image

Beyhan Budak, Doğu Ekspresi ile Evden Çık, Sınırlarını Zorla!

Doğu Ekspresi ile Evden Çık, Sınırlarını Zorla!

Merhaba sevgilim dostum. Bu videoyu

Kars'tan Ankara'ya

Doğu Ekspresi treniyle seyahat ederken çekiyorum. Doğu

Ekspresi'nin benim anlamı çok büyük. İlk defa üniversite yıllarında duymuştum.

Ya yatakta tren mi olur? Diye ve sonra sonra düşününce öyle uzun bir rota da

Kars'tan Ankara'ya gelmek, Ankara'dan Kars'a gitmek bana

rüya gibi bir seyahat geliyordu. Bugün aslında bana

nasip oldu. Tam yataklı vagondayız sonrasında aralarda fotoğraflarda koyacağım. Böyle keyifli bir seyahat benim için çok heyecanlıyım

çok mutluyum şu anda. Bu seyahatim esnasında

kısa bir süre içinde seninle de sohbet etmek istedim. Hem

sohbet edelim hem de sen de benimle beraber buradan

Şurada inanılmaz kar manzarası var. Bilmiyorum ne kadar belli oluyor

video da ama görebildiğin kadarıyla sende bu

manzarayı benimle birlikte izle istiyorum.

Arkadaşlarıma Doğu Ekspresi seyahatiyle, trenle

Kars'a gideceğimi söylediğim zaman birçoğunun tepkisi

şu oldu: ''ya deli misin, ne işin var bu soğukta?''

İnsanların genelde tepkisi neden böyle oluyor? Düşünsene

sen herkesten farklı bir şey yapma

yoluna gittiğin zaman insanlar seni yadırgıyorlar, yargılıyorlar.

Ama eğer burada dik durmazsan, ya evet mantıklı

konuşuyor bu soğukta ne işim var dersen

sende o küçük dairende sıkışıp kalıyorsun. Ben şöyle

düşünüyorum. Herkesin bir dairesi bir alanı var.

o alanın içinden çıkmadığı müddetçe olgunlaşamıyorsun

pişemiyorsun. İnsan çay gibi bana sorarsan

bir demleniyorsun ilk başta biri seni demliyor yani

yani hayata, dünyaya geliş noktan orası sonrasında

demlenme süren, o tadını bulma aşaması devreye giriyor.

Bu tadını bulma aşaması herkeste aynı

işlemiyor bana sorarsan. Bazısı

tam tadını bulmadan acılaşıyor. Çiğ

bir tat geliyor bazen acı bir tat geliyor, güzel bir

lezzeti olmuyor o insanın. Bazısı da hakikaten o

tavşan kanı dedikleri nokta var ya

çay gibi demlenirken en güzel kıvamı buluyor. Ne oluyor da

bazı insanlar acırken bazı insanlar

tam tadını buluyor? Ben şunu düşünüyorum bir insan

ne kadar herkesle aynı şeyi yaparsa

herkes gibi olursa o insan tadını bulamıyor.

O insan evden çıkmadığı zaman

yeni insanlarla tanışmadığı zaman, keşfetmediği zaman

tadını bulamıyor ama

sen gezdikçe, keşfettikçe, okudukça, tanıdıkça

tadını bulabiliyorsun. Ben şöyle düşünüyorum. Bir çok danışanım oldu

bugüne kadar. Yaşlandıkça insanların bir kısmında

böyle bir depresif ruh hali ortaya çıkıyor.

Ve bunu birazcık karıştırdığımız zaman bir insan

ne kadar yaşamamışsa ne kadar eksik kalmışsa

geriye dönüp baktığı zaman pişmanlıklar o kadar çok oluyor.

Ama bazı insanlar da yaşlandığı zaman bir huzur buluyorlar.

O huzur bulan insanlar hayatı

O hata yapmaktan korkmadan

pişmanlık bırakmadan yaşayan insanlar.

Bana en çok gelen problemlerin başında öz güven geliyor.

Kendimce çektiğim videolarda da YouTube' a koyduğum videolarda da

öz güvenle ilgili birkaç şeyden bahsediyorum. İşin

neredeyse büyük bir kısmı evden çıkmakla ilgili.

Evet zannediyoruz ki dışarıdan bir şey gelecek

bizim kafamıza dokunacak ve birden her şey düzelecek ve biz

öz güvenli olacağız gibi ama olmuyor maalesef

evden çıkmadığın zaman, dışarıya çıkmadığın zaman

üstün başın kirlenmediği zaman hiçbir şekilde gelişemiyorsun.

Bu öz güven konusunda da böyle, hayat tecrübesi, deneyim

anlamında da böyle. Evden çıkman lazım.

