×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: çerez politikası.


image

Colloquial Turkish, O kadar gençsin! - You’re so young!

O kadar gençsin! - You're so young!

NURSEN: Sana bir soru sormak istiyorum: kaç yaşındasın?

ESER: Kaç gösteriyorum?

NURSEN: Yirmi beş mi?

ESER: Hayır, o kadar genç değilim.

NURSEN: Ya öyle mi?

Peki, kaç doğumlusun? ESER: Bin dokuz yüz altmış dört.

NURSEN: Aya ilk ayak basan insanı hatırlıyor musun?

ESER: Hatırlıyorum, ama çok iyi değil.

Sen kaç yaşındasın? NURSEN: Ben yirmi üç yaşındayım.


O kadar gençsin! - You’re so young! أنت صغير جدا! - أنت صغير جدا! Du bist noch so jung! - Du bist noch so jung! You are so young! - You're so young! Tu es si jeune ! - Tu es si jeune ! Sei così giovane! - Sei così giovane! 당신은 너무 젊어요! - 정말 젊으시네요! Je bent zo jong! - Je bent zo jong! Ești atât de tânăr! - Ești atât de tânăr! Вы так молоды! - Вы так молоды! Du är så ung! - Du är så ung!

NURSEN: Sana bir soru sormak istiyorum: kaç yaşındasın? نورسن: أريد أن أطرح عليك سؤالاً: كم عمرك؟ NURSEN: Ich möchte Sie etwas fragen: Wie alt sind Sie? NURSEN: I want to ask you a question: how old are you? NURSEN : Je voudrais vous poser une question : quel âge avez-vous ? NURSEN: Ik wil je een vraag stellen: hoe oud ben je? NURSEN: Vreau să vă pun o întrebare: câți ani aveți?

ESER: Kaç gösteriyorum? ESER: Wie viele zeige ich? ESER: How many do I show? ESER : Combien dois-je montrer ? ESER:何人表示すればいいですか? ESER: Hoeveel moet ik er laten zien? ESER: Câte trebuie să arăt?

NURSEN: Yirmi beş mi? نورسن: خمسة وعشرون؟ NURSEN: Fünfundzwanzig? NURSEN: Twenty-five? NURSEN : Vingt-cinq ? NURSEN: Douăzeci și cinci?

ESER: Hayır, o kadar genç değilim. ESER: Nein, so jung bin ich nicht. ESER: No, I'm not that young. ES : Non, je ne suis pas si jeune. ES: Nee, zo jong ben ik niet. ES: Nu, nu sunt atât de tânăr. ЭС: Нет, я не настолько молода.

NURSEN: Ya öyle mi? نورسن: هل هذا صحيح؟ NURSEN: Stimmt das? NURSEN: Is that so? NURSEN : Ah oui ? NURSEN: Oh, ja? NURSEN: Oh, da? НУРСЕН: Да?

Peki, kaç doğumlusun? اذا كم تبلغ من العمر؟ Also wie alt bist Du? So, how many births? Quel âge aviez-vous ? Hoe oud was je? Deci, câți ani aveai? ESER: Bin dokuz yüz altmış dört. ARBEIT: Eintausendneunhundertvierundsechzig. ESER: One thousand nine hundred and sixty-four. TRAVAIL : mil neuf cent soixante-quatre. ESSENCE Duizend negenhonderd vierenzestig. ESSENCE O mie nouă sute șaizeci și patru.

NURSEN: Aya ilk ayak basan insanı hatırlıyor musun? NURSEN: Erinnern Sie sich an den ersten Menschen, der den Mond betrat? NURSEN: Do you remember the first person who set foot to the moon? NURSEN : Vous souvenez-vous de la première personne à avoir posé le pied sur la lune ? NURSEN: Herinnert u zich de eerste man die voet zette op de maan? NURSEN: Vă amintiți de primul om care a pus piciorul pe Lună? НУРСЕН: Помните ли вы первого человека, ступившего на Луну?

ESER: Hatırlıyorum, ama çok iyi değil. ESER: Ich erinnere mich, aber nicht sehr gut. ESER: I remember, but not very well. ESER : Je m'en souviens, mais pas très bien. ES: Ik herinner het me, maar niet erg goed. ES: Îmi amintesc, dar nu foarte bine. ЭС: Я помню, но не очень хорошо.

Sen kaç yaşındasın? wie alt sind Sie? How old are you? Quel âge as-tu? NURSEN: Ben yirmi üç yaşındayım. NURSEN: Ich bin dreiundzwanzig Jahre alt. NURSEN: I am twenty-three years old. NURSEN: Ik ben drieëntwintig jaar oud.