Çok üzüldüm - I'm very sorry
MUSTAFA: Senin iş durumun nasıl şimdi?
MELİKE: İşsizim.
MUSTAFA: Öyle mi?
Hala bir şey bulamadın mı? Çok üzüldüm. MELİKE: Gazetede ilanlara bakıyorum ama, zaten iş bulmak zor bu zamanlarda.
Bıktım aramaktan. MUSTAFA: Haklısın.
SERVET: Demin aklıma geldi: kız kardeşimin çalıştığı büro şey arıyordu, sekreter.
İstersen, ona telefon edebilirsin. MELİKE: Benim için yepyeni bir yol olacak.
Belki telefon ederim. Belki de okula dönerim. Ama o çok pahalı. SERVET: Belki seninle ilgilenebilirler…İyi bir sekreter olacaksın.
MUSTAFA: Bilgisayar hakkında birşey biliyor musun?
MELİKE: Sen deli misin?
Yirmi birinci yüzyıldayız. Tabii ki biliyorum, bilmeyen var mı? Senden başka yani? MUSTAFA: Biliyorum vallahi!
Birazcık. Ama, haklısın, bilgisayar bilmeyen kalmadı neredeyse. Keşke şirketimizde boş yer olsaydı. Ha, bu konuyu tekrar açmayalım…Ne yapacaksınız? Çarşıya çıkıyor musunuz? SERVET: Çıkmıyoruz, diş hekimine gidiyoruz, Kızılay'da.
MUSTAFA: Kentin orasını iyi bilmiyorum.
Maalesef, burada inmem gerek. İyi günler ve başarılar, Melike! MELİKE: Sağ ol.
Funda'ya bizden selam söyle! MUSTAFA: Söylerim.
Görüşürüz!