×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.


image

Beyhan Budak, Öfkeli ve Kaba İnsanlarla Nasıl Baş Ederim?

Öfkeli ve Kaba İnsanlarla Nasıl Baş Ederim?

İşte okulda trafikte her yerde

öfkeli ve kaba insanlar var.

Öfkeli ve kaba insanlarla uğraşmak onlara karşı

kendini savunmak ve mücadele etmek bazen

çok ciddi zorluklar içeriyor.

Eğer bu konuda tecrübeli bir insan değilsen birazcıkta hassas bir insansan

çok zorlanıyosundur diye tahmin ediyorum.

Bu videoda sana öfkeli ve kaba insanlarla nasıl başa çıkarsın

bir kaç örnek bir kaç pratik bilgi vermek istiyorum.

Öfkeli ve kaba insanlarla başa çıkmanın ilk yolu soğukkanlı olmak.

Peki ne yapacaksın nasıl soğukkanlı olacaksın?

Diyelim ki karşında gözü dönmüş bir adam ya da kadın var,

bağırıp duruyor o an için filmi biraz yavaşlatalım

slow motion bir görüntü alıyoruz.

Bağırıyor böyle gözleri dönmüş,

ne dediğini bile bilmiyor.

Şimdi karşımızdaki insan mantığını

muhakeme becerisini değerlendirme becerisini

kaybetmiş, beyninin

muhakeme eden mantıklı düşünen kısmı

devreden çıkmış sende onunla aynı seviyeye

yükselirsen ya da diğer

deyişle düşersen ne olacak? Ortadan ciddi bir

alev çıkacak ve sen de zarar göreceksin karşı tarafta zarar görecek.

Bu sebeple böyle durumlarda soğukkanlılığını

muhafaza edebilmek çok önemli, ne yapacaksın

soğukkanlı olabilmek için? Çünkü karşıdaki biri bağırdığı zaman

kendini çok kontrol edemiyor.Sende

bağırmak istiyorsun ya da belki bırakıp kaçıp gitmek istiyorsun. İkisi de bana göre yanlış, ne yapacağız?

Karşıdaki insanı

tuzağına düşmeden, soğukkanlılığa geçebilmek için

ilk başta ona cevap vermeden belki ortamdaki

eşyaları renkleriyle beraber sayabilirsin.

Belki yirmiye, otuza kadar sayabilirsin ki

sen o tuzağa düşme.Sen ne kadar soğukkanlı olursan

karşıdaki insanı da mantık çerçevesi

içerisine sokman mümkün olacaktır.

İlk adımımız soğukkanlı olmak!

Trafikte gidiyorsun birisi senin gittiğin şeride

hızlıca öne kırdı ve sen o an delirdin. Sen de

bir şekilde intikamını almak istiyorsun ,hızlıca gittin

onun önüne kırmaya çalışıyorsun olayın gerilimi iyice arttı.

Ve ilerde bir yerde sağa çektiniz belki iş fiziksel boyuttaki

bir şiddete kadar döndü.

Şimdi filmi birazcık geri sardıralım ve filme resme yukardan

bakalım, o an

trafikte karşılaştığın kişi senin hayatında ne kadarlık

bir yer kaplıyor daha öncesinden tanıyor musun bu insanı?

Ben buna yüz binde bir diyorum.

Hayatında

bir anlam olarak bir değer olarak hayatının yüz binde birini

dahi kaplamayan bir insan

senin bir kaç gününü mahvediyor.

Bu sadece trafikte olmayabilir gün içinde otobüste olabilir,

markette olabilir, iş hayatında farklı bir birimde

ya da okulda farklı bir sınıfta olan birisi tarafından da canın sıkılabilir.

Şöyle düşünüyorum ben genelde bu insan benim

hayatımın ne kadarını kaplıyor?

