image

Daire, Daire Turu: Özgü ve Ailesinin Datça'daki Evi

Merhaba ben Özgü.

Burada eşim ve kızımla birlikte yaşıyorum 22 aylık bir kızımız var.

Aslında şehir plancısıyım.

İstanbul'da yaşarken 5 yıl boyunca şehir plancısı olarak çalıştım.

Daha sonra taşındık ve burada çocuk yogası yaptırıyorum. Aynı zamanda Instagram'dan

brownie ve cookie satışı yapıyorum.

2 tane de köpeğimiz var bu arada. Onları da söylemeden geçmeyeyim. İki köpek

bir de eşim, kızım. Böyle bir aileyiz.

Şu an Datça'dayız.

3 katlı bir ev.

Salonu yırtık tavan. Yani yüksek tavan burası. Biz 3 buçuk yıl kadar önce İstanbul'dan Datça'ya taşındık.

Aslında, radikal bir karardı ve aniden gelişti ama tabii ki bir altyapısı vardı içimizde birikmiş olan.

İstanbul'da o koşuşturma

ve sağlıksız beslenme vesaire, tüm bunlar birikip bir anda "Datça'ya mı taşınsak?" dedik.

Ama tabi Datça da harita üzerinde bir anda seçip "Hadi bakalım Datça'ya taşınıyoruz." dediğimiz bir nokta değil.

Eşim buralı.

O da İstanbul'da yaşıyordu ama sonuçta ailesi buradaydı. Burayı biliyorduk. Yıllardır gidip geliyorduk.

Öyle buraya taşınma kararı aldık.

Biraz salondan bahsedeyim size. Salonumuzun üstü açık. Yani yüksek tavan.

En zor kararı, arka duvarın rengini seçerken vermiştik.

Yüksek olduğu için,

uzun bir duvar olduğu için koyu bir renk seçince "Acaba çok mu korkunç gözükecek?" diye düşündük.

Ama "Deneyelim. Ne çıkar?" diye.

Boyadıktan sonra ama çok sevdik biz de. Çok yakıştığını düşünüyoruz en azından.

Evin genelinde siyah mobilyalar, ahşap mobilyalar, bu şekilde devam ediyor.

O yüzden mesela renklendirmek için daha ufak şeylerde, yastıktır... veya objelerde renkli şeyler kullanıyoruz.

Normalde burada Mavi'nin oyuncakları oluyor ama biz buna

totalde bir çözüm bulmak için şöyle bir şey yapıyoruz.

Mavi'nin odasında duran bir kutu var. O kutuyu aşağı indiriyoruz gün içinde.

Burada oyun oynadıktan sonra akşam uykusunda

oyuncakları da çıkarıyoruz böylece burada da dağınıklık kalmıyor. Bizim için de iyi oluyor.

Çünkü evi döşerken "Çocuk var ve ona göre döşeyelim"i

çok önemseyemedik. Sonuçta çocuğumuz bir gün büyüyecek ve bu ev,

yaşadığımız bir ev. Gözümüze hoş gelsin istedik her şey.

O yüzden böyle

evin içindeki her şeyi hem onun

bize uyum sağlayabileceği, çocuğumuzun bize uyum sağlayabileceği

hem bizim ona uyum sağlayabileceğimiz şekilde

zamanla geliştirdik diyelim.

Bu berjerin olduğu bölümü ben çok severek yapmıştım.

Sanki orada oturup hep kitap okuyacağım gibi düşünüyordum.

Bu arada her baktığımda çok mutlu oluyorum. Çok tatlı geliyor o köşe bana.

Ama kesinlikle kitabımı orada okumuyorum. Çünkü oraya oturduğumda baktığım yer

evin kendisi oluyor. Mesela

bu koltuklarda oturduğumda dışarıyı görüyorum.

O yüzden tabii ki bu koltuklarda oturmak benim için çok daha keyifli oluyor.

Bir de evin birçok yerinde dergiler göreceksiniz.

Onlar da aslında, kızımıza çok fazla kitap okuyoruz. Kendi kitapları var.

Ama tabii ki, çocuk bu ve evi karıştırmak istiyor.

O yüzden kitapları, normal kitapları karıştırmaktan zevk almayacağı için,

bize normaldeki dergilerimizi, yani kendi okuduğumuz dergilerimizi, etrafa yayıştırıyoruz.

Böylece onun elinin altında renkli, hem bizim baktığımız hem onun baktığı keyif verici şeyler oluyor.

Lorena Canals diye bir

markanın makinede yıkanabilen bir halısı bu. Normalde çocuk odasında kullanılıyor, ama

biz salonda bunu tercih ettik çünkü, sonuçta, çocuğumuzla salonda da çok fazla vakit geçiriyoruz.