Risk alman lazım. Şimdi baktığımız zaman Doğu Ekspresi

diyorum ama yani minicik bir şey herkesin yaptığından farklı bir şey

yapıyorsan

minicik bir şey yapıyorsun. Burada biraz önce mesela çıktım vagonları

gezerken bir sürü insanla tanıştım ben. Ve bu

bir dostluğun başlangıcı da olabilir. Belki burada

farklı bir şey de öğrenebilirim o insanlardan. Farklı deneyimler de

kazanabilirim. Düşünsene minicik yaptığın

belki hayatının sadece iki gününü, üç gününü ayırdığın bir

seyahat seni bu kadar etkileyebilir, bu kadar şey kazandırabilir.

Ve sen bunu düzenli olarak yaptıklarını düşünsene.

Evden

çıktığını, insanlarla tanıştığını, yeni yerlere gittiğini

yeni deneyimler kazandığını, seni nasıl olgunlaştıracağını

Zannediyoruz ki bazı arkadaşlarla tanışırken

şöyle bir şey diyorlar bana, hayatta şöyle bir

beklentim var.

Diyor ki işte örnek veriyorum; şöyle bir şirkette şu işi

yapmak istiyorum ve bekliyor. O pozisyon

o iş gelene kadar o hayali gerçekleşene kadar sadece bekliyor.

E diyorum kimse sana o işi yaptırmayacak ki.

Sen hayata dahil olmadığın müddetçe

bir yerden başlamadığın müddetçe o yere gitmen

o hayale ulaşman çok zor. Ama ne yapacaksın bir şekilde

ben mesela örnek veriyorum, staj yaparken eskiden

ben gittim çok beğendiğim bir kurum vardı üniversitede.

Dedim ben çay da taşırım hiç önemli değil çay da taşırım.

Yeter ki o sürece dahil olayım.

O sürece dahil olduktan sonra bir bakıyorsun ki

hayat sana bir sürü insan sunuyor. Bir sürü

fırsat sunuyor. Her insanla beraber aslında kapına yeni

fırsatlar geliyor. Eğer

şanssızım diyorsan, benim hiç fırsatım

olmadı diyorsan yeterince hayata katılmıyorsun demektir.

Bir de şöyle bir durum var. Evet güzel bir coğrafyada

yaşıyoruz bence.

ama bilmediğimiz yer, gitmediğimiz yer

bizim değil ki. Dokunmadığın yer senin için

hiç var olmuyor. Keşfetmediğin yer senin için hiç var olmuyor ki.

Sen evde televizyonda görüp internette görüp durduğun

müddetçe oralar sadece bir fikir. Ben sana

şöyle diyebilirim. Uzayda şöyle bir yerde yaşam var, bir

fotoğrafta gösterebilirim. Onunla senin için Kars'ın anlamı arasında hiçbir fark yok ki. İkisini de görmedin. İkisi

hakkında sadece bir şeyler duymuş oldun. Evden çıkıp

orayı keşfetmek

sana aslında orayı görünür kılıyor. Senin hayatında

farklı bir kapı açmış oluyor.

Burada olayın geldiği nokta kendini zorlama konusu oluyor.

Kendimi zorlamadan kendimi taşıyabildiğimden

yapabildiğimden bir iki adım sonrasına

zorlamadan insan gelişmiyor maalesef.

Hani duymuşsundur eminim. Annen,baban senin hakkında demiştir.

Çocukken, okula giderken anne babalar hep şöyle der.

Bir çalışsa yapacak.

Bir işte uğraşsa, kendisini verse çok zeki çocuk ama çalışmıyor.

Şimdi bunu yetişkinliğe de uyarlayabiliriz. Ben şöyle düşünüyorum.

O çocuğun çalışıp çalışmama becerisi

O çocuğun bu disiplini ortaya koyabilme becerisi de zaten

zekasına dahil. Evet bir noktada çok zeki olabilir ama çalışmıyorsa ve ortaya

çıkan sonuç kadardır o çocuk. Yetişkinlikte de

ya işte bir dışarı çıksam, işte bir yapsam

olacak ama işte onu yapamıyorum. E zaten Olayın en kritik noktası o ki. Minicik bir kıvılcım belki o

dışarı çıkma noktası, o adımı atma noktası

ama onu yapmadığın müddetçe çok zor.

Yine ben burada tanıştığım birisinden bahsetmek istiyorum. Bir arkadaşla tanıştık

biraz önce. Otostopla geziyor.

Otostopla oradan oraya keşfede keşfede geziyor.

Ya ben düşünüyorum mesela. Biz üniversiteyi nasıl okumuşuz, ot gibi

diyorum. Nerede kebap var onu gezerdik yani. Bir yandan

bu stajların haricinde öyle gezmek

keşfetmek, insanlarla tanışmak noktasında sadece

bulunduğumuz alanla sınırlı kalırdık. Ama bakıyorsun insan

Ben diyor bir gün çıktım diyor Hatay'a gittik bir gün oradan

Antalya'ya gittik.