Şöyle bir bakıyorum ya bu insan yüz binde biri bile değil

oturup ona cevap vermem vakit ayırmam bile

bence vakit kaybı... Ama eğer sen ona

vakit ayırırsan, sen onunla tartışırsan böyle onun

o öfke çemberinin içine düşersen ona değer vermiş olursun.

Bir şekilde senin hayatındaki

yüz binde bir bile olmayan bir insanı sen yüzde birlik

yüzde beşlik bir noktaya oturtuyorsun! Ne yapıyorsun

beş gün on gün belki bir ay canın sıkılıyor bu yüzden.

Ben diyorum eğer ki karşındaki insan

senin hayatında çok önemli bir yere sahip değilse

boş ver geç. Hepimiz hayatın içinde

küçük aksaklıklar yaşarız bunlar belki

teslim etmen gereken bir ödevin

birazcık geç teslim edersin ya da yapman gereken işte küçük

bir aksama olur böyle şeyler hepimizin hayatında olur.

Muhtemel sende yaşıyorsun ve bu aksaklıklarla

karşılaştığımız zaman diyelim ki iş yerinde

küçücük bir hata yaptın karşındaki insan

ben senin gibi aptal bir insan görmedim seni nasıl işe alıyorlar

senden nefret ediyorum gibi bir

öfke krizine girdi.

Ve sen şoktasın ve diyorsun ki minicik bir şey bu

minicik bir olay neden bu kadar büyüdü.

O an böyle yine

slow motion yapıyoruz.

Sen şoktasın bu kadarcık küçük bir olaya

karşıdan kocaman bir

fırtına gibi tepki geliyor. Şimdi

burada bir düşünmek lazım.

Filmi yavaşlatmış bir şekilde bakıyoruz tekrar. Acaba

karşı tarafın bu kocaman öfkesi

senin o küçücük hatanla mı ilgili?

Ben bu durumda biraz farklı düşünüyorum.

Diyorum ki çoğu zaman karşıdan

gördüğümüz o öfke patlamaları bizimle ilgili değildir.

Kişinin kendi içinde yaşadığı eksikliklerden,

belki komplekslerden belkide duygusal sıkıntılardan

kaynaklanır.

Eğer gerçekten

hak etmediğin bir tepki ve öfkeyle

karşılaştığını düşünüyorsan ne yapıyor kişi

kendi içindeki halledemediği sorunu bir şekilde sana aktarmış oluyor.

Ama sen hassas bir insansan kişiselleştirirsin.

Dersin ki minicik bir hata bile olsa

karşıdakinin o kocaman tepkisini

aman Allahım ben bunu hak ettim sanırım

diye düşünürsün ve çok kötü hissedersin.Dediğim gibi eğer ortada bir dengesizlik olduğunu düşünürsen

kesinlikle kişiselleştirmekten kaçınmalısın.

Ben hayattaki en akıllıca şeylerden birisinin

bazen savaşmaktan kaçmak olduğunu düşünüyorum.

Ama içimizdeki o adalet algısından dolayı

çok küçük şeylerde bile haksızlığa uğradığını düşündüğün zaman

savaşmak istiyorsun. Ama şöyle bir şey var

niçin savaşıyorsun ne kazanıyorsun ne kaybediyorsun?

Ben hep bu hesabı yapıp ona göre stratejimi planlamaya çalışıyorum.

Şimdi bazı durumlarda özellikle kaçınman gereken savaşmaktan kaçınman gereken iki tane senaryo var bana göre. Birincisi diyelim ki bir müşteri temsilcisiyle konuşuyorsun telefonda ve çok sıkıntılı

bir tip sana kötü sözler söylüyor

belki ya da o an sana yardımcı

olmamak için elinden gelen her şeyi düşünüyor.