Hem sağlık açısından iyi olsun istedik, bebeğin sağlığı açısından

hem buraya da yakıştığını düşünüyoruz açıkçası.

Bir dergiliğimiz var burada ama biz dergilik olarak kullanmıyoruz.

Dergileri dediğim gibi etrafa dağıttık Mavi'den dolayı.

Plak için,

koyacak bir şey hala bulamadığımızdan böyle dergiliklere koyuyoruz.

Şimdi yemek yediğimiz alandayız.

Biz burada yerde, en azından karolarla bir değişiklik, bir farkındalık yaratmak için,

Yerdeki seramikleri mutfağın alanıyla salonu ayırmak için farklı kullandık.

Evin genelinde sanki mobilyalarla soğuk tonlar hakimmiş gibi olmuştu.

O yüzden böyle soft bir renk tercih ettik.

Gösterdiğimiz bir modeli, mobilyalarımızı yapan ustalar yaptılar.

Burada bir de kütüphanemiz var. Burada mesela,

Mavi'nin biraz yeni yeni konuşmaya başladığı için komik kullandığı kelimeler var.

Onları el yazısıyla birisine yazdırdık ve buraya çerçevelettik, koyduk. "Mavice" diye yazıyor burada.

Burası bizim anı köşemiz gibi.

Evet bir kütüphane ama aslında bizim sevdiğimiz kitaplarımızın arada karıştırıp attıklarımız,

fotoğraflarımız, böyle birçok şeyin bizim hayatımıza dair birçok şeyin bulunduğu yer.

Bitkilerin bakımlarını genellikle Mavi'yle yapmaya çalışıyoruz ki alışsın.

Bununla birlikte kaktüs gibi yani ona zarar verebilecek bitkileri de anlatıyoruz.

Elini dokunduruyoruz, bir şekilde onun anlamasını sağlıyoruz.

Böylece birbirleriyle iyi anlaşıyor oluyorlar sonuç olarak.

Bir de bize en çok gelen sorulardan birisi şey oluyor

evimize misafirler geldiğinde, arkadaşlarımız dahi olsa, "Ufaklık bu kütüphaneyi karıştırmıyor mu?" diye.

Tabii ki en başta, ilk yürümeye başladığında, emeklemeye başladığında merak etti.

Ama biz, bunun, böyle bir şeyin burada olduğunu öğrensin diye hiçbir zaman kaldırmadık.

Burada bıraktık ve en başta tabii ki birkaç parçayı yerinden kaldırdığı oldu.

Ama burada kalması gerektiğini, bunun evin bir parçası olduğunu anladı ve vazgeçti artık.

Gelip karıştırdığı bir alan değil. Onun için bir duvar gibi bir şey yani. Artık görmezden geliyor burayı.

Şimdi mutfaktayız.

Alt katta salonun hemen devamında, yemek masasının karşısında bulunuyoruz.

Evin asıl giriş kapısı, bu gördüğünüz sarı kapı.

Mutfağın büyüklüğü salon kadar var. Bayağı geniş bir mutfak.

Biz mutfakta zaman geçirmeyi çok seviyoruz ailece.

O yüzden isteyerek ve bilerek böyle geniş tuttuk. Orta bir barımız var, tezgahımız var diyelim.

Bunun diğer tarafı bar şeklinde, taburelerimiz var. Onları da iki renkli aldık. Krem rengi ve siyah olacak şekilde.

Bunda da böyle büyük büyük çekmecelerimiz, raflarımız var.

Tezgahın üzerinde görmeyi sevdiğim şeyleri bulunduruyorum.

Bazen mesela fotoğraflar oluyor, bazen tabaklar bunlar değişebiliyorlar.

Evin içinde bu bölümün eşyaları sürekli değişebiliyor. Bazen bu tarafa, bazen öbür tarafa geçiyorlar.

Mavi artık büyüdüğü için ben tezgahta yemek yaparken veya hazırlanırken buraya oturtabiliyorum

ya da böyle hemen tezgahın, orta barın sonuna Mavi'ye bir ufak mutfak aldık,

onda bazen zaman geçirebiliyor. Böylece mutfakta geçirdiğimiz zamanda hep birlikte oluyoruz.

Burada ufak bir kahve köşemiz var.

Orada da sevdiğimiz kahveler, aynı zamanda görmeyi sevdiğimiz şeyleri de koyuyoruz tezgahın üzerine.

Şimdi yatak odasındayız.

Burası yine bizim zaman geçirmekten keyif aldığımız bir yer. O yüzden burayı da böyle

yattığımız bir oda gibi değil de zaman geçirdiğimiz bir oda gibi dizayn etmek istedik.

Yatağın bazasını kendimiz yaptırdık.

