×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.


image

HCA Podcast Episode 001: Train Ride to Edirne

HCA Podcast Episode 001: Train Ride to Edirne

Bu hafta sonu ailece trenle Edirne'ye gittik. Cumartesi günü çok erken kalkıp İdealtepe tren istasyonuna gittik. Malakay ve Sonora meraklıydı. İstasyona gelince Haydarpaşa'ya giden trene bindik. Boğazdan geçerken, güneşin doğuşunu izledik. Vapurdayken boğazda çok balıkçı gördük, onların işi başlıyordu. Eminönüne gelince karşıdaki tren istasyonuna yürüdük. Orada beklerken, kahvaltı yaptık. Saat 7.20 trenine binip rahat bir koltuk bulduk. Bu tren yolculuğu çok rahattı ama çok yavaştı. Altı buçuk saat trendeydik. Bence zaman önemli değilse tren daha rahat ama zaman önemliyse trene binilmez. O tren sahil boyunca yolculuğa başlamıştı. Eski şehrin duvarları boyunca gitmeye devam ediyordu. İstanbul'dan sonra kırlığa girip bir çok köyün içinden geçti. Köyler çok ilginçti. O kır ve köyler Güney Dakota'ya benziyordu. Sevdiğimiz yolculuk bitince, arkadaşımız David'lerin evine gittik. Ailesiyle çok güzel zaman geçirdik.


HCA Podcast Episode 001: Train Ride to Edirne HCA Podcast Folge 001: Zugfahrt nach Edirne

Bu hafta sonu ailece trenle Edirne'ye gittik. Tento víkend jsme šli do Edirne rodinným vlakem. Dieses Wochenende sind wir als Familie mit dem Zug nach Edirne gefahren. We went to Edirne this weekend with a family train. В эти выходные мы поехали в Эдирне поездом всей семьей. Cumartesi günü çok erken kalkıp İdealtepe tren istasyonuna gittik. Wir standen am Samstag sehr früh auf und gingen zum Bahnhof İdealtepe. We got up very early on Saturday and went to İdealtepe train station. Malakay ve Sonora meraklıydı. Malakay und Sonora waren neugierig. Malakay and Sonora were curious. Malakay y Sonora tenían curiosidad. İstasyona gelince Haydarpaşa'ya giden trene bindik. Als wir am Bahnhof ankamen, nahmen wir den Zug nach Haydarpaşa. As for the station, we got on the train to Haydarpasa. Cuando llegamos a la estación, tomamos el tren a Haydarpaşa. Boğazdan geçerken, güneşin doğuşunu izledik. Als wir durch den Bosporus fuhren, beobachteten wir den Sonnenaufgang. As we passed through the throat, we watched the sun rise. Cuando pasamos el Bósforo, vimos salir el sol. Vapurdayken boğazda çok balıkçı gördük, onların işi başlıyordu. Während wir auf der Fähre waren, sahen wir viele Fischer am Bosporus, ihre Arbeit begann. When we were on the ferry, we saw many fishermen in the strait, and their work was starting. Cuando estábamos en el ferry, vimos a muchos pescadores en el Bósforo, su negocio estaba comenzando. Пока мы были на пароме, мы увидели много рыбаков в Босфоре, их работа только начиналась. Eminönüne gelince karşıdaki tren istasyonuna yürüdük. Als wir in Eminönü ankamen, gingen wir zum gegenüberliegenden Bahnhof. When we came to the front, we walked to the opposite train station. En cuanto a Eminönü, caminamos hacia la estación de tren de enfrente. Orada beklerken, kahvaltı yaptık. Während wir dort warteten, frühstückten wir. While we were there, we had breakfast. Mientras esperábamos allí, desayunamos. Saat 7.20 trenine binip rahat bir koltuk bulduk. Wir stiegen in den Zug um 7.20 Uhr und fanden einen bequemen Sitzplatz. We got on a 7.20 train and found a comfortable seat. Subimos al tren a las 7.20 y encontramos un asiento cómodo. Bu tren yolculuğu çok rahattı ama çok yavaştı. This train journey was very easy but very slow. Este viaje en tren fue muy cómodo pero muy lento. Altı buçuk saat trendeydik. Wir waren sechseinhalb Stunden im Zug. It was six and a half hours. Estuvimos en el tren durante seis horas y media. Bence zaman önemli değilse tren daha rahat ama zaman önemliyse trene binilmez. Ich denke, der Zug ist bequemer, wenn die Zeit nicht wichtig ist, aber wenn die Zeit wichtig ist, nehmen Sie nicht den Zug. I think the train is more comfortable if it is not important at the time, but it is not important to take the train if time is important. Creo que si el tiempo no es importante, el tren es más cómodo, pero si el tiempo es importante, el tren no será abordado. O tren sahil boyunca yolculuğa başlamıştı. Dieser Zug hatte seine Reise entlang der Küste begonnen. That train started the journey along the coast. Ese tren había comenzado a viajar por la playa. Eski şehrin duvarları boyunca gitmeye devam ediyordu. Es ging weiter entlang der Mauern der Altstadt. He continued to go along the walls of the old city. Continuó recorriendo las murallas de la ciudad vieja. İstanbul'dan sonra kırlığa girip bir çok köyün içinden geçti. Nach Istanbul ging er aufs Land und durchquerte viele Dörfer. After Istanbul, he entered Kırlığı and passed through many villages. The villagers were very interesting. Después de Estambul, entró en el campo y pasó por muchos pueblos. Los pueblos eran muy interesantes. Köyler çok ilginçti. Die Dörfer waren sehr interessant. The countryside and the villagers looked like South Dakota. Esos campos y pueblos parecían Dakota del Sur. O kır ve köyler Güney Dakota'ya benziyordu. Diese Prärien und Dörfer sahen aus wie South Dakota. After the trip we loved, we went to our friend David's house. Cuando terminó nuestro amado viaje, fuimos a la casa de nuestro amigo David. Sevdiğimiz yolculuk bitince, arkadaşımız David'lerin evine gittik. Als die Reise, die wir liebten, vorbei war, gingen wir zum Haus unseres Freundes David. We had a wonderful time with the family. Lo pasamos muy bien con su familia. Ailesiyle çok güzel zaman geçirdik. Wir hatten eine tolle Zeit mit seiner Familie. We had a great time with his family.