×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Ayşe ve Ali, Tanıtma; Bireysel Özellikler

Tanıtma; Bireysel Özellikler

Ali, on dokuz yaşında, uzun boylu, esmer ve zayıf bir genç.

İstanbul'da ailesi ile birlikte yaşıyor. İstanbul Üniversite'sinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde, ikinci sınıfta okuyor. Oldukça başarılı bir öğrenci. Şimdi, Türkçe'nin ne kadar zengin bir dil olduğunu daha iyi anlıyor. İleride, Türkçe öğretmeni olmak istiyor.

Ayşe ise, on sekiz yaşında, o da uzun boylu, esmer, beyaz tenli, zayıf bir kız.

Çok uzun siyah saçları var. Bu,onun en belirgin özelliği. Güldüğünde, yanağında beliren gamzeleriyle (gamzeler), oldukça sevimli bir kız.

O Ankaralı, yani başkentten gelmiş. O da, İstanbul Üniversitesi'nde, aynı bölümde birinci sınıf öğrencisi. O yurtta kalıyor.


Tanıtma; Bireysel Özellikler Einführung; Individuelle Eingenschaften Introducing; Individual Characteristics Apresentando; Caracteristicas individuais

Ali, on dokuz yaşında, uzun boylu, esmer ve zayıf bir genç. Ali, ein 19-jähriger, großer, dunkler und schwacher Teenager. Ali, a 19-year-old, tall, dark and weak teenager. Ali est un jeune homme de dix-neuf ans, grand, sombre et mince. アリは19歳で、背が高く、暗くて細い青年です。

İstanbul’da ailesi ile birlikte yaşıyor. Er lebt mit seiner Familie in Istanbul. She lives in Istanbul with her family. Il vit avec sa famille à Istanbul. 彼は家族と一緒にイスタンブールに住んでいます。 İstanbul Üniversite’sinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde, ikinci sınıfta okuyor. Er studiert im zweiten Jahr am Institut für türkische Sprache und Literatur der Universität Istanbul. She is a second grade student at the Department of Turkish Language and Literature at Istanbul University. Il étudie en deuxième année au Département de langue et littérature turques de l'Université d'Istanbul. 彼は2年目にイスタンブール大学のトルコ語文学部で勉強しています。 Oldukça başarılı bir öğrenci. Er ist ein sehr erfolgreicher Schüler. Pretty successful student. C'est un étudiant très réussi. Ele é um aluno muito bem sucedido. Şimdi, Türkçe’nin ne kadar zengin bir dil olduğunu daha iyi anlıyor. Jetzt versteht er besser, wie reich die Sprache Türkisch ist. Now he understands how rich Turkish is. Maintenant, il comprend mieux la richesse d'une langue turque. 今、彼はトルコ語がどれほど豊かであるかをよりよく理解しています。 İleride, Türkçe öğretmeni olmak istiyor. Später möchte sie Türkischlehrerin werden. He wants to be a Turkish teacher in the future.

Ayşe ise, on sekiz yaşında, o da  uzun boylu, esmer, beyaz tenli, zayıf bir kız. Ayşe hingegen ist achtzehn Jahre alt und sie ist ein großes, dunkles, weißhäutiges, dünnes Mädchen. Ayşe is 18 years old, and she is a tall, dark-skinned, lean girl. Ayşe, quant à elle, a dix-huit ans et c'est une grande fille brune, mince et à la peau blanche.

Çok uzun siyah saçları var. Er hat sehr lange schwarze Haare. He has very long black hair. Il a de très longs cheveux noirs. Bu,onun en belirgin özelliği. Dies ist sein markantestes Merkmal. This is his most prominent feature. C'est sa caractéristique la plus distinctive. Güldüğünde, yanağında beliren gamzeleriyle (gamzeler), oldukça sevimli bir kız. Sie ist ein hübsches süßes Mädchen mit Grübchen auf der Wange, wenn sie lächelt. She is a pretty cute girl with a dimple on her cheek when she laughs. C'est une fille assez mignonne avec des fossettes sur la joue quand elle sourit.

O Ankaralı, yani başkentten gelmiş. Er stammt aus Ankara, das heißt, er kam aus der Hauptstadt. He came from Ankara, the capital. Il est d'Ankara, c'est-à-dire de la capitale. O da, İstanbul Üniversitesi’nde, aynı bölümde birinci sınıf öğrencisi. Er ist ein Student im ersten Jahr an der gleichen Abteilung der Universität Istanbul. He is a freshman at the same department. Il est étudiant en première année dans le même département à l'Université d'Istanbul. O yurtta kalıyor. Er bleibt zu Hause. He stays in that dorm. Il reste à la maison.