Bunu yaparken tabii,

kıyafet odası başka olduğu için, yani kıyafetlerimiz sürekli burada bulunmadığı için,

pratik kullanabileceğimiz, iç çamaşırı, çorap gibi şeyleri de bu alttaki çekmecelere koyuyoruz.

O yüzden bizim için elimizin altında bulunabilecek, pratik şeyler için iyi çekmeceler oldu bunlar.

Bu arada biz yatak için yatak başlığı kullanmadık.

Onun yerine duvarda, sanki duvarda bütün bir şeymiş gibi bir ahşap detayı oluşturduk orada.

Raflara da

daha çok ebeveynlikle ilgili okuduğumuz kitapları koyduk.

Gün içinde okumadığımız ama gece yatmadan önce okuduğumuz kitaplar burada elimizin altında bulunuyor.

Onları seçerken biraz daha şeyiz çünkü

"O kitaptan 5 sayfa daha okuyayım. Şundan da bu bölümü okuyayım" şeklinde olduğu için

elimiz altında hepsinin bulunması iyi oluyor.

Bu yatağın sevdiğim noktalarında birisi de burada böyle bir genişlik var.

Bu genişliğin biraz daha bir 5 cm daha kısası yan taraflarda da var sağlı sollu.

Çünkü komodin yok normalde yatak yanında

ama komodin olayını şu şekilde çözdük. Burada banyo birleşik olduğu için odada,

burada yaptırdığımız 2 tane

mobilyayla onu halletmeye çalıştık. Çünkü ekstra ekstra mobilya olsun istemedik odanın içinde.

Bunu da yine biz kendi beğendiğimiz bir şeyi ustaya yaptırdık. Marangoza yaptırdık.

Burada en sevdiğim görüntülerden birisi de şuradaki zeytin ağacı.

Bazen odanın içinde bir şeyler yaparken oraya bakmayı bayağı seviyorum.

Bu küvetle ilgili bize çok fazla soru geliyor arkadaşlarımız da dahil olmak üzere.

Banyonun da açık olmasıyla ilgili. "Neden böyle bir şey yaptınız?" diye.

Aslında, şöyle düşündük.

"Neden olmasın?". Bunun için çok da ekstrem bir şeye gerek yoktu.

Bir de bir duvar yapsaydık kırması daha zor olacaktı.

Bunun deneyimlenmesinin güzel olacağını düşündük açık bir banyo olması.

Tabii ki biz de yaparken tedirgindik. "Acaba rahat edebilecek miyiz?" diye.

Ama biraz önce de söylediğim gibi, eğer rahat edemezsek,

buraya paravan yapma şansımız var, hala şansımız var istediğimiz her şeyi yapabiliriz.

Tuvaletle ilgili de çok fazla soru geliyor. "Zor olmuyor mu bu şekilde kullanmak?" diye.

Evin içinde başka tuvaletler olduğu için

burada küveti, tuvaleti kullanmak bizim için çok rahatsız edici bir durum oluşturmuyor hiçbir zaman.

Yine burada böyle çok sevdiğimiz bir bitkimiz var.

Banyodaki eşyaları oluştururken, evyemiz, aynamız ve lambamız hepsi farklı yerlerden.

Aynayı Zara'dan almıştık, lambayı Ikea'dan. Onları kendi beğendiğimiz şeyleri bir araya getirerek birleştirdik.

Bazen insanın nutku tutuluyor bir şey oluştururken, bir yer yaparken ama

aslında çok da şey değil, illa her şey takım olmak zorunda değil diye düşündük.

Burada aynı zamanda havlularımızı koyduğumuz, kendi

bakım ürünlerimizi koyduğumuz raflarımız, bir de halılarımızı astığımız, bazen de kıyafet astığımız bir

askılığımız var.

Bir de tabi seramikleri de yine banyo seramiği olarak döşedik.

Hem su duvara çarptığında duvara zarar verebiliyor hem öyle bir yönü var, hem de buradan ayrılsın istedik.

Burası da kızımızın odası.

Aslında çocuk odası yaparken mobilya seçme konusunda biraz uzun vadeli düşündük.

Çünkü sonuçta en nihayetinde çocuklar büyüyorlar ve o mobilyalar boşa çıksın istemedik.

Sürdürülebilir şeyler olsun istedik.

Tabii beşik için yapabileceğimiz bir şey yoktu. Beşik almak zorundasınız.

Normal, evin başka yerinde kullanabileceğimiz, çocuğumuz da büyüdüğünde

kendi yetişkin odasında kullanabileceği mobilyalar şeklinde seçtik.

Diğer dekorasyonları onun zevkine veya o da içinde mutlu olabileceği şekilde yapmaya çalıştık.