Ne kadar imrendim anlatamam sana yani bu konuyu

Eğer diyorum bunu yapmazsan

o kendini zorlamazsan geriye dönüp kendin için şöyle

diyeceksin muhtemelen, ya işte bir gezseydi bir zorlasaydı

çok başarılı çocukta işte gezmiyor, ne yapalım.

Ama dediğim gibi yani olayın sonucu bu.

Kendini teselli edebiliyorsan bununla et bence.

Risk alacağız, Evden çıkacağız ama üstümüz başımız

biraz kirlenecek birazcık üşüyeceğiz. Buna

hazır mısın? Bunu hem maddi anlamda söylüyorum üşümekten kirlenmekten hem de manevi anlamdan bahsediyorum.

Hayat her zaman çok böyle konforlu olmayabiliyor.

ama o konforlu alan dediğimiz alan hepimizin

hayatında var. Mesela evde oturuyorsun. Eğer

ailenle yaşıyorsan annen ne istiyorsan getiriyor. Tek yaşıyorsan

bir şekilde sıcacık ortamındasın yani bildiğin

alıştığın ortam, bir risk beklemiyor seni ama

azıcık o konforlu alandan çıkınca birazcık tabi emek

sarfetmek gerekecek. Zorlanacaksın, konuşmak kadar kolay

değil bunlar. Burada söyleyince, dinleyince biraz kolaymış gibi

geliyor ama üşüyeceksin, zorlanacaksın, yorulacaksın

canın acıyacak, stresli hissedeceksin. Bazen

mutsuz hissedeceksin ama hani şey var mı yani böyle bir ben o duyguyu yaşamayım ben zorlanmadan

elde edeyim diye bir durum var mı? Böyle bir şey yok.

Hayatta dediğim gibi her duyguyu tadacak insan, her

zorluğu tadacak. Şimdi bazı insanlar diyor ki

Benim başıma ne geldiyse etrafımdaki insanlardan dolayı geldi.

Ya işte şu benim hakkımda şöyle yaptı

şu benim ayağımı kaydırdı. Benim torpilim yok.

Benim tanıdığım yok, benim dayım yok. Evet hani bunların

gerçekçi bir tarafı olduğunu asla es geçmiyorum. Farklı bir

yerde yaşamıyorum. Bende bu ülkenin vatandaşıyım, biliyorum.

Ama şunu da biliyorum bir şekilde zorlayan insanlar

bütün bu engelleri aşıyor. Sen yeter ki kendi

sorumluluğunu al. Eğer etrafı suçlarsan

bütün hep onlardan şikayet edersen, onları değiştiremiyoruz ki

Ya baksana sistem böyle

Evet belki değiştirebileceğiniz minik şeyler var ama kendimizi de bunun için

heba edersek ömür geçiyor.

Sen sadece kendi sorumluluğunu al.

Evet şu an da böyle bir durum içerisindeyim belki biraz başarısız

hissediyorsun. Belki biraz kötü hissediyorsun kendi

sorumluluğunu al sadece. Herkes

zaten kendi sorumluluğunu alsa, kendini birazcık düzeltmiş olsaydı.

Düşünsene ortalığı, insanları herkes

çok iyi olmaz mıydı? Sende kendin sorumluluğunu al.

İnisiyatifini al. Eğer almazsan olmuyor.

Bir de şu var bazı şeyleri yaparken

hata yapmaktan çok korkuyorsun biliyorum. Bende öyleydim.

Bende bazen hala ara ara böyle hissediyorum. Bir şey

yapacağım ya diyorum ki en iyi haliyle olsun.

O en iyi hali olana kadar bu

beceriyi kazanana kadar bazen beklemek taraftarı oluyor

insan. Ve diyorsun ki hazır olayım ondan sonra

o adamı atayım. Ama hazır olma noktası ne zaman olacak ki?

Ne zaman gelecek? Nasıl evde oturarak hazır olacaksın?

O sahaya atılmadan dediğim gibi

üşümeden, kirlenmeden, üstün başın çamur olmadan nasıl hazır

olacaksın?

Şu var hazır olmayı hiçbir zaman beklememelisin.

Bir hedefin, bir hayalin varsa bir şekilde oraya atlamalısın

Bir kaç hatayı herkes yapıyor. Sonra bir bakıyorsun ki

Adım adım, adım adım gelişiyorsun

Geçenlerde instagrama bakarken şöyle bir şey keşfettim.

Birisi benim en eski videolarımı açmış. Diyor ki

Beyhan Budak'ı çok seviyorum ben. Hakikaten

iyi niyetli bir yazı yoksa

insan belki bozulabilirdi buna ama ben iyi niyetli olduğunu düşünüyorum.

