×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.


image

Ayşe ve Ali, Ayşe'ye gelen mektup

Ayşe'ye gelen mektup

Ali'nin mektubunu alalı, iki gün oldu.

Ne yapmam gerektiğini hala bilmiyorum. Ali bunları nasıl yaptı, nasıl bu hale geldik. Kendimi bir yol ayrımında gibi hissediyor ve hangi yöne gideceğimi hala bilmiyorum. Bu son yaşadıklarımızdan sonra, üniversite günlerimizi öyle özlüyorum ki....Ama, geri dönmemiz imkansız.

Ali ile ilk karşılaşmamız dün gibi.

O soğuk kış gününü,nasıl unuturum. Onu ilk gördüğüm gün, ondan çok etkilenmiş ve onun da aynı duyguları taşıdığını hissetmiştim. Ama, şimdi o günlerin üzerinden dört yıl geçti ve o kadar çok şey oldu ki....

Ali'nin mektubunu kaç kez okudum bilmiyorum.

Cevap yazmalıyım biliyorum, ama.......


Ayşe'ye gelen mektup Brief an Ayşe Letter to Ayşe

Ali’nin mektubunu alalı, iki gün oldu. Es ist zwei Tage her, seit ich Alis Brief erhalten habe. It has been two days since Aly received her letter Cela fait deux jours que j'ai reçu la lettre d'Ali.

Ne yapmam gerektiğini hala bilmiyorum. Ich weiß immer noch nicht, was ich tun soll. I still don't know what to do. Je ne sais toujours pas quoi faire. Я до сих пор не знаю, что делать. Ali bunları nasıl yaptı, nasıl bu hale geldik. Wie Ali sie gemacht hat, wie wir dazu gekommen sind. How did Ali make them, how did we become this. Comment Ali a-t-il fait cela, comment en sommes-nous arrivés là ? Как Али сделал это, как мы к этому пришли? Kendimi bir yol ayrımında gibi hissediyor ve hangi yöne gideceğimi hala bilmiyorum. Ich fühle mich wie an einem Scheideweg und weiß immer noch nicht, welchen Weg ich gehen soll. I feel like I'm on a path, and I still do not know which direction I'm going. Bu son yaşadıklarımızdan sonra, üniversite günlerimizi öyle özlüyorum ki....Ama, geri dönmemiz imkansız. Nach allem, was wir durchgemacht haben, vermisse ich unsere College-Tage so sehr ... Aber wir können nicht zurück. After this last living, I miss our college days so much .... But it is impossible for us to come back.

Ali ile ilk karşılaşmamız dün gibi. Unsere erste Begegnung mit Ali ist wie gestern. Our first encounter with Ali is like yesterday.

O soğuk kış gününü,nasıl unuturum. Wie kann ich diesen kalten Wintertag vergessen? How can I forget that cold winter day. Onu ilk gördüğüm gün, ondan çok etkilenmiş ve onun da aynı duyguları taşıdığını hissetmiştim. Am ersten Tag, als ich ihn sah, war ich sehr beeindruckt von ihm und hatte das Gefühl, dass er die gleichen Gefühle hatte. On the first day I saw her, I was deeply moved and felt that she had the same feeling. Ama, şimdi o günlerin üzerinden dört yıl geçti  ve o kadar çok şey oldu ki.... Aber nun sind seit diesen Tagen vier Jahre vergangen und es ist so viel passiert.... But now, four years have passed by those days and so many things have happened ....

Ali’nin mektubunu kaç kez okudum bilmiyorum. Ich weiß nicht, wie oft ich Alis Brief gelesen habe. I don't know how many times I've read Ali's letter.

Cevap yazmalıyım biliyorum, ama....... Ich weiß, ich sollte antworten, aber...... I know I should answer, but .......