Examples from the LingQ library
- yadırgaya kalbimin üstüne koydum. Meğerse egzersiz şöyle devam ediyormuş
- bilimsel yönünü araştırmaya başladım. Meğerse bizim zihnimiz mutluluk için
- bu kişi, Profesör Tourav, meğerse Almanya'da çok önemli
- böyle katı bir plaka. Meğerse esrarmış, onun ne olduğunu
- Peki, diyorum ben ve meğerse bu da, Amerika'nın
- fark ettim.. Anladım ki, meğerse verimliliği arttırmanın en doğru
- beni boşu boşuna kandırıyorlarmış, meğerse hiç tehlike falan yokmuş
Related Phrases
- Meğerse zengin adamın
- meğerse vaktiyle
- meğerse vaktiyle buraya gelmiş
- Hoca meğerse o sırada benim kağıdıma bakıyormuş
- o meğerse
- meğerse bizim zihnimiz mutluluk için tasarlanmamış
- Meğerse Pinokyo'yu kocaman bir balık yutmuş
- meğerse verimliliği
- meğerse verimliliği arttırmanın en doğru yolu
- meğerse hiç tehlike falan yokmuş