Diyor ki ilk videoyu açıp, Beyhan Budak'ın ilk videosuna

bakıyorum son videosuna bakıyorum ve arada dağlar kadar

gelişim var. O yaptıysa o, bu noktadan bu

noktaya gelmişse bende gelirim. Şimdi bende düşünüyorum

çok güldüm bunu okuyunca. Evet o zaman mesela

bende farkındaydım bazı eksikliklerimin olduğunun

şu anda da farkındayım eksikliklerim ama vazgeçmedim.

Dedim ki ortaya bir şey koyayım. Oturup hesap

kitap yapsaydım şöyle mükemmel bir şey ortaya çıkarmaya

çalışsaydım, muhtemelen hiçbir şekilde ben video

çekemezdim. Hiçbir şekilde burada ruhuna

temas ettiğim, tanıştığım insanları hiçbir şekilde keşfedemezdim.

Ne yaptım? İyi ya da kötü düşünmedim. Niyetim iyi

Kimseye zarar verme düşüncem yok tamamen fayda

noktasından çıkıyorum. Bir adım attım

Sende böyle yapmalısın.

Hata yapmaktan korkmadan sen bir adım at. Niyet önemli. Ortaya güzel bir şey koyma niyetin varsa bence bu yeterli tek başına. Öbür türlü mükemmel olması, insanların ne dediği

hiç mi hiç umrunda olmaması lazım. Ben ilk videoyu çektim Beyhan sende antin kuntin işlerle uğraşıyorsun

YouTube falan nedir. Şimdi bu arkadaşların hepsi bana

yazıyorlar. Beyhan YouTube'da nasıl bu kadar

video paylaşıyorsun? Nasıl bu kadar izleniyor videolar?

Beraber video çekelim mi diyorlar bana. Bende diyorum ki tek başıma çekiyorum

Teşekkür ederim ilginiz için. Yani olay buna dönüyor.

Beni asla yanlış anlama, şunu demek istemiyorum kesinlikle

Her şeyi yapabilirsin, her şeye gücün yeter gibi bir

düşüncede değilim. Zaten beni tanıyorsan eski paylaşımlarımı biliyorsan

ben insanın özünde aciz bir varlık olduğunu düşünüyorum.

Biraz etkiye açığız. Bazen diyorum ya

Hava kapalı olduğu zaman bile etkileniyoruz bu

durumdan. Öyle bir şey değil kastettiğim şey ama

sen yapamayacağını düşünüp denemezsen

bilemezsin ki neyi yapıp yapamayacağını.

Ancak denersen ya evet buna benim gücüm yetiyor

ya da buna benim gücüm yetmiyor diyebilirsin. O yüzden denemek

çok önemli. Şöyle yaş ilerledikçe evet benim yaşım

şu anda otuz üç ama şunu düşünüyorum bir sürü insanla çalışıyorum

yaşı benden çok daha ileri olan insanlarla. İnsanları en çok

üzen şey elli altmışlı yaşlarında

bir koltuğa çöküp oturup düşündükleri şey şu

ya yapsam olur muydu acaba, denesem olur muydu?

Birazcık zorlasam olur muydu? Bu çok can acıtıcı

bir şey biliyor musun. Biri bana şöyle tarif etmişti bu

hissi bu duyguyu

sanki etine böyle bıçakla bastırıyormuşsun gibi içini bir yerlerini acıtıyor.

Böyle hissetmek istemiyorsan

Hiç düşünme dediğim gibi at adımını

yapamıyorsan yapamıyorsundur. İnsansın sen zaten

Ha yapıyorsan süper o zaman. Dediğim gibi denemeden bunu

asla ama asla bilemezsin.

Biraz da manzaranın tadını tek başıma

çıkarmak istiyorum, düşünmek istiyorum, kendi içime dönmek istiyorum çünkü

etraf bembeyaz böyle her taraf

bembeyaz olunca insan kendisini sonsuz

bir beyazlık içinde küçük bir noktaymış gibi hissettiriyor.

Ve bu bende şöyle bir duygu uyandırıyor, ya çokta önemli değiliz

aslında

hayatta çok önemli değil bazen abartıyoruz. O dertlerimizi

sıkıntılarımızı da abartıyoruz. Hepsi aslında iyi ya da kötü şeyler hep yolunu buluyor zaten.

Önemli olan dediğim gibi korkmamak. Korku

bizi kısıtlayan, sıkıştıran bir şey.

Dediğim gibi hayatta insanlarda yani gelip geçiyor.

Niceleri geldiler niceleri gittiler. Bizde gideceğiz.

O zaman korkmanın ne anlamı var? Kendine

iyi davran güzel insan, görüşmek üzere. Hoşça kal.



