KÖYDEN KENTE GÖÇ
Göç olgusu Türk tarihinde büyük bir öneme sahiptir. Çünkü Türkler yüzlerce yıldır Orta Asya'dan batıya doğru göçüyorlar. Endüstrinin gelişmesi ile birlikte artan göçleri inceleyeceğiz. Son yıllarda pek çok kişi köylerden kentlere göç etti. Hâlâ da ediyorlar.
1960'lı yıllardan itibaren pek çok köylü köyünü terk etti. Bunun birçok sebebi var. Ulaşımın gelişmesi ile birlikte köyden kente gitmek kolaylaştı. Ayrıca tarlaların bölünmesi sonucu çiftçilik yapmak zorlaştı. Endüstri gelişince pek çok fabrika açıldı. Fabrikalar işçiye ihtiyaç duydu. Köylüler de gelirlerini artırmak için şehirlere göç ettiler. Bu durum toplumun yapısını derinden etkiledi.
Doğal olarak insanların ilk tercihi İstanbul'du. Çünkü bu şehir her zaman sanayinin, eğitimin, siyasetin, ekonominin merkeziydi. Bunun dışında bazı kişiler köylerinin bulunduğu ilin merkezine gittiler. Köyden büyük; şehirden küçük bölgelere "kasaba" denir. Kasabalarda yaşayanlar da şehirlere gitmeyi tercih etti. Böylece şehirlerin nüfusu arttı.
Bir süre sonra şehirler hızla artan nüfusu kaldıramadılar. Çünkü altyapı yetersizdi. Ulaşım, iletişim, sağlık, kanalizasyon gibi şeyler yetersiz kaldı. Bunun sonucunda çarpık kentleşme ortaya çıktı. Gettolar yaygınlaştı. Aynı köyden, kasabadan gelen insanlar aynı mahallede yaşamayı tercih ettiler. Bu durum insanların kente adapte olmasını zorlaştırdı.
Uzun zamandır şehirde yaşayan insanlar, küçük yerlerden gelen kişilerden rahatsız oldular. Bu yüzden pek çok anlaşmazlık meydana geldi. Şehirliler ile köylülerin giyimi, konuşması farklıdır. Ayrıca dindarlıkları da benzer değildir. İstanbul'un merkezinde yaşayanlar çok dindar değildirler. Fakat köylerden gelen insanlar geleneklerine, dinlerine daha çok düşkündürler. Bu farklılık, iki tarafın birbirini anlamasını zorlaştırdı.
Mevsimlik işçiler, tarım zamanı başka bölgelere göç ederler. İşleri bittikten sonra kendi köylerine, kasabalarına dönerler. Örneğin Doğu Karadeniz bölgesinde çay ve fındık tarımı yapılır. Hasat zamanı birçok işçiye ihtiyaç vardır. Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen işçiler oraya giderler. Birkaç ay çalışıp geri dönerler. Maalesef bu yüzden okula gidemeyen çocuklar var. Bu şekilde çalışan işçilerin sigortası yoktur. Yani yıllarca çalışsalar da emekli olamazlar.
Son yıllarda Türklerin, Kürtlerin dışında mülteciler de şehirlere göçmeye başladılar. Onlar da büyük şehirlerde yaşamayı seçiyorlar. Çünkü şehirde iş bulmak daha kolaydır. Şehirde insanlar birbirlerini umursamazlar. Orada kimliğini gizlemek kolaydır. Örneğin kadınlar büyük şehirlerde daha rahat giyinebilirler. Ancak köylerde daha muhafazakar giyinmeleri gerekir.
Tarımın dışında turizm de göçü artıran unsurlardan biridir. Özellikle Türkiye'nin batısındaki şehirlere yaz aylarında binlerce işçi çalışmak için gider. Sahillerdeki otellerde işçi ihtiyacı olur. İşçiler yaz sezonda para kazanabilmek için oralarda çalışırlar. Maalesef burada çalışan işçilerin de genellikle sigortası olmaz. Bu durum kanuna aykırıdır. Ama bunu kimse umursamaz.
İnsanlar artık şehirlere sığmıyorlar. Son birkaç yıldır insanlar tersine göç etmeye başladılar. Yani İstanbul'dan küçük şehirlere göç ediyorlar. Çünkü İstanbul'daki konut yetersizliği insanları zor durumda bırakıyor. Ve kazanılan para orada yaşamak için yeterli değil. Hayat pahalılaştı. Enflasyon çok yüksek. Alım gücü azaldı. İşsizlik sürekli artıyor. Bu durumun çözülmesi için köylerdeki ziraatin tekrar canlandırılması gerekir. Yeni fabrikaların İstanbul yerine küçük şehirlere açılması da göçü yavaşlatacaktır.