Examples from the LingQ library
- oldukları güç ya da zenginlik Echo'nun umurunda bile
- zannedersin ki bu adam zenginlik içinde, bu adam bambaşka
- tarafı var; başarılı olunacaksa zenginlik sahibi olunacaksa ben olmalıyım
- zengin edebilmesi yani asıl zenginlik olan bilge yapabilmesi için
- paylaştırılmak zorunda kalınan bir zenginlik üreterek– on dokuzuncu yüzyılın
- biçimi ortadan kalkmış olacaktı. Zenginlik, bir kez genelleşti mi
- bir kentte yaşanmaktadır da, zenginlik ile yoksulluk arasındaki ayrım
Related Phrases
- zenginlik katmak
- birinci zenginlik
- birçoğu parlamentoya zenginliklerine zenginlik katmak için giderler
- zenginliklerine zenginlik katmak için giderler
- zenginliklerine zenginlik
- toplumun zenginlik ve güç yapılarını ortaya koyar
- zenginlik göstergesi
- zenginlik olarak
- bir zenginlik olarak
- bir bakıma kimin hangi hastalığı kaptığı toplumun zenginlik ve güç yapılarını ortaya koyar

