×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Temel Dil Bilgisi, The Turkish Suffixes / Part 5

The Turkish Suffixes / Part 5

Burada bekleyelim !

Bu konuyu aklımızda tutalım.

Haydi, hep birlikte yemek yiyelim!

Haydi, koşalım!

Bırakalım, istediklerini yapsınlar.

Haydi, gel anlaşalım!

Birlikte arayalım mı?

Gidelim artık, geç oldu.

Düşünelim bakalım.

Gülelim, eğlenelim!

İstediği sonucu elde edemedi.

Sonucu göze alamadı.

İstediği ölçüde başarılı olamadı, başaramadı.

Bizimle gelemedi.

Çok uğraştı, ama trene yetişemedi.

Çok uğraştı, ama treni yakalayamadı.

Yapamadı.

O, düşündüğümün aksine hiç ağlamadı.

Çok istediği halde, gidemedi.

Gözlüğünü takmasına rağmen yazıyı bir türlü okuyamadı.


The Turkish Suffixes / Part 5

Burada bekleyelim ! Let's wait here!

Bu konuyu aklımızda tutalım. Behalten wir das im Hinterkopf. Let's keep this in mind.

Haydi, hep birlikte yemek yiyelim! Let's have dinner together!

Haydi, koşalım! Let's run!

Bırakalım, istediklerini yapsınlar. Lass sie machen, was sie wollen. Let them do what they want.

Haydi, gel anlaşalım! Komm, machen wir einen Deal! Come on, come on!

Birlikte arayalım mı? Sollen wir zusammen anrufen? Should we call together?

Gidelim artık, geç oldu. Lass uns jetzt gehen, es ist spät. Let's go, it's late.

Düşünelim bakalım. Lass uns darüber nachdenken. Let's think about it.

Gülelim, eğlenelim! Lasst uns lachen, Spaß haben! Gülelim, fun!

İstediği sonucu elde edemedi. Er hat nicht das gewünschte Ergebnis erzielt. He didn't get what he wanted.

Sonucu göze alamadı. Er konnte sich das Ergebnis nicht leisten. He couldn't afford the result.

İstediği ölçüde başarılı olamadı, başaramadı. Es gelang ihm nicht so viel, wie er wollte, es gelang ihm nicht. He did not succeed to the extent he wanted, he failed.

Bizimle gelemedi. Er konnte nicht mit uns kommen. He couldn't come with us.

Çok uğraştı, ama trene yetişemedi. Er bemühte sich sehr, aber er konnte den Zug nicht erreichen. He tried hard, but he couldn't catch the train.

Çok uğraştı, ama treni yakalayamadı. Er bemühte sich sehr, aber er konnte den Zug nicht erreichen. He tried hard, but he couldn't catch the train.

Yapamadı. Er konnte nicht. He could not.

O, düşündüğümün aksine hiç ağlamadı. Anders als ich dachte, hat sie nie geweint. He never cried unlike what I thought.

Çok istediği halde, gidemedi. Obwohl er es so sehr wollte, konnte er nicht gehen. Even though he wanted to, he couldn't.

Gözlüğünü takmasına rağmen yazıyı bir türlü okuyamadı. Obwohl er seine Brille trug, konnte er den Text nicht lesen. Although he wore his glasses, he could not read the article.