Bu tabloları çok seviyorum ben posterleri. Ekin Akis diye, belki birçoğunuzun bildiği, bir sanatçı.

Burası da Mavi'nin kütüphanesi

Aslında 2 tane kütüphanesi var. Kütüphane demeyeyim de 2 tane kitaplığı var.

Bir tanesi de yatağının hemen yanında.

Bunlar da kullanım açısından pratik oluyor.

Hem çocuğumuzun boyu yetişebildiği için kendisi alıp seçiyor kitaplarını,

o da burada zaman geçirmekten çok hoşlanıyor.

Bu arada kıyafet dolabı olarak biraz önce gördüğünüz

şifonyer ve bir de bu askılık var. Başka bir şey yok. Bu askıyı da

herhangi bir rafı alıp altına böyle bir şey, kendimiz böyle bir şey uydurduk.

Zaten çocuk kıyafetleri çok fazla olmuyor. Çok da bir yer kaplamıyorlar.

Belli bir süre böyle idare etmeyi düşünüyoruz.

Dolap koyarak odayı sıkmak istemedik.

Mesela beşiğinin üstünde aslında puzzle olarak satılan sayılar vardı.

Onları dekorasyon olarak kullandık odanın içinde.

Burada da yine kendi odamızda kullandığımız gibi açık bir banyo kullandık.

Odanın içinde banyo olunca

"Kapıya ne gerek var?" diye düşündük.

Sonuçta kullanacak insan belli. Zaten kendimiz kullanacağız diye.

Yine fayanslarla bu farklılığı belli etmek istedik.

Şimdi 3. kattayız. Burası da kıyafet odası.

Buradaki dolapları da biz kendimiz yaptırdık yine. Ustaya anlattık, "Böyle böyle bir şey istiyoruz" diye.

Üstlerini de bilerek boş bıraktık.

Çünkü mutlaka herkesin evinde saklanması gereken eşyalar oluyor. Saklanması

veya belli bir süre kaldırılması gereken şeyler. O yüzden bunları kullanıyoruz. Bavul koyabiliyoruz.

Böyle bizim için pratik oldu.

Burası da evimizin verandası.

Bir de şu bölüm de bahçe oluyor.

Biz bazı bölümleri içinde yaşarken tekrar tekrar yapıyoruz diyeyim.

Mesela en başta burada pergola yoktu.

Çünkü şeyden emin olamadık, belki buranın güneşli olmasını seveceğiz, rahatsız olamayacağız

tam emin olamadık ama tabii ki bir zaman sonra ev de rahat edilemez duruma geldi güneşten dolayı

ve burada otururken sıkıntı oluyordu

O yüzden böyle bir veranda yaptırdık.

Bunları da yine ustalara yaptırdık.

Ama üstüne minder yapılacak tekrar. O hala yapım aşamasında.

Burada bitkilerin izi var, burada çok eskiden aldığımız bir şehir planı var.

Burada da yine Yargıcı'dan aldığımız süsler var.

Bu da Mavi'nin salıncağıydı aslında.

Hala salıncağı ama bunlar çok yakın bir zamanda geldiler. O yüzden şu an aslında biraz işlevsiz.

Böyle ışıklarımız var.

Akşamları burada, burası genelde rüzgar alıyor,

arkadaşlarımızla sohbet edip burada masa kurmak,

yemek yapmayı çok seviyoruz gerçekten mutfakta geçirmek bizim için çok keyifli,

o yüzden bu masada oturup akşam en son günün yorgunluğunu atmak çok keyifli oluyor bizim için.

Burada gördüğünüz tekli koltuk House of Junk'tan.

Çok seviyoruz onu. Evde mesela alakasız parçalar olabiliyor.

Bir yerden bir tane şey beğendiysek bir tane ondan alıp iki tane de başka bir şey alabiliyoruz.

Hemen onun yanında da Ikea'dan aldığımız ikili bir oturma grubu var.

Orada da akşamları veya gündüz gölgede kahve içmek, bir şeyler içmek bayağı keyifli oluyor.

Bu evin konumunun en güzel şeylerinden birisi de yaz kış rüzgar alıyor olması.

Kışın tamam çok sorun değil gibi ama yazın sıcakta gerçekten çok keyifli oluyor.

Köpeklerimiz de böyle bahçede oluyorlar sürekli bizimle birlikte.

Bizim Datça'daki evimizin sonuna geldik.

Biz çok keyif alıyoruz bu evde yaşamaktan. Umarım bu enerjimiz size de geçmiştir.

Datça'da yaşamak, ufak yerde yaşamak biraz böyle bir şey.

Doğanın içinde, sağlıklı yaşam.

Umarım hepiniz severek izlersiniz bu bölümü.

Hoşça kalın!



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Çevrimiçi dil öğrenme @ LingQ

Merhaba ben Özgü.