Şimdi sen bir şekilde ona

kaptırırsan kendini çok fazla savaşma işine girersen

bir bakmışsın ki hem kötü hissetmeye başlarsın hem de

ne kadar gerekli bir durum diye sorgulayabileceğin

bir şeyin içine düşmüş olursun. Kapatırsın telefonunu bir daha ararsın

başka birisi karşına çıkar. Yani karşında

öfkelendiğin insan geçici bir insansa

ve senin konumun o an ondan kurtulmaya

elveriyorsa o an onunla savaşmanın hiçbir anlamı yok.

Bazende şöyle bir durum var beraber

bir proje içinde biriyle beraber çalışıyorsun,

ve bu insan çok yetenekli ama onun bazı huylarını

öfkeli tavırlarını ya da kindar davranışlarını sevmiyorsun.

Ben şöyle düşünüyorum kendi adıma şimdi ben akşam

bu insanla eve gitmiyorum, hayatımın yüzde yüzünü

bu insanla geçirmiyorum.

Eğer ki onun yaptığı işi tolere edemeyeceksem

ya da bir şekilde onun öfkeli hallerine

katlanabiliyorsam iş bitene kadar sabretmeyi tercih ederim.

Yani öfke gösterip onunla aramı bozmaktansa

ne yapıyorum bir şekilde tolere

ediyorum.Eğer

hayatımı yüzde yüz etkilemiyorsa en büyük

iletişim hatalarından birisi savunmaya geçmektir.

Diyelim ki karşında insan sana bir şey söylüyor sen şöylesin sen böylesin

o anda bir dakika bir dakika diyorsun sen

indir o eli bakayım sen kime böyle konuşuyorsun

dediğin anda illa bu kadar tepkisel ve büyük bir öfke patlaması göstermene de gerek yok,

savunmaya geçtiğin anda ortada gerçek

bir iletişim kalmaz o bir şeyler söyler

sen onu duymazsın dahi sen bir şeyler söylersin

o seni duymaz... Ne oluyor burada?

İki kişi monolog yapıyor kendi kendine

bağırıyorlar sesler yükseliyor belki iteklemeler

fiziksel şiddet... Ama gerçekte iki tarafta

birbirinin sesini dahi duymuyor. Şimdi böyle bir durumda

ne yapmamız lazım savunmaya geçmememiz lazım karşıdaki insan

seni suçluyor sana bir şekilde olumsuz

bir aktarım yapıyor ne yapacaksın? Ben olsam böyle bir durumda

durumu netleştirmeye çalışırım.

Ya sende çok beceriksiz bir çalışansın! Efendim

hangi konuda beceriksiz olduğumu düşünüyorsunuz? Ya da

belki ilk başta soğukkanlılık dedim ya birazcık durumun

öfkenin sakinleşmesini bekler ondan sonra

birazcık süre geçtikten sonra hangi konuda

eksikliklerim olduğunu düşüyorsunuz ya da ne

öneriyorsunuz bana gibi bir yaklaşımla onu

kafasındaki genelleşmiş suçlamayı belli bir alana

indirgemeye çalışalım. Böyle olunca, ben ne yapabilirim

senin için? Karşıdaki insan sen savunmaya geçmeyip

iletişim alanını açık tuttuktan sonra

bir şekilde senin çemberine girmek zorunda.

Ha girmeyebilir bazen hakikaten çok ciddi sıkıntıları olan

kişilik bozuklukları olan insanlarda olabilir belki,

bu farklı bir videoda anlatılabilir.Ama

eğer karşımızdaki insan normal bir insansa eninde sonunda

senin mantık çerçevene girecektir.

Çok sevdiğim bir tespit var

terbiyesizlik bir psikolojik rahatsızlık değildir. Yani

birisi sana terbiyesizlik yapıyorsa,birisi sana hakaretler yağdırıyorsa

onu anlamak zorunda değilsin.

Birisi bana günlük hayatta hakaretler saydırıyor ben oturup düşünmem

ya bu insan neden böyle diyor ki bana acaba neler

yaşadı diye düşünmüyorum artık. Çünkü

terbiyesizlik bir psikolojik rahatsızlık değil, onu anlamak

zorunda değilim ve empati göstermek zorunda değilim.

