×

We use cookies to help make LingQ better. By visiting the site, you agree to our cookie policy.


image

Günlük Yaşam, Yaz Ayları - 1

Yaz Ayları - 1

Yaz ayları olduğunda, çoğu İstanbullu tatil amacıyla şehirden uzaklaşmaya çalışır.

Yazın, İstanbul oldukça sıcak olur. Tatil imkanı olan ve yazlık bir evi olanlar yaz aylarında şehirden ayrılırlar. Bizim de bir yazlık evimiz var.

Ege Denizi sahilinde ve çok keyifli bir yer. Bahçe içinde müstakil bir ev; önünde ve arkasında iki adet bahçesi var. Denizde yüzmeyi, balık tutmayı, bahçede bir ağacın gölgesinde uyuklamayı çok seviyorum. Şehir hayatı insanı yoruyor ve insan daha sakin, daha doğal, daha yeşil bir hayatı özlüyor. Bu ev, şehrin kalabalığından uzaklaşmamızı sağlıyor. Kış ayları için enerji depolamamıza yardımcı oluyor. Haftanın bazı günlerinde, yakın kasabalarda yerel pazarlar kuruluyor.

Bu pazarlarda organik sebze ve meyveler bulunuyor. Taze taze alınan sebzelerden enfes menüler hazırlanabiliyor.


Yaz Ayları - 1

Yaz ayları olduğunda, çoğu İstanbullu tatil amacıyla şehirden uzaklaşmaya çalışır. Während der Sommermonate versuchen die meisten Istanbuler, der Stadt für den Urlaub zu entfliehen. In the summer months, most Istanbuls try to get away from the city for a holiday.

Yazın, İstanbul oldukça sıcak olur. In summer, Istanbul is quite hot. Tatil imkanı olan ve yazlık bir evi olanlar yaz aylarında şehirden ayrılırlar. Wer eine Urlaubsmöglichkeit und ein Sommerhaus hat, verlässt im Sommer die Stadt. Those who have a holiday home and have a summer house leave the city in the summer. Bizim de bir yazlık evimiz var. We have a summer house.

Ege Denizi sahilinde ve çok keyifli bir yer. Very pleasant place and on the coast of the Aegean Sea. Bahçe içinde müstakil bir ev; önünde ve arkasında iki adet bahçesi var. Ein Einfamilienhaus im Garten; Es hat zwei Gärten vorne und hinten. A detached house in the garden; There are two gardens in front and behind. Denizde yüzmeyi, balık tutmayı, bahçede bir ağacın gölgesinde uyuklamayı çok seviyorum. Ich liebe es, im Meer zu schwimmen, zu angeln und im Schatten eines Baumes im Garten ein Nickerchen zu machen. I love swimming in the sea, fishing, sleeping in the shade of a tree in the garden. Şehir hayatı insanı yoruyor ve insan daha sakin, daha doğal, daha yeşil bir hayatı özlüyor. Das Stadtleben ist ermüdend und die Menschen sehnen sich nach einem ruhigeren, natürlicheren, grüneren Leben. The life of the city is tired and the human misses a quieter, more natural, greener life. Bu ev, şehrin kalabalığından uzaklaşmamızı sağlıyor. Dieses Haus ermöglicht es uns, dem Trubel der Stadt zu entfliehen. This house allows us to get away from the crowds of the city. Kış ayları için enerji depolamamıza yardımcı oluyor. Es hilft uns, Energie für die Wintermonate zu speichern. It helps us store energy for the winter months. Haftanın bazı günlerinde, yakın kasabalarda yerel pazarlar kuruluyor. An einigen Tagen der Woche werden in den umliegenden Städten lokale Märkte aufgebaut. On some days of the week, local markets are established in nearby towns.

Bu pazarlarda organik sebze ve meyveler bulunuyor. These markets include organic vegetables and fruits. Taze taze alınan sebzelerden enfes menüler hazırlanabiliyor. Aus frisch gepflücktem Gemüse lassen sich köstliche Menüs zubereiten. Delicious fresh menus from freshly picked vegetables can be prepared.