Examples from the LingQ library
- ziyaretçi için adanın yanaşmaya uygun sadece tek kıyısı vardır
- Henderson'da alet yapımına uygun bazalt veya kaya yoktur
- bu ağaçlar kano yapımına uygun değildir. Pitcairn Adası'nın
- birçok mağazaya baktı, ama uygun fiyatlı birşey bulmayı başaramadı
- internetteki ürünlerin fiyatlarının daha uygun olacağını umuyordu. Birkaç saat
- baktılar, ama yine de uygun fiyatlı birşey bulmayı başaramadılar
- ses eğitimi için çok uygun bir yaştasın lütfen İstanbul
- yer alan ressam Mehmet Uygun. Ben de böyle bir
- bir hava içinde. Mehmet Uygun'un misafiri olduk. Mehmet
- Ben bu ilk protitipi uygun bir fiyata da yaptım
- bayağı uygun yani, ama ilerleyen protitiplere