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Çevrimiçi dil öğrenme @ LingQ

Doğu Ekspresi ile Evden Çık, Sınırlarını Zorla!

Merhaba sevgilim dostum. Bu videoyu

Kars'tan Ankara'ya

Doğu Ekspresi treniyle seyahat ederken çekiyorum. Doğu

Ekspresi'nin benim anlamı çok büyük. İlk defa üniversite yıllarında duymuştum.

Ya yatakta tren mi olur? Diye ve sonra sonra düşününce öyle uzun bir rota da

Kars'tan Ankara'ya gelmek, Ankara'dan Kars'a gitmek bana

rüya gibi bir seyahat geliyordu. Bugün aslında bana

nasip oldu. Tam yataklı vagondayız sonrasında aralarda fotoğraflarda koyacağım. Böyle keyifli bir seyahat benim için çok heyecanlıyım

çok mutluyum şu anda. Bu seyahatim esnasında

kısa bir süre içinde seninle de sohbet etmek istedim. Hem

sohbet edelim hem de sen de benimle beraber buradan

Şurada inanılmaz kar manzarası var. Bilmiyorum ne kadar belli oluyor

video da ama görebildiğin kadarıyla sende bu

manzarayı benimle birlikte izle istiyorum.

Arkadaşlarıma Doğu Ekspresi seyahatiyle, trenle

Kars'a gideceğimi söylediğim zaman birçoğunun tepkisi

şu oldu: ''ya deli misin, ne işin var bu soğukta?''

İnsanların genelde tepkisi neden böyle oluyor? Düşünsene

sen herkesten farklı bir şey yapma

yoluna gittiğin zaman insanlar seni yadırgıyorlar, yargılıyorlar.

Ama eğer burada dik durmazsan, ya evet mantıklı

konuşuyor bu soğukta ne işim var dersen

sende o küçük dairende sıkışıp kalıyorsun. Ben şöyle

düşünüyorum. Herkesin bir dairesi bir alanı var.

o alanın içinden çıkmadığı müddetçe olgunlaşamıyorsun

pişemiyorsun. İnsan çay gibi bana sorarsan

bir demleniyorsun ilk başta biri seni demliyor yani

yani hayata, dünyaya geliş noktan orası sonrasında

demlenme süren, o tadını bulma aşaması devreye giriyor.

Bu tadını bulma aşaması herkeste aynı

işlemiyor bana sorarsan. Bazısı

tam tadını bulmadan acılaşıyor. Çiğ

bir tat geliyor bazen acı bir tat geliyor, güzel bir

lezzeti olmuyor o insanın. Bazısı da hakikaten o

tavşan kanı dedikleri nokta var ya

çay gibi demlenirken en güzel kıvamı buluyor. Ne oluyor da

bazı insanlar acırken bazı insanlar

tam tadını buluyor? Ben şunu düşünüyorum bir insan

ne kadar herkesle aynı şeyi yaparsa

herkes gibi olursa o insan tadını bulamıyor.

O insan evden çıkmadığı zaman

yeni insanlarla tanışmadığı zaman, keşfetmediği zaman

tadını bulamıyor ama

sen gezdikçe, keşfettikçe, okudukça, tanıdıkça

tadını bulabiliyorsun. Ben şöyle düşünüyorum. Bir çok danışanım oldu

bugüne kadar. Yaşlandıkça insanların bir kısmında

böyle bir depresif ruh hali ortaya çıkıyor.

Ve bunu birazcık karıştırdığımız zaman bir insan

ne kadar yaşamamışsa ne kadar eksik kalmışsa

geriye dönüp baktığı zaman pişmanlıklar o kadar çok oluyor.

Ama bazı insanlar da yaşlandığı zaman bir huzur buluyorlar.

O huzur bulan insanlar hayatı

O hata yapmaktan korkmadan

pişmanlık bırakmadan yaşayan insanlar.

Bana en çok gelen problemlerin başında öz güven geliyor.

Kendimce çektiğim videolarda da YouTube' a koyduğum videolarda da

öz güvenle ilgili birkaç şeyden bahsediyorum. İşin

neredeyse büyük bir kısmı evden çıkmakla ilgili.

Evet zannediyoruz ki dışarıdan bir şey gelecek

bizim kafamıza dokunacak ve birden her şey düzelecek ve biz

öz güvenli olacağız gibi ama olmuyor maalesef

evden çıkmadığın zaman, dışarıya çıkmadığın zaman

üstün başın kirlenmediği zaman hiçbir şekilde gelişemiyorsun.

Bu öz güven konusunda da böyle, hayat tecrübesi, deneyim

anlamında da böyle. Evden çıkman lazım.