Burada eşim ve kızımla birlikte yaşıyorum 22 aylık bir kızımız var.

Aslında şehir plancısıyım.

İstanbul'da yaşarken 5 yıl boyunca şehir plancısı olarak çalıştım.

Daha sonra taşındık ve burada çocuk yogası yaptırıyorum. Aynı zamanda Instagram'dan

brownie ve cookie satışı yapıyorum.

2 tane de köpeğimiz var bu arada. Onları da söylemeden geçmeyeyim. İki köpek

bir de eşim, kızım. Böyle bir aileyiz.

Şu an Datça'dayız.

3 katlı bir ev.

Salonu yırtık tavan. Yani yüksek tavan burası. Biz 3 buçuk yıl kadar önce İstanbul'dan Datça'ya taşındık.

Aslında, radikal bir karardı ve aniden gelişti ama tabii ki bir altyapısı vardı içimizde birikmiş olan.

İstanbul'da o koşuşturma

ve sağlıksız beslenme vesaire, tüm bunlar birikip bir anda "Datça'ya mı taşınsak?" dedik.

Ama tabi Datça da harita üzerinde bir anda seçip "Hadi bakalım Datça'ya taşınıyoruz." dediğimiz bir nokta değil.

Eşim buralı.

O da İstanbul'da yaşıyordu ama sonuçta ailesi buradaydı. Burayı biliyorduk. Yıllardır gidip geliyorduk.

Öyle buraya taşınma kararı aldık.

Biraz salondan bahsedeyim size. Salonumuzun üstü açık. Yani yüksek tavan.

En zor kararı, arka duvarın rengini seçerken vermiştik.

Yüksek olduğu için,

uzun bir duvar olduğu için koyu bir renk seçince "Acaba çok mu korkunç gözükecek?" diye düşündük.

Ama "Deneyelim. Ne çıkar?" diye.

Boyadıktan sonra ama çok sevdik biz de. Çok yakıştığını düşünüyoruz en azından.

Evin genelinde siyah mobilyalar, ahşap mobilyalar, bu şekilde devam ediyor.

O yüzden mesela renklendirmek için daha ufak şeylerde, yastıktır... veya objelerde renkli şeyler kullanıyoruz.

Normalde burada Mavi'nin oyuncakları oluyor ama biz buna

totalde bir çözüm bulmak için şöyle bir şey yapıyoruz.

Mavi'nin odasında duran bir kutu var. O kutuyu aşağı indiriyoruz gün içinde.

Burada oyun oynadıktan sonra akşam uykusunda

oyuncakları da çıkarıyoruz böylece burada da dağınıklık kalmıyor. Bizim için de iyi oluyor.

Çünkü evi döşerken "Çocuk var ve ona göre döşeyelim"i

çok önemseyemedik. Sonuçta çocuğumuz bir gün büyüyecek ve bu ev,

yaşadığımız bir ev. Gözümüze hoş gelsin istedik her şey.

O yüzden böyle

evin içindeki her şeyi hem onun

bize uyum sağlayabileceği, çocuğumuzun bize uyum sağlayabileceği

hem bizim ona uyum sağlayabileceğimiz şekilde

zamanla geliştirdik diyelim.

Bu berjerin olduğu bölümü ben çok severek yapmıştım.

Sanki orada oturup hep kitap okuyacağım gibi düşünüyordum.

Bu arada her baktığımda çok mutlu oluyorum. Çok tatlı geliyor o köşe bana.

Ama kesinlikle kitabımı orada okumuyorum. Çünkü oraya oturduğumda baktığım yer

evin kendisi oluyor. Mesela

bu koltuklarda oturduğumda dışarıyı görüyorum.

O yüzden tabii ki bu koltuklarda oturmak benim için çok daha keyifli oluyor.

Bir de evin birçok yerinde dergiler göreceksiniz.

Onlar da aslında, kızımıza çok fazla kitap okuyoruz. Kendi kitapları var.

Ama tabii ki, çocuk bu ve evi karıştırmak istiyor.

O yüzden kitapları, normal kitapları karıştırmaktan zevk almayacağı için,

bize normaldeki dergilerimizi, yani kendi okuduğumuz dergilerimizi, etrafa yayıştırıyoruz.

Böylece onun elinin altında renkli, hem bizim baktığımız hem onun baktığı keyif verici şeyler oluyor.

Lorena Canals diye bir

markanın makinede yıkanabilen bir halısı bu. Normalde çocuk odasında kullanılıyor, ama

biz salonda bunu tercih ettik çünkü, sonuçta, çocuğumuzla salonda da çok fazla vakit geçiriyoruz.

Hem sağlık açısından iyi olsun istedik, bebeğin sağlığı açısından

hem buraya da yakıştığını düşünüyoruz açıkçası.

