×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.


image

Who is She?, Bölüm Beş

Bölüm Beş

CENGİZ: Neden abinizle birlikte yaşayan kız hakkında çok fazla soru soruyorsunuz?

CANAN: O benim postalarıma haftalardır cevap vermedi. Sanırım, sebebinin ne olduğunu biliyorum.

CENGİZ: Neden? Belki sadece meşguldür. Büyük bir ihtimalle size yazamayacak kadar meşgul.

CANAN: Sanırım, o kıza aşık olduğundan.

CENGİZ: Neden böyle söylüyorsunuz? Nereden biliyorsunuz?

CANAN: Neden mi böyle söylüyorum?

CENGİZ: Evet, neden böyle söylüyorsunuz?

CANAN: Biz her zaman birbirimize yazardık. Biz her hafta birbirimize postalar gönderirdik. O bana yazmayı bıraktı.

CENGİZ: Ne olmuş? Büyük bir ihtimalle yapması gereken başka şeyler vardır.

CANAN: Şimdi, asla ondan haber alamıyorum. O, artık bana yazmıyor.


Bölüm Beş Chapter Five Розділ п'ятий

CENGİZ: Neden abinizle birlikte yaşayan kız hakkında çok fazla soru soruyorsunuz? سنغيز: لماذا تسألون الكثير من الأسئلة عن الفتاة التي تعيش مع أخيك؟ CENGİZ: Warum stellst du so viele Fragen über das Mädchen, das bei deinem Bruder lebt? CENGİZ: Why are you asking so many questions about the girl who lives with your brother? CENGİZ : Pourquoi poses-tu tant de questions sur la fille qui vit avec ton frère ? ЧЕНГІЗ: Чому ти ставиш так багато запитань про дівчину, яка живе з твоїм братом?

CANAN: O benim postalarıma haftalardır cevap vermedi. CANAN: Er hat seit Wochen nicht auf meine Mails geantwortet. CANAN: He hasn't answered my mail for weeks. CANAN : Il n'a pas répondu à mes mails depuis des semaines. Sanırım, sebebinin ne olduğunu biliyorum. Ich glaube, ich weiß, was der Grund ist. I think I know what the reason is. Je pense que je sais quelle est la raison.

CENGİZ: Neden? CENGIZ: Warum? CENGİZ: Why? Belki sadece meşguldür. Vielleicht ist er nur beschäftigt. Maybe he's just busy. Büyük bir ihtimalle size yazamayacak kadar meşgul. Er ist wahrscheinlich zu beschäftigt, um dir zu schreiben. Probably too busy to write to you. Il est probablement trop occupé pour vous écrire.

CANAN: Sanırım, o kıza aşık olduğundan. CANAN: Ich denke, es liegt daran, dass er in dieses Mädchen verliebt ist. CANAN: I think it's because he's in love with that girl. КАНАН: Думаю, это потому, что он влюблен в эту девушку.

CENGİZ: Neden böyle söylüyorsunuz? CENGIZ: Warum sagen Sie das? CENGIZ: Why do you say that? CENGIZ : Pourquoi dites-vous cela ? ЧЕНГИЗ: Почему ты так говоришь? Nereden biliyorsunuz? Woher weißt du das? How do you know? Comment savez-vous? Откуда вы знаете?

CANAN: Neden mi böyle söylüyorum? CANAN: Warum sage ich das? CANAN: Why am I saying that? CANAN : Pourquoi je dis ça ?

CENGİZ: Evet, neden böyle söylüyorsunuz? CENGİZ: Yes, why are you saying that? ЧЕНГИЗ: Да, почему ты так говоришь?

CANAN: Biz her zaman birbirimize yazardık. CANAN: Wir haben uns immer geschrieben. CANAN: We always wrote to each other. CANAN : Nous nous écrivions toujours. КАНАН: Мы всегда писали друг другу. Biz her hafta birbirimize postalar gönderirdik. Früher haben wir uns jede Woche Post geschickt. We used to send each other mail every week. On s'envoyait du courrier toutes les semaines. Мы посылали друг другу письма каждую неделю. O bana yazmayı bıraktı. Er hat aufgehört mir zu schreiben. He stopped writing to me. Il a cessé de m'écrire.

CENGİZ: Ne olmuş? CENGIZ: Was ist passiert? CENGİZ: What happened? ЧЕНГИЗ: Что случилось? Büyük bir ihtimalle yapması gereken başka şeyler vardır. Er hat wahrscheinlich andere Dinge zu tun. It probably has other things to do. Il a probablement d'autres choses à faire. Вероятно, у него есть другие дела.

CANAN: Şimdi, asla ondan haber alamıyorum. CANAN: Nun, ich höre nie von ihm. CANAN: Now, I can never hear from him. CANAN : Maintenant, je n'entends jamais parler de lui. КАНАН: Так вот, я никогда не слышу от него. O, artık bana yazmıyor. Er schreibt mir nicht mehr. He is not writing to me anymore. Il ne m'écrit plus.