image

Temel Dil Bilgisi, The Turkish Suffixes / Part 4 Locative Case

The Turkish Suffixes / Part 4 Locative Case

Evde oturup,onun gelmesini bekleyelim. Çantada neler var? Ağaçta kaç tane kuş var? Uçakta ,el çantamı unuttum.

Kulaklıkta bir sorun var sanırım,seni duyamıyorum. Okulda çok yorulduğun kesin. Matematikte uzman sayılırım. Masada duran kağıtları nereye kaldırdın? Aklımda olanları hemen bir yere yazmalıyım. Onda farklı bir şeyler var. Yazlık evimizde bir parti vereceğiz. Bu resimde anlatılmak istenen nedir? Vestiyerde yer olmadığı için paltom elimde kaldı. Mutfakta işim bittiği anda,kapı çaldı. Adada yaşamak keyifli olmalı. Davetiyede saat belirtilmemiş. Bilgisayarda uzun süre çalışmak,gözlerimi yoruyor. Hangi kitapta okumuştum,ben bu sözü? Kafanda kaç tilki dolaşıyor senin? Apartmanda yaşanan tartışmayı,herkes duymuş olmalı. Televizyonda yayınlanan programlardan bir çoğu o kadar gereksiz ki;kimsenin izlediğini sanmıyorum.



Want to learn a language?


Learn from this text and thousands like it on LingQ.

  • A vast library of audio lessons, all with matching text
  • Revolutionary learning tools
  • A global, interactive learning community.

Language learning online @ LingQ

The Turkish Suffixes / Part 4 Locative Case

Evde oturup,onun gelmesini bekleyelim. Lass uns zu Hause sitzen und warten, bis er kommt. We'il sit at home and wait for her to come. Çantada neler var? Was ist in der Tasche? What's in the bag? Ağaçta kaç tane kuş var? How many birds are in the tree? Uçakta ,el çantamı unuttum. On the plane, I forgot my handbag.

Kulaklıkta bir sorun var sanırım,seni duyamıyorum. Ich glaube, mit den Kopfhörern stimmt etwas nicht, ich kann dich nicht hören. I think there's something wrong with the headset, I can't hear you. Okulda çok yorulduğun kesin. Ich bin sicher, du warst sehr müde in der Schule. You're really tired at school. Matematikte uzman sayılırım. Ich bin Experte für Mathematik. I'm an expert in math. Masada duran kağıtları nereye kaldırdın? Wo hast du die Papiere auf den Tisch gelegt? Where did you get the papers on the table? Aklımda olanları hemen bir yere yazmalıyım. Ich muss sofort aufschreiben, was mir durch den Kopf geht. I have to write down what's on my mind. Onda farklı bir şeyler var. There's something different about him. Yazlık evimizde bir parti vereceğiz. We're having a party in our cottage. Bu resimde anlatılmak istenen nedir? Was ist mit diesem Bild gemeint? What is meant in this picture? Vestiyerde yer olmadığı için paltom elimde kaldı. Mein Mantel wurde in meinen Händen gelassen, da in der Garderobe kein Platz war. I had my coat left in the cloakroom. Mutfakta işim bittiği anda,kapı çaldı. Kaum war ich in der Küche fertig, klingelte es an der Tür. As soon as I was finished in the kitchen, the door rang. Adada yaşamak keyifli olmalı. Das Leben auf der Insel muss angenehm sein. Living on the island must be enjoyable. Davetiyede saat belirtilmemiş. Die Uhrzeit ist in der Einladung nicht angegeben. No time specified in the invitation. Bilgisayarda uzun süre çalışmak,gözlerimi yoruyor. Lange am Computer zu arbeiten ist anstrengend für meine Augen. Working on the computer for a long time, my eyes are tired. Hangi kitapta okumuştum,ben bu sözü? In welchem Buch habe ich diesen Satz gelesen? In which book I read, I mentioned this? Kafanda kaç tilki dolaşıyor senin? Wie viele Füchse laufen in deinem Kopf herum? How many foxes are in your head? Apartmanda yaşanan tartışmayı,herkes duymuş olmalı. Jeder muss von dem Streit in der Wohnung gehört haben. The discussion in the apartment must be heard by everyone. Televizyonda yayınlanan programlardan bir çoğu o kadar gereksiz ki;kimsenin izlediğini sanmıyorum. Viele der im Fernsehen ausgestrahlten Sendungen sind so unnötig, ich glaube nicht, dass jemand zuschaut. Many of the programs broadcast on television are so unnecessary that I don't think anyone is watching.

×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.