Examples from the LingQ library
- şekilde bizim adama bir kaşık veriyor ve kaşığın üstüne
- dolaşmaya başlıyor ama ağzında kaşık ve üstünde yumurta. Bir
- yemek yiyeceğim; evet aldığım kaşık, çatal, her şeyi yaparken
- tadını çıkar. şöyle bir kaşık aldın ya şöyle bir
- sesi soluğu çıkmayan, yüzü kaşık kadar kalmış kız kardeşini
- bir süre geçti. Yüzü kaşık kadar kalmış adamı götürdüklerinde
Related Phrases
- tahta çatal kaşık
- ak kaşık değiliz
- gider bir kaşık sevdada boğulur
- önce kaşık derken süzgeç kevgir falan almış yürümüşler
- renge bürünmüş iksirine küçük bir kaşık soktu
- bürünmüş iksirine küçük bir kaşık soktu
- iksirine küçük bir kaşık soktu
- yeşil bir renge bürünmüş iksirine küçük bir kaşık soktu
- küçük bir kaşık soktu
- ak kaşık weißen löffel