Evet empati çok güzel bir kavram çok güzel bir erdem

ama ben şunu keşfettim artık kendi adıma

empatiyi hak edene göstermek lazım!

Bir insan bu konuda sabıkalıysa

ona gösterdiğin empati her türlü geri sana zarar olarak

dönüyorsa artık ona empati göstermiyorum. Bir insan

çok öfkeli laftan anlamıyor, terbiyesizlik

yapıyor ben artık böyle insanları hayatımdan

çıkartıyorum.Sana da bunu öneririm. Bir insan

sana zarar vermeye eğilimi varsa bazen de

bazı insanları hayatından çıkartamazsın.

İş sebebiyle,akrabalık sebebiyle,kan bağı sebebiyle...

Böyle insanlara karşıda kendini korumalısın,

daha mesafeli daha uzak,

kişisel alana çok sokmadan bir ilişki öneririm.

Bazende şöyle bir şey söylemek istiyorum son olarak.

Bazı insanlar öfkesini sadece sözel boyutta

tutmaz işi bir fiziksel noktaya getirebilir.

Böyle durumlarda kahramanlık göstermene gerek yok!

Kaç kurtar kendini ve sonrasında

kanuni hukuki ne hakkın varsa kullan! Bu insanlara

seni öfkesiyle sindirmeye çalışan insanlara

ve kontrolü kaybediyorlarsa korkunu hissettirebilmek

onlarda daha

büyük bir cesarete sebep olur elindeki hakların

hukuki hakların hepsini kullanmanı öneririm. Bu konuda

Peki sen neler yaşıyorsun öfkeli ve kaba insanlarla?

Yorumlar kısmında yaşadıkların tecrübelerini paylaşırsan

belki o deneyimlerden tecrübelerden başka bir video çekebilirim.

Beni dinlediğin için çok teşekkür ederim.

Kendine iyi davran görüşmek üzere...


Öfkeli ve Kaba İnsanlarla Nasıl Baş Ederim?

İşte okulda trafikte her yerde

öfkeli ve kaba insanlar var.

Öfkeli ve kaba insanlarla uğraşmak onlara karşı

kendini savunmak ve mücadele etmek bazen

çok ciddi zorluklar içeriyor.

Eğer bu konuda tecrübeli bir insan değilsen birazcıkta hassas bir insansan

çok zorlanıyosundur diye tahmin ediyorum.

Bu videoda sana öfkeli ve kaba insanlarla nasıl başa çıkarsın

bir kaç örnek bir kaç pratik bilgi vermek istiyorum.

Öfkeli ve kaba insanlarla başa çıkmanın ilk yolu soğukkanlı olmak.

Peki ne yapacaksın nasıl soğukkanlı olacaksın?

Diyelim ki karşında gözü dönmüş bir adam ya da kadın var,

bağırıp duruyor o an için filmi biraz yavaşlatalım

slow motion bir görüntü alıyoruz.

Bağırıyor böyle gözleri dönmüş,

ne dediğini bile bilmiyor.

Şimdi karşımızdaki insan mantığını

muhakeme becerisini değerlendirme becerisini

kaybetmiş, beyninin

muhakeme eden mantıklı düşünen kısmı

devreden çıkmış sende onunla aynı seviyeye

yükselirsen ya da diğer

deyişle düşersen ne olacak? Ortadan ciddi bir

alev çıkacak ve sen de zarar göreceksin karşı tarafta zarar görecek.

Bu sebeple böyle durumlarda soğukkanlılığını

muhafaza edebilmek çok önemli, ne yapacaksın

soğukkanlı olabilmek için? Çünkü karşıdaki biri bağırdığı zaman

kendini çok kontrol edemiyor.Sende

bağırmak istiyorsun ya da belki bırakıp kaçıp gitmek istiyorsun. İkisi de bana göre yanlış, ne yapacağız?