Bir dergiliğimiz var burada ama biz dergilik olarak kullanmıyoruz.

Dergileri dediğim gibi etrafa dağıttık Mavi'den dolayı.

Plak için,

koyacak bir şey hala bulamadığımızdan böyle dergiliklere koyuyoruz.

Şimdi yemek yediğimiz alandayız.

Biz burada yerde, en azından karolarla bir değişiklik, bir farkındalık yaratmak için,

Yerdeki seramikleri mutfağın alanıyla salonu ayırmak için farklı kullandık.

Evin genelinde sanki mobilyalarla soğuk tonlar hakimmiş gibi olmuştu.

O yüzden böyle soft bir renk tercih ettik.

Gösterdiğimiz bir modeli, mobilyalarımızı yapan ustalar yaptılar.

Burada bir de kütüphanemiz var. Burada mesela,

Mavi'nin biraz yeni yeni konuşmaya başladığı için komik kullandığı kelimeler var.

Onları el yazısıyla birisine yazdırdık ve buraya çerçevelettik, koyduk. "Mavice" diye yazıyor burada.

Burası bizim anı köşemiz gibi.

Evet bir kütüphane ama aslında bizim sevdiğimiz kitaplarımızın arada karıştırıp attıklarımız,

fotoğraflarımız, böyle birçok şeyin bizim hayatımıza dair birçok şeyin bulunduğu yer.

Bitkilerin bakımlarını genellikle Mavi'yle yapmaya çalışıyoruz ki alışsın.

Bununla birlikte kaktüs gibi yani ona zarar verebilecek bitkileri de anlatıyoruz.

Elini dokunduruyoruz, bir şekilde onun anlamasını sağlıyoruz.

Böylece birbirleriyle iyi anlaşıyor oluyorlar sonuç olarak.

Bir de bize en çok gelen sorulardan birisi şey oluyor

evimize misafirler geldiğinde, arkadaşlarımız dahi olsa, "Ufaklık bu kütüphaneyi karıştırmıyor mu?" diye.

Tabii ki en başta, ilk yürümeye başladığında, emeklemeye başladığında merak etti.

Ama biz, bunun, böyle bir şeyin burada olduğunu öğrensin diye hiçbir zaman kaldırmadık.

Burada bıraktık ve en başta tabii ki birkaç parçayı yerinden kaldırdığı oldu.

Ama burada kalması gerektiğini, bunun evin bir parçası olduğunu anladı ve vazgeçti artık.

Gelip karıştırdığı bir alan değil. Onun için bir duvar gibi bir şey yani. Artık görmezden geliyor burayı.

Şimdi mutfaktayız.

Alt katta salonun hemen devamında, yemek masasının karşısında bulunuyoruz.

Evin asıl giriş kapısı, bu gördüğünüz sarı kapı.

Mutfağın büyüklüğü salon kadar var. Bayağı geniş bir mutfak.

Biz mutfakta zaman geçirmeyi çok seviyoruz ailece.

O yüzden isteyerek ve bilerek böyle geniş tuttuk. Orta bir barımız var, tezgahımız var diyelim.

Bunun diğer tarafı bar şeklinde, taburelerimiz var. Onları da iki renkli aldık. Krem rengi ve siyah olacak şekilde.

Bunda da böyle büyük büyük çekmecelerimiz, raflarımız var.

Tezgahın üzerinde görmeyi sevdiğim şeyleri bulunduruyorum.

Bazen mesela fotoğraflar oluyor, bazen tabaklar bunlar değişebiliyorlar.

Evin içinde bu bölümün eşyaları sürekli değişebiliyor. Bazen bu tarafa, bazen öbür tarafa geçiyorlar.

Mavi artık büyüdüğü için ben tezgahta yemek yaparken veya hazırlanırken buraya oturtabiliyorum

ya da böyle hemen tezgahın, orta barın sonuna Mavi'ye bir ufak mutfak aldık,

onda bazen zaman geçirebiliyor. Böylece mutfakta geçirdiğimiz zamanda hep birlikte oluyoruz.

Burada ufak bir kahve köşemiz var.

Orada da sevdiğimiz kahveler, aynı zamanda görmeyi sevdiğimiz şeyleri de koyuyoruz tezgahın üzerine.

Şimdi yatak odasındayız.

Burası yine bizim zaman geçirmekten keyif aldığımız bir yer. O yüzden burayı da böyle

yattığımız bir oda gibi değil de zaman geçirdiğimiz bir oda gibi dizayn etmek istedik.

Yatağın bazasını kendimiz yaptırdık.