Risk alman lazım. Şimdi baktığımız zaman Doğu Ekspresi

diyorum ama yani minicik bir şey herkesin yaptığından farklı bir şey

yapıyorsan

minicik bir şey yapıyorsun. Burada biraz önce mesela çıktım vagonları

gezerken bir sürü insanla tanıştım ben. Ve bu

bir dostluğun başlangıcı da olabilir. Belki burada

farklı bir şey de öğrenebilirim o insanlardan. Farklı deneyimler de

kazanabilirim. Düşünsene minicik yaptığın

belki hayatının sadece iki gününü, üç gününü ayırdığın bir

seyahat seni bu kadar etkileyebilir, bu kadar şey kazandırabilir.

Ve sen bunu düzenli olarak yaptıklarını düşünsene.

Evden

çıktığını, insanlarla tanıştığını, yeni yerlere gittiğini

yeni deneyimler kazandığını, seni nasıl olgunlaştıracağını

Zannediyoruz ki bazı arkadaşlarla tanışırken

şöyle bir şey diyorlar bana, hayatta şöyle bir

beklentim var.

Diyor ki işte örnek veriyorum; şöyle bir şirkette şu işi

yapmak istiyorum ve bekliyor. O pozisyon

o iş gelene kadar o hayali gerçekleşene kadar sadece bekliyor.

E diyorum kimse sana o işi yaptırmayacak ki.

Sen hayata dahil olmadığın müddetçe

bir yerden başlamadığın müddetçe o yere gitmen

o hayale ulaşman çok zor. Ama ne yapacaksın bir şekilde

ben mesela örnek veriyorum, staj yaparken eskiden

ben gittim çok beğendiğim bir kurum vardı üniversitede.

Dedim ben çay da taşırım hiç önemli değil çay da taşırım.

Yeter ki o sürece dahil olayım.

O sürece dahil olduktan sonra bir bakıyorsun ki

hayat sana bir sürü insan sunuyor. Bir sürü

fırsat sunuyor. Her insanla beraber aslında kapına yeni

fırsatlar geliyor. Eğer

şanssızım diyorsan, benim hiç fırsatım

olmadı diyorsan yeterince hayata katılmıyorsun demektir.

Bir de şöyle bir durum var. Evet güzel bir coğrafyada

yaşıyoruz bence.

ama bilmediğimiz yer, gitmediğimiz yer

bizim değil ki. Dokunmadığın yer senin için

hiç var olmuyor. Keşfetmediğin yer senin için hiç var olmuyor ki.

Sen evde televizyonda görüp internette görüp durduğun

müddetçe oralar sadece bir fikir. Ben sana

şöyle diyebilirim. Uzayda şöyle bir yerde yaşam var, bir

fotoğrafta gösterebilirim. Onunla senin için Kars'ın anlamı arasında hiçbir fark yok ki. İkisini de görmedin. İkisi

hakkında sadece bir şeyler duymuş oldun. Evden çıkıp

orayı keşfetmek

sana aslında orayı görünür kılıyor. Senin hayatında

farklı bir kapı açmış oluyor.

Burada olayın geldiği nokta kendini zorlama konusu oluyor.

Kendimi zorlamadan kendimi taşıyabildiğimden

yapabildiğimden bir iki adım sonrasına

zorlamadan insan gelişmiyor maalesef.

Hani duymuşsundur eminim. Annen,baban senin hakkında demiştir.

Çocukken, okula giderken anne babalar hep şöyle der.

Bir çalışsa yapacak.

Bir işte uğraşsa, kendisini verse çok zeki çocuk ama çalışmıyor.

Şimdi bunu yetişkinliğe de uyarlayabiliriz. Ben şöyle düşünüyorum.

O çocuğun çalışıp çalışmama becerisi

O çocuğun bu disiplini ortaya koyabilme becerisi de zaten

zekasına dahil. Evet bir noktada çok zeki olabilir ama çalışmıyorsa ve ortaya

çıkan sonuç kadardır o çocuk. Yetişkinlikte de

ya işte bir dışarı çıksam, işte bir yapsam

olacak ama işte onu yapamıyorum. E zaten Olayın en kritik noktası o ki. Minicik bir kıvılcım belki o

dışarı çıkma noktası, o adımı atma noktası

ama onu yapmadığın müddetçe çok zor.

Yine ben burada tanıştığım birisinden bahsetmek istiyorum. Bir arkadaşla tanıştık

biraz önce. Otostopla geziyor.

Otostopla oradan oraya keşfede keşfede geziyor.

Ya ben düşünüyorum mesela. Biz üniversiteyi nasıl okumuşuz, ot gibi

diyorum. Nerede kebap var onu gezerdik yani. Bir yandan

bu stajların haricinde öyle gezmek

keşfetmek, insanlarla tanışmak noktasında sadece

bulunduğumuz alanla sınırlı kalırdık. Ama bakıyorsun insan

Ben diyor bir gün çıktım diyor Hatay'a gittik bir gün oradan

Antalya'ya gittik.

