Examples from the LingQ library
- yer bulmuşlardı; yanı başlarında yaşlı bir adamla yaşlı bir
- üstünde yan yana oturuyorlardı. Yaşlı adamın sırtında temiz pak
- olduğunu da anlamış gibiydi. Yaşlı adamın çok sevdiği biri
- 1\. Bölüm - VIII (b) Yaşlı adam, omuzlarını kaldırarak, "Adam
- Pencerenin önünde, Winston'ın yaşlı adamla kimse duymadan konuşabileceği
- girer girmez saptamıştı bunu. Yaşlı adam, bardağının başına çökerken
- diyorlar, efendim," diye yanıtladı yaşlı adam. "Hint Okyanusu'ndan
- Winston. "Evet, harikulade," dedi yaşlı adam övgüyle. "Bugünlerde bunu
- doları cebine attıktan sonra yaşlı adamın neşesi bayağı yerine
- Efendim aşçılığıyla ün yapmış yaşlı bir kadın, akşam yemeğine
- şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar. Yaşlı kadının o gece yaptığı