Bunu yaparken tabii,

kıyafet odası başka olduğu için, yani kıyafetlerimiz sürekli burada bulunmadığı için,

pratik kullanabileceğimiz, iç çamaşırı, çorap gibi şeyleri de bu alttaki çekmecelere koyuyoruz.

O yüzden bizim için elimizin altında bulunabilecek, pratik şeyler için iyi çekmeceler oldu bunlar.

Bu arada biz yatak için yatak başlığı kullanmadık.

Onun yerine duvarda, sanki duvarda bütün bir şeymiş gibi bir ahşap detayı oluşturduk orada.

Raflara da

daha çok ebeveynlikle ilgili okuduğumuz kitapları koyduk.

Gün içinde okumadığımız ama gece yatmadan önce okuduğumuz kitaplar burada elimizin altında bulunuyor.

Onları seçerken biraz daha şeyiz çünkü

"O kitaptan 5 sayfa daha okuyayım. Şundan da bu bölümü okuyayım" şeklinde olduğu için

elimiz altında hepsinin bulunması iyi oluyor.

Bu yatağın sevdiğim noktalarında birisi de burada böyle bir genişlik var.

Bu genişliğin biraz daha bir 5 cm daha kısası yan taraflarda da var sağlı sollu.

Çünkü komodin yok normalde yatak yanında

ama komodin olayını şu şekilde çözdük. Burada banyo birleşik olduğu için odada,

burada yaptırdığımız 2 tane

mobilyayla onu halletmeye çalıştık. Çünkü ekstra ekstra mobilya olsun istemedik odanın içinde.

Bunu da yine biz kendi beğendiğimiz bir şeyi ustaya yaptırdık. Marangoza yaptırdık.

Burada en sevdiğim görüntülerden birisi de şuradaki zeytin ağacı.

Bazen odanın içinde bir şeyler yaparken oraya bakmayı bayağı seviyorum.

Bu küvetle ilgili bize çok fazla soru geliyor arkadaşlarımız da dahil olmak üzere.

Banyonun da açık olmasıyla ilgili. "Neden böyle bir şey yaptınız?" diye.

Aslında, şöyle düşündük.

"Neden olmasın?". Bunun için çok da ekstrem bir şeye gerek yoktu.

Bir de bir duvar yapsaydık kırması daha zor olacaktı.

Bunun deneyimlenmesinin güzel olacağını düşündük açık bir banyo olması.

Tabii ki biz de yaparken tedirgindik. "Acaba rahat edebilecek miyiz?" diye.

Ama biraz önce de söylediğim gibi, eğer rahat edemezsek,

buraya paravan yapma şansımız var, hala şansımız var istediğimiz her şeyi yapabiliriz.

Tuvaletle ilgili de çok fazla soru geliyor. "Zor olmuyor mu bu şekilde kullanmak?" diye.

Evin içinde başka tuvaletler olduğu için

burada küveti, tuvaleti kullanmak bizim için çok rahatsız edici bir durum oluşturmuyor hiçbir zaman.

Yine burada böyle çok sevdiğimiz bir bitkimiz var.

Banyodaki eşyaları oluştururken, evyemiz, aynamız ve lambamız hepsi farklı yerlerden.

Aynayı Zara'dan almıştık, lambayı Ikea'dan. Onları kendi beğendiğimiz şeyleri bir araya getirerek birleştirdik.

Bazen insanın nutku tutuluyor bir şey oluştururken, bir yer yaparken ama

aslında çok da şey değil, illa her şey takım olmak zorunda değil diye düşündük.

Burada aynı zamanda havlularımızı koyduğumuz, kendi

bakım ürünlerimizi koyduğumuz raflarımız, bir de halılarımızı astığımız, bazen de kıyafet astığımız bir

askılığımız var.

Bir de tabi seramikleri de yine banyo seramiği olarak döşedik.

Hem su duvara çarptığında duvara zarar verebiliyor hem öyle bir yönü var, hem de buradan ayrılsın istedik.

Burası da kızımızın odası.

Aslında çocuk odası yaparken mobilya seçme konusunda biraz uzun vadeli düşündük.

Çünkü sonuçta en nihayetinde çocuklar büyüyorlar ve o mobilyalar boşa çıksın istemedik.

Sürdürülebilir şeyler olsun istedik.

Tabii beşik için yapabileceğimiz bir şey yoktu. Beşik almak zorundasınız.

Normal, evin başka yerinde kullanabileceğimiz, çocuğumuz da büyüdüğünde

kendi yetişkin odasında kullanabileceği mobilyalar şeklinde seçtik.

Diğer dekorasyonları onun zevkine veya o da içinde mutlu olabileceği şekilde yapmaya çalıştık.

Bu tabloları çok seviyorum ben posterleri. Ekin Akis diye, belki birçoğunuzun bildiği, bir sanatçı.

