Examples from the LingQ library
- durumda. Ay'ın (en aydınlık) dolunaydan, yarımay, (en karanlık
- 250 kat daha fazla aydınlık olur. Bu sebeple günümüzde
- saçlı kızdı gelen. Ortalık aydınlık olmamasına karşın Winston onu
- geçici de olsa, bir aydınlık hal yaşatabilecek önemli şeylerden
- ol bu duvarın arkası aydınlık. Beni dinlediğin için çok
- beri karanlık ya da aydınlık görmemişti. Kaldı ki, anımsadıklarının
- göremediği için karanlık mı, aydınlık mı olduğunu anlayamadığı bir
Related Phrases
- ay ışığı karanlık odaya huzurlu bir aydınlık katıyordu
- dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul
- en aydınlık
- yeryüzünde 5 km çapında aydınlık bir alan oluşturdu
- ay'ın en aydınlık dolunaydan
- bir aydınlık
- karanlıktan güçlüdür hep aydınlık ve umut çocukta
- karanlığa gömülü olan aydınlık o
- aydınlık bir sabah
- kimimiz dünyayı daha pembe ve aydınlık görürken kimimiz daha siyah ve karanlık gördü