Karşıdaki insanı

tuzağına düşmeden, soğukkanlılığa geçebilmek için

ilk başta ona cevap vermeden belki ortamdaki

eşyaları renkleriyle beraber sayabilirsin.

Belki yirmiye, otuza kadar sayabilirsin ki

sen o tuzağa düşme.Sen ne kadar soğukkanlı olursan

karşıdaki insanı da mantık çerçevesi

içerisine sokman mümkün olacaktır.

İlk adımımız soğukkanlı olmak!

Trafikte gidiyorsun birisi senin gittiğin şeride

hızlıca öne kırdı ve sen o an delirdin. Sen de

bir şekilde intikamını almak istiyorsun ,hızlıca gittin

onun önüne kırmaya çalışıyorsun olayın gerilimi iyice arttı.

Ve ilerde bir yerde sağa çektiniz belki iş fiziksel boyuttaki

bir şiddete kadar döndü.

Şimdi filmi birazcık geri sardıralım ve filme resme yukardan

bakalım, o an

trafikte karşılaştığın kişi senin hayatında ne kadarlık

bir yer kaplıyor daha öncesinden tanıyor musun bu insanı?

Ben buna yüz binde bir diyorum.

Hayatında

bir anlam olarak bir değer olarak hayatının yüz binde birini

dahi kaplamayan bir insan

senin bir kaç gününü mahvediyor.

Bu sadece trafikte olmayabilir gün içinde otobüste olabilir,

markette olabilir, iş hayatında farklı bir birimde

ya da okulda farklı bir sınıfta olan birisi tarafından da canın sıkılabilir.

Şöyle düşünüyorum ben genelde bu insan benim

hayatımın ne kadarını kaplıyor?

Şöyle bir bakıyorum ya bu insan yüz binde biri bile değil

oturup ona cevap vermem vakit ayırmam bile

bence vakit kaybı... Ama eğer sen ona

vakit ayırırsan, sen onunla tartışırsan böyle onun

o öfke çemberinin içine düşersen ona değer vermiş olursun.

Bir şekilde senin hayatındaki

yüz binde bir bile olmayan bir insanı sen yüzde birlik

yüzde beşlik bir noktaya oturtuyorsun! Ne yapıyorsun

beş gün on gün belki bir ay canın sıkılıyor bu yüzden.

Ben diyorum eğer ki karşındaki insan

senin hayatında çok önemli bir yere sahip değilse

boş ver geç. Hepimiz hayatın içinde

küçük aksaklıklar yaşarız bunlar belki

teslim etmen gereken bir ödevin

birazcık geç teslim edersin ya da yapman gereken işte küçük

bir aksama olur böyle şeyler hepimizin hayatında olur.

Muhtemel sende yaşıyorsun ve bu aksaklıklarla

karşılaştığımız zaman diyelim ki iş yerinde

küçücük bir hata yaptın karşındaki insan

ben senin gibi aptal bir insan görmedim seni nasıl işe alıyorlar

senden nefret ediyorum gibi bir

öfke krizine girdi.

Ve sen şoktasın ve diyorsun ki minicik bir şey bu

minicik bir olay neden bu kadar büyüdü.

O an böyle yine

slow motion yapıyoruz.

Sen şoktasın bu kadarcık küçük bir olaya

karşıdan kocaman bir

fırtına gibi tepki geliyor. Şimdi

burada bir düşünmek lazım.

Filmi yavaşlatmış bir şekilde bakıyoruz tekrar. Acaba

karşı tarafın bu kocaman öfkesi

senin o küçücük hatanla mı ilgili?

Ben bu durumda biraz farklı düşünüyorum.

Diyorum ki çoğu zaman karşıdan

gördüğümüz o öfke patlamaları bizimle ilgili değildir.