Burası da Mavi'nin kütüphanesi

Aslında 2 tane kütüphanesi var. Kütüphane demeyeyim de 2 tane kitaplığı var.

Bir tanesi de yatağının hemen yanında.

Bunlar da kullanım açısından pratik oluyor.

Hem çocuğumuzun boyu yetişebildiği için kendisi alıp seçiyor kitaplarını,

o da burada zaman geçirmekten çok hoşlanıyor.

Bu arada kıyafet dolabı olarak biraz önce gördüğünüz

şifonyer ve bir de bu askılık var. Başka bir şey yok. Bu askıyı da

herhangi bir rafı alıp altına böyle bir şey, kendimiz böyle bir şey uydurduk.

Zaten çocuk kıyafetleri çok fazla olmuyor. Çok da bir yer kaplamıyorlar.

Belli bir süre böyle idare etmeyi düşünüyoruz.

Dolap koyarak odayı sıkmak istemedik.

Mesela beşiğinin üstünde aslında puzzle olarak satılan sayılar vardı.

Onları dekorasyon olarak kullandık odanın içinde.

Burada da yine kendi odamızda kullandığımız gibi açık bir banyo kullandık.

Odanın içinde banyo olunca

"Kapıya ne gerek var?" diye düşündük.

Sonuçta kullanacak insan belli. Zaten kendimiz kullanacağız diye.

Yine fayanslarla bu farklılığı belli etmek istedik.

Şimdi 3. kattayız. Burası da kıyafet odası.

Buradaki dolapları da biz kendimiz yaptırdık yine. Ustaya anlattık, "Böyle böyle bir şey istiyoruz" diye.

Üstlerini de bilerek boş bıraktık.

Çünkü mutlaka herkesin evinde saklanması gereken eşyalar oluyor. Saklanması

veya belli bir süre kaldırılması gereken şeyler. O yüzden bunları kullanıyoruz. Bavul koyabiliyoruz.

Böyle bizim için pratik oldu.

Burası da evimizin verandası.

Bir de şu bölüm de bahçe oluyor.

Biz bazı bölümleri içinde yaşarken tekrar tekrar yapıyoruz diyeyim.

Mesela en başta burada pergola yoktu.

Çünkü şeyden emin olamadık, belki buranın güneşli olmasını seveceğiz, rahatsız olamayacağız

tam emin olamadık ama tabii ki bir zaman sonra ev de rahat edilemez duruma geldi güneşten dolayı

ve burada otururken sıkıntı oluyordu

O yüzden böyle bir veranda yaptırdık.

Bunları da yine ustalara yaptırdık.

Ama üstüne minder yapılacak tekrar. O hala yapım aşamasında.

Burada bitkilerin izi var, burada çok eskiden aldığımız bir şehir planı var.

Burada da yine Yargıcı'dan aldığımız süsler var.

Bu da Mavi'nin salıncağıydı aslında.

Hala salıncağı ama bunlar çok yakın bir zamanda geldiler. O yüzden şu an aslında biraz işlevsiz.

Böyle ışıklarımız var.

Akşamları burada, burası genelde rüzgar alıyor,

arkadaşlarımızla sohbet edip burada masa kurmak,

yemek yapmayı çok seviyoruz gerçekten mutfakta geçirmek bizim için çok keyifli,

o yüzden bu masada oturup akşam en son günün yorgunluğunu atmak çok keyifli oluyor bizim için.

Burada gördüğünüz tekli koltuk House of Junk'tan.

Çok seviyoruz onu. Evde mesela alakasız parçalar olabiliyor.

Bir yerden bir tane şey beğendiysek bir tane ondan alıp iki tane de başka bir şey alabiliyoruz.

Hemen onun yanında da Ikea'dan aldığımız ikili bir oturma grubu var.

Orada da akşamları veya gündüz gölgede kahve içmek, bir şeyler içmek bayağı keyifli oluyor.

Bu evin konumunun en güzel şeylerinden birisi de yaz kış rüzgar alıyor olması.

Kışın tamam çok sorun değil gibi ama yazın sıcakta gerçekten çok keyifli oluyor.

Köpeklerimiz de böyle bahçede oluyorlar sürekli bizimle birlikte.

Bizim Datça'daki evimizin sonuna geldik.

Biz çok keyif alıyoruz bu evde yaşamaktan. Umarım bu enerjimiz size de geçmiştir.

Datça'da yaşamak, ufak yerde yaşamak biraz böyle bir şey.

Doğanın içinde, sağlıklı yaşam.

Umarım hepiniz severek izlersiniz bu bölümü.

Hoşça kalın!

×

LingQ'yu daha iyi hale getirmek için çerezleri kullanıyoruz. Siteyi ziyaret ederek, bunu kabul edersiniz: cookie policy.