Ne kadar imrendim anlatamam sana yani bu konuyu

Eğer diyorum bunu yapmazsan

o kendini zorlamazsan geriye dönüp kendin için şöyle

diyeceksin muhtemelen, ya işte bir gezseydi bir zorlasaydı

çok başarılı çocukta işte gezmiyor, ne yapalım.

Ama dediğim gibi yani olayın sonucu bu.

Kendini teselli edebiliyorsan bununla et bence.

Risk alacağız, Evden çıkacağız ama üstümüz başımız

biraz kirlenecek birazcık üşüyeceğiz. Buna

hazır mısın? Bunu hem maddi anlamda söylüyorum üşümekten kirlenmekten hem de manevi anlamdan bahsediyorum.

Hayat her zaman çok böyle konforlu olmayabiliyor.

ama o konforlu alan dediğimiz alan hepimizin

hayatında var. Mesela evde oturuyorsun. Eğer

ailenle yaşıyorsan annen ne istiyorsan getiriyor. Tek yaşıyorsan

bir şekilde sıcacık ortamındasın yani bildiğin

alıştığın ortam, bir risk beklemiyor seni ama

azıcık o konforlu alandan çıkınca birazcık tabi emek

sarfetmek gerekecek. Zorlanacaksın, konuşmak kadar kolay

değil bunlar. Burada söyleyince, dinleyince biraz kolaymış gibi

geliyor ama üşüyeceksin, zorlanacaksın, yorulacaksın

canın acıyacak, stresli hissedeceksin. Bazen

mutsuz hissedeceksin ama hani şey var mı yani böyle bir ben o duyguyu yaşamayım ben zorlanmadan

elde edeyim diye bir durum var mı? Böyle bir şey yok.

Hayatta dediğim gibi her duyguyu tadacak insan, her

zorluğu tadacak. Şimdi bazı insanlar diyor ki

Benim başıma ne geldiyse etrafımdaki insanlardan dolayı geldi.

Ya işte şu benim hakkımda şöyle yaptı

şu benim ayağımı kaydırdı. Benim torpilim yok.

Benim tanıdığım yok, benim dayım yok. Evet hani bunların

gerçekçi bir tarafı olduğunu asla es geçmiyorum. Farklı bir

yerde yaşamıyorum. Bende bu ülkenin vatandaşıyım, biliyorum.

Ama şunu da biliyorum bir şekilde zorlayan insanlar

bütün bu engelleri aşıyor. Sen yeter ki kendi

sorumluluğunu al. Eğer etrafı suçlarsan

bütün hep onlardan şikayet edersen, onları değiştiremiyoruz ki

Ya baksana sistem böyle

Evet belki değiştirebileceğiniz minik şeyler var ama kendimizi de bunun için

heba edersek ömür geçiyor.

Sen sadece kendi sorumluluğunu al.

Evet şu an da böyle bir durum içerisindeyim belki biraz başarısız

hissediyorsun. Belki biraz kötü hissediyorsun kendi

sorumluluğunu al sadece. Herkes

zaten kendi sorumluluğunu alsa, kendini birazcık düzeltmiş olsaydı.

Düşünsene ortalığı, insanları herkes

çok iyi olmaz mıydı? Sende kendin sorumluluğunu al.

İnisiyatifini al. Eğer almazsan olmuyor.

Bir de şu var bazı şeyleri yaparken

hata yapmaktan çok korkuyorsun biliyorum. Bende öyleydim.

Bende bazen hala ara ara böyle hissediyorum. Bir şey

yapacağım ya diyorum ki en iyi haliyle olsun.

O en iyi hali olana kadar bu

beceriyi kazanana kadar bazen beklemek taraftarı oluyor

insan. Ve diyorsun ki hazır olayım ondan sonra

o adamı atayım. Ama hazır olma noktası ne zaman olacak ki?

Ne zaman gelecek? Nasıl evde oturarak hazır olacaksın?

O sahaya atılmadan dediğim gibi

üşümeden, kirlenmeden, üstün başın çamur olmadan nasıl hazır

olacaksın?

Şu var hazır olmayı hiçbir zaman beklememelisin.

Bir hedefin, bir hayalin varsa bir şekilde oraya atlamalısın

Bir kaç hatayı herkes yapıyor. Sonra bir bakıyorsun ki

Adım adım, adım adım gelişiyorsun

Geçenlerde instagrama bakarken şöyle bir şey keşfettim.

Birisi benim en eski videolarımı açmış. Diyor ki

Beyhan Budak'ı çok seviyorum ben. Hakikaten

iyi niyetli bir yazı yoksa

insan belki bozulabilirdi buna ama ben iyi niyetli olduğunu düşünüyorum.