Kişinin kendi içinde yaşadığı eksikliklerden,

belki komplekslerden belkide duygusal sıkıntılardan

kaynaklanır.

Eğer gerçekten

hak etmediğin bir tepki ve öfkeyle

karşılaştığını düşünüyorsan ne yapıyor kişi

kendi içindeki halledemediği sorunu bir şekilde sana aktarmış oluyor.

Ama sen hassas bir insansan kişiselleştirirsin.

Dersin ki minicik bir hata bile olsa

karşıdakinin o kocaman tepkisini

aman Allahım ben bunu hak ettim sanırım

diye düşünürsün ve çok kötü hissedersin.Dediğim gibi eğer ortada bir dengesizlik olduğunu düşünürsen

kesinlikle kişiselleştirmekten kaçınmalısın.

Ben hayattaki en akıllıca şeylerden birisinin

bazen savaşmaktan kaçmak olduğunu düşünüyorum.

Ama içimizdeki o adalet algısından dolayı

çok küçük şeylerde bile haksızlığa uğradığını düşündüğün zaman

savaşmak istiyorsun. Ama şöyle bir şey var

niçin savaşıyorsun ne kazanıyorsun ne kaybediyorsun?

Ben hep bu hesabı yapıp ona göre stratejimi planlamaya çalışıyorum.

Şimdi bazı durumlarda özellikle kaçınman gereken savaşmaktan kaçınman gereken iki tane senaryo var bana göre. Birincisi diyelim ki bir müşteri temsilcisiyle konuşuyorsun telefonda ve çok sıkıntılı

bir tip sana kötü sözler söylüyor

belki ya da o an sana yardımcı

olmamak için elinden gelen her şeyi düşünüyor.

Şimdi sen bir şekilde ona

kaptırırsan kendini çok fazla savaşma işine girersen

bir bakmışsın ki hem kötü hissetmeye başlarsın hem de

ne kadar gerekli bir durum diye sorgulayabileceğin

bir şeyin içine düşmüş olursun. Kapatırsın telefonunu bir daha ararsın

başka birisi karşına çıkar. Yani karşında

öfkelendiğin insan geçici bir insansa

ve senin konumun o an ondan kurtulmaya

elveriyorsa o an onunla savaşmanın hiçbir anlamı yok.

Bazende şöyle bir durum var beraber

bir proje içinde biriyle beraber çalışıyorsun,

ve bu insan çok yetenekli ama onun bazı huylarını

öfkeli tavırlarını ya da kindar davranışlarını sevmiyorsun.

Ben şöyle düşünüyorum kendi adıma şimdi ben akşam

bu insanla eve gitmiyorum, hayatımın yüzde yüzünü

bu insanla geçirmiyorum.

Eğer ki onun yaptığı işi tolere edemeyeceksem

ya da bir şekilde onun öfkeli hallerine

katlanabiliyorsam iş bitene kadar sabretmeyi tercih ederim.

Yani öfke gösterip onunla aramı bozmaktansa

ne yapıyorum bir şekilde tolere

ediyorum.Eğer

hayatımı yüzde yüz etkilemiyorsa en büyük

iletişim hatalarından birisi savunmaya geçmektir.

Diyelim ki karşında insan sana bir şey söylüyor sen şöylesin sen böylesin

o anda bir dakika bir dakika diyorsun sen

indir o eli bakayım sen kime böyle konuşuyorsun

dediğin anda illa bu kadar tepkisel ve büyük bir öfke patlaması göstermene de gerek yok,

savunmaya geçtiğin anda ortada gerçek

bir iletişim kalmaz o bir şeyler söyler

sen onu duymazsın dahi sen bir şeyler söylersin

o seni duymaz... Ne oluyor burada?

