Examples from the LingQ library
- olan bir ülke, çok sıktı. Kongo Demoktratik Cumhuriyeti'ne
- ülke, orada da çok sıktı. Bunun dinle bir ilgisi
- Derken yerinden fırladı, elimi sıktı ve beni başarımdan ötürü
- ın elini tutup usulca sıktı. On saniye sürmüş sürmemişti
- Elini o kadar sert sıktı ki, Winston parmakları kırılıyor
- sesini çıkarmamaya çalışarak dişlerini sıktı, burnundan derin bir nefes
- dedim. Lakaydı ile omuz sıktı Bilmem diye cevap verdi
