım Elon Musk gibi bir girişimci ya da Stephen Hawking gibi bir bilim insanı değil. This name, who passed away at the age of 95 last week, is not an entrepreneur like Elon Musk or a scientist like Stephen Hawking, which I described earlier in this series. Ama Elon Musk'a çok benzetilen çizgi roman karakteri Iron Man kostümlü Tony Stark'ı, Elon Musk daha doğmadan 8 yıl önce 1963'te yaratan bir yazar. But he is a writer who created Tony Stark in Iron Man costume, which is very similar to Elon Musk, in 1963, 8 years before Elon Musk was even born. Sadece Iron Man değil, Marvel çizgi roman evrenindeki Spider-man, X-men, Fantastic Four, Hulk, Daredevil, Thor, Black Panther gibi pek çok süper kahraman bizlerin hayatına bir şekilde girmeden önce onun ve çizer arkadaşlarının zihninde oluşmaya başlamıştı. Not only Iron Man, but many superheroes such as Spider-man, X-men, Fantastic Four, Hulk, Daredevil, Thor, Black Panther in the Marvel comic universe started to form in the minds of him and his cartoonists before they entered our lives in some way.

Öldükten sonra hakkında video yapmaya karar vermemi sağlayan şeyse sadece bu karakterler değil. It's not just these characters that made me decide to make a video about him after he died. Onun hayat hikayesinde yakaladığım ilham verici bir kaç ayrıntı… A few inspiring details I caught in his life story ...

Her şeyden önce kariyerine çizgi roman yazarı olarak başlayan Stan Lee'nin gerçek adı Stan Lee değil. First of all, Stan Lee's real name is not Stan Lee, who started his career as a comic book writer. Kendisine böyle bir takma ad koyma ihtiyacı hissetmiş. He felt the need to give himself such a nickname. Çünkü işe başladığı 1940'lı yıllarda çizgi romanların toplumdaki algısı çok kötüymüş. Because the perception of comics in the society was very bad in the 1940s when it started to work. Şimdilerdeki YouTuber olmak gibiymiş çizgi roman yazarı olmak   Oysa Stan Lee yıllar sonra da hatırlanacak çok önemli bir roman yazmak istiyormuş: “Bir gün gelecek ve  ben o büyük Amerikan romanını yazacağım” diye bizzat kendisi bir röportajında söylüyor. It was like being a YouTuber now, to be a comic book writer. However, Stan Lee wanted to write a very important novel that will be remembered years later: “One day will come and I will write that great American novel,” he says in an interview. Buradaki “Büyük Amerikan Romanı” deyiminin bizdeki karşılığı mesela “İnce Memed”dir. The equivalent of the phrase "Great American Novel" here is, for example, "İnce Memed". Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk yazarımız olan Yaşar Kemal'in saygınlığına benzer bir saygınlık elde etmek. Achieving a reputation similar to that of Yaşar Kemal, our first author to be nominated for the Nobel Prize for Literature. Hangi yazar istemez ki? What writer wouldn't? İşte Türkiye'de Yaşar Kemal'in İnce Memed'i yazdığı yıllarda Stan Lee de Kaptan Amerika çizgi romanını yazıyormuş. Here Stan Lee in the year he wrote İnce Memed Yasar Kemal in Turkey were writing the Captain America comics. Ve olur da ileride hayallerindeki gibi bir romancı olursa adı lekelenmesin diye kendi ismini kullanmaktan kaçınmış. And he avoided using his own name so that his name would not be tarnished if he ever had a novelist like his dreams.

Gel gör ki hiçbir zaman öyle bir romancı olamadı. But he's never been such a novelist. Ama çok iyi bir hikaye anlatıcısı oldu. But he's been a great storyteller. Neden mi? Lee'den önceki süper kahramanlar gerçekten süperdi. The superheroes before Lee were really cool. Kusursuz karakterlerdi. They were perfect characters. Hangi insan böyle olmak istemez ki? What person wouldn't want to be like this? Ama hiçbirimiz kusursuz değiliz. But none of us are perfect. İşte Lee, çizgi roman dünyasındaki süper kahramanlara insani kusurları ekledi ve bizim onlarla daha iyi özdeşleşebilmemizi sağladı. Here Lee added human flaws to the superheroes in the comic book world and allowed us to better identify with them.

