×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Temel Dil Bilgisi, The Turkish Suffixes / Part 3 Ablative Case

The Turkish Suffixes / Part 3 Ablative Case

Attan düştüm. Evden ayrıldığımda,saat beşti. Çantamdan cüzdanımı çıkardım. Ormandan yürümemiz gerekti. Çocuktan al haberi. Kimseden yardım isteme! Annemden para isteyeceğim. Öğretmenimden sınav kağıdımı yeniden incelemesini isteyeceğim. Yazdan beri yeni bir ayakkabı almadım. Köprüden geçerken,boğaza giriş yapan gemileri seyrettim. Sana zarar verebilecek insanlardan uzak durmaya çalış! Taşımaktan yorulunca,torbaları yere bıraktım. Anlatmaktan yoruldum artık. İşte mağazadan aldığım elbiseler. Sokaktan gelen sesten rahatsız oldum. Yalnızlıktan sıkıldım. Otobüsten inerken az kalsın düşüyordum. Sinemadan biraz erken çıktık. Uçaktan korkuyorum,ama yapacak bir şey yok. Biz,iki arkadaş büyük bir hevesle ağaca tırmandık.Tam meyve koparmaya başlayacaktım ki; ağaçtan aşağı düştüm.


The Turkish Suffixes / Part 3 Ablative Case

Attan düştüm. I fell from the horse. Я упал с лошади. Evden ayrıldığımda,saat beşti. When I left home, it was five o'clock. Quand j'ai quitté la maison, il était cinq heures. Когда я вышел из дома, было пять часов. Çantamdan cüzdanımı çıkardım. Ich nahm meine Brieftasche aus meiner Tasche. I took my purse out of my purse. Я вынул свой кошелек из сумки. Ormandan yürümemiz gerekti. Wir mussten durch den Wald laufen. We had to walk through the woods. Пришлось гулять по лесу. Çocuktan al haberi. Holen Sie sich die Neuigkeiten von dem Kind. News from the child. Получите новости от ребенка. Kimseden yardım isteme! Ask no one help! Не проси никого о помощи! Annemden para isteyeceğim. I'm gonna ask my mom for money. Я собираюсь попросить у моей мамы деньги. Öğretmenimden sınav kağıdımı yeniden incelemesini isteyeceğim. Ich werde meinen Lehrer bitten, meine Prüfungsarbeit noch einmal zu überprüfen. I'm going to ask my teacher to re-examine my exam paper. Я попрошу моего учителя повторно изучить мой экзаменационный лист. Yazdan beri yeni bir ayakkabı almadım. Ich habe mir seit dem Sommer kein neues Paar Schuhe mehr gekauft. I haven't bought a new shoe since summer. Я не покупал новые туфли с лета. Köprüden geçerken,boğaza giriş yapan gemileri seyrettim. Während ich die Brücke überquerte, beobachtete ich die Schiffe, die in den Bosporus einfuhren. As I crossed the bridge, I watched the ships entering the throat. Пересекая мост, я наблюдал за кораблями, входящими в Босфор. Sana zarar verebilecek insanlardan uzak durmaya çalış! Versuchen Sie, sich von Menschen fernzuhalten, die Sie verletzen können! Try to stay away from people who might harm you! Старайтесь держаться подальше от людей, которые могут навредить вам! Taşımaktan yorulunca,torbaları yere bıraktım. Als ich das Tragen satt hatte, ließ ich die Taschen auf dem Boden liegen. Tired of moving, I put the bags on the floor. Когда я устал носить его, я положил сумки на землю. Anlatmaktan yoruldum artık. Ich bin es leid zu erklären. I'm tired of telling you. Я устал говорить тебе сейчас. İşte mağazadan aldığım elbiseler. Hier sind die Kleider, die ich im Laden gekauft habe. Here are the dresses I bought from the store. Вот платья, которые я купил в магазине. Sokaktan gelen sesten rahatsız oldum. Ich war durch den Lärm von der Straße gestört. I was disturbed by the noise from the street. Меня беспокоил звук с улицы. Yalnızlıktan sıkıldım. Ich habe es satt allein zu sein. I'm tired of loneliness. Мне скучно от одиночества. Otobüsten inerken az kalsın düşüyordum. Ich bin fast hingefallen, als ich aus dem Bus gestiegen bin. I almost fell as I was getting off the bus. Я не смог выйти из автобуса. Sinemadan biraz erken çıktık. Wir verließen das Kino etwas früher. We got out of the cinema a little early. Мы вышли из кинотеатра немного рано. Uçaktan korkuyorum,ama yapacak bir şey yok. Ich habe Angst vor dem Flugzeug, aber es gibt nichts zu tun. I'm afraid of the plane, but there's nothing to do. Я боюсь самолета, но тут нечего делать. Biz,iki arkadaş büyük bir hevesle ağaca tırmandık.Tam meyve koparmaya başlayacaktım ki; ağaçtan aşağı düştüm. Wir, zwei Freunde, kletterten mit großer Begeisterung auf den Baum, ich wollte gerade anfangen, Obst zu pflücken; Ich bin vom Baum gefallen. We, two friends, climbed up the tree with great enthusiasm. I fell down from the tree. Мы, два друга, взобрались на дерево с большим энтузиазмом. Я упал с дерева.