Examples from the LingQ library
- benim dostum ve meslektaşım olup bugüne kadar başarıyla sonuçlandırdığım
- ortada gerçekten bir suç olup olmadığının bile şüpheli olduğunu
- bir suçun söz konusu olup olmadığını söylemem imkânsız, fakat
- Kimi önceleri çok fakir olup çocukluğunu sokakta bir şeyler
- Jones, yatak odasının penceresinden olup biteni görmüştü. Birkaç parça
- bucakta saklanmış bir insan olup olmadığını anlamak için, bir
- inanamıyorlardı. Daha sonra, sıra olup çiftlik binalarına döndüler; çiftlik
- gerekirse Jones'un zamanında olup bitenler, belleklerinden neredeyse bütünüyle
- a haber verin." Hayvanlar, olup biteni Squealer'a anlatmak
- Kardeşinizi ölüme götürmeyin!" Ama olup biteni kavrayamayan aptal beygirler
- ama birden bambaşka biri olup çıkmıştı. Sanki ruhunu yitirmişti