Örümcek adamı bir düşünün. Think spider man. İnce Memed gibi o da bir yetim. Like İnce Memed, he is an orphan. Kostümüyle duvardan duvara sıçrayıp dünyayı kötülerden kurtarırken, kostümsüz bir Peter Parker olduğunda geçim sıkıntısı çeken bir genç. A young man who struggles with a livelihood when he becomes a costumeless Peter Parker as he leaps wall-to-wall in his costume and saves the world from evil. Hepimiz gibi problemleri var. He has problems like all of us. Eğer etkili bir hikaye anlatmak istiyorsanız karakterinizin önüne bir problem koyarsınız. If you want to tell an effective story, you put a problem in front of your character. Belli ki Stan Lee bunu bilinçli olarak yapıyormuş. Apparently Stan Lee was doing this deliberately.

“Öyle durumlarla okuyucunun karşısına çıkmalısınız ki, okuyucu şöyle demeli: şimdi nasıl bu durumdan kurtulacak?” "You have to confront the reader in situations like that, the reader should say: how is he going to get out of this situation now?"

Bakın size aynen böyle bir durumu göstereyim. Let me show you exactly such a situation.

Odaya giren bu kişi Örümcek Adam'ın en büyük düşmanlarından biri: Norman Osborn. This person entering the room is one of Spider-Man's greatest enemies: Norman Osborn. Tabiki her hikayede problemlerin yanında, o problemleri çıkaran kötüler de vardır. Of course, in addition to the problems, there are also villains who cause those problems in every story. İnce Memed'in düşmanı köylüye eziyet eden Abdi Ağa'ydı. The enemy of İnce Memed was Abdi Ağa, who tormented the villager. İşte Norman Osborn da böyle bir ağa. Norman Osborn is such a network. Dünyanın en büyük köylerinden biri olan New York'ta terör estiren bir kişi. A person who terrorized New York, one of the largest villages in the world. Abdi Ağa, romanın ilk cildinde Memed'in sevgilisi Hatçe'yi kendi yeğeniyle evlendirmeye kalkıyordu ya… Abdi Ağa was trying to marry Memed's lover Hatçe to her nephew in the first volume of the novel. Gözümüzün içine sokulan kaba bir oyunculuk. It's a rough acting that gets into our eyes. Ama mesajı almayan kalmadı. But no one got the message. Örümcek Adam öyle bir duruma sokuldu ki bir yandan gerçek kimliği ortaya çıkmak üzere, öte yandan kız arkadaşı en büyük düşmanının pençesinde. Spider-Man is put in such a situation that his true identity is about to be revealed while his girlfriend is in the grip of his worst enemy. Bizler de izleyici olarak “şimdi nasıl bu durumdan kurtulacak?” sorusunu kendimize sorarken kendimize sormamız gereken “peki biz kendi durumumuzdan nasıl kurtulacağız?” sorusunu bir süre daha erteleyebildik. We, as viewers, "how will he get out of this situation now?" The question we should ask ourselves when asking ourselves is "how do we get rid of our own situation?" We were able to postpone the question for a while.

Şimdi iyi bir şey mi söyledim, yoksa kötü bir şey mi diye düşünmeyin canım. Now don't think if I said something good or something bad, dear. Kendiniz karar verin. Decide for yourself. Stan Lee'nin hikayeciliği açısından baktığımızda onun yarattığı karakterlerin sadece uçan kaçan karakterler olmadığını gösteriyor bu… Gerçek hayattan ve gerçek insanlardan yola çıktığını görüyoruz. When we look at Stan Lee's storytelling, this shows that the characters he created are not just flying-fleeing characters… We see that he is based on real life and real people. Yani sanat hayatı taklit ediyor. So art imitates life.

Lee'nin başka problemli süper kahramanları da var. Lee has other problematic superheroes as well. Mutantlardan oluşan X-Men'i düşünün şimdi de. Now consider the X-Men, made up of mutants. Bunların derdi daha da karmaşık. Their problem is even more complex. Savundukları, kurtarmaya çalıştıkları insanlar kendilerinden nefret ediyor. The people they defend and try to save hate themselves. Dış görünüşlerinden dolayı dışlanıyorlar. They are ostracized because of their appearance. Stan Lee bunu 60'lı yıllarda başlayan insan hakları hareketine bir metafor olarak yazdığını söylüyor. Stan Lee says he wrote this as a metaphor for the human rights movement that started in the 60s. “Herkesin imrendiği süper kahramanlar yerine, insanların korktuğu, şüphe duyduğu, sırf farklı olduğu için nefret ettiği birileri nasıl olurdu?” diyor yine bir röportajında. "What would it be like instead of the superheroes that everyone envied, someone that people fear, doubt, hate just because they are different?" he says again in an interview.