Diyor ki ilk videoyu açıp, Beyhan Budak'ın ilk videosuna

bakıyorum son videosuna bakıyorum ve arada dağlar kadar

gelişim var. O yaptıysa o, bu noktadan bu

noktaya gelmişse bende gelirim. Şimdi bende düşünüyorum

çok güldüm bunu okuyunca. Evet o zaman mesela

bende farkındaydım bazı eksikliklerimin olduğunun

şu anda da farkındayım eksikliklerim ama vazgeçmedim.

Dedim ki ortaya bir şey koyayım. Oturup hesap

kitap yapsaydım şöyle mükemmel bir şey ortaya çıkarmaya

çalışsaydım, muhtemelen hiçbir şekilde ben video

çekemezdim. Hiçbir şekilde burada ruhuna

temas ettiğim, tanıştığım insanları hiçbir şekilde keşfedemezdim.

Ne yaptım? İyi ya da kötü düşünmedim. Niyetim iyi

Kimseye zarar verme düşüncem yok tamamen fayda

noktasından çıkıyorum. Bir adım attım

Sende böyle yapmalısın.

Hata yapmaktan korkmadan sen bir adım at. Niyet önemli. Ortaya güzel bir şey koyma niyetin varsa bence bu yeterli tek başına. Öbür türlü mükemmel olması, insanların ne dediği

hiç mi hiç umrunda olmaması lazım. Ben ilk videoyu çektim Beyhan sende antin kuntin işlerle uğraşıyorsun

YouTube falan nedir. Şimdi bu arkadaşların hepsi bana

yazıyorlar. Beyhan YouTube'da nasıl bu kadar

video paylaşıyorsun? Nasıl bu kadar izleniyor videolar?

Beraber video çekelim mi diyorlar bana. Bende diyorum ki tek başıma çekiyorum

Teşekkür ederim ilginiz için. Yani olay buna dönüyor.

Beni asla yanlış anlama, şunu demek istemiyorum kesinlikle

Her şeyi yapabilirsin, her şeye gücün yeter gibi bir

düşüncede değilim. Zaten beni tanıyorsan eski paylaşımlarımı biliyorsan

ben insanın özünde aciz bir varlık olduğunu düşünüyorum.

Biraz etkiye açığız. Bazen diyorum ya

Hava kapalı olduğu zaman bile etkileniyoruz bu

durumdan. Öyle bir şey değil kastettiğim şey ama

sen yapamayacağını düşünüp denemezsen

bilemezsin ki neyi yapıp yapamayacağını.

Ancak denersen ya evet buna benim gücüm yetiyor

ya da buna benim gücüm yetmiyor diyebilirsin. O yüzden denemek

çok önemli. Şöyle yaş ilerledikçe evet benim yaşım

şu anda otuz üç ama şunu düşünüyorum bir sürü insanla çalışıyorum

yaşı benden çok daha ileri olan insanlarla. İnsanları en çok

üzen şey elli altmışlı yaşlarında

bir koltuğa çöküp oturup düşündükleri şey şu

ya yapsam olur muydu acaba, denesem olur muydu?

Birazcık zorlasam olur muydu? Bu çok can acıtıcı

bir şey biliyor musun. Biri bana şöyle tarif etmişti bu

hissi bu duyguyu

sanki etine böyle bıçakla bastırıyormuşsun gibi içini bir yerlerini acıtıyor.

Böyle hissetmek istemiyorsan

Hiç düşünme dediğim gibi at adımını

yapamıyorsan yapamıyorsundur. İnsansın sen zaten

Ha yapıyorsan süper o zaman. Dediğim gibi denemeden bunu

asla ama asla bilemezsin.

Biraz da manzaranın tadını tek başıma

çıkarmak istiyorum, düşünmek istiyorum, kendi içime dönmek istiyorum çünkü

etraf bembeyaz böyle her taraf

bembeyaz olunca insan kendisini sonsuz

bir beyazlık içinde küçük bir noktaymış gibi hissettiriyor.

Ve bu bende şöyle bir duygu uyandırıyor, ya çokta önemli değiliz

aslında

hayatta çok önemli değil bazen abartıyoruz. O dertlerimizi

sıkıntılarımızı da abartıyoruz. Hepsi aslında iyi ya da kötü şeyler hep yolunu buluyor zaten.

Önemli olan dediğim gibi korkmamak. Korku

bizi kısıtlayan, sıkıştıran bir şey.

Dediğim gibi hayatta insanlarda yani gelip geçiyor.

Niceleri geldiler niceleri gittiler. Bizde gideceğiz.

O zaman korkmanın ne anlamı var? Kendine

iyi davran güzel insan, görüşmek üzere. Hoşça kal.

×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.