İki kişi monolog yapıyor kendi kendine

bağırıyorlar sesler yükseliyor belki iteklemeler

fiziksel şiddet... Ama gerçekte iki tarafta

birbirinin sesini dahi duymuyor. Şimdi böyle bir durumda

ne yapmamız lazım savunmaya geçmememiz lazım karşıdaki insan

seni suçluyor sana bir şekilde olumsuz

bir aktarım yapıyor ne yapacaksın? Ben olsam böyle bir durumda

durumu netleştirmeye çalışırım.

Ya sende çok beceriksiz bir çalışansın! Efendim

hangi konuda beceriksiz olduğumu düşünüyorsunuz? Ya da

belki ilk başta soğukkanlılık dedim ya birazcık durumun

öfkenin sakinleşmesini bekler ondan sonra

birazcık süre geçtikten sonra hangi konuda

eksikliklerim olduğunu düşüyorsunuz ya da ne

öneriyorsunuz bana gibi bir yaklaşımla onu

kafasındaki genelleşmiş suçlamayı belli bir alana

indirgemeye çalışalım. Böyle olunca, ben ne yapabilirim

senin için? Karşıdaki insan sen savunmaya geçmeyip

iletişim alanını açık tuttuktan sonra

bir şekilde senin çemberine girmek zorunda.

Ha girmeyebilir bazen hakikaten çok ciddi sıkıntıları olan

kişilik bozuklukları olan insanlarda olabilir belki,

bu farklı bir videoda anlatılabilir.Ama

eğer karşımızdaki insan normal bir insansa eninde sonunda

senin mantık çerçevene girecektir.

Çok sevdiğim bir tespit var

terbiyesizlik bir psikolojik rahatsızlık değildir. Yani

birisi sana terbiyesizlik yapıyorsa,birisi sana hakaretler yağdırıyorsa

onu anlamak zorunda değilsin.

Birisi bana günlük hayatta hakaretler saydırıyor ben oturup düşünmem

ya bu insan neden böyle diyor ki bana acaba neler

yaşadı diye düşünmüyorum artık. Çünkü

terbiyesizlik bir psikolojik rahatsızlık değil, onu anlamak

zorunda değilim ve empati göstermek zorunda değilim.

Evet empati çok güzel bir kavram çok güzel bir erdem

ama ben şunu keşfettim artık kendi adıma

empatiyi hak edene göstermek lazım!

Bir insan bu konuda sabıkalıysa

ona gösterdiğin empati her türlü geri sana zarar olarak

dönüyorsa artık ona empati göstermiyorum. Bir insan

çok öfkeli laftan anlamıyor, terbiyesizlik

yapıyor ben artık böyle insanları hayatımdan

çıkartıyorum.Sana da bunu öneririm. Bir insan

sana zarar vermeye eğilimi varsa bazen de

bazı insanları hayatından çıkartamazsın.

İş sebebiyle,akrabalık sebebiyle,kan bağı sebebiyle...

Böyle insanlara karşıda kendini korumalısın,

daha mesafeli daha uzak,

kişisel alana çok sokmadan bir ilişki öneririm.

Bazende şöyle bir şey söylemek istiyorum son olarak.

Bazı insanlar öfkesini sadece sözel boyutta

tutmaz işi bir fiziksel noktaya getirebilir.

Böyle durumlarda kahramanlık göstermene gerek yok!

Kaç kurtar kendini ve sonrasında

kanuni hukuki ne hakkın varsa kullan! Bu insanlara

seni öfkesiyle sindirmeye çalışan insanlara

ve kontrolü kaybediyorlarsa korkunu hissettirebilmek

onlarda daha

büyük bir cesarete sebep olur elindeki hakların

hukuki hakların hepsini kullanmanı öneririm. Bu konuda

Peki sen neler yaşıyorsun öfkeli ve kaba insanlarla?

Yorumlar kısmında yaşadıkların tecrübelerini paylaşırsan

belki o deneyimlerden tecrübelerden başka bir video çekebilirim.

Beni dinlediğin için çok teşekkür ederim.

Kendine iyi davran görüşmek üzere...