İşte mutantlar bu şekilde ortaya çıkmış. This is how mutants came about. Stan Lee'nin bunları yazdığı o dönemde zenciler bir çeşit mutant olarak görülüyordu. At the time when Stan Lee was writing these, blacks were seen as some sort of mutant. Başka yerlerde ve zamanlarda başka azınlıklar da böyle görüldü. Other minorities have been seen in other places and times like this. Lee, halkların eşitliği ve ırkçılık konusundaki düşüncelerini sadece mutant metaforuyla sınırlamamak için bir adım daha ileriye gitti ve ilk Afrika kökenli süper kahraman olan Black Panther'ı yarattı. In order not to limit his thoughts on peoples' equality and racism to just the mutant metaphor, Lee went one step further and created the first African superhero, Black Panther. Gerçek durumun tam tersine Afrika'da teknolojik açıdan dünyanın en gelişmiş medeniyetini kurguladı. On the contrary to the real situation, he set up the most technologically advanced civilization in the world in Africa. 1960'lı yıllar için oldukça radikal sayılabilecek fikirler bunlar. These are ideas that can be considered quite radical for the 1960s. “Bağnazlık ve ırkçılık, bugün dünyanın başına bela olan en ölümcül sosyal hastalıklardır.” 1968'de yazılmış bir gazete köşesi filan değil bu. "Bigotry and racism are the deadliest social diseases that plague the world today." It's not like a newspaper column written in 1968. Aylık yayınlanan bir çizgi roman köşesi. A monthly published comic column.

Demek ki hangi köşeyi tuttuğumuzun, ne iş yaptığımızın pek de bir önemi yok. So it doesn't matter which corner we hold or what work we do. Eğer ideallerimiz varsa, o ideali gerçekleştiremesek bile yaptığımız her şeye onun kokusu siniyor. If we have ideals, even if we fail to realize that ideal, everything we do permeates it. Stan Lee büyük bir romancıya dönüşmek istiyordu. Stan Lee wanted to become a great novelist. O idealine ulaşamadı. He could not reach his ideal. Ama ona ulaşma çabası bile anlattığı bu hikayelere bir farklılık kattı. But even the effort to reach him made a difference to these stories he told.

“Bu hikayelerde, ırkı, cinsiyeti, dini ve ten rengi ne olursa olsun herkese yer var. “There is room for everyone in these stories, regardless of race, gender, religion and skin color. Yer olmayan tek şey, nefret, hoşgörüsüzlük ve bağnazlıktır.” The only thing that has no place is hate, intolerance and bigotry. "

Bu karakterlerin diğerlerinden biraz daha farklı olduğu kesin. These characters are sure to be a little different from the others. Peki Stan Lee'nin kariyerine nasıl bir etkisi oldu?.. So what impact has it had on Stan Lee's career? .. Yaşar Kemal gibi bir Nobel edebiyat ödülüne aday filan gösterilmedi. He was not nominated for a Nobel Prize in literature like Yaşar Kemal. Ama 70 yılda yarattığı 300'den fazla karakterin pek çoğunun adını bugünkü çocuklar ezbere sayabiliyor. But today's children can recite the names of many of the more than 300 characters he created in 70 years. Çünkü o çocuklar da yaşadıkları tüm problemlere rağmen içlerinde bir yerde bir farklılık olduğunu hissediyor. Tek dertleri kız arkadaşlarının gözünde havalı görünen bir kahraman olmak değil. Their only concern is not being a cool looking hero in the eyes of their girlfriends. Haksızlıklar karşısında bir şeyler yapma hayalleriyle yaşayan gençler de var. There are also young people living with dreams of doing something in the face of injustice.

