×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.


image

Eating Out, Bölüm Sekiz

Bölüm Sekiz

Evet, kararınız verdiniz mi?

Evet, ben başlangıç olarak fasulye çorbası alacağım. Daha sonra kızartılmış tavuk alacağım.

Bu iyi bir seçim. Siz ne alırsınız?

Ben başlangıç olarak salata alacağım, daha sonra sizin özel spagettinizi deneyeceğim.

Yemeğinizle birlikte şarap almak ister misiniz?

Evet lütfen. Bize yarım şişe sizin kırmızı ev şarabınızdan getirin lütfen.

Yarım şişe kırmızı hemen geliyor. Biraz da ekmek getireceğim. İstediğiniz başka bir şey var mı?

Hayır, hepsi bu, teşekkür ederim.

Eee Kenan, söyler misiniz, aileniz bugünlerde neler yapıyor?

Babam hala çalışıyor. Annem bahçede çalışmaktan keyif alıyor.

İkisi de meşgul görünüyorlar. Onların sağlığı iyi mi?

Evet, iyiler. Sizin aileniz nasıl?

Benim ailem, doğudaki akrabalarını ziyaret ediyor.

Orada hangi akrabaları yaşıyor?

Annemin erkek kardeşi ve kız kardeşi orada yaşıyor. Amcam ve teyzeme oldukça yakınımdır.


Bölüm Sekiz الفصل الثامن Kapitel acht Chapter Eight

Evet, kararınız verdiniz mi? نعم هل اتخذت قرارك؟ Yes, have you made your decision? Oui, avez-vous pris votre décision ? Sim, você decidiu? Да, вы приняли решение?

Evet, ben başlangıç olarak fasulye çorbası alacağım. نعم ، سآخذ حساء الفاصوليا كمقبلات. Yeah, I'il have bean soup for starters. Oui, je prendrai de la soupe aux haricots en entrée. Да, я буду суп из фасоли в качестве закуски. Daha sonra kızartılmış tavuk alacağım. سآخذ الدجاج المقلي لاحقًا. I'il have fried chicken later. Je prendrai le poulet frit plus tard.

Bu iyi bir seçim. هذا اختيار جيد This is a good choice. c'est un bon choix. Siz ne alırsınız? على ماذا تحصل؟ What do you get? Qu'est ce que tu obtiens?

Ben başlangıç olarak salata alacağım, daha sonra sizin özel spagettinizi deneyeceğim. سآخذ سلطة كمقبلات ، ثم سأجرب السباغيتي الخاصة بك. I'll have a salad for starters, then I'll try your special spaghetti. Je prendrai une salade en entrée, puis j'essaierai vos spaghettis spéciaux.

Yemeğinizle birlikte şarap almak ister misiniz? هل ترغب في تناول النبيذ مع وجبتك؟ Would you like to buy wine with your meal? Souhaitez-vous avoir du vin avec votre repas?

Evet lütfen. نعم من فضلك. Yes please. Bize yarım şişe sizin kırmızı ev  şarabınızdan getirin lütfen. أحضر لنا نصف زجاجة من النبيذ الأحمر في منزلك ، من فضلك. Bringen Sie uns bitte eine halbe Flasche Ihres Hausrotweins mit. Bring us half a bottle of your red house wine, please. Apportez-nous une demi-bouteille de votre vin rouge maison, s'il vous plaît.

Yarım şişe kırmızı hemen geliyor. نصف زجاجة من الأحمر قريبا. Half a bottle of red comes right away. Une demi-bouteille de rouge arrive bientôt. Biraz da ekmek getireceğim. سأحضر بعض الخبز. I'm gonna get some bread. J'apporterai du pain. Também vou trazer pão. İstediğiniz başka bir şey var mı? هل هناك أي شيء آخر تريده؟ Is there anything else you want? Voulez-vous autre chose ? Quer mais alguma coisa?

Hayır, hepsi bu, teşekkür ederim. لا هذا كل شيء شكرا. No, that's all, thank you. Non, c'est tout, merci.

Eee Kenan, söyler misiniz, aileniz bugünlerde neler yapıyor? حسنًا ، كنان ، هل يمكنك إخباري ، ما الذي تفعله أسرتك هذه الأيام؟ So Kenan, tell me, what's your family doing these days? Eh bien, Kenan, pouvez-vous me dire, que fait votre famille ces jours-ci ?

Babam hala çalışıyor. والدي لا يزال يعمل. My father is still working. Mon père travaille toujours. Annem bahçede çalışmaktan keyif alıyor. تستمتع والدتي بالعمل في الحديقة. My mom enjoys working in the garden. Ma mère aime travailler dans le jardin.

İkisi de meşgul görünüyorlar. كلاهما يبدو مشغول. They both seem busy. Ils ont tous les deux l'air occupés. Onların sağlığı iyi mi? هل هم بصحة جيدة؟ Are their health good? Sont-ils en bonne santé ?

Evet, iyiler. Yeah, they're fine. Sizin aileniz nasıl? كيف حال عائلتك؟ How is your family? Comment va votre famille?

Benim ailem, doğudaki akrabalarını ziyaret ediyor. عائلتي تزور الأقارب في الشرق. My family is visiting relatives in the east. Ma famille rend visite à des parents dans l'Est.

Orada hangi akrabaları yaşıyor? من هم الأقارب الذين يعيشون هناك؟ Which relatives live there? Quels parents y habitent ?

Annemin erkek kardeşi ve kız kardeşi orada yaşıyor. My mom's brother and sister live there. Le frère et la sœur de ma mère y habitent. Amcam ve teyzeme oldukça yakınımdır. أنا قريب جدًا من عمي وخالتي. I am very close to my uncle and aunt. Je suis très proche de mon oncle et de ma tante.