Hepimizin içinde yatan bir süper kahraman ideali var. We all have a superhero ideal that lies within us. Yaşar Kemal, İnce Memed'e, yazdığı başka bir karakterin ağzından şu nasihati vermişti: Yaşar Kemal gave İnce Memed the following advice from the mouth of another character he wrote: “Sen ne sanıyorsun oğlum Memed, İnce Memedler bitecek mi sanıyorsun? “What do you think my son Memed, do you think Slim Memeds will end? Her insanın içinde bir mecbur kurdu, bir İnce Memedlik, bir Köroğluluk kurdu var.” Each person has a compulsion wolf, a İnce Memedlik, and a Köroğülük. "

Bir mutantlık var…

“Köroğlu gitti, İnce Memed geldi.”

Süper kahramanlar hiç bitmeyecek. Superheroes will never end.

“İnsanoğlunun içinde bu kurt oldukça insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek. “As long as this wolf is in human beings, human beings will not be defeated no matter what. Sen insanoğlunun içindeki kurtsun, ne olursan ol, nereye gidersen git. You are the wolf in human beings, no matter who you are, wherever you go. İşte insanoğlunun içindeki bu kurt yiterse, insanlık da işte o zaman insanlıktan çıkar.” If this wolf in human beings disappears, then humanity will cease to be human. "

“İnsanoğlunun içindeki kurt.” Eski destanlarımızdan süzülüp gelen ne muhteşem bir benzetme. "The wolf in man." What a magnificent metaphor that has flown from our old epics. Keşke Yaşar Kemal'in yanında da Stan Lee'nin yanındaki gibi çizerler olsaydı diye düşünmeden edemiyor insan. One cannot help but think if there were illustrators beside Yaşar Kemal like those of Stan Lee. Keşke kendisini çok etkileyen ressam Abidin Dino'yla bir ikili oluşturup romanların yanında çizgi romanlar da yapsalardı. I wish they had formed a couple with Abidin Dino, the painter who impressed him so much, and made comic books as well as novels. Keşke İnce Memed gibi süper kahramanların filmlerini yapma fikri Peter Ustinov'dan önce bizim aklımıza gelseydi. If only the idea of making movies of superheroes like Slim Memed had come to our mind before Peter Ustinov. İyi hikayelere hepimizin ihtiyacı var. We all need good stories. Özellikle kendi hayat hikayesini daha yeni yeni yazmaya başlayan gençlerin… Çünkü iyi hikayeler, tıpkı eski destanlarda olduğu gibi onlarla konuşur. Especially young people who are just starting to write their own life stories… Because good stories speak to them just like in the old epics.

“Neyi konuşacağız? “What are we going to talk about? Niye şimdi?”

Stan Lee kimdi? Kendi içindeki potansiyeli nasıl değerlendirebileceğini tam olarak bilemeyen kafası karışık Peter Parker gibi bir gençti. He was a confused teenager like Peter Parker, who did not quite know how to utilize his potential. Büyük bir romancı olmak isterken bir çizgi roman yazarına dönüşen bir genç. A teenager who turns into a comic book writer while aspiring to be a great novelist.

“Değişiyorsun. “You are changing. Senin yaşında ben de aynı şeyleri yaşadım.” I experienced the same things at your age. "

Stan Lee, yaşlandı ve bunları söyleyen bir “Uncle Ben”e, Ben amcaya dönüştü. Stan Lee grew older and transformed into an "Uncle Ben", Uncle Ben, who said these. O arabanın içinde oturan ve konuşan karakterlerin aynı anda her ikisi haline geldi. He became both the characters sitting in the car and talking at once.

“Bunlar bir erkeğin hayatı boyunca olacağı erkeğe dönüştüğü çağlardır. “These are the times when a man turns into the man he will be throughout his life. Neye dönüştüğüne dikkat et.” Watch what it turns into. "

O iyi hikayeleri romana dönüştürmeyi başaramadı. He failed to turn good stories into novels. Ama iyi romanlardan beklenebilecek derinlikli karakterlere çok güzel bazı şeyler söyletti. But he made the characters with depth to what would be expected from good novels say some very nice things. Ve ben bunlardan en çok şu söylenenleri hatırlamak istiyorum… And I want to recall the most said of these…

“…Ama onu dövebilmen sana onu dövme hakkı vermez. “… But your ability to beat him doesn't give you the right to beat him. Unutma, büyük güçle birlikte büyük sorumluluk gelir.” Remember, with great power comes great responsibility. "

×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.